Dua

Dua

Yeryüzünde Allah’ın halifesi olma şerefiyle yaratılan
insan için en mukaddes an, yüce Rabb’ine
dua ve niyazda bulunduğu andır. Zira varoluşun
gayesi Mevlâ’ya kutluk ve ihlâsla ibadettir. Ve
dua ibadetin özüdür. Dua, özünde Allah’a boyun
eğmek, gönülden Hakk’a yönelmektir. İnsanın,
yaratıcısı karşısında acziyetini ortaya koyması,
kulluğunu ispat etmesidir.
Duadan zevk almak velâyetin başlangıcı, kalbin
uyanıklık işareti ve imanın kemal neşesidir.
Eli arşa uzanan, sözüyle özünü birleştiren ve “Yâ
Rabb’!” diye yakaran bir kuluna Cenab-ı Mevlâ
kabulle karşılık verir. Hz. Mevlânâ, Mesnevisindeşöyle diyor: “Eğer Hudâ bizi zatına yâr edinmek
isterse, meylimizi dua ve niyaz tarafına çeker.”
Mevlâmiz has kullarıni Kur’ân-ı KerTm’de şöyle
metheder: “Gerçekten inananlar, korkarak ve
umarak dua ederler ve kendilerine verdiğimiz
miktardan hayır için harcarlar” (Secde 32/16).
Bir diğer ayet-i kerimede de Habib-i Edib’in gözbebekleri
olan ashâb-ı Suffe’ye atıfta bulunularak
şöyle buyrulur: “Ey Muhammed! Sabah akşam
Rab/erinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla
beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzellikler/
ne dalarak gözlerini o kimselerden ayırma!”
(Kehf 18/28Y.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)