Dinsel eğilimler

Denizaşırı ticaret geliştikçe, kolonilerle İngiltere arasındaki ilişkiler arttı; İngiliz görenekleri ve kuruluşları Amerikalılar üzerinde daha güçlü bir etki yaratmaya başladı. Aristokratlar Londra’nın kibar sınıfını taklit ederken, kolonilerde ve New York çevresinde sağlam temellere dayalı bir kilise olan İngiliz kilisesi, statü ve etki açısından güçlendi. Bu arada, Sir İsaac Nevvton’un biliminden ve John Locke’un felsefesinden do­ ğan aşırı köktenci ve bilimsel görüş açısı, dinsel inancı yeniden yoğurarak, İngiltere’de ve Amerika’da daha mantıklı kıldı. Tanrıcılık, doğal dinler, vb. akımlar, hıristiyanlığı ve İncil’i eski zamanların boş inançları saymaya başladılar. Daha sonra İngiltere’den John Wesley (methodist kilisesinin kurucusu) ve George VVhitefield¡önderliğinde evanjelist protestanlık dalgası geldi. Yeni köktencilikle savaşmayı savunan bu mezhep, Hıristiyan inancının yine eskisi gibi güçlü biçimde canlandırılmasını öneriyordu. Whitefield’in kolonilere gelmesiyle birlikte 1738’den başlayarak, “Büyük Uyanış” adı verilen bir akım kolonicilerin aklını çeldi. Bu akım, Massachusetts’de Jonathan Edward’in önderliğinde daha önce patlak vermiş olan (1734-1735) “yeniden canlanmacı- lık” akımının da desteğini alarak iyice güçlendi. Temelinde çok demokratik olan “Büyük Uyanış”, koloniler arası ilk kültür hareketiydi. 1600’lerin ortalarından beri gücünü yitirmiş olan püritanlığı yeniden canlandırdı; bütün kiİiseler ya destekleyerek ya da karşı çıkarak, onun etkisiyle konumlarını yeniden gözden geçirdiler. Akım ayrıca Amerika’nın “tepede bir kent” olması gerektiğine ilişkin eski püritan düşüncesini de canlandırdı: Böylece “Tanrı’nın yarattığı bu özel yer”, yozlaşmış ve dinsiz sayılan İngiltere’nin tam tersine, yükseklerdeki konumunu her zaman koruyacaktı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)