Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

GENÇLER!..

GENÇLER!..
Gençlik büyük bir nimettir.

İyi bilin ki, genç kalmak; ancak ölümsüz bir inanca sahip olmak, mutlak hakikate teslim olmak ve hizmet etmekle mümkündür.

İman, ibadetle ispatlanır. Nasıl ki, bir davada şâhit aranıyorsa inancınızın ispatında da sizden şahit sorulur. Sizin şâhidiniz, ibadetlerinizde. O halde; namazı huşû ile kılın, orucu tutun, muktedir iseniz hacca gidin ve zekâtınızı verin. Haramları terk edin.

Dikkat edin, kulak verin; bugün insanlığın içinde bulunduğu asıl bunalım, ölümden sonra vuku’ bulacak dirilişe iman edip-etmeme noktasındadır; insanlık, dirilmekten şüphe ediyor. İyi bilin ki; bu, nefsin ve şeytanın vesvesesidir. Diriliş mutlaka gerçekleşecektir. Mülkün sahibi için bu hiç de zor değildir. Nasıl günü görüyor, geceyi görüyor, âlemi seyrediyorsanız; işte, aynen onun gibi, hatta ondan daha da açık öteki âlemi göreceksiniz. İşte o zaman, yaptığınız herşeyden hesap vereceksiniz. Buradaki küçük hesaplar, o büyük hesaba hazırlıktır.

Hak, sizi bu âleme en mükemmel mîmarlar olarak gönderdi. O halde; malzemeyi iyi işleyin, iyi kullanın. Bu sebepten dolayı, kimsenin sizi eleştirmesine fırsat vermeyin. Sizin bir kolunuz dünyada, diğeri de öteki âlemdedir. Bakın, geçmişte ceddiniz maddeyi tasarrufla nice medeniyetler kurdu. Onlara vâris olmalısınız.

İnancınız, mutlak hakikate ve onun esaslarına bağlanmakla kuvvet kazanır. Vatanınız mukaddes ve muazzezdir. Çünkü vatanınız, şühedânın kanı ile yoğrulmuş, evliyânın nefesi ile hayat bulmuş bir beldedir. O, sizin namusunuz-dur. Ona bu mantıkla sahip çıkın. Namusunuza göz diken ırz düşmanları nasıl alçak birer hâin iseler, vatanınıza karşı gizli hesaplar içinde olanlar da öyledir. Vatanınıza sahip çıkmak hem hakkınız, hem de vazifenizdir.

İnancınızı paylaşanlar, çeşitli meşreb ve mezheblerden olabilirler. Onlara gönlünüzü açın, onlarla kardeş olun. Bu, mukaddes inancınızın gereğidir. Sizin mezheb ve meşrebinizden değildir diye kardeşlerinize tavır almanız, hor bakmanız, onları hiçe saymanız yanlıştır. İyi bilin ki; taassub ve hased yaptığınız güzel işleri yakan bir ateştir. Bu ateşe düşmeyin. Eğer hizmet, sizin mezheb ve meşrebinizden olmayan kardeşlerinize mukadderse, sizin onları çekememeniz mutlak kadere isyandır.

Hased, büyük bir hastalıktır. Kaabil, bu hastalıktan dolayı kardeşi Hâbil’i öldürdü. Sonra, nice kavimler de bu hastalıktan helâk oldular.

Hem bilmez misiniz ki, kaderin sizin üzerinizde bir hesabı vardır. Onun hesabı zuhur ettiği zaman, “Bu nasıl olur?” demeyin; rıza gösterin.

Hakkınız olmayan hiçbir şeyi istemeyin. Hakkınız olan herşeye de sahip çıkın. Hakkınızı aramaz, ona sahip çıkmazsanız, hakkınıza karşı en büyük haksızlığı yapmış olursunuz.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.