DEVLET REİSİNE ŞİKAYET

DEVLET REİSİNE ŞİKAYET

Yeni Asya’run 13. Mayıs tarihli nüshasında «Cumhurbaşkanı Şunay’m önüne çıkan bir köylü (Adalet istiyorum) diye ağladı», başlığı altında okuduğum bir habere, göre, Üçlü Zirve Toplantısından .dörierken Manisa’ya uğramış olan Cumhurbaşkanı­ nın önüne bir ihtiyar çıkmış Sunay’ın otomobilini durdurarak : > «— Ajdâlet istiyorum Paşam! 5 güln önce içinde 14 balya tütünümle evimi ateşe veren şahsı şikâyet” ettiğim hâlde suçlular ellerini kollamıi sallayarak t serbestçe dolaşıyorlar. Evimi yaktılar. Tütünlerimi’ imhâ ettiler. Hiç bir şeyim kalmadı!» diye sızlanmış. Saçı sakalı1 birbirine karışmış* ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüş köylünün bu şikâyeti bana târihî biç hâdiseyi hatırlattı. Kânûnî Sultan Süleyman Viyana seferinden dönerken yolda bir köylünün önüne diküdiğini görmüş. Atının gemine sarılan köylü, Osmanlı Sultanına şu şekilde seslenmiş: — Haşmetlü Pâdişâhım, askerlerin .ekinlerimi itlâf etti. Koskoca tarlamın yarıdan fazlasının mahsûlü ordunun ayakları altında ezildi- Çoluk çocuk rızkı mahvoldu. Mağduriyetimi gideriniz. Ekinlerimi ödeyiniz. Yoksa sizi şikayet edeceğim!. Osmanlı Sultam, ihtiyarın «şikâyet edeceğim» sözü­ ne karşı gülümsemiş: — Peki, beni kime şikâyet edeceksin? Ben Osmanlı Sultam, bütün adalet müesseselerinin merciiyim. Şikâ­ yetler bende sona erer, demiş. Ak sakallı ihtiyar bu defa derin bir nefes aldıktan ■sonra Sultan Sül’eyman’a şöyle bağırmış : — Padişahım, seni Şeri’ata şikâyet edeceğim, Şeri’­ ata!. Bu cevap karşısında- Viyana Fatihinin gözlerinden yaşlar boşanmaya başlamış, büyük dedesi Fatih’in Şeriatın emriyle bir kolunun kesilmesine karar verildiğini hatırlayarak köylünün harap olan ekinlerinin kıymetini derhal ödemiş. Cumhurbaşkanı Sunay’m bu şikâyet karşısında nasıl hareket ettiğini bilmiyoruz. Ancak, köylünün şikâ­ yetini bildiren haber şu şekilde sona ermektedir: —Şpil Dağ Gazinosunda şerefine verilen yemekte hazır bulünan Sunay, akşam üzeri son model Mersedes otomobiliyle Manisa’dan ayrılmıştır!. İsterseniz sadece sohbet olsun diye size bir târihi vak’a daha nakledeyim: Büyük Âlim Süfyan Sevri Hazretlerini bir def’a olsun sofrasma oturtamamış olan günün hükümdarı, ne yapıp edip bu din adamım sarayına getirtmeğe muvaffak olmuş. Nihayet önlerine içinde her çeşit yemek bulunan mükeÜef sofra gelince, Sevri Hazretleri sofradan eline bir ekmek almış, avuçları arasında sıkmaya başlamış. Hazır bulunanlar ekmekten kan damlamaya başladığını hayretler içinde seyretmişler. Büyük Din adamı Sevri Hazretleri:  Senin sofrana işte bunun için oturmaktan kaçı yorum, diyerek Devlet Reisinin köşkünü terketmiştir!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)