Dua Nedir?

Dua Nedir?
Dua, Allah’a yalvarma, yakarma, ondan maddî ya da mânevî
bir şeyler istemektir. Dua, Allah ile kul arasında bir iletişim
yoludur. Aslında genel anlamıyla bütün ibadetler birer duadır.
Namaz kılarak, oruç tutarak, zekât vererek, hac yaparak dua
etmiş oluruz. Bunun dışında bir de daha dar
ve özel anlamıyla dua vardır. Bu anlamıyla
dua, kulun ihtiyacı olan şeyleri yaratıcısından
istemesi, derdini ve sıkıntısını gidermesi
ni talep etmesi, verdiği nimetler için O ’na
şükretmesi, O ’ndan günahlarını affetmesini
dilemesidir. Dua, yaratıcısı Allah’ın yüceliği,
cömertliği, zenginliği ve kudreti karşısında
insanın, kendi küçüklüğünü, çaresizliğini,
mahrumiyetini ve âcizliğini hissedip ifade et
mesinin bir şeklidir.
İnsanın, yaratıcısı katındaki değerini belirleyen en
temel etkenlerden biri duadır. Zira kişi, dua ederek
kendi âcizliğini kabul etmekte, Allah’ın yüceliğini ifade etmektedir.
Bundan dolayıdır ki Rabbimiz Kur’an-ı Kerîmde şöyle buyurur: “De
ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!” (Furkân 25 / 77).
Dua etmek, hiçbir şey yapmadan, elimiz kolumuz bağlı otu
rup ihtiyaçlarımızı peşpeşe sıralayarak Allah’tan sadece “iste
mek” değildir. Elbette ihtiyaç duyduğumuz şeyleri
Allah’tan isteyeceğiz. Ancak elimizden gelenleri
yapmak, imkânlarımızı kullanmak da fiilî bir
duadır. Dua etmek, “Ben dua ettim” diyerek
üstümüzden sorumluluğu atmak, ihmalkârlığa
kapılmak değildir. Duada hal ve kâl bir olmalı,
Yüce Rabbimiz
buyuruyor ki: “Kullarım, beni senden sorarlarsa (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok)yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler”
(Bakara 2 / 186).
Okuduğunuz âyet meâli hakkında düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Dilimizde dua ile eş anlamlı olarak niyazda bulunmak, yakarmak ve münâcât kelimeleri de kullanıl maktadır.
fiilen yapılanlar sözlü dua ile, dil ile istenenler ameller ile des
teklenmelidir.
Dua, insanın yalnızca kendisi için gerçekleştirdiği
bir eylem değildir. Kendimiz için dua ettiğimiz
gibi başkaları için de dua ederiz. Hatta sadece in
sanlar için değil, canlı cansız bütün varlıklar için
dua ederiz. Bu yönüyle dua, gerek diğer insanlarla
gerekse canlı cansız bütün varlıklarla daha güçlü
ilişkiler kurmamızı sağlar, onlara karşı hissettiği
miz sevgiyi çoğaltır, aramızdaki yakınlığı arttırır.
“Bereket versin!”, “Allah şifa versin!”, “Hayırlı yol
culuklar!”, “Eline sağlık!”, “Allah rahmet etsin!”,
“Kolay gelsin!” gibi ifadeler başka insanlar için
yaptığımız dualara birer örnektir.
Dua, bizi mânevi ve psikolojik açıdan geliştirir. Hiçbir zaman
yalnız olmadığımızı dua ederek hissederiz. Dua, Allah ile kur
duğumuz bağı güçlendirdiği gibi zorda kaldığımız durumlarda
Allah’ın bize yardım edeceği duygusunu kazandırarak ümitsiz
liğe kapılmamıza engel olur. Dua, yalnızlık korkusuna, umut
suzluk uçurumuna, sıkıntı karanlığına, günahın ağırlığına karşı
müminin devası ve ışığıdır.
Dua etmek âcizliğimizi dile getirmektir. Dua eden
kişi alçakgönüllü olmayı, şeytanın en önemli özel
liği olan kibir ve büyüklenmekten uzak durmayı
öğrenmiş olur. Dua, kalemsiz ve kâğıtsız olarak
dileklerimizi doğrudan Allah’a ilettiğimiz dilek-
çelerimizdir. Dua ederken Allah ile aramıza hiçbir
kimseyi aracı kılmadığımız için İslâm inancının te
meli olan “tevhid”, yani Allah’ın bir olduğu ilkesini
de ortaya koymuş oluruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)