DÜNYAYA VE İNSANLIĞIN AŞAMALARINA GENEL BAKIŞ |DÜNYA VE EVREN

DÜNYAYA VE İNSANLIĞIN AŞAMALARINA GENEL BAKIŞ

DÜNYA VE EVREN (Ay, Güneş Sistemi vs Evren Hakkında, Cemi Bilgiler)

DÜNYA VE EVREN
DÜNYA VE EVREN

Uzayda insan, ayın fethi: tnsan önce dünyayı fethetti. Fakat bu, ilkçağlardan günümüze kadar yüzyıllar boyunca başarılabildi. Kartacalı Hannon M. Ö. V. yüzyılda Batı Afrika kıyılarında Gine körfezine kadar inmişti. Ortaçağlarda İbni Batuta, Marco Polo gibi gezginler ve Vikİng’ler gibi denizei insanlar dünyanın tanınmasına büyük katkılarda bulunmuşlardı. Kolomb 1492 “do Avrupa ile Amerika arasında okyanusu aşmış, Macellan ve arkadaşları ise 1519-1521’de dünya çevresini ilk kez olarak dolaşmışlardı. Amerikalı Pearv (Peri) 1909’da kuzey, Norveçli Amundseıı 1911 ’de güney kutbu noktalarına ulaşmışlar. E. Hillary ve N. Tensrng 1953’de dünyanın cn yüksek noktası olan Everest’e tırmanmışlardı.

Yukarıda adı geçen kişiler, dünyanın fethi için birkaç bin yıldan beri durmadan süregelen çalışmalara katılanlardan sadece birkaçıdır. Bütün bu çalışmalar, o zamanki koşullar ve olanaklar düşünülecek olursa, gerçekten büyük birer başan ve dünya uygarlık tarihinin gerçekten önemli olaylarıdır.

Fakat insan zekâsı ve azmi bununla yetinmedi. Bugünün inSanı artık -uzayın fethine girişmiş bulunuyor. Çünkü bu inanılmaz işleri yapabilecek bilimsel ve teknik olanaklara sahiptir. Yoksa insan, dünyayı çepeçevre kuşatan gökboşluğu karşısında daha ilkçağlardan beri düşünmekten geri kalmamıştı. Yüzyılımızın başlarında Jule? Verne (Jüî Vern), Wells (Velş) gibi romancıların insanı dünyadan aya götüren meraklı yazılarını okuyan kişilerden acaba kaçı bu hayalin yakın bir gelecekte gerçekleşeceğini düşünebilmiş Ve buna inanabilmişti?

Bay çalışmaları yenidir. İkinci Diînya Savaşından sonra başla) m*}, r en beri de hızlanmıştır. 1950 yde ilk koz bir ‘‘Milletlerarası Astrono-»ngresi” toplandı. Bu toplantıda A. B. Devletleri ile Sovyetler Bir-►57-1958 de yapılacak olan “Milletlerarası Jeofizik Yılı” na çok bir olayla katılacaklarını bildirdiler. Gerçekten 1957’de Sovyetler , 1958 de de A. B. Devletleri uzaya dünya çevresinde belli bir yc>-üzerinde dönen birer yapma uydu fırlattılar: S p u t n i k T v< örer I. Bu ilk başarıyı, daha da gelişmiş olan ötekiler-‘îşşledi.

XVI. yüzyılda dünyanın çevresini ilk kez dolasan Maeellan ve arkadaşlarının gezisi ile XX. yüzyılda aya ilk kez ulaman astronotla nngezilerini kartlaştırınız. Sizce hangisi daha güç bir gesidir? Her iki seyahatin şartlarını göz önünde tutarak düğününüz. • ‘ – f ^

2 — Gökyüzünde bugün de nebulalar bulunuyor. Kant-Laplaee teorisine göre ‘îu nebulalar birim güneş sistemimizin bir başlangıç şekli midir?

3 — Ay ne bakımlardan dünya için çok ilginç bir gök cismidir?

4 — Yapma uydular meteproioji ve haberleşmeğe ne gibi yenilikler getirdiler?

tada güneş meydana gelmiştir. Nftbulıuim nrcan dönme hareketi

İle şiddetlenen merkezkaç kuvvet ana kütleden bası parçaların kopmasına yol aÇmiştır. Bunlar, yine ana kütle çevretinde dönen ve bugün Satürn’ün çevresinde görülen halkalara benzer şekiller almışlardır.

Güneş bugün de kızgın gazlardan meydana gelen bir ateş kütlesidir. Fakat ondan kopan ve belli bir uzaklığa kadar fırlayan halkalar daha çabuk soğuyarak bugünkü gezegenleri meydana getirmişlerdir.

Kant-Laplace teorisi sağlam temellere dayanır. Fakat böyle olmakla beraber, XIX. yüzyılın ortalarından beri bu teoriye karşı itirazlar yapılmış, birçok astronomi ve fiKİk bilginleri terrieî teorîyi azçök defiştiren yetti «örüisler ortaya atmışlardır. Bunlar arasında en ilginç olanlardan bir iki;dni örnşk olarak kısaca açıklayalım;

Moıilton (MultoııV, James Jeans (Çeymis Cin») gibi astronomi ve fizik bilginleri *u gîfrüşU ileri sürdüler. Gezegenİçri meydana gfetiren klsgtn -gazlar ^neşt^jnfcr-ketkaç bir- güçle’ kopmamışlârdır., :-Bukopma, jpüirıfcşin çok yakimndan çeçen $tr^yıî-4ıwn etkisiyle meydana gelı|îiş^ir.MBu yîldız* gürieş özerinde; o derere kuvvetli Jjîr cekfm meydana getirmiştir ki* ‘g$n.e5İ meydana getiren kıigm inaddeleriıı bir 51»-mını koparmış, ondan ayırmıştır. Kopan bn maddelerin biı^ İçısmi p yıkhzlii gitmiş, fakat bir kı^mı, ;gtiwstea ayrılmakla beraber, onun çekim aUnı ’4t5*tî»> tı3î-nıamiîtır. İşte bu srirtûncttlar >ân»anlâ soğuyarak güneg »istemine bo$îı gezegefî Ve uyduları meydana «etirmlîtir. ‘ ; ■

Daha yakın bîr tarihte {1944/de) Alman fifcik ve astronomi biİKitti Cart \on Weizâcker (Kari fon Veysekke») ise görüşünü şoylo açıklâfhıştır: Güneş sistemi gföbo;!uğ^nda kızgın ga& ve göktotfannm yayıldıfcv bir alanda meydana, geldi. Bu kıngıp maddeler türbülam denilen hızlı bir aarrrtal hareket halinde idiler. Riylece, «on,8U2 gökboşlufunun^ belli bir kısmında büyük bir nebula olaçtu. Bu netiuiânın «ekim merkezinde güne? meydana geldi. Nebulayı meydana yetiren maddelerden hafif olanlar güneş tarafından çekildi* toplandı.Hatta fcu hafif gazların biirkısni] gttkboşluğuria dağılarak yok oldu. Fakat daha a&ır maddeler, güneşten ayrı ayrı tı m kılıklarda çekirdckleştiler ve sistemin bugünkü- gezegen ve uydularını. meydana getirdiler. Zaten bu olay sadece bizim girneş sistemimize ozcli delildir

Güneş sistemi nasıl meydana geldi?: Evrenin sırlan ve bu arada güneş sisteminin nasıl oluştuğu insanları ilkçağlardan ben düşündürmüş olan bir problemdir. Bu problem üzerinde İlmî temellere dayanan ve akla çok uygun düşen ilk teori XVIII. yüzyılın sonlannda Alman filozofu Kant üe Fransız matematik ve fizik bilgini Laplace (Laplas) tarafından ortaya atılmıştır (Kant – Laplace teorisi).

Her iki bilgin de güneş sistemini başlangıçta bir nebuîa olarak kabul ediyor, Nebula adı verilen gökcisimleri bugün de vardır. Bunlar eksem etrafında ağır bir şekilde dönen kızgın gaz kütleleridir. Gökte çeşitli şekiller meydana getirirler (Şekil:

Güneş sistemini meydana getirmiş olan nebula, soğudukça küçülmüş, buna karşılık ekseni çevresindeki hareket hızı artmıştır. Böylece en or-
Şek. 1/4 — Andromeda nebulasmnı teleskopla çekilmiş fotoğrafı. Bu nebula gözle güç görülür. Çünkü bize uzaklığı 820.000 ışık yılıdır. Çevresinde 2000 yılda bir döner. Üstte yuvarlak, altta yassı şekilde parlak cisimler nebuladatı ayrılmış parçala r-‘rîn*. Kant-Laplace teorisini ne kadar hatırlatıyor?

Uf ttİK adatnlıa? tarafından Incelçndi. Bu taşlanıl dünyada da bulunan bülaen türden olduğu anlaşıldı.

Bu en yakın uzay komşumuzda hava vc suyun bulunmadığı, hatla h|ç bir yeni volkanik etkinliğin görülmediği öteden beri biliniyor. Bu duru-my ile en ilkel türben cani ilamı yaşamasına bile elverişli değildir. jrliç bir volkanik olaya rastlanmadığından ayin iç ısısını da yitirmiş, âdela ölü bir gökcismi olduğu sanılıyor. Bazı ilim adamlarına göre ay ilk oluştuğu vakit belki de Bti ve havaya sahipti. Fakat bunlar zamanla uzayda dağılıp yok oldular, insanın teknolojik başarısı yalnız aya kadar gitmek ve bu ölü gökcismi ferinde şimdilik birkaç saat kalmaktan ibaret değildir. Fakat bu yolculuklarda toplanan bügiler yakın bir gelecekte İnsanların ayda günlerce, haftalarca kalabilmesi ve aydan çeşitli şekillerde yararlanması yollarım da açmıştır,

Ekseni etrafındaki hareketi m bir ayda tamamladığına göre, uy ün gündüz ve geceler onbeşer gim sürer. Bu yüzden ay yüzündeki sıcaklık dcg;işn|eleri dünyaya nazaran çok daha büyüktür. Bunun -l 100 ile — 100 ardında değiştiği .sanılıyor. Fakat hava ve su bulunmadığından mote&ru-lo|| otaylan gö rü İmez

Ay reliyefi (•;•’-ycrşekillcri) içinde en ilginç olarçı kraterlerdir. Sayılan 30.000 kadardır. Kenarlan diktir (bazan 2.000 metre kadar yüksek); çaplan ise birkaç yüz metreden birkaç yiiz kilometreye kadar değişir. Bu yuvarlak biçimli çukurların acaba sönmüş volkan!ann kraterleri mi» yoksa, ay yüzüne düşen meteoritlerin açtıklan oyuklar mı oldukları kesinlikle bilinmiyor. v ,

Evren hakkında genel bitgi|er: Uzay adı veril*-*» başı ve sonu olmayan boşlukta.Sayılamayacak kadar Çok gökcismi bulunur., Bunların bir kısmı gölle seçilir. Bir kısmı ise ancak teleskop ach verilen biiyük gök dürbünleri ile .görülebilir. Fakat uzayda en gelişmiş teleskoplarla bile görülemeyecek kadar bizden uzakta gök cısımlennin bulunduğu sanılmaktadır.

Gökcismi aslında genel bir terimdir.: însan ilkçağlardan beri çeşitli görünüşteki gökcisimlerini birbirinden ayırt etmek için başka ba^ka isimler kullanmışın’: Yıldız, güne.*, gezegen, nebuUı, kuyruklu yıldız gibi. Bütün bu gökcisimleri ile onları barındıran sınırsız gökboşluğuna evren efeni r. ^.’

, Gökcisimleri arasında kesinlikle bilinen en büyiik fark sudur: Bazıları ısı vc ı.şık yayan varlıklardır. Çünkü son derece kızgın gazla »dan meydana gelen birer a!es? kütlesidir. Bunlara yıhhz adı verilir. Bazıları

bilir mi idi? Kolomb okyanusa açıldığı vakit bu seyahat sırasında nelerle karşılaşacağını pek bilmiyordu. Halbuki uzay gemisi ile aya hareket eden ve onları yolculuklarında heran izleyerek kontrol ve kumanda eden bilginler pek çok şey biliyorlardı.

Bu bilgilerin ışığı altında ayı daha yakından tanıyalım: Dünyanın uydusu ve ona en yakın gökcismidir. Ortalama uzaklığı 384.000 km.dir. Fakat bu uzaklık gerçekte 356 (en yakın) ve 407 (en.uzakV bin km arasında oynar. Çünkü öteki gezegenlerde de olduğu gibi, ayın dünya çevresindeki yörüngesi tam bir daire değildir. Ay bu yörünge üzerinde saniyede 1 km ..kadar hızla ilerler.

Çapı 3500 km. kadar olan ay» hacım bakımından dünyanın yaklaşık olarfik 1/50 ’ si kadardır. Ay dünya çevresinde dönerken ve tam yeniay durumunda iken ikinci kez tekrar yeniay durumuna gelmesi için geçen süre 28 gün 13 saattir (Şekil: 1/3). Burada, günlük yaşantımızla ilgili olarak açıklanması gereken Önemli bir olay vardır:

Güneş ve ayın, her ikisinin birden dünya ü’/erindc herhangi bir meridyenin tam karşısında bulunduklarını farzcdclim. Dünya ekseni etrafında ,tam bir devir yaptık vakit acaba ö meridyen güneş ve ay m ikinci kez yine tam karcısına gelir mi? Güneşin gelir. Çünkü güneşin yeri bize göre sabittir, değişme/. Halbuki ayın karşısına gelmez. Çünkü aym yeri sabit değildir; dünya çevresinde dolaştığı için bu 24 saatlik süre içinde yerini bir miktar değiştirmiş ve dünya çevresindeki yörüngesi üzerinde ilerlemiştir. Bu sebeple &5z konusu meridyenin tekrar ayın tam karşısına gelebilmesi için dünyanın biraz daha dönmesi» yani belli bir sürenin daha geçmesi lâzımdır. Bu süre de 50 dakikadır.

O halde bizim bir yün dediğimiz süre güneşe göre ayarlanmıştır. Buna <ıihı<$ flünii denir. Bir de ay yünü vardır ki, bunun süresi 24 saat 50 dakikadır.

Bazı ülkeler ve özellikle Müslüman ülkeleri takvimlerini avın hareketlerine uyarak ayarlarlar. Halbuki birçok ülkeler güneşin hareketlerini esas alırlar. Bir ay günü 24 saat 50 dakika -olduğuna göre, ayın dünya çevresindeki dönme suresi olan 28 gün 13 saat, güneş günü ile 2f>.5 gün edtr. Bu sebeple arabî «j/lara göre yıl, güneş yıllarına göre ayarlanan yıldan 10-1.1 gün daha kısadır. Müslümanların kutsal ayı olan ramazanın her yd 10 -31 giin önceye düşmesi bu nedenledir.

Aym bir yüzünü görebiliriz, öteki yüzü dünyadan görülmez. Bunun sebebi, aym kendi ekseni etrafındaki hareket süresinin dünya çevresindeki hareket sUresine eşit olmasındandır.

Aym bize olan uzaklığı her ne kadar 30 diinya çapı kadar ise de, bıı uzaklık öteki gökcisimlerininkine oranla son derece önemsizdir. Öyle ki, diğer gökcisimlerine göre ay dünyanın âdeta yanıbaşmda bulunuyor gib>

:i, bugün dünya: çevresinde birçok yapma uydular dolaşmakta \4 her }lerine yerleştirilmiş ol^n araçların yardımı ile, bize pek eok fay-aağlamaktadır (Özellikle telekomünikasyon ve meteoroloji bakım -an). . ‘

öylece uzay çağı artık başlamış-oldu, Baharı, öngörülen programlara trdarda devam etti. 1961de içinde insan bulunan ilk uzay gencileri deştirildi. 1969 temmuz aynıda insan ayın yüzüne inmeğe ve obadan ■dünyaya dönmeğe muvaffak oldu. A. B. Devletlerinin bu b&şamına ık Sovyetler Birliği 1971 de bir yandan aynı yüzüne indirdikle|i bir . geniş bilimsel araştırmalara gir işirken, Öte yandan da ıızaydâ bir on kurdular. “Salüt Uzay istasyonu” adi verilen bu istasyon^ belli 3rünge üzerinde, dünya çevresinde dolaşmakta, dünyadan kontrol îkte, hatta dünyadan başka bir araçla gönderilen insanlar bu ist&s-geçerek orada haftalarca kalabilmektedirler.

Fzay çalınmaları tuzla, devam etmektedir. Yalnız ay değil, Venüs ve gibi gezegenlere de yapma uydular gönderilmiş ve bu gezegenler ada daha şimdiden birçok bilgiler elde edibniştir.

lan dünyanın görünüşü, tıpkı aynı dünyada»’, görünüşü gibidir. Ancak dünya nyı gördüğümüzden daha büyiik hır küre şek I in de. görülür. Şekil: I/l’i dikkajth- iıv im: Bu insan eliyle gizilmiş bir dünya ■haritası devridir. Bu dünyanın yayılan is gej\'<.4c biı* fotoğrafıdır. JtMS ‘»ir . Sovyetuzay. aı^eı Zond 5 tarafın^an 90.000 ire uzaktan çekilmiştir (yaklaşık olru-ak dünya – ay uzaklığının 1/45 ü kadar nlen). Fotoğrafta diiny.a yüzümm yenU bir ..n-nu, yor yer bulutlarla örtülü ııe kadar açık ^kikle .£:irüUiyoı\ Afrika, ekvator bölgesi bulutlarla, kaplı , Yıeinen hemen bütünü ile görülmektedir. üzdükle Akdeniz kıyalar !,.Kuz<‘y ı, Kızıldenız, Arap Yarımadası ile orta ve batı kesimleri bulutlarla Örtülü olan ■lu &ok bariz, bir «ekildi; sikiliyor.

u münasebetle şy önındi olayı da belirtelim: Yaı>ma uydular »jıytisinde nutt.e-i çuh^ınajan Suiyük. bir kolaylık ve kesinlik kazanmıştır.’ Birkaç bin ktloııiotre ktu dijııya ‘ı;ı-v’r.>sihv^ıi 1 -“İ Vıatta bîr devir yapan bu uydular dürty^Vîin fotoğraf*’ tekvi/.j on Msvchıi ih* yi;rvii;uhıe”• gönd/vı melet»*- >ve bunlar başlık ntfeteoî“oloj; oniunndn’i > <j/* ! iv^Oa^bı’ nbınnyk tavlıı\ C ‘.vl^t mı-u-oro-oti istasy^î’ları hava

Şrfk. İ/l -*■ 1968 de’Sovyet uzay aracı ‘‘Zond 5‘* den dünyanın 90.000 km. uaağın-‘ darı çekilmiç fotoğrafı. Resinin çekilifi «ırağında Kızıldeniz’de tfjHe üzeri, Ispanya’da sabah 9′ dur. Şeklîn »otunda Amerika’lar gece durumundadır’ Bu sebeple görünmüyorlar.
raporlarını bü fotoğraflardan dı faydalanarak daha doğru şekilde bildirmek imki-Biaı kazanmış oluyorlar (Şekil: I/th

Ay hakkında genci bilgiler: Aya insanın inişi, oradan İlk taş örnek-lerinin dltayaya getirilmesi hiç şiiphe yok ki, çok büyük bir teknik başarıdır. Ancak insanlar ay hakkında zaten geniş bilgilere sahiptiler. Gök dürbünlerinin gelişmesi ile bize çok yakm bulunan bu gökcismi iyice incelenmişti. Dünyaya uzaklığı kesinlikle ölçülmüş, bize görünen yimirijin hari-

1/2 — Bir meteoroloji yapma uydusundan TV sistemi ile dünyaya gönderilen tğraf. Bu foto, Ankara Meteoroloji İstasyonunda tesbit edilmiştir. Türkiye ve yakın çevresi, yer yer bulutlarla örtülü olarak görülüyor.
an çizilmiş, ay ile dünya arasındaki ilişkiler aydınlığa çıkarılmış, hare-tleri hesaplanmış, hatta çekim gücü ile dünya üzerindeki etkileri ince-ı inceye ölçülmüştü. Bütün bu konular ise astronomi, matematik ve iğin alanlarına girer. Zaten bu derece geniş bilgiler olmasaydı, aya nderilen araçların gidiş ve dönüşleri bu kadar doğru-olarak hesaplana

t* mı ve ışık yaymazlar, Ancak kendilerin* on yakm olan yıldızdan al-klan ışığı yansıtırlar. Bunlara dıı fjfltPf/ttt dlynm/..

Bize en yakın yıldız güneştir. Ay ı#ı£ı olmuyun gecelerde, bazıları ırlak, bazıları donuk olarak görünen yıldızların çoiru da bizim güneşimiz ıbi ısı ve ışık saçan birer gökcismidir. Böyle oldukları halde bize ancak ünük birer nokta gibi görünmeleri güneşe nazaran çok uzak olmaların-an ileri gelir.

GUncş sistemi: Gökcisimleri arasında bizi en çok ilgilendiren gü-eştir. Çünkü dünyamız ve bazı gökcisimleri güneşe bağlıdır; her biri elli uzaklıkta ve belli bir yörünge boyunca onun çevresinde döner, onan ısı ve ışık alır, işte bu topluluğa güneş sistemi denir.

Dünya da dahil olmak üzere giineşe bağlı olan bıı gökcisimlerinin oğu, yukarıda tanımlamasını yapmış olduğumuz birer gezegendir. Qe-cgcnlerin bazıları dünyadan küçük, bazıları ise büyüktür. Güneşe yasmıkları sırasıyla şunlardır: Merkür. Venüs. Dünya, Mars, Jüpiter, Satanı, iraniis, Neptün ve Plüton. Demek ki, sayılan dünya île birlikte doku/du*’ Jicak Mars ile Jüpiter arasında yer alan birçok küçük gezegenler daha ‘ardır. Fakat bunların en büyüğü bile aydan on kat daha küçüktür, v

Yukarıdaki sırada görüldüğü gibi, dünya güneşe yakınlık bakımın-lan üçüncü gelir. Bütün gezegenlerin yörüngeleri daire şeklinde olmayıp İrer elipstir. Dairenin tek bir merkezi olduğu halde bir elipsin odak detilen iki merkezi vardır. Güneş bu odaklardan birinde yer alır. Eğer yo-ünge bir daire olsaydı gezegenlerin güneşe olan uzaklıkları daima aynı larak kalırdı. Elips şekli sebebi ile bu uzaklık belli iki değer arasında egişir. Meselâ dünya güneşe en yakın olduğu vakit 147, en uzak olduğu akit ise 152 milyon kilometre uzaktadır. Demek ki 5 milyon kilometre :adar bir fark gösteriyor. Bu uzaklık ortalama 150 milyon kabul edilir. En yakın gezegen olan Merkür’ün güneşe ortalama uzaklığı 58, eri uzak lulıuıan Plüton’un ise 6 milyar kilometredir.

Dünyanın olduğu gibi, bazı gezegenlerin de bir veya birkaç uydusu yardır. En çok uydusu olan Jüpiter’dir (11 tane),

Güneş sistemine bağlı göksicimleri sadece gezegenlerle uydulardan İbaret değildir. Bunlardan başka kuyruklu yıldızlar ile meteor adı verilen küçük gökcisimleri de aynı sisteme bağlıdır. Güneş çevresindeki devrini 77 yılda bitiren ve bu arada 77 yılda bir dünyanın da yakınından geçen HaUey kuyruklu yıldızı bunların en tanınmışıdır

DÜNYA VE EVREN (Diinya Hakkında Genel Bilgiler)

Bir gezegen olarak dünya hakkında genel bilgiler: Dünyanın güne# sistemine bağlı dokuz esas gezegenden biri olduğunu ve güneşe yakınlık bakımından üçüncü sırayı aldığını yukarıda görmüştük. Belki üzerinde «anlı varlıklar taşıyan tek gökcismi , olan dünyamız, bu kadar de* P$ik özelliğine rağmen, büyüktük konusunda evrenin diğer gökcisimleri yanında âdeta bir nokta gibi kalır. Hâttâ güne^ sistemi içinde bîle bu fakımdan üstüjı bir duruma ^ahip defilcKr. Merkür, Mars ve Plüton dünyamızdan küçüktür. Venüs Hemen İıemen dünyaya yakın kir büyüklüktedir. Fakat öteki gezegenler çok daha büyüktür (dünyanın, hacmi 1 ile gösterilecek olursa, sistemimizin en büyük gezegeni olan JÜpiterinki 1295 tir). r

■ Dünyanın gerçek şekli ve boyutlarının öğrenilmesi yüzyılllar »üren çaîîşmalarul bir ürünüdür. Öyle ki, daha ilkçağda M. ö. III. yüzyılda yaşamış olan Eratosthenes (Eratostenes), tyasit bir astronomik olaydın yararlanarak bir meridyen dairesinin çevresini hayret edilecek deitKStdt doğra olarak ölçebilmişti. Ortaçağlarda tslâm coğrafyacıları, daha «on-raM yüzyıllarda ise bazı AvrupalI bilginler bu ölçülere devam ettiler.

Dünyamn bir küre şeklinde olduğu artık biliniyordu. Fakat XVTII. yüzyılda Fransız Bilim Akademisinin, biri ekvatora yakın Peru’ya* Öteki de kutup yakınında Laponva’ya gönderdiği iki heyetin yaptıkları çok dikkatli ölçülerden sonra, dünyamn tam bir küre biçiminde olmadığı anlaşıldı. Çünkü ekvator kesiminde biraz şişkin, kutuolar kesiminde im bir miktar basık olduğu meydan^ çıktı. Şatta bu basıklığın değeri d< tespit edildi. ?

Bütün bu ölçülerden sonra dünyanın gerçek şekli ve boyuttan kesin İikle belli oldu: Küreye çok yaklaşmakla beraber tam bir küre değildi ve kendisine özgü bir şekli vardır. Buna geovd denir. Tablo II/i d dünyanın boyutlarına..ait değerler gösterümiştn;:

DÜNYA VE EVREN (Diinya Hakkında Genel Bilgiler)

Bir gezegen olarak dünya hakkında genel bilgiler: Dünyanın güne# sistemine bağlı dokuz esas gezegenden biri olduğunu ve güneşe yakınlık bakımından üçüncü sırayı aldığını yukarıda görmüştük. Belki üzerinde «anlı varlıklar taşıyan tek gökcismi , olan dünyamız, bu kadar de* P$ik özelliğine rağmen, büyüktük konusunda evrenin diğer gökcisimleri yanında âdeta bir nokta gibi kalır. Hâttâ güne^ sistemi içinde bîle bu fakımdan üstüjı bir duruma ^ahip defilcKr. Merkür, Mars ve Plüton dünyamızdan küçüktür. Venüs Hemen İıemen dünyaya yakın kir büyüklüktedir. Fakat öteki gezegenler çok daha büyüktür (dünyanın, hacmi 1 ile gösterilecek olursa, sistemimizin en büyük gezegeni olan JÜpiterinki 1295 tir). r

■ Dünyanın gerçek şekli ve boyutlarının öğrenilmesi yüzyılllar »üren çaîîşmalarul bir ürünüdür. Öyle ki, daha ilkçağda M. ö. III. yüzyılda yaşamış olan Eratosthenes (Eratostenes), tyasit bir astronomik olaydın yararlanarak bir meridyen dairesinin çevresini hayret edilecek deitKStdt doğra olarak ölçebilmişti. Ortaçağlarda tslâm coğrafyacıları, daha «on-raM yüzyıllarda ise bazı AvrupalI bilginler bu ölçülere devam ettiler.

Dünyamn bir küre şeklinde olduğu artık biliniyordu. Fakat XVTII. yüzyılda Fransız Bilim Akademisinin, biri ekvatora yakın Peru’ya* Öteki de kutup yakınında Laponva’ya gönderdiği iki heyetin yaptıkları çok dikkatli ölçülerden sonra, dünyamn tam bir küre biçiminde olmadığı anlaşıldı. Çünkü ekvator kesiminde biraz şişkin, kutuolar kesiminde im bir miktar basık olduğu meydan^ çıktı. Şatta bu basıklığın değeri d< tespit edildi. ?

Bütün bu ölçülerden sonra dünyanın gerçek şekli ve boyuttan kesin İikle belli oldu: Küreye çok yaklaşmakla beraber tam bir küre değildi ve kendisine özgü bir şekli vardır. Buna geovd denir. Tablo II/i d dünyanın boyutlarına..ait değerler gösterümiştn;:

 

lardan birinde yer alır. Bu duruma göre dünya yörüngesi boyunca dol şırken bir yerde güneşe en çok yaklaşacak, diğer bir yerde de günfjt en çok uzaklaşacaktır. Fakat dünyanın yörüngesi daireye çok yaklaş bir elipstir. Bu yüzden güneşe uzaklığında meydana gelen bu değişme! mevsimlerin oluşunu etkileyecek derecede önemli değildir (Şekil: 11/
ffiinoksu
Arahk So/sh’si i

Gün6eri%-
Sek. £1/1 — Dünyanın güneş etrafında dolaşımı.
Dünyanın elips seklindeki yörüngesinden gecen düzleme ekli denir. Ekliptik düzlemi ile ekvator düzlemi birbiri üzerine oturma? aralarında *23 derece 27 dakikalık bir açı vardır. Bu yüzden yerin ek de eklipiiğe dikey değildir; aralarında 68 derece 33 dakikalık bir açı dır (Şekil: ÎI/2).

îşte mevsimlerin meydana gelişi ve yukarıda kısaca açıkladı# gece ve gündüz sürelerinin mevsimler boyunca farklı olması, dünya şeninin ekliptik üzerine 66° 33′ eğik olmasından ileri gelir. Şimdi I açıklayalım:

Önce şöyle düşünelim: Eğer ekvator ve ekliptik düzlemleri arat 23° 27′ lik bir açı olmasaydı, bu iki düzlem birbiri üzerine oturacak rin ekseni ile ekliptik arasında da 90 derecelik bir açı bulunacaktı (% II/3). Bu durumda güneş ışınları dünya üzerinde yalnız bir yere, ek* üzerine tam 90 derece ile düşecek, ekvatordan her iki kutba doğru gidil gitgide daha eğik olarak gelecekti. Yani dünyanın en çok ekvator bi ısınacak, buradan itibaren kutuplara doğru da sıcaklık gitgide azalaı Fakat dünya üzerinde herhangi bir yerde, örneğin Ankara’da, c

yörüngesi üzerinde nerede bulunur** buluntun, yani yılın hangi ayı ve günü olursa olsun, güneş her gün öfk Üıtrl gökte tynı yüksekliğe kadar ulaşacak ve bu hiç değişmeyecekti. Bu dunundu yine dünyanın karanlık ve aydınlık kısımları tam kutup noktalan Üzerinden geçen bir sınırla ayrılacak, yani dünya üzerinde her yerde gece ve gündüz süreleri bütün yıl boyunca birbirine eşit olacaktı.
Şek. H/2 —* Yer ekMfnlnln yörünge diU* gele- 11/3 —- Yer ekmeni eklipüge dik wl«» Icminc güre durumu. Kısaltmaları PP/ — raic duraaydı meydana geJecck durum bdy-yer ekseni. EE’ — ekvator düşlemi. te olacuktı.
Halbuki gerçekte durum böyle değildir. Şimdi ///4ve 5 sayılı şekH-leri İnceleyerek birbiriyle karşılaştıralım: Şekil: 11/4 de 21 haziran durumunu görüyoruz. Bu tarihte güneş ışmlan artık ekvator ü^rine dik İemez. Çünkü yerküre ekseni yörünge düzlemine doğru 23 derece 27 dakika yatmış, eğilmiştir. BU sebeple güneş ışınlan ekvatorun 23 derece 2î dakika kuzeyinde yer alan noktalara dik olarak gelir. Bu noktalardan geçen daireye yengeç dönencesi denildiğini biliyorsunuz. Güneş ışınları bu dönencenin daha kuzeyinde hiç bir noktaya artık tam 90 derece açı ile gelemez. Bununla beraber, dönencenin kuzeyinde kalan her nokta, bu tarihte (yani 21 haziranda) günef? ışınlarını yıl içinde mümkün olabilen en yüksek derece ile alır. Yine bu tarihte dünyanın karanlık ve aydınlık yarımkürelerini ayıran sınır, kutup noktası üzerinden değil, kutup dairesine (66 derece 33 dakika) teğet olarak geçtiğinden, bu yarımkürede gündüzler gecelere göre daha uzundur. Gündüzlerin uzunluğu kuzeye doğru çıkıldıkça artar. Meselâ memleketimizde eh uzun giındüz süresi güneyde 14 */,, kuzey kıyıianmı/fb ise 15 saat kadardır. Tam kutup dairesi üzerinde bü süre 24 saati bulur. Zaten kuzey kutup dairesinden kuzey kutbu noktasına kadar artık sürekli gündüzler başlar. Bu sürekli gündüzlerin süresi kutup noktasına yaklaştıkça çoğalır ve tam kutup noktasında

Şimdi Şekil: II/f,. deki, 21 aralık durumunu inceleyelim: Dikkat <

■ ook olursa bu tarihte, 21 haziranda kuzey yarımküre için açıklanmış şartların bu kez tamamen güney yarımkürede gerçekleştiğini görüy Gü!n?ş ıştırları ek var orun 23 dereci 27 dakika,güneyindeki noktalara ogilik ‘1Ön ıncesfraa .iil’ olarak geliyor. Bû kez güney yarımkürede mevsimi başlamıştır. Gündüzler uzundur. Gündüz süresi güney kutu resimde 24 saati bulur. C.üney kutup dairesi ile güney kutbu noktas ;sinJaki da artık sürekli’güridüzîer görülür.’Oysa buğrada kuzey yar redri mevsim kıştır. Geceler uzundur. Gece «üresi kuzeye doğru a: kuzey kutup iairesîndp 24 saat.a-‘Çıkar. Kuzey kutbu* dairesi ile kutup noktası arasında ise sürekli ğeceieî” görünür. ^

O halde 21 harizandan 21 anı lığa kadar 6 ay içinde güneş işini düşey olarak geldiği yerler, yengeç dönencesinden oğlak dönencesi dar yer değiştiriyor. Tabiî 21 aralıktan 21 hazirana kadar, yani yıl kî altı aylık yarısında ise güneş ısınlarının dik olarak geldiği yeı defâroğlak dönencesinden tekrar yengeç dönencesine kadar yer det Demek ki, bir yıl içinde güneş ışınlannın dik olarak gediği yerler nence arasında gidiş; ve dönüş şeklinde bir, hareket yapıyor. O h{ gidiş^ geliş sırasında iki defa da ekvator .’üzerine dik olarak gelir da 21 mart ve 23 eylül tarihlerinde meydana gelir. Bu durur uoks ienir. Bu sırada dünyanın her yerinue gece ve gündüz sür birine eş.ttir. Çünkü karanlık ve aydınlık yarımküreler tam kutı taları üzerinden geçen bir sınırla ayrılırlar.
21 haziran, 23 eylül, 21 aralık ve 21 ınaı t tarihleri dünyanın gesi üzerinde mevsimlerin başlangıç ve sonunu belli eden dönün* tandır. Fakat astronomik anlamdaki bu mevsim süreleri, çok kca

yörüngesi üzerinde nerede bulunum bulumun, y»ni yılm hangi ayı vt> günü olursa olsun, güneş her gün Öfl* ttMri fökte aynı yükseldiğe kadar ulanacak ve bu hiç değişmeyecekti. Bu durumda yine dünyanın karanlık ve aydınlık kısımları tam kutup noktalan Üzerinden geçen bir sınırla ayrılacak, yani dünya üzerinde her yerde gece ve gündüz süreleri bütün yıl boyunca birbirine eşit olacaktı.

Ht5 cm.iimi Mil ur. Fîiuün lıu rtt’iklan kılardan HiılciijilîKvij^ı uzel’e, bu cIujUuicJ KU&jy > u t ıı iı kuruda yaz o.cvsinii başlymışur. ■ / ■ 1
Şekil II/4 — 21 Haziran durumu. Şekil II/5 — 21 Aralık durumu.

Şimdi” Şekil: 11/f> deki, 21 aralık durumunu inceleyelim: Dikkat edil cek olursa bu tarihte, .21 haziranda kuzey yarımküre için açıklanmış olt şartların bu kez tamamen e; ün ey yarımkürede gerçekleştiğini görüyom GüVi3ş ışınları ekvatorun 2.” derecö< 27 dakika.güneyindeki noktalara ,ya ogtŞk mtincetâne ilik olarak yeliyor. Bü ke?; güney- yarımkürede yi mevsimi başlamıştır. Gündüzler uzundur. Gündüz süresi güney kutup, d resinde 24 sanlı bulur. Güney kutup dairesi ile güney kutbu noktası ar rfm&ıki da artık sürekli gündüzler görülür. Oysa bu hırada kuzey yarırak rede mevsim kıştır. Geceler uzundur. Gece süresi kuzeye do&ry artar kuzey. kutup lairesindo 24 saat a \)ıkar. Kuzey ktitbu1 dairesi -ile ku» kutüp noktası arasında ise sürekli geceler görünür. ; .

O hakle 21 harizandan 21 arahğa kadar 6 ay içinde güneş ışınların düşey olarak geldiği yerler, yengeç dönencesinden oğlak dönencesine k dar yer değiştiriyor. Tabiî 21 aralıktan 21 hazirana kadar, yani yılın Ö1 ki altı-aylık yarısında ise güneş ısınlarının dik olarak geldiği yerler ! defa oğlak dönencesinden tekrar yengeç dönencesine kadar yer değiştir Demek ki, bir yıl içinde güneş ışınlarının dik olarak geldiği yerler iki c nence .arasında gidiş ve dönüş şeklinde bir hareket yapıyor. O halde gidiş ^ geliş sırasında iki defa da ekvator üzerine dik olarak gelirler. 1 da 21 mart ve 23 eylül tarihlerinde meydana gelir. Bu duruma e noks ienir. Bu sırada dünyanın her yerinue gece ve gündüz süresi b birine eşittir. Çünkü karanlık ve aydınlık yarımküreler tam kutup uc talan üzerinden geçen bir sınırla ayrılırlar.

■ 21 haziran, 23 eylül, 21 aralık ve 21 mart ‘tarihleri dünyanın yörl gesî üzerinde mevsimlerin başlangıç ve sonunu belli eden dönüm nok larıdır. Fakat astronomik anlamdaki bu mevsim süreleri, çok kez blyo

mevsim sürelerine uymayabilir, Ömtfrin İmzı yıllar mart ayı âdeta İran kadar sıcak, geçer, ajaçlar çiçek uçur. Halbuki bazı yıllar mart ıda kış devam edebilir.

Evren halt kında, düşünceler: Evren ve gökcisimleri astronominin ,usudur. Bu ilim, matematik ve fizikten de yararlanarak evreni inceler, i bir ilimdir; ilkçağlarda bile bununla uğraşmış bilginler yetişmiş pparchos gibi) ve bunlar evrenin derin sırlarına ait hiç değilse bazı jnlan açıklığa ulaştırmıştır.

Astronomi alanında şimdi yepyeni bir çığır açılmış bulunuyor. Însan e kadar, ayı ve kendisine azçok yakın olan komşu gezegenleri teles-larla inceliyordu, Halbuki insan ay yüzününe inmiş, hatta dünyadan derilen çeşitli uzay araçları ile Mars, Venüs gibi gezegenleri yakından’ îlemek olanaklarına kavuşmuştur. Bütün bunlar uzay ve evren hak-iaki bilgilerimizin büyük bir hızla gelişeceğini gösteriyor.

Burada evrenin sonsuzluğu üzerinde bazı kavramlar kazanmamız inde olur. Gökcisimlerinin bize olan uzaklıkları o derece büyüktür ki, lan dünya üzerinde kullandığımız ölçülerle göstermek çok güç <?iu-. Ortaya okunmaz sayılar çıkıyor. Bazı Örnekler verelim:

Dünyanın güneşe ortalama uzaklığı 150 milyon kilometredir. Bu, dün-çapınm 12.000 katıdır. Halbuki dünya güneşe oldukça yakın bir ge-?ndir. Sistemin en uzak gezegeni olan Plüton’un uzaklığı 6 milyar’k i -etredir ki dünya çapının 480.000 katı eder.

Güneş sistemini bir tarafa bırakıp yıldızları düşünecek olursak, karşı-a okunmayacak kadar büyük sayılar çıkar. Bu yüzden evrendeki uzak-ırı göstermek amacıyla astronomik birim denilen bir ölçü kullanılır, birimin dayandığı esas, dünyadan güneşe olan uzaklıktır. Yani 1 B. — 150 milyon kilometredir.

Hatta böyle bir birimle bile yıldızların uzaklığım göstermek yine yeliz kalıyor. Bu sebeple astronomlar, ışığın bir saniyedeki hızı oian .000 kilometreyi de birim olarak almışlardır, örneğin, ayın ışığı dünya-1 saniyede, güneşin ise 8 dakikada ulaşabiliyor. Bunu şu şekilde belir->ruz: Ayın, dünyaya uzaklığı 1 ışık saniyesi, güneşin ise 8 ıştJc dakikası-Halbuki dünyaya en yakın yıldızın uzaklığı 4 ışık yılı, yine bize olduk-^akın bir yıldız sayılan kutup yıldızının ise 40 ışık yılıdır, öte yandan

i yüzlerce, binlerce, hatta milyon ve milyarlarca ışık yılı uzaklıkta bu-m gökcisimleri de vardır. İşte bütün bu sayılar gökboşluğunun ne de-

i kavranılmaz ve sonsuz bir varlık olduğunu bize göstermektedir

Dünyanın en önemli özelliği, Üzerinde canlıların yaşamasıdır; Dünya kendisine özgü fiziksel koşullara sahiptir: Bir hava tabakası ile kuşatılmış olması, bu havayı meydana getiren gazların oranlan, yeryüzüne yaptığı basınç, güneşten aldığı ısı ve ışık miktan, havadaki subuharı ve yerkabuğunun büyük bir kısmını kaplayan sular v.b. gibi.

Bütün bu fiziksel koşullar, dünyanın yavaş yavaş soğuyarak kızgın gaz kütlesi halinden çıkması ve bir kabuk bağlamasından çok sonralan meydana gelmiştir. Yeni araştırmaların sonuçlarına göre, yerkabuğunun ilk oluşumundan bu yana 4 milyar 600 milyon yıl geçmiştir. Fakat dünya, bu gerçekten uzun ömrünün büyük bir kısmında canlılara sahip değildi. İlk canlılann dünya üzerinde görülmelerinden beri (tabiî bu ilk canlılar ilkel birkaç hayvan türünden başka bir şey değildi) 500 milyon yıldan fazla zaman geçtiği sanılıyor. Demek ki, dünya canlılann yaşaması için elverişli duruma gelmesine, yani bu paragrafın başında sıralanan fiziksel koşullara sahip olmasına kadar milyonlarca yılın geçmesi gerekmiştir.

Acaba aynı koşullar başka gezegenlerde veya başka gökcisimlerinde de meydana gelemez mi? Yoksa dünya, bütün evrende canlılara sahip olan tek gökcismi midir? tlim bu soruya bugün kesinlikle cevap veremiyor.

Uzay araştırmalannm başlamasından önce, bazı gezegenlerde ve Özellikle Mars’da dünyaya benzer fiziksel koşulların bulunduğu ve bu yüzden, çok ilkel de olsa, bazı organik yaratıkların bulunabileceği düşünülüyordu. Fakat Mars ve Venüs’ün uzay araçları ile çok yakından çekilen resimleri ve yapılan ölçüler bü ümitleri azaltmıştır.

Ödev ve Sorular

1 — Ekvator ve kutup yarıçapları niçin eşit değil di r?

2 — Dönenceler niçin ekvatorun 23 derece 27 dakika kuzey ve güneyinden geçer? Eğer 35 dereceden geçse idiler dünya üzerinde ne gibi değişiklikler olurdu? Bu konu üzerindeki düşüncelerinizi açıklayınız.

3 Yılın, en uzun gündüzü kuzey yarım kürede 21 hazirandadır. Bu tarihte gündüz süresi Türkiye’nin güney kenarında 143/2, kuzey kenarında ise 15 saattir. Niçin?

4 — Dünyanın çevresi astronomik birim ve ışık birimi ile gösterilecek otursa ne fcadardır?

5 — Kutup yıldızının dünyaya olan uzaklığı 40 ışık yılıdır. Kaç kilometre eder. Hesaplayınız.

“DÜNYAYA VE İNSANLIĞIN AŞAMALARINA GENEL BAKIŞ |DÜNYA VE EVREN” için bir yanıt

Bu blogunuza pazarlık web izleyiciler için her zaman yararlı web günlüğü study.This tür talepleri kitleler ile, konu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.