DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

Aim. Aussenministerium
(n), Fr. MinistĞire (m) des Affaires Etrangeres, İng.
Ministry of Foreign Affairs. Hükümetin diğer devletler ve
bunlann hükümetleriyle olan daha çok siyasî münasebetlerini
organize ve icra eden bakanlık. Osmanlı Devleti
döneminde dışişleri bir süre sadrazamlar tarafından
yürütülmüş, daha sonra bu görev Reis-ül Küttap’lara
verilmiştir. Onyedinci yüzyıl o rta la rın d a Sultan
Dördüncü Mehmed’in padişahlığı arasında Divan-ı
Hümayun’un eski önemini kaybetmesi üzerine bu divanın
başkâtibi durumunda bulunan Reis-ül Küttap elçilerle
yapılması gereken görüşmeleri yürütmek,
antlaşmalan müzakere etmekle görevlendirilmişlerdir.
Sonralan dışişleri vekili durumuna geçen Reis-ül K üttap’
lık 1836 yılında Sultan İkinci Mahmud tarafından kaldınlmış,
görev Umur-u Hariciye Nezareti’ne verilmiştir.Devşirme ağasına tamamen bir muhtariyet verilmişti.
Gittiği mahallin Sancakbeyi, Kadısı ve Timar
sahihleri yardım etmekle mükellefti. Bir kazaya devşirme
memurunun geldiği tellâl vasıtasıyla bildirilir
kanunî vasıflara haiz Hristiyan çocukları, papazları,
babaları ve vaftiz defterleri ile toplantı yerine gelirlerdi.
Vaftiz defterini inceleyen Yayabaşı, 40 evden bir oğlan
hesabı ile devşirme yapardı.
Kanuna göre, Hristiyan çocuklarının asilleri ve
papaz çocukları öncelikle alınırdı. Ailenin tek oğlu
olması halinde bu kcsiniik.c alınmazdı, en az iki veya
daha fazla erkek çocuğu olgn ailelerin ep sıhhatli ve
gürbüz olan çocuğu seçilirdi. Anası, babası, ölmüş olan
çocuklar, noksan terbiyeli olacakları düşüncesiyle alınmazdı.
Çoban ve sığırtmaç çocukları, fizikî kusuru
olanlar, çok uzun ve kısalar devşirilmezdi. Evli ve sanat
sahibi olan çocuklar da alınmazdı.
Devşirmeye ayrılan çocukların, sancağı, kazası,
köyü, ailesinin mensub olduğu sipahi, doğum tarihi ve
fizikî özellikleri bir deftere kaydedilirdi. İki nüsha olarak
tertib edilen defterin biri çocukları götürecek
“ Sürübaşı”da diğeri de devşirme için gelen memurda
kalırdı.
Devşirilen çocuklar “Sürü” adı verilen 100-200 kişilik
gruplar halinde İstanbul’a gelirler 2-3 gün dinlendikten
sonra müslüman olurlar ve sürücü defteri ile birlikte
Yeniçeri ağasının teftişinden geçerlerdi. D aha sonra
“ eşkâl defteri” ağanın mührüyle m ühürlenip saklanırdı.Eğer sürüye kanuna muhalif çocuklar karışmışsa, bunlar
tophane veya cebehane hizmetine yerilir ve sürübaşı
cezalandırılırdı. Bu gelenler içinden dfüzgün yapılı olanlar
ayrılır ve saraya gönderilir önce Sarayağası sonra da
Saray hocası tarafından seçilerek Edirne, G ala ta ve
İbrahim Paşa saraylarına eğitim için gönderilirdi. Buralarda
yetiştirilenlerden en kabiliyetlileri eğitimleri bittikten
sonra Topkapı Sarayı’na alınırdı.
Ağa kapısındaki yoklama bittikten sonra geriye
kalan devşirmeler Anadolu veya Rumeli’deki Müslüman
Türk çiftçilerinin yanına verilirdi. “Türke verme”
denilen bu muamele ile çocukların Türk ö rf ve adetleri
üzere yetişmeleri temin edilirdi. Yalnız Türke verme
için, devşirme Anadolu’da olmuş ise çocuk Rumeli’ye,
eğer Rumeli’den devşirilmiş ise A nadolu’daki Türk ailelerine
gönderilirdi. Bunlar kıdemlerine ve ihtiyaca göre.
Yeniçeri Ağasının arzı ve divan-ı hümayunun kararı ile
İstanbul’a getirilir, eşkâlleri Yeniçeri Ağası tarafından
tekrar kontrol edilirdi. Bunlara “Acemi Oğlanı” adıyla
günde 1 akçe (sonraları 2 akçe) yevmiye ile Acemi Ocağına
kaydedilirlerdi.
Devşirmelerin vazifeleri bulundukları yere göre
değişirdi. Saray bahçelerinde bostancılık, kasap yamaklığı,
su yollarında işçilik, fırıncılık, mandracılık ve gemicilik
gibi işlerde kullanılırlardı.
Acemi oğlanlarının idaresi Yeniçeri Ağası tarafından
temin edilirdi. Bostanlarda çalışan Acemi oğlanlarının
âmiri ise Bostancıbaşı idi.
Yeniçeri Ocağı teşkilâtı, kendini muhafaza ettiğisürece devşirme kanunu dikkatle tatbik edilmiştir.
Ancak onaltıncı asırdan itibaren ocak nizamının kaybolmaya
başlaması “ Kuloğlu” , “ Kul kardeşi” , “ Ağa
çırağı” ismi altında ocağa dışarıdan katılanların olmasıyladevşirmeye ihtiyaç duyulmaz olmuş ve teşkilât
kendi kendini bozmaya başlamıştır.
Sultan Dördüncü Murad devrinde yapılan askeri
ıslahat sırasında devşirme işine önem verilmiş, hatta bu
işe hile karıştıran üç devşirme memurunun ikisi idam
edilmiştir. Onyedinci aşırın sonlarından itibaren devşirme
tamamen terk edilmişti. Yalnız onsekizinci asrın
başında Bostancı Ocağı için 1.000 kişinin devşirildiği
görülür.
Devşirme usulüyle, hakiki Türk İslâm kültürüyle
yetiştirilen bu devşirmeler arasında Osmanlı Devletine
büyük hizmet veren devlet adamları bulunmuştur.
Ancak Yeniçeri Ocağının bozulmasıyla birlikte, Acemi
Ocağı da dejenere olmuş ve bir fitne ocağı haline gelmiştir.
Devşirme müessesesi aşağı yukarı onbeşinci asrın ilk
yarısından onyedinci asrın ilk yarısı arasında başarıylamevcudiyetini sürdürmüştür

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)