ELİOT

ELİOT (Mary Ann evans, George’ denir),
İngiliz kadın edebiyatçısı (Argury Farm,
Nuneaton yakınları, Warqickshire 1819-Londra
1880). Otuz yaşma kadar babasının yanında
yaşadı. Çok kültürlüydü. Felsefeyle
ilgilendi; rasyonalizmi ve A. Comte ile
H. Spencer’in öğretilerini benimsedi.
1846’da Strauss’un Leben Jesu (İsa’nın Hayatı)
adlı şiirini Life of Jesu adiyle İngilizceye
çevirdi. Babasının ölümünden (1849) sonra
Londra’ya yerleşti ve 1852’de Westminster
Revieyv’ün yönetmen yardımcısı oldu.
Burada fransız ve alman edebiyat ve felsefeleri
üstüne çeşitli eleştiri denemeleri yayınladı.
Bu arada bir yandan da Spinoza’mn
Ethica’sından (Ahlâk) ve Feuerbach’m Das
Wesen des Christentums adlı eserinden çeviriler
yapıyordu (1854). O tarihten sonra,
gazeteci George Lewes ile birlikte yaşamağa
başladı. Toplumsal sözleşmelerden bağımsız
kalmak istediğini göstermek için, onunla
evlendi. Lewes onu hayal ürünü eserler
yazmağa yönelterek meslek hayatını etkiledi.
1856’da, kazandığı başarı onu çalışmalarını
bu yolda sürdürmeye yönelten
Amos Bertoriw yayımladı. Bundan başka iki
hikâye daha yazdı, ilk hikâyesiyle birleştirilen
bu iki hikâye 1857’de yayımlanmış olan
Scenes of Clerical Life (Papaz Hayatından
Sahneler) adındaki kitabının ortaya çıkmasına
yol açtı, iki yıl sonra da artık ününü
kesin olarak sağlayan Adam Be de adındaki
romanını yayımladı. Bundan sonra da birçok
eseri kısa aralıklarla birbirini izledi:
yazarın yarı yarıya kendi hayat hikâyesinden
alınmış olan The Mill on the Floss
(Floss Çayı Üzerindeki Değirmen) [1860],
Silas Marner (1861), konusu Savonarola devrinde
İtalya’da geçen tarihî roman Romola
[1863], Felix Holt [1866], psikolojik roman
Middlemarch (Aradaki Mart) [1872], Daniel
Der onda [1876] ve The impressions of Theophrastus
Such (Theophrastus Such’m izlenimleri)
[1879]. Lewes’in ölümünden (1878)
sonra J. W. Cross ile evlendi, ama evlendiği
yıl öldü (1880). İngiliz taşra hayatını onun
kadar doğru bir biçimde vermiş, köy ve kır
yaşayışının onun kadar dokunaklı tasvirlerini
yapmış olan pek az yazar vardır. Kara
ve kötümser bir gerçekçiliği vardı. Ama bu
kapanık gerçekçilik, gerçek bir mizah anlayışı
ve gönül yüceliğiyle dengeleniyordu.
Etkisi yalnız İngiltere’de deği], eserleri romanın
natüralizme yönelmesine yardımcı
olması dolayısıyle Fransa’da da büyük oldu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)