Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

GERÇEK BEN’İNİ KEŞFETMEK

GERÇEK BEN’İNİ KEŞFETMEK

Bir insan kendini arıyorsa, kaybettiği yere bakmalıdır. Acaba hiç tanımış mıdır kendisini?

Hatırlıyorum, bir adam “Herkes kendisini bulmaya çalışır ama sadece olgun olanlar bunu başarır. Kararlı bir biçimde arayışa girmek de olgunluğun ilk adımıdır” demişti.

Bir gün bir VİP (Çok önemli kişi) karşımda oturarak “En önemli sorunum” demişti, “kendimi bulmaktır.” Meraklı bir yüzle ona bakıp sordum: “Pekâlâ, kendini bulmayı başarabilseydin eğer, nasıl birini bulmak isterdin?”

Kafası bir anda karıştı; birkaç dakika hiç konuşmadı, sonra yavaş yavaş düşündüklerini söylemeye başladı: “Şey, çok basit… John Fitzgerald gibi olmak isterdim… Kendisi hem şirketinin hem de kulübünün başkanı… Birçok uygar faaliyeti var… Üstelik çok da zengin… herkesin gözünün üstünde olduğu çok önemli bir adam o.”

“Ama,” diye karşılık verdim, ” sen kendini bulmaya çalışmıyorsun! Sen John Fitzgerald’ı bulmaya çalışıyorsun!” O odur, sen de sen. Oysa her biriniz hayatını kendi özgünlüğüyle ifade eden eşsiz varlıklarsınız. Eğer aynı olsaydınız, birbirinizin varoluş nedenini, anlamını yok ederdiniz. ‘Kendini bulmak’ tanımı kafa karıştırır. Kendinizi hiç yitirmediniz ki. Hayır, bu kendini bulmak değil, zaten orada olan gerçek Ben’ini ortaya çıkarmak meselesidir. Nerede? Sizden ayrı, sizin dışınızda bir yerde değil.

“Hepimiz içimizdeki mükemmel yüce Ben’i ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Gömülü bir hâzineyi ortaya çıkartmaya benzetebiliriz bunu. Yıllardır kafamızda olan ve gerçek benliğin ortaya çıkmasını engelleyen korku dolu, olumsuz düşüncelerden kurtulmamız gerekir öncelikle.”

“Sanırım nereye varmaya çalıştığınızı anlıyorum,” dedi karşımdaki adam. “Söz konusu bu olumsuz ya da korku dolu düşünceler nedir peki?”

“Sayılamayacak kadar çokturlar” dedim, “îşte bir

kaç tanesi: Bencillik, gurur, benlik davası, sürekli kendini haklı görme saplantısı, kıskançlık, kendine acımak, kin, hile, kendini suçlama, çekememezlik, güvensizlik, hep eleştirel davranmak, nefret, emniyetsizlik, çaresizlik, düşmanlık ve daha birçok şey.”

“Anlıyorum! Evet, anlıyorum!” diye heyecanla karşılık verdi, “Benim için var olmayan bir benliği bulmaya çalışırken kendi gerçek Ben’imi inkâr ediyordum. Tanrı Alemi’ni kendi içimizde aramamızı, gerisinin geleceğini söyleyen İsa çok haklıymış meğerse.”

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.