GRİP

Dünyada oldukça yaygın olarak görülen, bulaşıcı, ateşli bir virüs hastalığı. Grip, ilk defa on ikinci yüzyılın sonlarında tarif edilmiştir. Bundan sonra her asırda birkaç salgın bütün dünyayı kaplayarak milyonlarca insanı öldürmüştür. 1929 yılından beri on büyük salgın yapmıştır. 1918’deki büyük salgında hastalık İspanya’dan çıktığından “İspanyol gribi” adını almıştır. Kısa sürede Avrupa’yı kaplamış, 1919 da Amerika’ya da geçerek dünyada yaklaşık 20 milyon insanı öldürdükten sonra şiddetini kaybetmiştir. Son büyük salgınlar 1957 ve 1968 de olmuştur ve “Asya gribi” adıyla tanınmıştır. Hastalığın virüsler tarafından meydana getirildiğini 1933 te Andrews ve Laidlaw bulmuşlardır.

Gribe yol açan virüslere influenza virüsleri adı verilir ve A, B, C diye bilinen üç ayrı tipi vardır. Bunlar da kendi aralarında çok sayıda alt tiplere ayrılırlar. Bu virüsler, dış fizikî etkilere karış dayanıksızdırlar. Güneş ışınları ile kısa sürede ölürler. Eter, formaldehid, fenol gibi kimyevi maddelere karşı da hassastırlar.

Grip, bütün dünyada devamlı olarak bulunan ve soğuk mevsimlerde salgınlar yapan bir hastalıktır. Yaz sonlarında, sıcak aylarda başlayan salgınlar da tespit edilmiştir. Gribe bütün ırklar ve cinsler duyarlıdır. Küçük çocuklar ve gençlerin yakalanması daha sıktır. Erişkinlerde hastalanma daha azdır. Yaşlılar, salgınlar sırasında tehlikededir. Salgınlar şehirlerden başlar, okul, kışla, fabrika gibi toplu yaşanılan yerlerde temas kolay olduğu için, buralarda yayılma hızlı olur. Kış mevsiminde kapalı ulaştırma vasıtalarının, sinema, tiyatro gibi yerlerin müsait şartları gribin kolaylıkla bulaşmasını sağlar. Grip hastalığını yapan virüsün etraftaki hayvanlardan, özellikle domuzdan bulaştığı tespit edilmiştir.

influenza virüsünün, solunum sisteminin epitel hücrelerine özel bir alakası olduğundan,vücuda solunum yollarından girer. Giribin geçişi insanlar arasındaki temaslar iledir. Öksürük ve aksırık ile çevreye saçılan damlacıklar içinde fazla miktarda virüs vardır. Bunlar,havaya ve tozlara karışır. Tozların solunması ile virüsler solunum yollarına girmiş olur. Virüsün hasta tarafından kullanılan maddeler ile de bulaşması söz konusudur.

Solunum sisteminin hücrelerine giren virüsler süratle çoğalırlar. Daha sonra virüslerin içinde ürediği epitel hücreleri patlayarak virüsler kana karışırlar. Kana karışan virüslerin zehirleri ile genel hastalık belirtileri ortaya çıkar.

Hastalığın kuluçka dönemi 1-3 gün kadardır. Bu kuluçka döneminin sonunda hastalık ani olarak başlar. Titreme ile 39-40°C’ye çıkan ateş, baş ağrısı, eklem, kas, sırt ve bel ağrıları vardır. Hasta halsiz ve bitkindir.Bazen mide bulantısı ve kusma görülür. Yüz kızarmış, gözler parlaktır. Ağrılı yutma, kuru ve sert bir öksürük,iman tahtası (Göğüs kemiği) arkasında ağrı ve yanma hissi olur. Ateş çok defa 4-5. günlerde terleme ile düşer. Bazen deri ve mukozalarda döküntüler de görünebilir. Bazen uykusuzluk, huzursuzluk, çocuklarda havaleler olabilir.

Tek tük görülen veya hafif geçen salgınlarda ölüm oranı düşüktür. Fakat büyük salgınlarda ölüm oranı %10-15 i bulur. Yaşlılarda, dolaşım yetmezliği olanlarda,gebelerde, diğer bir hastalık üzerine eklenen grip vakalarında ölüm oranı yüksektir. Bazılarında grip çok hafif geçer. Kişi yatağa yatmak ihtiyacını bile hissetmeden hastalığı atlatır. Bu şekil kısmi bağışıklığa sahip kişilerde ortaya çıkar. Bu kişiler gribi yaymak bakımından tehlikelidirler.Ateş düştükten sonra hastalar bitkin bir durumdadırlar. Günlerce yataktan kalkmak istemezler. Nekahat devresindekiler ancak 1 – 2 hafta sonra günlük işlerine dönebilirler.

Hastalığın seyri esnasında çeşitli organlarda hastalık tablosu dışında hasarlar olabilir. Virüs akciğerleri etkileyip doku direncini kırdığı için, öldürücü zatürreye dönebilir. Bu zatürre esnasında akciğer apsesi ve zatülcemp de ortaya çıkabilir. Griple beraber kalp kası iltihabı, orta kulak iltihabı, sinüzit ve menenjit de görülebilir. Teşhisinde ağız sıvısından alınan materyalin doku kültüründe üremesi kesin bilgi verir.

Gribin özel bir tedavisi yoktur. Yatak istirahati,temizliğe tam olarak riayet, hastayı sağlam insanlardan ayırmak ilk yapılacak işlerdir. Hastanın odasının havasını sık sık değiştirmek faydalıdır. Odanın ısısı 18-23°C arasında ve rutubeti normal olmalıdır. Sindirimi kolay bütün besin maddelerini ihtiva eden,sıvısı bol bir gıda rejimi uygulanır. Ağrılar için aspirin faydalıdır. Ağır vakalar hastaneye yatırılmalıdır. Başka organlarda komplikasyon yapmışsa antibiyotikler de hekim kontrolünde kullanılır. Öksürüğü tamamen kesmek zararlıdır.

Korunma: İlk husus hastaları sağlamlardan ayırmaktır. Salgınlarda tiyatro ve sinemalar kapatılmalı ve okullar tatil edilmelidir. Şahsi korunma için grip aşısı yapılmıştır. Belli virüs tipine karşı yapılan aşı, diğerlerinin yaptığı griplerde faydasız olduğu için, Aşının birçok virüs tipine kar­ şı yapılması gerekir. 1957 de çıkan büyük salgında Asya tipi ve A2 grubundan hazırlanan aşı ile yalnız kuzey Amerika’da 50 milyona yakın insan aşılanmıştır. Polivalan(birçok virüs tipine karşı hazırlanmış) grip aşısı, deri altına 1 cc. yapıldıktan sonra on gün geçince kanda gripten koruyucu müdafaa cisimcikleri (antikorlar)meydana gelir. İki ay sonra aşı tekrarlanmalıdır. Aşının koruma süresi bir senedir. Yaygın uygulanmamakla beraber gribin canlı aşılan da yapılmıştır. Hafif hastalık belirtilerinin meydana gelmesine karşı, bu aşının koruyucu etkisinin daha üstün olduğu söylenmektedir.

Veterinerlikte hayvan gripleri çok bulaşıcıdır. Üst solunum yollarındaki bozukluklarla kendini gösterir. Atta, sığırda, kuşlarda ve bilhassa domuzda görülür.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)