GÖÇMEN KUŞLARIN ALTINCI HİSSİ

GÖÇMEN

KUŞLARIN ALTINCI HİSSİ

Göçmen kuşlar sadece havanın nasıl ola­cağını bilmekle kalmıyorlar; aynı /.amanda uçarken güneş, ay ve diğer yıldızlara baka­rak yönlerini de buluyorlar. Kısa bir süre önce, bu olağanüstü kanatlı yolcuların bir de iç pusulaya sahip oldukları ortaya çıktı.

Göçmen kuşlar her yıl kışlama ve üreme bölgeleri arasında binlerce kilometrelik yol aştıklarına göre, hayatta kalabilmek için bu yolculuklara şaşılacak bir uyum sağlamış olmaları gerekir. Bu kuşlar hava sıcaklığına, rüzgârın hız ve yönüne tepki gösterirler. At­mosfer basıncındaki değişikliklere duyarlı oldukları için yol boyunca karşılaşacakları hava koşullarını öngörebilirler. Görüşleri mü­kemmel olup işitme duyulan çok gelişmiş­tir, ancak bunlar uçuş için gerekli nitelikle­rin sadece bir kısmını teşkil eder. Nitekim bu tüy sik’ıet dayanıklılık ve tem hedefe iniş şampiyonları bile; bir kompas, harita ve pu sulaları olmaksızın zor yolculuklar yapabi­lirler. Onun için gidecekleri yolu güneş, ay ve yıldızlara bakarak kestirmeyi iyi başarır­lar. En şaşırtıcı taraf, kısa bir süre önce göç­men kuşların boyun bölgesinde, ferromanye- tik tanecikler bulunmuş olmasıdır. Böylece bu kuşların yerin manyetik alanına karşı du­yarlılığı doğrulanmış olmaktadır. Kuş bilim çiler eskiden beri kuşların yol bulma yete­neklerini fark etmişlerdi, ancak bunu müm­kün kılan iç pusulayı bilmiyorlardı. Şimdi buldukları bu pusula, birçok sırları çözmele­rine yarayacaktır.

Daha yollarını nasıl buldukları araştırıl­madan önce, posta güvercinlerinden uzun süre yararlanılmıştır. Sonraları güvercin ve böyle yolculuklar yapan diğer kuşlar ko­nusunda, çeşitli varsayımlar ileri sürülmüş ve araştırmalar yapılmıştır. Alman kuş bi­limcisi Kramer, kuşların yönlerini güneşe gö­re kestirdiklerini ilk bulanlardandır. Kramer, gündüzleri göç eden kuşlardan bir sığırcığı deney kafesine koydu. Kafesin tiim çevresine öyle bir ayna düzeni yerleştirmişti ki, kuş güneşten başka bir şey göremiyordu. Kra­mer, aynaları çevirerek güneşin durumunu is­tediği gibi değiştirebiliyordu. Bu şekilde gün boyunca aynaları oynatıp durdu. Sonuç­ta sığırcık kuşunun güneşe göre sürekli aynı durumu korumak için, aynanın oynatıldığı ölçüde yer değiştirdiğini fark etti. İşınların doğrudan doğruya gelmesinin ya da ayna­dan yansımasının ise önemi yoktu. Kramer, aynı deneyi kapalı havada ya da kafesi yan saydam kâğıtla örterek tekrar etti ve kuşla­rın yönlerini tümüyle şaşırdıklannı gördü. O halde, öyle anlaşılıyor ki; bu kuşlar güneşin yörüngesi üzerindeki hareketini fark ediyor ve bulundukları noktanın enlem ve boyla­mını kestirebiliyorlardı. Böyle bir yer belirle­me sisteminin ne kadar mükemmel olduğu düşlenebilir. Ayrıca bu yetenekleri dolayısiy- le güneşin yörüngesinde gün ve iklime göre ortaya çıkan değişiklikleri de kuşların dikka­te aldıklarını varsayabiliriz.

Gece kuşları, yönlerini hayli benzer bir sistemle bulmaktadır. Ancak tek yıldıza de­ğil, gök yüzünün genel görünüşüne bakarak yönlerini belirlerler. Mavi sarı asma kuşları bir planctaryumun sonbahar gökyüzü görü­nümü altına yerleştirildikleri zaman bu ya­pay gökyüzüne göre yönlerini bulabilmişler­dir. Öyleyse havanın açık olduğu gündüz ve geceler için yön bulma sorunu çözülmüş ve her şey aydınlatılmış görünmektedir. İyi ama kapalı havada kuşlar yönlerini nasıl buluyorlar?

KUŞLARIN İÇ PUSULASI

O  halde bunu sağlıyan ek bir eleman bu­lunması gerekiyordu. Bunu kanıtlamak için en kolayı, kuşları geçici olarak körletmek ve davranışlarını gözetlemek idi. Araştırmacılar güvercinleri gözlerine cilalanmamış kontakt lensler takarak körlettiler. Bu iş, kuşları hiç rahatsız etmemişe benziyordu ve büyük ço­ğunluğu güvercinliğe geri dönmeyi başardı, işte bunun üzerine manyetik alanın etkisin­den şüphelenilmeye başlandı. Bu varsayımı doğrulamak için iki Amerikalı araştırıcı,

 

Walcott ile Keeton ilk olarak bazı deneyler :?tılar ve güvercinlere küçük mıknatıslar :-ir;:nca kuşların yönlerini tamamen şaşırdı­ğını gördüler. Ondan sonra bu alandaki araş- trmalar çoğaldı. Deneyciler gene Kramer’in ¿¿resine baş vurdular ama bu sefer onu bir Helmholtz bobinin yani bir manyetik alan ^’dükleyici sisteminin merkezine yerleştir- r .er. Bu sistem sâyesinde genliğini değiştir- meksizin alan yönünü değiştirmek olanağı sağlandı. Bunun üzerine saka kuşlarının de- £:;mez şekilde kendilerini manyetik alana iöre yönelttikleri görüldü. Bu yetenek bütün kuşlarda varmış gibi görünmektedir. Ancak jeçilen yol ve aşılan uzaklık her kuş türüne ;öre değişmektedir. Ayrıca, manyetik alan yeryüzünün bütün noktalarında aynı şiddette değildir; çünkü kutuplar ile ekvator arasında farklılık göstermektedir. Nasıl olup ta her kuş türü bu duyusal yeteneği kendi özel amacı için değerlendirebilmektedir ? Şimdi­lik bu sorun henüz kısmen çözülebilmiştir, çünkü manyetik alana göre yön bulma konu­sundaki deneyler ancak az sayıda kuş türü üzerinde yapılabilmiştir. Princeton Üniversi- tesi’nden James Gould, göçmen güvercinlerin yön bulma yeteneğini denedi. Yaptığı de­neylere bakarsak; güvercin, sadece kuzey yö­nüne göre coğrâfı durumunu değerlendir­mekle kalmamakta, yörüngesinde de bulun­duğu yerin manyetik alanına bağlı olarak ge­reken düzeltmeleri yapabilmektedir. Böylece uçuş hatası 2 ilâ 5 kilometreyi aşmamakta­dır.

Bundan sonra sıra, bu duyarlığı sağlayan iç mekanizmayı araştırmaya geldi. Bu iç ya­pıyı çok kısa bir süre önce Walcott Presti ve Pettigrew çok zayıf manyetik alanları sapta- yabilen supra-kondüktör izleyicileri (SQUID ya da supra-kondüktör kuantum interferans cihazı) kullanarak ortaya çıkardılar. Eksi 196 derecelik azot içerisinde dondurulmuş olan güvercinler bu çok duyarlı izleyici ile tarandı. Bütün deneylerde manyetometrenin iğnesi güvercinin beyninin alt bölümündeki bir bölgeye doğru yöneliyordu. Bu buluş ilk adım idi. Daha sonra kafanı« bu bölümü elektron mikroskopu altında incelenince si­nir liflerinde mikro-mıknatıslara çok benze­yen ince uzun cisimcikler görüldü. Röntgen ışınları ile yapılan difraksiyon (kırınım) de­neyleri, bu küçük iğnelerin bileşimini belir­ledi. Bunlar demir açısından zengin bir filiz olan manyetit’ten yapılmıştı; ayrıca az mik­tarda nikel, bakır, çinko ve kurşun içeriyor­du. Yerin manyetik alanı içinde, manyetit kendi alanını yerinkine göre yönlendirir; böylece yer manyetik alanının yönü de bt-

Radarla izleme kuşların göçünü tesbitte de­vamlı olarak kullanılan usullerden biridir. Bu suretle meselâ şiddetli rüzgar altında ya da geceden gündüze geçişte kuşların uçuş yönünü değiştirdikleri izlenmiştir. Bu­radaki ekranda iki milyon kadar ötücü kuş­tan meydana gelen bir sürü görülmektedir.


 

lirlenmiş olur. Manyetit, aynı etkiyi bu si­nir lifleri içinde de göstermektedirr. Başka türlü söylersek, güvercinlerin kafasının içinde bir pusula vardır. Bunun sayesinde bütün yol boyunca dünya manyetik alanının kuvvet çizgilerine oranla, kendi durumlarını belir­leyerek doğru yönü bulurlar. Manyetitin ayrıca, şiddet belirleyici liflerle bağlantılı olması mümkündür, ancak sinir kaslarının ile­tim biçimlerini henüz bilmiyoruz.

Vücudun iyi belirlenmiş bir yerine yapılan renkli işaretler sayesinde kuş fıeryıl yeniden teşhis edilebilir.


 

RADARLA İZLENEN GÖÇLER

Göçmen kuşların yön belirleme düzenek­lerini henüz yeni anlamaya başladık, ancak göçlerin kendisi hakkında çok daha ayrıntılı bilgilere sahibiz. Gözlem usulleri gün geç­tikçe daha duyarlı hâle gelmektedir. İlk kul­lanılan yöntem, kuşa halka takmak idi. Göz­lem istasyonlarında kuşları yakalamak için Helgoland tuzağı denilen huni biçimindeki bir ağ kullanılır. Bunun bir ucuna yiyecek konarak kuşların kolayca tuzağa düşmesi sağlanır. Tuzağa tutulan kuşlar halkalanır. Kuşun ayağına takılan küçük halkada kuşun ‘Kimlik sicili numarası” ile lıalkalamayı ya­pan araştırma merkezinin adı bulunur. Bu yöntem sayesinde Doğa Tarihi Müzesi’nin memeli hayvan ve kuş göçü araştırma merke­zinden M. Jarry, köy kırlangıçlarının yer de­ğiştirimi üzerinde çalışırken Sen ve Marn da yuva kuran kırlangıçların hayatta kalma ve üreme bölgesine geri dönme oranları gibi hu­susları ^el-irle m ey i başarmıştır. Bu suretle 96 km. lik bir alana dağılmış 424 yetişkin kuştan biri eri<ek, üçü dişi olmak üzere sade­ce dördünün Birinci ve ikinci kuluçka dö­nemleri arasında ve bir kilometreyi aşmamak üzere yer değiştirdiğîrîi-belirledi. Eğer araş­tırma limiti 1,5 kilometreye çıkarılırsa yer değiştiren kuş sayısı 11 ‘i erkek, 12’si dişi ol­mak üzere 23’e yükseliyordu, bunlar da ilk yuvalarını terk ettikten sonra yerleştikle­ri ikinci yuvalarına bağlı kalıyordu. Ayrıca erkek kuşların yuvalarına özellikle bağlı ol­duğu gözlenmişti. Erkek kuşlar yuvaların­dan 5 kilometreden fazla uzaklaşmazlar, oy­sa, daha gezginci olan dişiler yuvanın 28 ki­lometre hattâ daha uzağında dolanırlar. Ay­nı şekilde, bu kuşların bir yıldan diğerine ha­yatta kalma oranları da tahmin olunabilmiş­tir. 2—3 yaş arasında bu oran % 45, 3 —

3  yaş arasında % 48 dir. 4 — 5 yaş arasında oran 9ır 13’e inmektedir. Başka bir deyimle, iki yaşında yola çıkan 100 kırlangıçtan üç yaşında 45’i, dört yaşında 22’ i ve beş ya­şında sâdece 2 — 3’ü geri dönebilmektedir.

Halk takma usulii kuşun göç yolu üzerin­deki iki noktayı kesinlikle belirlememizi sağ­lıyorsa da, bu iki nokta arasında izlenen yol hakkında fazla bir ipucu vermemektedir. Kuşları yol üzerinde izlemek için, artık bu alanda da vazgeçilemez bir yardımcı olan radar kullanılmıştır. Bir ekran üzerine yan­sıtılan dalgalar, göçmen bir kus sürüsünün varlığını haber verebilir.Bazı âletler o kadar güçliidür ki, gözetleme bölgesinden 100 ki­lometre uzaklıktaki bir tek kuşu bile sapta­yabilirler, hattâ aynı zamanda değişik yük- seKliKierue goy eueıı kuş suruıermııı yemen uzaklıklarını belirleyebilirler. Kuşların seç­tiği uçuş yüksekliği ortalama olarak 100 — 1500 metre arasında değişmektedir, fakat dikkate değer bazı ayrılıklar da vardır: Ley­lekler 4300 metreye, kara kuyruklu deniz çullukları 6500 metreye kadar erişebilirler. Kullanılan daha incelmiş bir teknik radio- tracking (telsizle izleme) dir. Bunda radarın gözünden kaçabilen küçük kuşların vücudu­na minyatürize edilmiş bir telsiz vericisi iliş­tirilir. Yeryüzünde iyi serpiştirilmiş alıcı an­tenler ile hem bulundukları nokta, hem de izledikleri yol tesbit olunabilir. Bütün bu araştırma ve deneyler, en geniş ölçüde bilgi toplamamızı ve kuşların göç âdetlerini daha iyi anlamamızı sağlamaktadır. Bu âdetler, bir türden diğerine geniş ölçüde değişmek­tedir. Her türün ayrı alışkanlıkları, güzergâh­ları, uçuş yükseklikleri, ayrılma ve varış ta­rihleri vardır. Aslında kuşların göç biçimle­rindeki farklılık, özellikle coğrafi dağılış­larına, yaşama sürelerine, yiyeceklerine ve di­ğer türlerle yaptıkları rekabete bağlıdır. Ör­neğin son 20-30 yıl içinde esmer martıların sayısı o kadar artmıştır ki, bir çok kuşlar ar­tık üreme alanı bulmak için daha uzak böl­geleri araştırmak zorunda kalmışlardır. Eski­den sadece İberya yarımadası ile Kuzey Batı Afrika kıyıları boyunca KTşiayan bu kuşlara bugün Fransa ve İngiltere kıyılarında da rast­lıyoruz. Sayıları böyle artmaya devam ettik­çe kimbilir nerelere kadar yayılacaklardır? Bazılarının bu yeni yerlere devamlı olarak yerleşeceği de sanılmaktadır. Aslında aynı tür bünyesinde, hem göçmen, hem de yerle­şik kuşların bulunması ender bir olay değil­dir. Sığırcık kuşu buna örnektir. Yayılma alanı Doğu Avrupa’dan İngiltere’ye kadar ge­niş bir şeridi kaplar. Doğu Avrupa sığırcığı uzun yolculuklar yapar, çünkü kara ikliminin şiddetli kışından kaçmak zorundadır. Buna karşı, İngiltere’deki adaşı hemen hemen yer­leşiktir. Daha genel olarak söylersek; üreme bölgesi kutup yakınlarında olan kuşlar, üre­me bölgesi daha Güneyde olan kuşlardan çok daha fazla yol aşmak zorundadırlar. Av­rupa’nın dört bucağına dağılmış 473 kuş cinsinden ancak 32 si hemen hemen yerleşik­tir. Bunlar arasında sülün, keklik ve tavuk tü­ründen diğer bazı kuşları sayabiliriz.

Bazı göçler şaşılacak kadar geniş bir alana yayılabilir. Örneğin kanat ve kaslarının ağırl- ğı otuz gramı geçmeyen serçegillerden küçük bir kuş, sırasıyla İngiltere, İzlanda ve Grön- land’a yerleşmiştir ve şimdi Batı Kanada’da yayılmaktadır. Halbuki esas ülkesi Sahra’nın Güneyi idi. Bu kuş yılın yaklaşık sekiz ayını

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.