Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

FATİH ve FETH-İ MÜBİN

FATİH ve FETH-İ MÜBİN
O tarihe kadar Bizanslılar’m elinde bulunan İstanbul, 29 Mayıs 1453 Salı günü Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildi.

İstanbul, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü durumundaydı ve Karadeniz’le Marmara denizini birbirine bağlayan Boğaz’ın üzerine kurulmuş olması ile jeopolitik açıdan da bütün dünyanın nazarını üzerinde toplamıştı; bugün de aynı durumunu korumaktadır. Onun için birçok defa kuşatılmış ve zorlanmış, fakat düşmemiştir.

İslâm orduları, insanlığı İslâm’ın hidayet yoluna kavuşturup dünya ve ahiret saadetine eriştirmek için dünyanın her tarafına fetih akınları düzenliyorlardı. Bu sebepten Hz. Eyyûb el-Ensârî’nin de bulunduğu bir İslâm ordusu, İstanbul’u kuşatmış, fakat fetih müyesser olamamıştı.

Ancak peygamberimiz, İstanbul’un Müslümanlar tarafından feth edileceğini müjdelemiş ve feth edecek asker ve kumandanı övmüştür. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde; “Muhakkak İstanbul feth olunacaktır; onu feth eden kumandan ne güzel kumandan, onun askerleri

ne güzel askerdir!” buyurmuşlardır.

Fatih Sultan Mehmed, çocukluk yaşından itibaren “feth”e kendini hazırlayan bir insan olarak görülüyor. Nefsini tezkiye edip ruhunu yücelten insan mimarı Akşem-seddin, onu terbiye etmiş; akıl ve madde plânında başta Molla Gürâni olmak üzere birçok hocalar onu genç yaşta umulmadık zirveye ulaştırmışlardır. Mânâ ve madde planında bir dâhi olarak yetiştirilen genç kumandan, babası II. Murat tarafından da çocukluk yaşından itibaren bir hükümdar muamelesi görüyordu. Ona ‘Mehmet’ isminin verilmesi de bir tesadüf değildir. Şöyle ki:

Mehmed, ‘mutlak kâmil insan’ Hz. Muhammed’e varis olsun diye takılmış bir isimdir. Hem öyle ki; onun ‘Mehmed’ ismi, ‘Muhammed’ kökünden gelip nezâketen ‘Mehmed’ olarak alınmıştır. Evet Mehmed, Muhammed isminin gölgesidir. Yani ‘Muhammed’ denilen İslâm ağacının gölgesi, ‘Mehmed’tir. Mehmed ismi her zaman İslâm’ı tam mânâsıyla temsil eden hakiki anlamda ‘mutlak kâmil insan’ Hz. Muhammed’i hatırlatır ve yaşatır. Bir anlamda ‘Mehmed’, ‘Muhammed Sarayı’na açılan mutlak hakikat kapısıdır.

Mehmetçik kelimesi de bu köktendir ve o da, bu kapının eşiği durumundadır. O bakımdan bizim inancımızda Mehmetçiğin askerlik yaptığı ocak, Peygamberlik ocağıdır. Du rum bu olunca, Mehmetçiklerden meydana gelmiş orduların mânâ büyüklüğünü sen düşün…

İstanbul, bu Mehmed’le, Peygamber ocağındaki asker Mehmetçik’ten oluşan bir gönül ordusuyla kuşatılmış ve evvela Bizans surları, gönül oklarıyla yani dualarla dövülmüştür. Daha sonra madde ve mânâyı tasarrufuna alan genç kumandan Sultan Mehmed Han, her çeşit mühendislik hesaplarını yaptığı ve kendisinin de bizzat dökümünde bulunduğu toplarla İstanbul’un surlarını dövdürmüştür.

Karadan yüzdürülen gemiler, büyük bir firaset örneği olarak, o güne kadar hiçbir ordu ve kumandanın hatırına

bile gelmeyen bir metodla Haliç’e indirildi. Bu iman ve irade gücü karşısında İstanbul, 29 Mayıs 1453 Salı gününe kadar dayanmış ve büyük şehit Ulubatlı Hasan’ın, bayrağı burca dikmesiyle feth-i mübin ilân edilmiştir.

İstanbul’un feth olunmasıyla dünyada birçok hakikatler de zuhur etmiştir:

Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya’yı fethin bir sembolü olarak kiliseden camiye çevirmiştir. Ayasofya, herhangi bir kilise değildi. Belki de Hristiyanlığı mânâ olarak temsil eden en büyük kiliseydi. O bakımdan, Tevhid Nuru’nun bu mekânda tecellisi, topyekün Ehl-i Salib’in, Deryâ-yı Ehadi-yet’e, Nur-u Muhammed’e haklı ve güçlü bir davet edilişiydi. Öte yandan, Fatih’in geniş toleransı karşısında birçok gayri müslim din adamları İslâm şerefiyle şereflenmiş ve hakikati bulmuşlardır.

Avrupa’nın ‘Ortaçağ karanlığı’nı yaşadığı bir devirde; yerkürenin öbür yarısını aydınlatarak insanlığı imar edip yücelten İslâm Nuru’nun; günümüzde de, çağdaş insanın içine düştüğü ‘asrî cehalet karanlığı’nı yırtarak kurtuluşuna vesile olmasını ve millet olarak Feth-i Mübin’in mânâsına lâyık olmayı nasip etmesini Cenâb-ı Hakk’tan (c.c.) niyaz ederiz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.