Devlet Adamı Kimdir?

Devlet Adamı Kimdir?

Yahut onu “Devlet Adamı Kime Derler?” sorusuna çevirelim… Ve yurt sürgünü Mithat Paşa’nın kendi sesinden dinleyelim: “Bence, yurtseverlik, Yurdunu Sevmek kavramına verilen anlamın geniş sınırlarında yatar. Yani kendi kişisel çıkarını ikinci planda tutmak, tüm varlığını yurduna yararlı olmak ülküsüne adamaktır. Uzun devlet görevlerimde cebime servet katacak fırsatlar çok oldu. Fakat ülkeme hizmet borcumu hiçbir zaman bu anlamda benimsemedim. Yoksulluğu ve sürgünü, yaldızlı giyim-kuşam- lara, elmas ve altınla süslü saltanat yaşamına yeğ tuttum. Benim gurur ve övünç duygularımı

 

 

M

Mithat Paşa’nın dif politikada kesin bir çizgili

vardır; Yetiştiği batı kültürü gereği Ingiliz ve Batılı dostudur. Orada ünü yaygın ve kişiliği saygındır. Ama Rusya’nın geleneksel Boğazlar ve Cüney üzerindeki emelleri yüzünden Rus ve Rusluk karşıtı olarak bilinir. Acaba bu olgu hangi koşullar altında oluşmuştur?

Kişisel nitelikleri ise bambaşka değerler gösterir. Devlet görevlerinde para, mal, mülk tutkusuyla yananların tersine, yeryüzüne çıplak geldiğini, yine de çıplak gideceğini hiç aklından çıkarmaz. Doğru, dik sözlü ve namusludur.

Bir Halk Çocuğu Büyüyor

Ahmet Şefik, Kadı Hacı Eşref Efendinin oğludur. Koca Reşid Paşa, Cülhane’de “Hattı hümayunu” okumadan onyedi yıl önce doğmuş, öğrenimi özel. Daha onyaşında iken Kur’an hafızı olmu). “Mithat” adını kendisine Bâbıâli Divan Kalemin­de verirler. Cami derslerinde arapça, farsça ve dışardan Fransızca öğrenir. Sadrazam Re|ld Paşa’nın değerli kanatları altında çabayla yeti}lr, Yedi yıl Şam, Kastamonu, Konya, il kâtiplikle­rinde dolaşır (1849). Ardısıra Reşid, Ali, Rüşdü ve Sadık Paşaların Başkanlığındaki Meclislerde tu­tanak sekreterliği yapar. Bir aralık Paris, Londra, Viyana ve Belçika’da eyleşerek çağın görgü ve bilgilerini devşirir, artırır (1858). Daha 39 yaşında iken Vezir rütbesiyle Niş Valiliğine atanır. Bu genç vali orada reformcu yeteneklerini eserleriyle saptamak olanağı bulur. Bölgeyi eşkiyalıktan kurtarır. Şose yolları ve tarım için sulamt kanalları açtırır Kimsesiz çocukları “ıslahhaneler­de” barındırır. Emniyet Sandığı ve Ziraat Banka• s/’nın temellerini atar (1862). Artık kurumla}ar bankanın bu yıl 118. kuruluş yıldönümü kutlula- nacaktır. Dönemin yönecitileri Ali ve Fuat Paşalar bu dinamik validen daha geni; bil

Cenel Valilikte kaldığı üçbuçuk yılda, yaptırdığı 3000 Km. yol, 1400 köprü, yüzlerce okul, fabrika, tarım tesisleri, dernekler v.b. gibi ekonomik, kültürel, toplumsal kuruluşlar Vali Paşa’nın gücünü kanıtlamaya yeter de artar bile.. Halk hoşnuddur kendisinden., özellikle Mithat Paşa’- nm ülkede ilk kız ve erkek san’at okullarını açtırması başlıbaşına bir olaydır. Bu başarıları üstüne bir yıl Şurayı Devlet başkanlığında kalır. Ardından Bağdat VAliliğine gönderirler. Orada da aynı bayındırlık, kültürel v.b. alanda eserlerini sergiler. İlk kez Bağdat-Basra suyolunu işletmeye açar.

>10 Günlük Sadaret

Fakat her güçlü ve becerikli kişiliklerin karşısına her zaman bir cüce kıskancın çıkması yazgı gibidir. Bu kez de çelme ve engelleme ifriti Sadrazam Nedim Paşa adıyla başına dolanır. O Sadrazam, ki Mithat Paşa’yı tüm yönleriyle kendine rakip ve düşman görür. Elierdikçe ayağını çalar. Genç Vali Bağdat’tan istifa ile Başkent’e dönmek zorunda kalır.

Padişah Sultan Aziz sonradan gerçeği anlaya­rak kendisini Sadrazamlığa getirir (317-1872)… ise de Paşa ikiyüzlülükten hoşlanmaz. Doğru bildiği gerçekleri, önceki sadrazamın yolsuzluk­larını ve yeni dış borçlanmaların zararlarını açıkça ve dikine söyler. Bu çıkışlardan Padişahın da canını sıkar. Böylece Mühür, geri alınarak 80 günlük sadaret sona erer.. Takvimde kader ağlarını şaşırmadan örerken, yine hiç değişme­mesi gereken bir noktayı vurgulamalıyız: bir kişiliğin biyografisi asla bir övgü veya yergi yazısı değildir. Belki o kişilikten kalan ve hiç geçerlili­ğini yitirmeyer değer yargılarının kısa bir bilanço­su olabilir, kâr ve zarar sütunlarıyla… Paşa’nın tablosunu çizerken, anaçizgilerinden bazılarını belirtmeliyiz. O hukuku, devlete benimsetenler- dendir. Yani “Kanunu bilmeyen, yasayı herşeyin üstünde görmeyen uluslara uygarlık nasip ola­maz”, yasasını da bilenlerdendir. Bölgesel yöne­timindeki başarısı, toplumsal gerçeklerle yasal adaletin kesiştiği noktada düğümlenmektedir. Hele genç Vali halka hizmet yarışında ırk, soy, ulus, din, mezhep ayırmaz. Salt hizmet ve devlet yanlısıdır da. Ama bütün bunlar salt başarıya yeterli mi? İnsan denilen varlığın serüveni aşağıdaki satırlarla sürdürülmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)