DOKUMA BİTKİLERİ
DOKUMA BİTKİLERİ

DOKUMA BİTKİLERİ

DOKUMA BİTKİLERİ

DOKUMA BİTKİLERİ

DOKUMA BİTKİLERİ

DOKUMA BİTKİLERİ
PAMUK ’THAt
PAMUK ‘„İHRAÇ
^ Rouang ho aş ovasr
Kalifoı
Torreón^./
ınsas-
^gnu( efya vadisi \ ^Fergana
Huerta« !<
Azerbaycan
w^tfaryt \
\ Kapoí Kuzeydoğu yfih¡ Brezilya
‘Vs/râV
~Dî$er-W4«i_
İV; Pamuk & Yün ^ Kenevir lk_ Jüt
Agav Abaka
S.S.C
HİNDISTA % ■
KENEVİR
JÜT ive dah*
dokumalık bitkiler Süper poliyamidler’c lip olaıak naylon gösterilebilir. Bu madde, her ikisi de karbondan sentez yoluyle elde edilen adiptik asit ile heksametilen diyamin’in yoğunlaştırılması suretiyle yapılır. Bu yoğunlaşma, iplik imal eden fabrikaların ham maddesi olan naylon tuzunu verir. Naylon tuzu, her işlemi otomatik kontrol altında bulundurulan özel otoklavlarda, ısı ve basınç altında po-limerleştirilir ve sonunda polimerleştirici o. toklavdan poliheksametilen-adipamit beyaz bir reçine halinde çıkar. İnce ince kıyılan bu reçine polimer’dir. Bu polimer, iplik çekme cihazının haznesinde, havadan korunmuş olarak 275°C’ta eritilir ve özel pompalarla platin bir iplik haddesinin deliklerinden çok ince teller halinde fışkırtılır. Havayle temas eden bu ince lifler derhal sertleşerek naylon ham maddesini meydana getirir. Bu iplikler özel makinelerle bobinlere sarılır. Haddeleme işlemi 100 m/ saat hızında yapılır. İpliklere 4-4,5 derecede bir kuru çekim uygulanır. Normal tipteki iplik çekme tezgâhlarının benzeri bir tezgâhta yapılan bu mekanik işlem, bileşimindeki makromolekül zincirlerinin iplik eksenine yöneltilmesini sağlar. Bu işlemle ipliğe, tabiî ipeğinkinden üstün bir dayanıklılık verilmektedir. Aynı esaslara göre elde edilen diğer süperpoliyamidler arasında, alman yapımı olan perlon, hintyağından çıkarılan dokuma sancıyii ıındr^inelik :ıs«t <l;ı\:ın;m frrınsı/
DOKUMA SANAYİ IDOKUMA BİTKİLERİ
O Pamuk bölgesi O Yün böiges • Yün
PAMUK üretimi (lif)
yapımı rislun, balina yağından elde edilen japon mamulü ürilon (urylon) sayılabilir. Polyester’ler için tip olarak İngiliz buluşu ve yapımı terilen (terylene) gösterilebilir. Bu madde bir tereftalik asit türevi olan dimetil tereftalat ve etilen-glikol maddelerinin karıştırılmasıyle elde edilir. Polimer-leştirme yoluyle çok yüksek molekül ağırlığında (15 000) bir cisim meydana gelir ve bu, naylon yapımındaki gibi kuru çekimle iplik haline getirilebilir. Burada da, molekül zincirlerinin iplik eksenine yöneltilmesi için liflerin çekime tabi tutulması şarttır. Bu tip ipliklere çok yakın olarak, Fransa’da tergal, Amerika’da da dakran (dacran) iplikleri yapılmaktadır.
Poliüretan’[ar tipindeki sentetik iplik veya elyafa örnek olarak likra (licra) gösterilebilir. A.B.D.’de Dupont de Nemours firması tarafından piyasaya çıkarılmış olan bu madde, fürfürol maddesinin izosiyanat maddesi üzerinde polikondansasyonu ile elde edilmektedir. Bu ipliğin, normal sentetik ipliklerden daha fazla bir esnekliğe ve dirence sahip olma üstünlüğü vardır ve özellikle esnek kumaş yapımında büyük çapta kullanılmaktadır.
2. Katma polimer’ler çeşitlidir, en basitleri polivinil kökünden gelen elyaftır. Bu elyaf, asetilen üzerine klorun etkimesiyle elde edilen vinil klortiriin polimcrlcstirilmcsiyle
elde edilmektedir; meydana gelen polimer, karbon sülfür ve aseton karışımı içinde eritilerek selüloz asetat sunî elyafının iplik çekildiği tesislerde iplik haline getirilmekte, sonra da çekime tabi tutulmaktadır. Bu tip sentetik iplik veya elyaf Fransa’da Rtıovyl, Fibravyl ve Thermovyl patent ad-larıyle imal edilmektedir. Vinil klorür ile vinil asetattan meydana gelen bir karışımı polimerleştirme suretiyle de bu liflerin elde edilmesi mümkündür (vinyon lifleri). Poliakrilik lifler’in örnek tipi, yine amerikan Dupont de Nemours firmasınca yapılmış olan orlon’dur. Bu madde, siyanidrik asidin asetilen üzerine etkimesiyle meydana gelen vinil siyanür maddesinin, sulu eriyik halinde polimerleşmesinden elde edilmekte ve hasıl olan poliakrilonitril maddesi, önce eriyik haline sokulmakta, sonra da kuru işleme veya çökeltme yoluyle devamlı iplik haline getirilmektedir. Burada da, diğer sentetik liflerde olduğu gibi, bir çekim işlemi zorunludur. Benzeri lifler veya devamlı sentetik iplikler Fransa’da Crylor, İngiltere’de ise Courtelle patent adlarıyle piyasaya çıkarılmıştır. Ayrıca, akrilonitril ile vinil tuzlarının birlikte polimerleştirilmesiyle de iplik yapımı önem kazanmıştır: Dynel, Vin-von N ve Acrilan patentli iplikler bu tiptendir. Viniliden klorürün polimerleştirilmesi suretiyle de bazı iplik cinsleri elde edilmiştir (velon ve saran).
Poliyofelin’ler en son piyasaya çıkarılan sentetik liflerdir. Bunlar, etilen veya propilen’-den gidilerek üretilir. Bu serinin en tanınmış iplikleri, İtalyan firması Montecatini tarafından izotaktik polipropilen’den meydana getirilerek meraklon adı verilen sentetik ipliklerdir; bunlar da tıpkı polyamid’-ler gibi iplik haline getirilir.
Çeşitli sentetik elyaf, başka vasıfları dışında, büyük sağlamlığı, kolay leke tutmayan ve yıkandıktan sonra ütülenmeden şekil verilebilen kumaşlar yapımını mümkün kılan su çekmezliği, özel dokuda (tekstüre) ipliklerle katı bozulmayan kumaşların yapımına imkân veren termoplastik niteliğiyle üstünlük gösterir. Bu sentetik dokuma grubuna silion (silionne) adındaki sürekli ipliklerle ver an (veranne) adını alan kesikli cam elyafı bağlanabilir. Bu maddeler, camın eritilerek iplik haddelerinden geçirilmesi suretiyle yapılır. Amerikan menşeli olan bu imalât düz ve parlak görünüştedir. Sürtünmeye karşı dayanıklı olmamakla beraber, çekmeye karşı yüksek bir direnç gösterir; ancak ıslak olduğu zaman bu direnç biraz zayıflar. Alkalen maddeler etkisinde aşınmasına karşılık, organik eriticilere, güveye ve küfe son derece dayanıklıdır. Yanmazlığı sebebiyle döşemelik kumaş yapımında geniş ölçüde kullanılır.
Dünya üzerinde sunî ve sentetik dokuma üretimi, bütün dokuma maddeleri arasında pamuklulardan sonra ikinci gelmektedir.1
• Türklerde dokuma. Türklerin, çok eski devirlerden beri dokuma sanatında usta oldukları ve 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’da bu sanatın ve sanayinin yayıldığı, tarih incelemelerinden anlaşılmaktadır. Türk dokumacılık tarihi, dört devrede incelenebilir: 1. Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar; 2. XVIII. yy. sonlarına kadar; 3. Cumhuriyet devrine kadar; 4. Cumhuriyet devri.
Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar olan devre, 1071 Malazgirt savaşından sonra başlar ve dokumacılık bütün Anadolu’ya yayılır. Denizli’nin altın telle işlenmiş pamukluları, Adana ve Sivas bölgelerinin kamlot denilen pamuk ipliği karışık dokuması, Erzurum ve Erzincan’ın dokumaları ile, Anadolu’nun birçok şehrinde dokunan halı ve kilimler bu arada sayılır. Selçuklular devrinde, anadolu kumaş ve halıları, dış memleketlere ihraç ediliyordu. Türkmen aşiretlerindeki halıcılık geleneği, anadolu halılarına, dış ülkelerde geniş pazar sağlamıştı. Anadolu’dan ihraç edilen kumaşlar, Mısır’da da çok tutulur ve beğenilirdi.
XYlIII. yy. sonlarına kadar, Osmanlı imparatorluğunun kuruluş ve yükselme devre-^p^elci türk medeniyeti, selçuk sanatı mira-yiijjij daha da değerlendirmek imkânını buldu‘ve bu devrede dokumacılık sanatı, iç ve’Üış etkiler sebebiyle, büyük bir ilerleme ı»pş|erdi. Dokumacılığın kaynağını Doğu’-dc^rij alması, Batı’nm sadece tüketici durum-
da bulunması Qsmanlı Türklerinin ise bu iki naî ve Maadin bankası, kendine devredilen uç arasında güçlü bir devlet kurmuş olma- devlet fabrikalarının makine ve tesisatını, ları, önce iç piyasada bu sanata önem ver- çağdaş tekniğe uydurarak rasyonel işletmemelerini sağladı; nüfusun çoğalması ve ya- 1er meydana getirirken, halkın katılmasıyle şama seviyesinin yükselmesi de halkın güzel yeni küçük işletmeler de kuruldu. Bünyan ve sanatlara yönelmesine^ ve bunun bir sonu- İsparta’da kurulan yün ipliği fabrikaları, cu olarak dokumacılığın gelişmesine yol aç- bu ilk anonim şirketlerce meydana getirilil. Halktan gelen ve zevkli, üstün kaliteli di. 15 Yıl süreyle «Teşviki Sanayi kanunu» kumaşlara yönelen istek, hükümetçe de be- çıkarıldı (28 mayıs 1927). Bu kanun, gerek nimsendi ve alınan yerinde tedbirlerle imal devlet, gerek özel teşebbüs olarak, doku-edilen dokumaların yüksek kalitede olması macılık ve tüm mensucat sanayiinde büyük sağlandı. Bu devrede pamuklu dokumacılı- gelişmelere yol açacak nitelikteydi. 1933’te ğı özellikle Denizli’de büyük bir ilerleme Sümerbank’ın kurulması ise dokumacılıkta gösterdi. Nitekim İbni Battuta «Orada altın asıl ileri adımın atılmasını sağladı; bunu işlemeli pamuklu kumaş dokunur ki, em- özel sektöre ait büyük pamuklu ve yünlü sali yoktur. Pamuğunun nefaseti ve kuvvetli kombinaların kurulması takip etti. Bugün bükümü sebebiyle dokunan kumaş ve bezler Türkiye’de dokumacılık ve tüm mensucat çok fazla dayanır» demektedir. İstanbul’da sanayii, mamullerini dış ülkelere de satabi-Fazlıpaşa ve Yenikapı’da kurulan basma a- len en gelişmiş sanayi kollarından biri duru-telyeleri beyazlığıyle ün kazanan patiskaları; mundadır.
Bursa’nın çeşitli bez ve peştamalları; Ma- . Dokuma sanayii. Geleneksel dokuma sa-latyamn, adını taşıyan renkli dokumaları nayii xvm boyunca deniz ticaretinin ve ıplıgı, İskenderiye ve Kıbrıs’ın pamuklu geliSmesi ve yeni icat edilen makinelerin dokuma ve tu bent en; Diyarbakır’ın kırını- (K mekiği 11733]; buharlı iplik ve doku-basmala”; ma tezgâhları [1780-1785] v.b.) sanayiye uy-iı’1111,1! fezi^ gulanmasıyle Avrupa’da doğdu. Nitekim u-J. , ı . şapların ürünleridir. İpekli zun syre hu satıayide kullanılan makinele-dokumacılıkta, Musul un ipek ürerine sır- rj yapan ve bunlara sahip olan, gerekli ham I İ ^ dokunan ve admı bu şe- maddeieri ithal ederek mamul kumaş hali-¡’■rıf5″ *>»” S1“*1′”ler’ >PekÇilıİ’n merkez; ne getjrip bütün dünya paZarlar.na satan ‘ J ? ! Bursa da yapılan altın işlemeli ülkeler İngiltere ve Avrupa’nın büyük şali?rJ n S‘Snkİ1 kan ie’ nayi ülkeleri olarak kaldı denilebilir. Bu banı, ÇShi * “ k ,m i- , ?Ur,SaH Bi’e- kımdan dünya dokuma sanayii, doğrudan
l ,ı v , atclflerd,e d°- doğruya avrupa, özellikle de İngiliz dokuma u desenler, devam sanayfinin mirasçısıdır. İkinci Dünya sa-ettinlmekteydl. Yunlu dokumacılıkta Erzu- vasi «nnıınHa ııorariıch hiîHin oîîrliîtlprp r‘ic”r.
DOKUMA
Erzurum ve Erzincan, telyeleri, Karaman’ın ka-liçe’leri, Demirci, Gördes ve Kula’nın halı
vaşı sonunda uğradığı bütün güçlüklere rağmen, İngiliz dokuma sanayii bugün yılda 500 000 metre-ton kumaş üretimi ve 750 000
ve kilimleri, Antalya nın çuhaları un kazan- işçisiyle Avrupa’da yine başta gelmektedir,
mışt. ayrıca İstanbul’da aba ve sof Ku- ülkede en öne^n üre?im merkezleri,
tahya da seccade, Selanik te çuha dokunu- yünde Leeds (kamgarn dokumacılığı); Ha-
rv’ niî« ,U ü*™ ‘p‘ lifax (halı); Wakefield (iplik); Shipley. Ke-
M,’slr J VL: d>8er dış ulke- ighley; stramingley (taranmış yün iplik ve
lere satılırdı. (Bu devirde Ankara da yakla- dokumaları) ve Bradford’dur; bu sonuncu şe-
şık olarak 1 500 kadar sof dokuyan el tez- hirıle aynı zamanda, Londra piyasasında ol-
gahı vardı.¡Keten veekendir dokumacılığın- dugu gibi ham madde allmlar, ile k
da ise merkez Karadeniz’i (Kastamonu ve 3atlşlan da yapılmaktadır.
Taşköprü); Mardin, Musul ve Bağdat’a da _ , … … .
yayılmıştı, ilerleyen dokumacılık yanında Başlangıçtan itibaren yünden daha fazla
dokuma boyacılığı da çok gelişti. Edirne makineleştirilmiş olan pamuklu sanayiinde ise
usulü pamuk boyama işlemi yurt içinde ve en önemli üretim merkezleri Lancashire’de-
dışında büyük ün kazandı. Kök boyalarly- d,r- Pamuk iplikçiliği, özellikle Manches-
le boyama usullerinin bozulmamasına önem *er ’le Liverpool arasında, pamuk doku-
verildi. ransızlar pamuğu Edirne usulünce macılığı ise daha kuzeyde, Preston, Black-
(Edirne kırmızısızı, Türk kırmızısı) boya- burn> Burnley (basma bezleri), Nelson (pop-
yabilmek için, XVIII. yy. ortalarına kadar 1,n ve tul\ Co!ne (mendil ve fantazi pamuk-
büyük çabalar harcadılarsa da, başarı sağ- lular) şehirlerinde ve çevrelerinde toplan-
layamadılar. Gelişmesi XVI. yy. ortasına mıştır. Bradford’un yün piyasasını tutma-
kadar devam eden türk dokumacılığı, geniş sına karşılık, Manchester de, sınaî görevi
imparatorluk sınırları içinde ülke ihtiya- dışında, bankacılık ve ticaret alanlarında
cını karşıladığı gibi, dış ülkelere ihraç im- pamuklu piyasasına hâkimdir,
kânı da sağlıyordu. 1532 Yılında ilk kapi- Ketenlere gelince, Belfast bölgesi, bir mil-
tülasyon imtiyazı verildi ve bu imtiyaz bir- y°n iğden fazla kapasitesiyle dünyanın başta
çok yabancı memlekete tanındı; böylece Selen «retim merkezi oldu ve bu durumu-
bir taraftan bu imtiyazların yabancı ma- nH bu8İine kadar korudu. Buna karşılık, ta-
mullere sağladığı farklı imkân, diğer yandan , İP6]* alanında XIX. yy.dan itibaren, jüt
gümrük resimlerini artırmak yoluyle yerli alanında ise 1930 büyük iktisadı buhranın-
dokumaların korunamaması, aynı zamanda, dan ^r.‘ başlayan gerilemenin hiç bir tedbir-
Avrupa’da makineleşmenin başlaması ve bu *e e^’l* b’r şekilde önlenmesi mümkün ola-
gelişmeye Türkiye’nin ayak uyduramaması, madı.
türk dokumacılığını hemen de tamamen Kıta Avrupası’nda Batı Almanya, yıllık durdurdu. toplam 460 000 ton mamul kumaş ve 600 000
i j ı j işçi ile başta gelir. Bu ülkede dokuma sa-Cumhurıyet e kadar olan ve XVIII. yy.da nayü ma]î bakımdan çok toplu, coğrafî başlayıp XIX yy da devam eden çokuntu bakımdan ise çok dağınık bir durum gös-devresinde, Selim III, dokumacılık konusuy- terir. Bu sanaymin en yoğun bulunduğu kele ilgilenmek istediyse de daha once veril- sim, Rhein-Westfalen bölgesidir; burada pa-mış olan yabanc, imtiyazla- onune aşılmaz muk ve ün iplikçiliği v” dokumacılığı ile
ESSf S’İ*İ- “‘‘f’Î devnnde ıt- keten dokumacılığı alanlarında çalışan güç-
halatta gumrak resmi yüzde 5 ten 8 e çıka- lü tesisler yer almaktadır. Ren nehrinin
rıldı; dokumacılığın yemden geliştirilmesi batısındaki Krefeld şehri, ipekçilik merkezi-
ıçın bir komisyon kuruldu; sergiler sanat o- di fakat ün ve pamûk konularında da
a£.ld‘; y.en’ Ş’rketier kuruldu; ama faali t österjr Gef’ kalan aıman dokuma
bu teşebbüsler Avrupa’da hızla gelişen sa- sanavii bütün ülkeve daeılmıs durumdadır
nayileşme hareketi karşısında yeterli olama- Hamburg F?ankfurt Ä §k” StuU-
dı. Sonunda yabancı sermaye ve teşebbu- „art Bremen AuEsbure v d büvük sehirle-
r ¡ifası Adanae Tars”«*v^t ip?!di fab‘ rin çoğu önemli üretim birlikleri halinde
j t İzmir de birer pa- dokumacılık sanayine sahiptir. Orta ve
” « ; /S hal, kiiçük çaptaki fabrikalar Karaorman (Yu-
Î kuruldu Bu devrede devlet- karı Neckar vâdisi) ile Ren nehrinin yu-
iSâ fΔİai?L H kan vâdilerinde (özellikle Lörrach) toplan-
vÜ lYni ^ yunlu (l845) mlştlr; bunlardan birçoğunun Basel ve Mul-
ve yme İstanbul da (Bakırköy) Pamuklu bez house dokumacılıîıvle malî ilişkileri var
fabrikaları (1850) oldu. (Bu Uç fabrika d?r gy ma” ‘“5ltllerı var‘
bugün Sümerbank tarafından işletilmekte-j ,
dir.) Fransız dokuma sanayii, yıllık 400 000 ton
üretimi ve önemli işçi sayısı (550 000), öte
Cumhuriyet devrinde, Lozan antlaşmasıyle yandan da sınaî tesislerinin özellikleri ba-
kazanılan millî hâkimiyet sayesinde, her a- kımından, Batı Almanya ile aynı planda
landa olduğu gibi dokumacılıkta da ilerle- yer alır. Nitekim bu sanayi 8 000’den fazla
me başlatıldı. 1925’te kurulan Türkiye Sı- kııruluştan meydana gelmiştir. Yıllık cirosu
Foto. Froher t, WN. (LAR0U88E) ‘
13 milyar frangı bulur (buna, 250 000 işçi çalıştıran giyim ve konfeksiyon sanayii eklenirse 17 milyaı frank).
Fransa’da dokumacılık sanayiinin temsil edildiği başlıca bölgeler, eski flaman sanayiinin mirasçısı olan Lille-Roubaix-Tour-coing bölgesi Normandiya (özellikle Aşağı Sen vâdisi, Rouen dolaylan pamuk ipliği ve mamullerinde ihtisas bölgesidir), Doğu bölgeleri (Mulhouse, Giromagny, Epinal, Re-miremont, Saulxures, Gerardmer, Saint-Die, Belfort v.d.); Lyon bölgesi (ipekçilik); Saint-Étienne (kordelacılık); tül ve müslincilikte Roanne bölgesi. Bunlar dışında, Reims ve Châteauroux (yatak örtüsü ve battaniye), Mazamet (dünyaca tanınmış kasap başı yünlerinin üretim merkezi), Lavelanet (yine kasap başı yünleri üretimi), Aubusson (duvar örtüleri), Cholet (muhtelif bezler), Troyes ve Ganges (trikotaj), Romans ve Quillan (şapkacılık).
Tesislerinin yüzde 80’i Alp dağları vâdile-rine yerleşmiş bulunan İtalyan dokumacılık sanayii, yılda 300 000 ton kumaş üretir ve yaklaşık olarak 460 000 işçi çalıştırır. Burada Lyon’lular tarafından sanayi haline getirilmiş olan ipekçilik özellikle Milano, Como ve Cenova (ipek kadife) çevrelerinde toplanmıştır. Birbirine benzemeyen bin kadar işletmesiyle yüncülük, Po ovası kuzeyinde Chiampo ve Agno vâdilerinde (Val-dagno, Schio şehirleri), Lombardia’da (Bergamo) ve Piemonte kesiminde (özellikle Bi-ella şehri ve dolayları) yerleşiktir. Pamukçuluk ise daha yenidir ve sermaye ve endüstri yoğunluğu bakımından yün ve ipek sanayilerine oranla pek az üstünlük gösterir. Bu sanayi kolunun en büyük kısmı Lombardia’da (Tessin ile Oglio arası), Piemonte kesiminde, Milano, Como ve Varese dolayla-r.nda, güneyde Napoli ve Salerno çevresinde faaliyet gösterir. İtalya’nın diğer dokuma sanayii merkezleri, ketende Ravenne, kendirde Travise ve jütde Crema ve Luc-ca’dır.
Avrupa’nın öbür ülkeleri bu alanda çok daha az önemlidir: Belçika-Lüksemburg birliği yılda 115 000 ton, Hollanda 110 000 ton, Portekiz 55 000 ton, İsveç 40 000 ton, Avusturya 30 000 ton, Danimarka 10 000 ton ve Norveç 9 000 ton normal kumaş üretir.
A.B.D.’ye gelince; bu ülke teknik ilerlemeden ve makineleşmeden Avrupa ile hemen de aynı tarihlerde yararlanmışsa da, bu alanda Eski Kıtanın üretim usullerinden çok şey almıştır. Uzun süre avrupa fabrikalarına bağlı kalmış olmakla beraber bugün yılda 1 700 000 ton civarında mamul dokuma ve bir milyona yakın işçisiyle, dünyanın en kudretli dokuma sanayiine sahiptir. A.B.D.’nin en önemli dokumacılık bölgeleri, New Angland, New Jersey, Pensyl-vania, Maryland ve Dleaware’dir; bu merkezlerde, İngiltere’nin Lancashire bölgesiyle ölçülebilecek bir gelişme gerçekleşmiştir. En güçlü pamuk iplikçiliğ merkezleri, Fail River ve Lewiston’da, Maine’de ve Massa-chusetts’deki New Bedford, Newburyport ve Adams’da yer alır. Bu kesimin büyük ticaret piyasası Boston’dur. Yüncülüğün iki büyük merkezi Philadelphia ile Cleveland’-dır. Tabiî ipekçilik ise New York çevresinde toplanmıştır.
ikinci Dünya savaşı sonundan beri amerikan dokuma sanayii, ülkenin güneyi ve güneydoğusu yönünde büyük bir kayma gösterdi: Kuzey ve Güney Carolina, Georgia, Alabama, Mississippi. Pamuktan çok daha düşük üretimi olan (pamuğun ancak yüzde 10’u) yün sanayii, aynı zamanda Texas şehirlerinde (bilhassa Dallas, Fort Worth ve San Antonio) yerleşmiştir.
Modern dokumacılık sanayiini Avrupa ülkeleriyle Kuzey Amerika’dan çok sonra kurmuş olan Japonya, bugün onların en tehlikeli rakibi durumundadır. Japon koyunculuğunun son derece geri olması yüzünden yün sanayii uzun süre ikinci planda kalmış, buna karşılık, pamuk ve ekseri ham halde ihraç edilen ipek büyük önem kazanmıştır. Sanayi alanında da dikkati çeken bir karşıtlık görülür: dokumacılık küçük sanayicilerin elinde toplanmış iken, iplikçilik çok güçlü işletmelerce yürütülmektedir; nitekim Mitsubişi tröstünden Toyo Boseki veya Mitsui tröstünden Kanegafu-şito grubu, daha yedi grupla birlikte hemen bütün üretim faaliyetini bölüşmektedir. Bu
443
dokumacı kuşu
dokun
dokumacı kuşu
çlar
ahtapo^
deniz şakayıkı
üretimin yıllık tutarı pamuk ipliğinde 550
000 tonu, pamuklularda 3,2 milyar metrekareyi, ham ipekte 18 000 tonu, ipeklilerde ise 200 000 metrekareyi aşmaktadır.
İngiliz makinelerinin Rusya’ya girmesine izin veren çar Nikola I zamanında doğan rus dokuma sanayii, bugün yılda 6,4 milyar metre pamuklu, 810 milyon metre ipekli, 559 milyon metre keten kumaş ve 342 milyon metre yünlü üretmektedir. S.S.C.B., kendi ham madde kaynakları sayesinde (Tacikistan, Kafkaslar ötesi ve Ukrayna pamuğu, Beyaz Rusya ve Ballık cumhuriyetleri keteni, Kırgızistan yün ve keneviri) bu sanayi faaliyetini dünyadan tamamlyle ayrı olarak yürütebilmektedir. Pamuk işletmeciliğinin geleneksel bölgeleri (Moskova, Leningrad, İvanovo v.d.) ikinci Dünya savaşı sonundan beri önemini kaybetmeğe başladı ve yerini, Özbekistan’da (Taşkent), Kırgızistan’da (Barnaul), Kafkasya’da (Ganja, Le-ninakan, Tiflis) ve Ukrayna’da (Kief, Ker-son) kurulan büyük tarım ve sanayi kombinalarına bıraktı. YUn işçiliği, en çok Moskova ve Leningrad çevresiyle Voronej bölgesinde ve Orta Volga vadisinde yerleşmiştir. Ancak bu sanayif Kafkasya ve Orta Asya’ya doğru bir kayma eğilimi göstermektedir. Aynı şekilde, tabiî ipekçilik de vaktiyle Lyon ve Gasel’li sanayicilerin kurup yerleştirmiş oldukları Moskova çevrelerinden ham ipek üreten Kafkaslar Ötesi ve Orta Asya bölgelerine doğru kaymaktadır. Keten sanayii ise Beyaz Rusya’da gelişmektedir.
• Son gelişmeler. Dokuma sanayiinde 19611965 dönemi, bir yandan tabiî ve sunî dokuma maddeleriyle, öte yandan sentetik elyaf üretiminin gelişmesi arasında görülen büyük ayırımla dikkati çeker. Pamuklu dokumalara oranla durgun olan yünlü dokuma üretimi küçük bir gelişme, selülozlu elyaf üretimi ise daha büyük oranda bir gelişme (elyaf ve sunî ipek üretimi bu dönemde, yüzde 20 ile 25 kadar bir artış gösterir) kaydetmiş, buna karşılık sentetik dokuma üretimi bu dönem içinde yüzde 150 oranında artmıştır (1965’te 2 milyon tondan fazla). 1966’da A.B.D. (0,7 milyon ton), Japonya (0,6 milyon ton) ve S.S.C.B. (0,4 milyon ton) sunî dokuma maddelerinde dünya üretiminin yarısından fazlasını sağladılar. Sentetik dokuma alanında ise, A.B.D. 0,8 milyon tonla dünya üretiminin yaklaşık olarak yüzde 40’ını verdi. 1961’den 1965’e kadar, Japonya (1965’te 0,37 milyon ton). Batı Almanya (0,18 milyon ton), İngiltere (0,15 milyon ton), İtalya (0,1 milyon ton) gibi başlıca sanayi devletleri, üretimlerinin iki katını aşan seviyeye ulaştıkları halde Fransa 1965’te bir gerileme gösterdi. Aynı şekilde S.S.C.B. de bu hızlı üretimi oldukça geriden takip etti (1965’te 0,06 milyon ton). Sentetik dokuma sanayiinde görülen bu gelişme, A.B.D. ve Batı Avrupa’daki geleneksel dokuma sanayiinde ciddî bir buhran yaratma pahasına, bu hızla devam edeceğe benzer.
• Türkiye’de dokuma sanayii. Et tezgâhlarından sonra resmî kuruluş olarak sanayi haline geldi, üç ana bölüme ayrılır: 1. pamuklu sanayii; 2. yünlü sanayii; 3. tabiî ve sunî ipek, sentetik iplik ve kumaş sanayii.
Pamuklu sanayi, ham maddesi Türkiye’de sağlandığı için dokuma sanayiinin en fazla gelişmiş koludur, önce, el dokumacılığı şeklinde başlayan pamuklu dokuma imalâtı, askerî ihtiyaçların da artmasıy-le 1850 yılından itibaren, fabrikasyon haline getirildi. Pamuklu dokuma tesisleri, ham maddenin üretildiği Çukurova ve Ege bölgeleri ile İstanbul ve bazı Orta Anadolu şehirlerine dağıldı. Türkiye’de bugün 73 pamuk ipliği fabrikası vardır. Bunlardan H’inin tamamı, 6’sının sermayesinin yüzde 50’den fazlası devlete aittir; özel sektörün de 56 tesisi vardır. 1969 Yılında fiilî iplik üretimi 150 000 t’dur. Yalnız devlet sektörüne (Sümerbank) ait tesislerde bu üretim 47 000 t.u geçer. Pamuk ipliği tesislerine bağlı dokuma tesisleri ile sadece dokuma tesisi halinde kurulmuş fabrikalardan, devlet sektörüne ait 16’sı, özel sektöre ait 86’sı çalışır haldedir. Bunların 1969 yılı fiilî üretimleri, yaklş, ol. 830 000 000 m’dir, Pamuklu tesisler, Türkiye ihtiyacım karşıladıktan başka, ihracat da yapar. Dev-
let sektörü fabrikalarının 1969’daki pamuklu kumaş üretimi, toplam olarak 215 428 000 m’dir. –
Yünlü sanayi. Türkiye’de yün ipliği ve yünlü dokuma sanayiine Tanzimat devrinde başlandı ve ordunun fes ihtiyacı için, 1835 yılında İstanbul’da bir Feshane fabrikası açıldı. Bunu, Hereke ve Bünyan fabrikaları takip etti. Yünlü sanayi, Cumhuriyet devrinde büyük bir gelişme gösterdi. Bugünkü kamgarn yün ipliği fabrikalarından
2 tanesi devlet sektöründe, diğer 41 tar,esi özel rektöre aittir. Bu tesislerin toplam iğ sayısı 165 580 ve üretimleri yaklş. ol, 22 600 t’dur.
Ştrayhgarn yün ipliği grubunda ise, devlet sektörüne ait 5, özel sektöre ait 69 tesisin toplam iğ sayısı 86 063 ve üretimi
21 000 ton’a yaklaşır. İplik tesislerinin büyük çoğunluğu İstanbul’da, diğerleri İzmir, Bursa, Uşak, Balıkesir, Bünyan, Diyarbakır ve Tosya’dadır. Halı ve kilim iplik tesislerinin Türkiye’de dağılımı şöyle-dir: Uşak’ta 18, İsparta’da 7, Eskişehir’de
5, İzmir’de 3, İstanbul’da 3, Gaziantep’te
3, Kayseri, Demirci ve Uzunköprü’de l’er adet. Halı üretimi genel olarak 1965’teki istatistiklere göre 1 871 139 m2>dir. Yünlü dokuma fabrikalarının bir kısmı kombine fabrikalar, diğerleri, ise dağınık atelyeler halinde çalışmaktadır. Kombine fabrikalarda, 616’sı devlete, 810’u da özel sektöre ait
I 426 dokuma tezgâhı vardır. Tamamı özel sektöre ait olan dağınık atelyelerdeki 2 850 tezgâhla birlikte, bugün Türkiye’deki yünlü tezgâh toplamı yaklş. ol. 4 300’ü bulur. Bu tezgâhların 1969 yılındaki fiilî kumaş üretimi 25 500 000 m; devlet sektörüne (Sümerbank) ait kumaş üretimi aynı yıl içinde, 5 287 000 m’dir. Bu sektöre ait 24 yünlü dokuma tesisinin büyük kısmı İstanbul’da (16) bulunmaktadır. Bursa, İzmir, Uşak, Bünyan ve Diyarbakır’da da bir iki tane yünlü dokuma tesisi vardır. Türkiye’deki yünlü dokuma tezgâhlarının yüzde 40’ı kamgarn tipi kadın ve erkek için elbiselik, yüzde 20’si sporteks erkek kumaşları ve kadın tayyörlükleri, yüzde 40’ı da mantoluk, paltoluk v.b. gibi kışlık erkek ve kadın kumaşları ile battaniye dokur.
Tabii ve sunî ipek, sentetik iplik ve kumaş sanayii. Çoğu Bursa ve yakınlarında olmak üzere İstanbul, Gaziantep, Konya, Denizli ve Burdur illerine dağılmış, yaklş. ol; 6 500 ipekli dokuma tezgâhı vardır. Bu tezgâhların fiilî kumaş yapımı 20 000 000 m’yc yaklaşır. İpekli dokuma tesislerinin, ihtiyacı olan sunî ipeğin yaklş. ol, yüzde 10’u, Sümerbank’m Gemlikteki fabrikasından sağlanır, gerekli sentetik ipliklerin çoğunluğu ithal edilir.
Sentetik iplik ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuş olan Bursa Sifaş (Sentetik İplik Fabrikası A.Ş.) ile İstanbul’daki Islon ve Sentex fabrikaları, polyamid perlon tipi İmalât yapar, terilen (polyester) tipi elyaf için de, yine Bursa’daki Polilen fabrikası ile Adana’daki Sasa fabrikası çalışır, Po-liakrilik (orlon tipi) iplik yapacak olan İstanbul Aksa Akrilık Kimva Sanayii A.S. ise henüz kuruluş halindediı(Bk. EKCtLT). [LM

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*