Göçmenlerin Sıkıntı Yaşamaması için Tedbirler Alınsın!

Göçmenlerin Sıkıntı Yaşamaması için Tedbirler Alınsın!

GÖÇMENLER
Osmanlı artık gücünü kaybetmiş, zayıflayan ve geri çekilen bir devlet olmuştur. Bir zamanlar genişlemek için yapılan göçler, bu kez geriye, geride kalan topraklara doğru yapılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti aldığı tedbirler ile hem göç edenlerin, hem de kendisinin sıkıntılarını en aza indirmeye çalışmıştır…

 

Kuruluş ve özellikle devletin güçlü olduğu yükselme dönemlerinde Osmanlı toplumunda göçler fethedilen topraklara doğru yapılmaktaydı. Ancak devletin zayıflayıp toprak kaybetmeye başlaması, göçlerin tersine yapılmasına sebep oldu. Kaybedilen topraklarda yaşayan Müslüman halk, Osmanlı Devleti’nin elinde kalan bölgelere doğru göç ediyordu. 19. yüzyılın başlarında toprak kayıplarına bağlı olarak bu göçlerin arttığını görmekteyiz. Bunlardan biri de, toprakları Fransızlar tarafından işgal edilen Cezayirli muhacirlerin göçleriydi. Ancak bu göçlerin giderek artması, devleti zor durumda bırakarak bazı sıkıntıların yaşanmasına sebep oluyordu.

Osmanlı Devletinin, birtakım sıkıntı ve endişelerin Cezayirlilerin göçüyle tekrar yaşanmaması için aldığı tedbirleri, 1894 tarihli vesikadan okuyalım.

Günümüz Tiirkçesiyle

Hâriciye Nezâretine

Osmanlı ülkesine göç etmek isteyen muhacirler, ileride herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için, Osmanlı tebaalığını kabul ettiklerine, devletin kanun ve nizamlarına uyacaklarına ve bundan böyle yabancı devlete tâbilik iddiasında bulunmayacaklarına dair bir mazbatayı ayrı ayrı mühürleyip imzalayacaklar ve sefaretlerine de tasdik ettireceklerdir. Bu hususun Cezayir gibi yabancı memleketlerden sayılmayıp protesto altında bulunan mahallerden gelecekler hakkında dahi, zikredilen yerin yabancı devlet ülkesinde olduğunu tasdik etmeyecek şekilde bir kayd-ı ihtirazi şartıyla usûl ittihaz edilmesi, müzakerelerle karara bağlanmalıdır. Bu karar, Meclis-i Vükelâ’ca görüşülüp kabul edildikten sonra, mazbata ile padişaha arz edilmelidir. Vatan edinmek için Beyrut’a gelen kadın-erkek toplam yüz elli Cezayir

göçmeni de, belirtilen şekilde bir mazbata imzalayıp sefaretin tasdikinden ve nüfusa kayıtları yapıldıktan s©nra kabul edileceklerdir. Bunlar, padişah hazretlerinin emridir.

Bu sebeple, Beyrut’taki muhacirlerden de -nasıl ve nerede iskân edilecekleri s©nradan bildirilmek üzere- birer mazbata alınarak sefarete tasdik ettirilmek için Bâb-I Alî’ye gönderilmesi Beyrut Vilâyeti’ne bildirilmiştir. Bu işin çabucak ve etraflıca müzakere edilerek zikredilen muhacirlerden alınacak mazbatanın tasdik muamelesinin de kararlaştırılıp neticesinin bir an evvel bildirilmesi Şüra-yı Devlet Başkanlığı’na iletilmiştir. Size de 28 Teşrînievvel sene 1309 tarihinde malumat verilmişti. Beyrut Vilayeti’nden cevap olarak gelen 3 Cemâziyelâhir sene 1311 tarihli ve elli sekiz numaralı mektup, bahsedilen muhacirlerden padişahın emri gereği alınan ekteki belge ile beraber size gönderilmiştir. Bunların birer nüshası Bâblâlî’de ve Hariciye Nezareti’nde muhafaza edilmeli, diğeri ise vilâyete gönderilmek üzere mezkûr evraklarla beraber iki sureti, Fransa sefaretine tasdik ettirilmelidir. Sonra aslı ile zikredilen suretlerden birinin gönderilmesine himmet olunmalıdır.

18 Recep 1311 / [25 Ocak 18941

Metnin Transkripsiyonu

Hâriciye Nezâret’i Çelilesi’ne

Memâlik-i Şâhâne’ye nakli hâne etmek arzu eden bi’l-cümle muhâcirînin ileride münazaa ve müşkilât ihdâs eylemelerine mahall kalmamak için tâbi‘iyyet’i Osmaniyye’yi kabûl et diklerine ve kavânîn ve nizâmât-ı Devlet’i Aliyye’ye tâbi‘ olacaklarına ve âtiyen hiçbir veçhile tâbi‘iyyet-i ecnebiyye iddi‘âsında bulunmayacaklarına dâir her birinin ayrı ayrı mühr ve imzâlarını hâvi kendilerine bir mazbata tanzim ve mensûb oldukları sefârete tasdîk etdirildikden sonra kabûl edilmeleri husûsunun Cezayir gibi memâlik-i ecnebiyyeden ma’dûd olmayıp protesto altında bulunan mahallerden gelecekler hakkında dahi mahall-i mezkûrenin düvel-i ecnebiyye ülkesinde olduğunu tasdîk etmeyecek sûretde bir kayd-ı ihtirâzî ilâve edilmek üzere usûl ittihâzı zımnında keyfiyet bi’l-müzâkere karâr altına alınıp Meclis-i Vükelâca dahi tezekkür ve tasdîk edildikden sonra netîce-i mukarrerâtın bâ-mazbata arz-ı atabe-i ulyâ kılınması ve li-ecli’t-tavattun Beyrut’a gelmiş olan zükûr ve inâs yüz elli nüfûs Cezayir muhâcirinin dahi hükûmet-i mahalliye marifetiyle yedlerinden sûret-i meşrûhada bir mazbata alınıp sefârete tasdik etdirildikden ve tahrîrdi nüfûsları icrâ olundukdan sonra kabûl edilmeleri husûsuna irâde-i seniyye-i hazret-i hilâfet-penâhî şerefsâdır olmasına binâen Beyrut’daki muhâcirîn-i merkûmenin sûret ve mahall-i iskânları sonra bildirilmek üzere ber- mantûk-ı emr u fermân-ı hümâyûn yedlerinden bir mazbata alınarak sefârete icâbı veçhile tasdik etdirilmek için Bâb-ı Alî’ye gönderilmesi Beyrut Vilâyet-i behiyyesine ve îcâb-ı maslahatın serî’an bi’l-etrâf müzâkeresiyle muhâcirîn-i mezkûreden alınacak mazbatanın muâmele-i tasdîkiyesi dahi karârlaştırılacak surete tevfîk olunmak üzere neticesinin bir ân evvel iş‘ârı Şûrâ-yı Devlet Riyâseti Vekâlet-i Celîlesi’ne inbâ ve 28 Teşrîn-i evvel sene [1]309 târihinde nezâret-i celîlelerine ma’lûmât i‘tâ olunmuş idi. Vilâyet-i müşârun-ileyhâdan cevâben gelen 3 Cemâziye’l-âhir sene [1J311 târihli ve elli sekiz numaralı tahrirât muhâcirîn-i merkûmeden ber- mantûk-ı emr u fermân-ı hümâyûn ahzolunan varaka-i melfûfe ile beraber savb-ı devletlerine gönderilmiş olmağla birer nüshası Bâb-ı Alî’de ve nezâret-i celîlelerinde hıfz ve diğeri vilâyete irsâl edilmek üzere varaka-i mezkûre ile iki sûreti emr u fermân-ı hümâyûn-ı şâhâne mantûk-ı âlîsine tevfikan icâbı veçhile Fransa sefâretine tasdîk etdirildikden sonra aslı ile mezkûr sûretlerden birinin tisyârına himmet.

18 Receb [!]311/[25 Ocak 1894

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)