ERKEN VE ORTAÇAĞ ALMAN EDEBİYATI

800’den 1 050’ye kadar eski Yüksek Almancayla yazı­ lanlar, Alman halkların onur, yiğitlik, kader anlayışıyla alçakgönüllülük, fedakârlık ve aşkın hıristiyan yorumu arasındaki çelişkilere ışık tutar. Bugün elimize geçen ilk dönem şiirlerden Hildebrand’ın Türküsü (800) kaderi dindışı bir yaklaşımla yorumlayan dizelerden. Heliand (830), Isa’nın yaşamını eski ile yeninin sentezini yaparak anlatan epik bir şiirdir: Yapıtta İsa bir Alman dükü­ dür ve hıristiyanlık mesajları geleneksel kahramanlık tasvirleriyle verilir. Otfried von VVeissenburg’un Evangelienbuch’ıında ( 870’te! tamamlandı), İncil’den yapı­ lan alıntılardan oluşan yeni bir hıristiyan edebiyatının ilk örneğini buluruz. Bu çalışmada, Alman edebiyatında ilk defa dize sonlarında kafiye kullanılmıştır. X. yy’da manastırlar kültür merkezleriydi ve eski Yüksek Almanca, yerini Latince’ye bırakmıştı. Bu yüzyılda yazılmış üç Alman çoban köpeğiuzun boylu, kısa tüylü, güçlü ve çok zeki bir köpektir. Çoban köpeklerinin renginin genellikle uçuk sarı ya da beyaz renkli olmasına karşılık, en beğenilenlerinin postu kurşuni (üst bölüm) – bejimsi beyazdır. Almandit: Bk. g r e n a . 266 ALMAN EDEBİYATI dindışı yapıt vardır: Waltharius Manufortis’te (930’a doğru) bir uzun, iki kısa heceden oluşan klasik altılı öl­ çüler görülür; EcbasisCaptivi(940), Alman edebiyatından günümüze kalan ilk hayvan masalıdır; Ruodlieb’de (1050) genç bir kahramanın maceraları anlatılır. Bilinen ilk Alman kadın yazar Hroswitha von Gandersheim (950’den sonra) bir rahibeydi ve ahlâki konularda yazdığı yapıtlarda Latin oyun yazarı Terentius’u örneksedi. Orta Yüksek Almanca döneminde (1050-1300) ilk Altın Çağını (1180-1220) yaşayan Alman edebiyatı ba­ şarının şaşırtıcı doruklarına ulaştı. Ortaçağa özgü halk şairlerinin sürdürdüğü laik kültür, karmaşık lirik yapıtlarda saray aşkını ve şövalyeleri ele aldı. Provance’lı XIII. yy. şairlerinden etkilenen halk şairleri arasında, Walter von dıer Vogelweide’nin ayrı bir yeri vardır. Vogelweide, edebiyat alanındaki yapaylıklara, güçlü aşk dalgalanmalarını tanımlamak için kullanılan içi boş âşık sözlerine sırt çevirerek, herkesin kolayca anlayabileceği kı­ sa şiirlerinde, hiciv ve yurtseverliği siyasal bir silah olarak kullandı. Kral Arthur’un efsaneleri, çağdaş Fransız halk edebiyatından etkilenen, Alman kahramanlık şiirlerinin temel kaynağı oldu. Dinsel sınırlandırmalara karşın, şövalyelerin idealize edilmiş dünyası, Hartmann von Aue’nin yapıtlarında ve özellikle de DerArme Heinrich’de (Miskin Heinrich, 1905) karşımıza çıkar. Duygusal şiirin öncülerinden Gottfried |von Strassburg,tamamlanmamış yapıtı Tristan ve Isolde’de duygusal tutkuları yüceltir. Wolfram vıon Eschenbach, Parzival( 1210) adlı yapı­ tında, Alman edebiyatının en derin yapıtlarından birini verdi ve dinin insanlığı kurtaracağı konusunda umutlarını dile getirdi. Yazarı belirsiz bir yapıt olan Nibelungen (Nibelunglenlied, 1200) eski halk efsaneleriyle, yüceltilen çağdaş aşkı ve şövalyeliği karşılaştırır. İnsanlığa duyduğu sempatiye rağmen bu şiir, kuramsal ve kasvetli bir görünümden kurtulamaz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)