DİRHEM

Esk. Bir ağırlık ölçüsü, eski okkanın dört yüzde biri: Yüz dirhemi ne ediyor? (Ahmet Rasim). Bir dir-hem et bin ayıp örter (Atasözü). [Bk. AN-SİKL.] II Eskiden kullanılan gümüş para: Dört yüz bin dirheme bir bahçe yüz bin dirheme bir at alınıp satılır oldu (Cev-det Paşa). [Bk. ANSİKL.] II Mec. Çok az: Hem sende muhayyile namına dirhemi yoktur (S.
F. Abasıyanık). را Dirhem ü dinâr, servet, para: Ne kanuna, ne cebr ü zûra, ne Hün-kâra tâbidir / Bu bendergehte herkes dir-
hem ii dînâra /م</مح/ءمح (Ziya Paşa).
— ÇEŞ. DEY. Bir dirhem (veya dirhem ka-dar), çok az: Ağzına bir dirhem içki koy-mamıştı (N. Araz). را iki dirhem bir çekir-dek, çok şık: — Şimdi de lüzumundan çok incelmeye, iki dirhem bir çekirdek ol-maya yelteniyor (H. R. Gürpınar).
— Nümism. Esk. Dirhem-i ceyyid, bozuk ve karışık olmayan gümüş para. را Dir-hem-i hâlis, saf gümüşten basılmış dirhem. ار Dirhem-i mağşuş, başka madenlerle ka-rışık dirhem. II Dirhem-i örfi, on altı kı-ratlık gümüş para. II Dirhem-i râyic, halk arasında alınıp verilen gümüş para. را Dir-hem-i şer’î, on dört kıratlık bir gümüş pa-ra. (Bk. ANSİKL.) II Dirhem-i züyûf, bakır veya başka bir madenle karıştırılmış gü-müş sikke.
— Para. Fas’ın belli başlı para birimi. 1959 Ekiminde kullanılmağa başlandı (100 fas frangına eşittir).
— ANSİKL. Dirhem’ln ağırlığı 3,148 gr’dır. Fakat bu ağırlık çeşitli bölgelere göre de-ğişir. 1799’da Kahire Fransızların işgali al-tında iken dirhemin ağırlığı 3,0884 gram iken, 1845’te kurulan Tahkikat komisyonu bunun 3,0898 gram olduğunu tespit etmiş-tir. İstanbul’da bir dirhem 3,207 gram ola-rak, okkanın l/400’ü sayılırdı.
• Dirhem’in resmî ağırlığını tespit etmek, dinarın ağırlığını tayin etmekten zordur; çünkü dirhemler hiç bir zaman büyük bir özenle basılmamıştır. Dirhemin resmî ra-yicini tespit eden kayıtlar birbirine uymaz. Bu konuda tarihçilerin birleştikleri tek nok-ta, dirhemin ağırlığı ile miskalin oranının 7/10 olduğudur. Genellikle dirhemin en yaygın ağırlığı 2,97 gr kabul edilir, is-lâm dünyasında ilkin 2,97 gramlık r£smî dirhemi basan halife Ömer’dir. Halife Mu-aviye bin Ebu Sufyan (661-680) zamanında kullanılmakta olan sasanî tarzındaki sikke-ler üzerinde birtakım değişiklikler yapıldı. Doğu bölgesinde bulunan ümera ve valiler, kendilerine tanınan yetkiye dayanarak, sa-sanî hükümdarının resminin yanında bulu-nan Husrev adını çıkararak Pehlevî yazı-siyle kendi adlarını kazdırdılar. Emevîler-den Abdülmelik bin Mervan, halife Ömer zamanında basılan dirhemi gümüş sikke bi-rimi olarak kabul etti. Böylece arap dirhe-mi kesinlikle sasanî dirheminden alınmış ol-du. Abdülmelik zamanında ırak valisi olan Ömer bin Hübeyre, 6 danak ayarında dir-hemler bastırdı. Halife Hişam Irak’a vali tayin ettiği Halid bin Abdullah el-Kasrî’ye
7 danak ayarına dönmesini ve Vasıftan baş-
Foto. Ullstein, (îiraudon (LAROVSSE)
fizyolojist tarafından kabul edilmiştir. Hat-tâ bugün bile, bu fikirleri tutanlar vardır. Legallois tarafından soğancığın rolünün keş-fi, ayrıca eski hekimlerin pek sevdikleri ha-yatî saçayakı, yani hayatın üç kaynağı kav-ramı hayat merkezleri konusunda bir kesin-liğe varılmasına yol açtı, böylece hayata nes-nel bir varlık verilmiş olduğu sanıldı. Fa-kat, çok geçmeden, özellikle Bichat’nın et-kişiyle, hayatın tek bir merkezde bulundu-ğu varsayımı önemini kaybetti, öyle ki, di-rimselcilik, Rostan’ın örgencilik nazariye-siyle aynı şey oldu. Bu görüş de, daha sonraki buluşların etkisiyle yeni dirimselci-lik görüşüne yol açtı. Yeni dirimselcilikten bugün yalnız yön fikri kalmıştır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*