FİZYOLOJİ

Çağımızda fiz yo loji, yapılan her çalışmayla
ufku biraz daha genişleyen uçsuz bucaksız bir
araştırma alanıdır. Vücuttaki kimyasal tepkimeleri
inceleyen biyokimya, sinir sisteminin
nasıl çalıştığını araştıran sinir fizyolojisi ve
sinirsel uyarı ya da mesaj denen çok küçük
elektrik akımlarının nasıl iletildiğini inceleyen
elektrofizyoloji bu bilim dalının başlıca çalışma
alanlarıdır.
Bazı fizyoloji bilginleri vücut işlevlerini
hücre düzeyinde inceleyebilmek için, örneğin
kan hücrelerinin nasıl hareket ettiğini ya da
kas hücrelerinin nasıl kasıldığını izlemek üzere
mikroskop çalışmalarına ağırlık verirler.
Bazıları da vücut sıcaklığı, nabız hızı, ter ve
idrar olarak atılan su miktarı, kandaki ve
idrardaki kimyasal maddeler gibi çeşitli göstergeleri
ölçerek insanların yorgunluk, stres,
bazı yiyecekler ya da ilaçlar karşısındaki
fiz yo lo jik tepkilerini incelerler. Bu noktada,
normal ve sağlıklı olanı araştıran fizyoloji,
hastalıkların ve olağandışı durumların vücut
işlevlerini nasıl aksattığını inceleyen patolojiye
doğru kayar.
Fizyolojinin araştırma alanlarından biri de
refleksler, yani istemsiz olarak kendiliğinden
doğan tepkilerdir. Kas hareketlerinin çoğu ve
salgıbezlerinin çalışması hep refleks hareketlerdir.
Herhangi bir cisim gözünüze doğru
yaklaştığında, bu organınızı korumak için hiç
düşünmeden gözünüzü kırparsınız. Bacak bacak
üstüne atmışken elinizin kenarıyla dizkapağının
hemen altına sertçe vurduğunuzda
ayağınızın yukarıya doğru fırlaması da basit
bir reflekstir.
Bu tip refleksler, sinir uçlarıyla algılanan
b ir vuruş, bir gıdıklama ya da sıcak, soğuk,
ağrı gibi çeşitli değişikliklere karşı sinirin
verdiği yanıttır. Bu yanıtı ortaya çıkaran
değişikliklere uyaran denir. Sinir ucu böyle
b ir uyaranın varlığını algıladığı anda, omurilik
ve beyinden oluşan merkez sinir sistemine bir
işaret ya da sinyal gönderir (bak. SİNİRLER VE
SİNİR SİSTEMİ).
Ote yandan, bisiklete binme, yüzme, bir
Fransız’ın sorusuna Fransızca yanıt verme,
yemek zamanı yaklaştığında acıkma gibi öğrenilmiş
refleksler de vardır. Bunlara koşullu
refleksler denir. Her günkü davranışlarımızın
bir bölümü koşulsuz ve koşullu reflekslerden oluşur. Bunların incelenmesi de sinirlerin ve
beynin çalışmasını açıklamaya yardımcı olacak
değerli ipuçları verir.
insan vücudu, her gün yiyeceklerle alınan
temel besinlerin bir bölümünü yaşamını sürdürmek
için yakıt olarak, bir bölümünü de
dokularını geliştirip onarmak için yapıtaşı
olarak kullanır. Et, ekmek, balık gibi yiyecekler
vücutta sindirim denen bir süreçten
geçirilerek dokuların kullanabileceği besin
maddelerine dönüştürülür (bak. SİNDİRİM).
Bu besin maddeleri, kasların, salgıbezlerinin
ve sinir sisteminin yapısındaki hücrelerin
gelişmesi ve üzerine düşen görevleri yerine
getirebilmesi için gereklidir. Vücudun büyüyüp
güçlenmesini, sıcaklığını korumasını ve
yaşam için gerekli enerjiyi sağlayan bu besinlerin
bir bölümü, tıpkı otomobil motorundaki
benzin gibi “ yakılır” . Hiçbir madde oksijen
olmadan yanamayacağı için, çevredeki havadan
solunum yoluyla vücuda oksijen alınmadıkça
yaşamsal etkinlikler sürdürülemez
(bak. AKCİĞER; Solunum). Akciğerler havayla
dolunca, kandaki alyuvarlar havanın oksijenini
alarak vücudun bütün hücrelerine taşır.
Besinlerin geri kalan bölümü de, vücuda ısı
ve enerji sağlamak üzere “ yakılarak” karbon
dioksit gazı ile suya dönüştürülür. Daha sonra
bu “ atıklar” solunum yoluyla vücuttan dışarı
atılır. Yediğimiz yiyeceklerin bazı bölümleri
hiç sindirilemediği için, bunlar da sindirim
kanalından geçerek dışkı halinde vücuttan
uzaklaştırılır. Vücuttan atılması gereken maddelerden
biri de üredir. Kanda çözünmüş
durumda olan bu madde, böbrekler kanı
süzerken ayrılır ve idrar dediğimiz sıvıya
karışarak dışarı atılır.
Vücudun hiçbir bölümü kendi kendine,
bağımsız olarak çalışmaz. Her organ öbür
organları, vücudun geri kalan bölümleri de o
organı etkiler. B ir elin yukarıya kaldırılması
gibi en basit bir hareket bile salgıbezlerinin,
kasların ve vücudun öbür bölümlerinin o anki
işleyişinde bir değişikliğe yol açar. Kısacası
vücudun her parçası, son derece karmaşık bir
makine gibi tam bir uyum ve işbirliği içinde
çalışır. Bu eşgüdümün nasıl sağlandığı, nasıl
denetlendiği ve vücudun dış ortamdan gelen
uyaranlara nasıl tepki gösterdiği de fiz yo lo jinin
en karmaşık araştırma konulanndandır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)