FELÂKETLER, MUSİBETLER

FELÂKETLER, MUSİBETLER iiyük felâketler, umumî belalar ekseriyetin – müstehak olmasından meydana gelir, müstehak olmayanları da içine alarak kasıp, kavu rap gider. Seller, yangmlar, salgın halinde hastalıklar ve bir mıntıkayı yerle bir eden zelzeleler hep ekseriyetin gazab’i İlâhiyi celbedecek hataya ¡girmelerinden ve ¡ancak bir İlâhî ihtarla uyanacak kadar gaflete dalmış olmalarıfıdaıj ileri gelir. Şu kadar var ki, kurunup yanısıra yanmakta o lan yaş misâli, başkalarının hatası sebebiyle gelmiş felâ­ ketlere maruz kalan masum Müslümanların bu felâ-* ketlerde kaybettikleri malları,, canları, felâketin davetcisi olan’ âsilerin kaybettikleri malları, canlan gibi değildir. Allah’ı ve emirlerini tanıyıp, Jslâmi hayat yaşayarak, İslâm, dışı fiülere buğzederi, Müslümanların kaybettikleri servetleri bir sadaka hükmüne geçmekte, bir takım za’ limlerin yüzünden gelmiş semavî ve arzî felâketlerden dolayı zayi ettikleri ‘mallarını âhirette sadaka sevabı o: la’rak yanlarında bulmaktadırlar. Ekseriyetin hatasından doğan bir zelzele neticesinde ölenler ise bir- nevi şehid-i hükmî olarak huzur-u İlâhiye intikâl etmektedirler. Bu şebeple gazab-ı İlâhiyi celbedenlerle müstehak olmadıkları halde aynı felâkete maruz kalıîıış olanlar müsâvi derecede değillerdir. Birinin mâlları sadaka, kaybolan canları şehît hükmünde iken, diğeri bu müjdelerden mahrum bulun* naktadır. , ‘ Hayatımızın her safhasında olduğu gibi, felâket ve belalara maruz kaldığımız zamânlarda da bizö, işte bu mancuniz destek olmakta, kaybolan bunca servetimizin sadaka, • enkaz altında can veren kardeşlerimizin de hük* men şelıit olduklarına olan inancımız, Müslümanlar için duymakta olduğumuz ızdırabımızın şiddetini dindirmektedir. Evet, her hadisede, her vak’ada, hayatın her türlü cilvesinde bize imân destek olmakta, imanımızın kuvveti nisbetinde felâket ve belâların ezici tesirine mukavemet ederek, kendimizi ayakta tutabilmekteyizNitekim Resul-ü Ekrem Hazretleri, imanlı insanın felâket karşısındaki tavrını şu veciz misalleriyle izah bu’ yurmuşlardır: — Müslüman yeşil bitkilere benzer. Eksik olmayan felâket rüzgârları onun hayat ve sıhhat bulmasına sebep olur! — Münafık ise, kuruyan bitkilere benzer. Dayanamadığı rüzgârlardan yapraklan dökülür, hayatı söner! Hazret-i Cabir, Resul-ü Ekremin huzurlanndan bir saniyecik olsun ayrılmayan bir Sahabi idi. İşittiklerini başkalanna da ahlatır, mahz-ı hakikat olan Allah’ın Resul’ünün Hadislerini etrafa yayardı. Bir gün gölge gibi takip ettiği Resulullah’dan işittiği şu Hadis-i Şerif’i nakletti : Resulüllah aleyhisselâm buyurdular ki: «— Kıyamet günü, dünyada sıhhat ve âfiyet üzere yaşamış olanlar, felâket ve belalara maruz kalmış felâ­ ketzedelere verilen nimetleri ‘görünce, keşke biz de aynı belalara uğrasaydık, hatta etlerimiz makaslarla kesilseydi de, biz de bu felâketzedeler gibi- olsaydık, diye temennilerde bulunacaklardır.» Bu sebeple Ashab-ı Kiram, maruz kaldıkları felâ­ ket ve belâlara karşı «bumın da bir hikmeti vardır» diyerek sabır ve tahammül göstermiş, imânlarının kendilerine verdiği eesâretle felâketlerin tazyikinden kurtulmuşlardır. ■Bir gün İbn-i Abbas Hazretleri otururken, yanında bulunan A ta’ya: — Cennetlik bir kadm göstereyim, mi sana, dedi?

Ata: «— Kimmiş bu Cennetlik kadın göster bakalım» diye cevap verdi. \îbn-i Abbasi: — Şu giden siyah kadını görüyorsun ya? İşte bu kadın Resulüllah^a geldi, sara tuttuğunu, iyi olması için dua etmesini rica etti. Resulüllah buna: — İstersen Allah’ın sana münasip gördüğü bu hâle sabret Cennetlik ol. İstersen dua edeyim eski haline dö­ nesin, buyurdu. Kadın bir iki saniyelik düşünceden sonra: — Yâ Resulellah, o halde sabrediyorum. Yalnız* sar’a tutunca üzerimi açıyorum. Vücudumun açılmaması için dua ¿diniz, kâfidir, dedi îşte Allahın takdirine isteyerek razı olan bu kaçlın yok mu? Cennetliğin ta kendisidir!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)