EDEBÎYAT-I CEDÎDE

EDEBÎYAT-I CEDÎDE

EDEBÎYAT-I CEDÎDE

EDEBÎYAT-I CEDÎDE

(Servet-i Fiinun Ed.)

(1895 – 1901)

EDEBÎYAT-I CEDÎDE (Genel Bilgi)

TEVFÎK FİKRET HALIT ZIYA UŞAKLIGÎL

MÜSTAKİL SANATÇILARDAN:
HÜSEYİN RAHMÎ GÜRPINAR

EDEBİYATI CEDİDE
(Servet-i Füııua Edebiyatı >

(1896 – 1901)

Edebiyatı Cedide, öteki adiyle Servet-i Fünun Edebiyatı, Batı uygarlığında jjşsn edebiyatımızı,o ikinci tf^emidir. B*u guyuş goru hayal, dil, an-

jini, sanat anlayışı ve işledikleri konu ^ajpnüspfljcian Tanzimat sanatçılarından ıhr.

Servet-i Fünuncular, daha ve diizenli bir Çgşeofcçt, görmüşlerdi. Batı

ebiyatmı daha yeni kuşaklardan izliyorlar; daha çok parnasçı, realist ve sembo t sanatçılarla ilgileniyorlardı. II. Abdülhamit istibdadının baskısı altında bu-duklan için sosyal olaylarla ilgilenme olanağı bulamamış olmalıdırlar, özgür-ğün kısıtlanmış olması, siyasal durumumuzun bozukluğu, yenilgiler, onları kö-mserliğe götürüyordu. Dışa dönük olmaktan çok, içe kapanık yetiştiler. Bunun kileri yapıtlarında duyulur: Kötümserlik, çevreye üzgün bakış, iyi günlere öz-, gerçekle düş arasında bunalım, düş kınjdığı.

1895’ten önce, çeşitli dergilerde ürünleri yayımlanan bu sanatçılar, bu tarih-Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplanmaya başlar ve birlikte çalışırlar.

Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet İhsan’m 1891’den beri çıkarmakta olduğu et-i Fünun adındaki bilim ve fen dergisini bir edebiyat ve sanat dergisi yap-yı düşünüyordu. Bu sıralarda eski edebiyatı tutanlarla, yeni edebiyatı savu-nlar arasında «kafiye» konusu üzerine yapılmakta olan tartışmaya, Recaizada Tem, Servet-i Fünun dergisinde karşılık verir. Bu tartışma, eskilerle yenilerin sim tamamıyle açar. Recaizade Ekrem, derginin sahibiyle anlaşarak genç sa-tçılan bu dergide toplar. Galatasaray Lisesinden öğrencisi olan Tevfik Fikret’i, eğinin başyazarlığına getirir. Bu çalışmalar 1895’ten 1901 yılma değin sürer. Bu e içinde sanatçılar, şiir, roman, öykü, mensur şiir, eleştiri, anı, gezi yazılan

i türlerde ürünler verirler. Dergide yayımlanan bu yazılar, çoğunlukla, «Ede-yat-ı Cedide Kütüphanesi» adı altında kitaplar halinde de yayımlanır. Halit ZV-Uşaklıgil, bu edebiyata düzyazıda; Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin şiirde ön-tik ederler-

Edebiyat-ı Cedideciler:

1. «Sanat için sanat» ilkesine bağlı kalarak ürünler verdiler. Topluma yarar Olmayı değil; sadece güzel yazmayı amaç edindiler.

2. Güzelliği yalın sözde değil; mecazlı, sanatlı söyleyişte aradılar; süslü üs la (üslûb-i müzeyyen) yazdılar.

3. Roman Ve öyküde Batı’mn, gözleme önem veren, bilimsel metotla çalışan rçekçi sanatçılannı örnek edindiler. Roman ve öykü tekniğini güçlendirdiler

Le biraz sembolistleri, fakat daha çok pâmasçılan benimsediler (bkz. realizm asizm, sembolizm).

4. Pamasçılardan gelen bir titizlikle nazım tekniği ve biçim üzerinde durdu , Ahenge musikiye çok önem verdiler. Şiirde konuyle biçim ve ölçüyü (aruz)

r bütün olarak düşündüler; hatta o kadar ki, Tevfik Fikret, her konuya uygun şecek bir «aruz» ölçüsü olabileceğini ileri sürüyordu; bu düşüncesine uygun «nzumeler yazdı (Yağmur, La Dans Serpantin gibi).

5. Yeni nazım biçimleri getirdiler: Sone (Sonnet), terzarima (terzn rlrnn), •t müstezat gibi.

6. Dilde sadeleşmeye gitmediler; tam tersine, yeni yeni Farsça sözcükler ve tamlamalar kullanarak, Arapçaya baş vurarak dillerini ağırlaştırdılar. Yeni duy gular, yeni düşünceler için yeni Farsça tamlamalar buldular.

7. Çevreye, doğaya, daha çok, kötümser bir gözle baktılar; neşeden çok acı-yı, kendi bunalımlarım dile getirdiler.

8. Batı’ya karşı aşın bir hayranlık duydular; Türkiye’nin ancak Batı kültü rüyle yükselebileceğine inandılar ve bu düşüncelerini savundular.

9. Şiirin konusunu genişlettiler.

4 — III. No.Iu metinde Nef’i tanıtılmış. Tevfik Fikret, bu Divan şairine, ııu-jpıi bir çehre yakıştırmış?

5 — «Çatılmış iki hançer gibi kaşlar; hançer gibi keskin bakışlar; büyük bir ehir gibi coşkunca akıp gidiş». Bu dış görünüşler, Nef’i’nin iç dünyasını da yan

(itiyor mu? Kısaca anîatınız.

6 — Nef’i’yi okudunuz; yaşam öyküsünü az çok biliyorsunuz. Tevfik Fikret, ıun için «Çorak yerde akıp gitmişsin» sözünü niçin söylemiş olabilir?

7 — Tevfik Fikret’in, şairliği yanında ressamlığı da var. Tablolar yapmış, tendi portresini çizmiş. Bunlar, bugün Edebiyat-ı Cedide Müzesi olan, Rumelihi-Jarı’ndaki, «Aşiyan»da görülebilir. Nef’i manzumesinde, Tevfik Fikret’in bu sananını düşündüren bir nitelik göze çarpıyor mu?

IV

SEÇMELER

1. Ey şanlı vatan bayrağı, bir gün seni oğlum Bir mevkib-i zî-heybet-i hürriyyet önünde Çekmiş görebilseydim… O pür hande ölürken Etmezsem eğer şevkini takdis ile secde,

Dünyâda en alçak baba elbet ben olurdum.

Oğlum, onu gönlünce yaşat… Ölme fakat sen.

(«Halûk’un Defteri» manzumesinden)

2. Toprağın: cevher, suyun kevser, bahârın bî-hazan;

İşte dünyâ: Bir eşin bir benzerin yoktur, inan.

Müşfik evlâdın bulur koynunda her gün, her zaman Başka şefkat, başka nîmet, başka kuvvet, başka can…

(«Vatan Şarkısı» manzumesinden)

3. Zulmet sönecek, parlayacak hafck-ı dirahşan Birdenbire bir tâbiş-i bürkânla, inandım.

Bir gün yapacak fen şu siyâh toprağı altın,

Her şey olacak kudret-i irfanla… İnandım.

(«Halûk’un Âmentüsü» manzuıiK-sindcıı)

4. Cehl ölmeli, zuhn ölmeli, hak bulmalı kuvvet;

Hakkın yüzü güldükçe gülümser beşeriyyet…

(«Darülfünûn Marşı» manzumı-simltMi)

5. Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin!

(«Bir Tasvir önünde» nuın/ıınu-siıulpu)
TEVFİK FİKRET (1867-1015)

(1888), bir süre Hariciye ve Sadaret Mektubî kalemlerinde memur olarak çalışmış, bu arada Gedikpaşa Ticaret Mektebinde Fransızca ve Türkçe dersleri okutmuş; daha sonra Galatasaray Sultanisinde ve Robert Kcdejde öğretmenlik yap mıştır.

Tevfik Fikret şiir yazmağa okul sıralarında başladı. Divan şiirinin etkisiyle yazdığı ilk manzumeleri «Müntehabat-ı Tercüman-ı Hakikât», «Mirsad», «Malûmat» gibi dergilerde yayımlandı. Muallim Feyzi, Muallim Naci ve Recaizade Mahmul Ekrem gibi öğretmenlerden edebiyat okuyordu. Onu, eski şiirden yeniye götüren, sanatına yeni bir yön veren Recaizade Ekrem olmuştur. Bundan sonra, Batı şiirini incelemiş ve eski şiirin geleneklerinden kurtulmuş ye yolunu bulmuştur.

1895’te «Servet-i Fünun» dergisinin başına getirildi. Halit Ziya Uşaklıgil, Cenap Şebabettin gibi arkadaşlarıyla, adını bu dergiden alan ve «Edebiyat-ı Cedide» adı da verilen edebiyat ak iminin kurucularından oldu. Beş yıl kadar, bu dergide, arkadaşlarıyla birlikte çalıştı. Daha çok «sanat için sanat» ilkesine bağlı kaldı. Doğa şiirleri; kendi iç dünyasıyle ilgili, düşünce ve duygulara dayanan manzume ler; manzum portreler, ve bunların, yanı sıra küçük yaşam öyküleri yazdı. Arada, yurt sorunlarına değinen manzumeler de veriyordu. Fakat 1900’den sonra yazdığı, büyük manzumesi «Sis» (1901)’le; daha sonrakilerle (Sabah Olursa, Millet Şarkı sı, Rücu’, Doksan Beşe Doğru, Rübabın Cevabı ve Halûk’un Defteri’nde toplanalı manzumeler gibi), sanatının ikinci dönemine girdi; yıirt acılarını duyuran, genç liğe eğilen, onlara doğruyu, iyiyi, özgürlüğü aşılayan; yurdun, ancak Batı uygar lığına yönelmekle yükselebileceğine inanan, içi acıyla dolu, fakat umutlu; genç likten çok şey beklediğini duyuran manzumeler yazdı.

Sağlam bir dile, güçlü bir şiir tekniğine sahip olan Tevfik Fikret, Servet-i Fü n-ın akımının, şiirde, en büyük adıdır. Nazımdan beyit birimini kaldırmak; tümce birimine göre düzenlenmiş duygu ve düşüncelerini kesmeden, kimi kez beş allı dize boyunca sürdürerek nazmı düzyazıya yaklaştırmak; aruz ölçüsünü Türk di line kusursuz denecek kadar ustalıkla uygulamak; Divan nazım biçimlerinden tü müyle kurtulup Batı nazım biçimlerinde (sone, terza-rima, serbest müstezat gibi) yazmak; yazılış benzerliğine dayanan «göz kafiyesi» yerine, ses benzerliğine da. yanan «kulak kafiyesi» kullanmak (*), yeni duygu ve düşüncelere yeni söyleyiş biçimleri, yeni Farsça tamlamalar bulmak; çok değişik konular ele almak; konu, lara uygun düşecek aruz kalıpları arayarak şiire yeni sesler getirmek; konulan, bölünmez bir bütün olarak işlemek, onun Servet-i Fünun şiirine getirdiği özellik’ lerdendir.

Tevfik Fikret’in, Türk dilinin sadeleşmesine karşı tutumu, olumsuzdu. Bununla beraber, birçok manzumelerinde özellikle İkinci Meşrutiyetten sonrakilerde, yor yer, konuşma diline yaklaşan sadelikleri rastlanır. Çocuklar için yazdığı ve luvu ölçüsünü kullandığı «Şermin»de dili, çocukların anlayacağı ölçüde sadedir.

Tevfik Fikret, düşüncelerinin adamı olmuş, onu* yaşamış, eğilmemiş; hakkn, doğruluğa, özgürlüğe, iyiye, güzele âşık bir insandı, ikinci dönem manzumelerin, de ön plana aldığı gençliğin önüne düşecek, onlara inandığı gerçek yolu gösteri’, cek bir ahlâk üstünlüğüne sahipti.

Şiir Kitapları:

Rübab-ı Şikeste (ilk bas. 1899), Tarih-i Kadim (1905), Halûk’un Defteri (1911), Rübabın Cevabı (Î912), Şermin (1914).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.