Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

DEV BARAJLAR

A. MİLLMAN – A. ROKACH
Yirmi yıl önce İtalya’da Venedik’in kuzeyinde, Piave Nehri üzerinde Vaiont Barajı’nda feci bir kaza oldu. Yakındaki bir dağda oluşan heyelan, saniyede 25 metre gibi büyük bir süratle aşağılara doğru kayarak baraj gölüne 254 milyon metreküp toprağı boşalttı. Bu büyük kayma ile sular, 262 metre yükseklikteki barajı aştı, peşinde harap olmuş köyler ve 2.500 ölü bırakarak, aşağılara doğru sürüklendi. Ancak hayrettir ki, bu olayda barajın kendisi fazlaca bir hasar görmedi. Sonraki günlerde basında, dünyanın büyük barajları yakınında bulunan diğer köylerin uğrayabileceği benzer tehlikeler üzerine karamsar görüşler ileri sürüldü. Fakat sonunda, Paris’teki Uluslararası Büyük Barajlar Komisyonu, Vai-cnt faciasından önceki yıllarda büyük barajlarda yapılabilen hatalardaki hatırı sayılır azalmaları ve baraj emniyeti tekniklerindeki artışları işaret ederek tartışmaları durdurdu. Bugün, başka bir baraj felaketi olasılığı çok az kabul edilmektedir. Bu tür felaketlerin korkusu, uluslararası, daha çok ve daha büyük baraj yapımında alıkoy-mamıştır. Rusya’nın Tacikistan’da inşa etmekte olduğu-Rogun Barajı 325 metre, yine Rusya’da yapılmakta olan başka bir baraj 305 metre yükseklikte olacaktır. Diğer birçok ülkede de daha küçük barajlar planlanmakta veya inşa edilmektedir. Gerçekte bugünkü barajlar her yönüyle eskilerden daha büyük ve daha görkemlidir.
Günümüzde baraj teknolojisinde, dünyanın lideri İsviçre’dir. İsviçre sisteminin gözbebeği de, dünyanın tamamlanmış en yüksek barajı olan Grande Dixence’dir. (yüksekliği 285 metredir). Phone Vadisl’nde 2.438 metre yüksekte, sarp bir Alp Kanyonu’na sıkıştırılmış bu beton heykel, 90 katlı bir bina kadar yüksektir. Yapımında kullanılan 6 milyon metreküp betonla (Büyük Keops Piramidi’nde kullanılanın iki katından daha çoktur). Kuzey Amerika’yı New York’tan Los Ange-les’a kadar katedecek 3 metre yükseklikte ve 30 cm. genişliğinde bir duvar yapılabilir.
ICO yıl kadar önce, Grande Dixence gibi muazzam bir proje, düşünülemezdi bile. 1900’ler-den önce çok az baraj 30 metrenin üzerinde idi.
Fakat mühendislik tekniklerinde ve inşaat malzemelerindeki ilerlemeler büyük değişiklikler getirmiştir. Bugün sadece İsviçre’de yaklaşık bir düzine kadar baraj 90 ile 275 metrelere tırmanmaktadır. Tüm dünyada yaklaşık 25 barej 214 metrenin üzerindedir.
Birleşik Devletler, özellikle 1930’larda Kolo-rado Nehri üzerinde 222 metre yükseklikteki Hoover Barajını inşa ederek yüksek baraj teknolojisinde bir numara olmuştu; fakat İsviçre 1957’-de, 237 metre yükseklikteki Mauvoisin Barajın’ı inşa ederek liderliği eline aldı. Geçen yıllar içinde bu küçük ülke, yüksek barajların en yoğun olduğu ülke durumuna gelmiştir.
Büyük harcamalar ve uzak fakat olası tehlikelerine göğüs gerilerek daha çok bar^j inşa etmenin nedeni nedir? Tek kelime ile; enerji. Elektrik üretiminde su kullanımı, uzun zaman basit ve verimli bir yol olarak bilinegelmiştir. Gelişmekte olan ülkeler için, büyük bir baraj tarafından üretilen enerji, ulusal ve bölgesel olarak kendi kendine yetmeye doğru bir adım olduğu gibi, 20. yüzyıla doğru büyük bir atılım sağlayacaktır. Endüstrileşmiş ülkeler için yüksek bir baraj, çok miktarda akaryakıttan tasarruf demektir.
Su gücüyle oluşturulan her 3.000 kilovat-sa-at, 6 varil ham petrol veya 2 ton kömür tasar: rufu anlamına gelmektedir. ABD’deki Hoover Ba-rajı’nın ürettiği elektrik enerjisi yılda 6 milyon varil akaryakıt giderini önlediği gibi, Washing-ton’un Kolombiya Nehri üzerindeki Amerika’nın en büyük enerji üreticisi olan Grand Coulee Barajı da, bu ülkenin OPEC’ten bir ayda ithal et-
tiğinden daha fazla (yaklaşık her yıl 190 milyon varil) ham petroldan tasarruf sağlamaktadır. Bu enerji yenilenebilir ve ayrıca kirletme ve radyasyon gibi tehlikeler de yaratmaz.
Dahası, dünyanın hidroelektrik potansiyelinin bugün çok küçük bir kısmını kullanmaktayız. Her yıl yağan yağmurların ve eriyen karların çok büyük miktarları kullanılmadan denize dökülmektedir. Bu suların çoğu zaptedilebilir ve büyük barajların gerisinde tutulabilirse, kullanılabilir enerji için büyük bir depo oluşturabilecektir!
Sovyetler Birliği’ndeki Volga Barajı her yıl
10.000 gigavat-saat (1 gigavat: 1 milyar vat) enerji üretir. Kuzey Buz Denizine akan henüz barajlanmamış Sibirya ırmakları kullanılabilirse, bunun 9 katı enerji verebileceklerdir. Çinliler Sarı Nehir üzerinde yılda 40.C00 gigavat-saat enerji üretecek (Amerika’nın Hoover Barajı kapasitesinin 10 katı) bir baraj kurmaktalar. Afrika’nın henüz kullanılmayan ırmakları, belki de dünya elektrik üretiminin 1/4’ünü sağlayabilecektir. Bu arada Sibirya gibi uzak yerlerde enerji üretimi üzerinde düşünürken, iletim hatları ile katedilecek mesafenin binlerce ‘km. olduğunu akılda tutmak faydalı olur.
1500 yıldan daha önceleri Romalılar bir zamanlar un öğütmek için köleler tarafından döndürülen büyük kayaları çevirmek amacıyla su dolapları kullandılar. Bir dördüncü yüzyıl değirmeninde 16 su çarkı 10 saatte (bir günde 80.000 kişiyi besleyebilecek kadar) 28 ton un öğüttü. Sonunda su dolapları, pek çok Avrupalı üretici için, itici bir güç sağladı.
Su gücünün bugün>kü önemi ancak, elektromanyetik indüksiyon ile elektrik üretimi yönteminin 19. yüzyılda bulunuşu ile ortaya çıktı. Bir tel sargının yanında bir mıknatıs döndürülürse, telde elektrik oluşur. Su ya da başka bir güç sargıyı, yüksek hızla bir manyetik alan içinde döndürmekte kullanılırsa büyük miktarda elektrik elde edilir.
Yüksek barajlarda tutulan su, dağ oluklarına sıralanmış 3 metre genişliğinde çelik yollardan geçerek, 2.400 metre kadar yüksekten düşürülür. Üretim yerine ulaşan su, dev türbinleri çevirerek büyük miktarlarda elektrik üretir. Petrol fiyatlarının hızla arttığı günümüzde birçok ülke, böyle dev hidroelektrik barajların akılcı yatırımlar olduğunu kabul etmektedir. Tasarım ve malzemelerdeki yeni teknolojik gelişmelerle, kaya mekaniğindeki yenilikler, bilgisayarlar ve karmaşık yeni makinalar olmaksızın bu boyutlarda barajların yapımı mümkün olmayacaktı.
Yüksek barajlar, metrekareye 2.530 kg. kadar basınç yapan amansız su kuvvetine dayana-
Kolorado Nehri üzerinde 1965 yılında yapılan G!en Canyon Barajı, beton-kemer tipinde olup, yüksekliği 146.40 m’dir. Kurulu gücü 900.000 KW (900 MW) olan baraj, 8 üniteden oluşmuştur.
bilmelidirler. Büyük miktarlarda toprak bulunan yerlerde mühendisler, suyolunda gerçek bir dağ oluştururlar ve suyu beton ya da kaya ile yüzyüze getirirler. Çok eskiden beri kullanılan bu yöntem, Hindistan, Meksika, Kanada ve Romanya’daki barajlarla Kaliforniya’daki Oroville Barajı’nda kullanılmıştır. Toprak dolgusuyla hayal edilebilenden çok daha fazlası yapılabilir. Bu yolla yapılan Oroville 235 metreye kadar yükseltilmiştir. Fakat bunun için çok büyük miktarlarda inşaat malzemesine gerek vardır. Sovyetler Birliği’ndeki Rogun Barajı’nda 325 metre yüksekliğe ulaşabilmek İçin yaklaşık, 85 milyon metreküp toprak dolgu (Grande Dixence’da kullanılanın 12 misli) kullanılması beklenmektedir. (İnşa maddesi yalnızca toprak da değildir. 1660’-da Hindistan’da Rajputana’da bir baraj mermerden yapılmıştır.)
Uzak ve kayalık bölgelerden oluşan İsviçre gibi yerlerde, barajlar betondan yapılmak zorundadır. Gerilme direnci zayıf olmakla birlikte beton, sıkıştırılarak daha güçlü hale getirilebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.