derin deniz bölgesi

b is a l b ö l g e olarak
da bilinir, okyanusların, yaklaşık 2.000-
3.000 m arasındaki derinliklerinde yer alan
bölümü. Bölgenin ayırt edici özelliği, son
derece düzenli çevre koşullarına sahip olmasıdır;
bu özellik bölgedeki farklı yaşam
biçimlerinde de görülür. Bölgenin üst kesimini,
su sıcaklığı 4°C olan bölüm oluşturur;
bu sıcaklıktaki sular, 1.000 m derinlikten
(sığ ortamdan) başlayarak 3.000 m’ye kadar
iner. Derinliği 6.000 m’yi geçen sular, kendi
özel faunalarıyla tanımlanır ve çevrebilimciler
tarafından derin deniz altı bölgesi olarak
adlandırılır.
Yer yüzeyinin yaklaşık yüzde 60’ını, okyanusların
ve denizlerin yüzde 83’ünü oluşturan
derin deniz bölgesi, yaklaşık 300 milyon
km2’lik alanı kapsar.
Derin deniz suları, kutup bölgelerinde,
özellikle Antarktika’da, hava-deniz arayüzeyinden
kaynaklanır. Bu bölgelerdeki soğuk
iklim koşulları, deniz buzları ve soğuk
tuzlu su artıkları üretir. Tuzlu su, yüksek
yoğunluğu nedeniyle dibe çöker ve taban
boyunca yavaş yavaş ekvatora doğru akar.
Derin sulardaki tuzluluk, binde 34,6 ile
binde 35 bölüm gibi dar bir aralıkta değişir;
sıcaklık genellikle 0°C-4°C arasındadır. Buna
karşılık, kutup bölgelerinden denizaltı
yükseltileriyle ayrılmış derin havzalarda
sıcaklık daha yüksektir ve bunun sonucu
olarak buralarda gerçek derin deniz faunası
bulunmaz. Basınç her 10 m derinlikte
yaklaşık bir atmosfer artar; bu nedenle
derin deniz basıncı 200 ile 600 atmosfer
arasında değişir. Basınç, derin deniz hayvanları
için bazı sorunlar yaratmakla birlikte,
bu hayvanların bedenlerindeki basınç da
aynı olduğundan dış basınç dengelenir.
Derin deniz sularında, besleyici nitelikteki
silis, fosfor ve azot tuzlarının yoğunlaşması,
son derece düzenli bir biçimde olur ve daha
üstte yer alan katmanlara oranla daha
yüksek bir düzeye ulaşır. Bu tuzlar, okyanusbesin zincirinin son halkasında yer alan
biyolojik maddelerin ayrışması yoluyla oluşur
ve güneş ışığının bulunmayışı nedeniyle
canlılarca fotosentez yoluyla da tüketilemez.
Derin deniz sularındaki oksijen miktarı,
kutuplardaki kaynak bölgesinde bu sulara
çözünerek karışan oksijen miktarına ve
derinliklerde oksijen oluşumuna yol açabilecek
fotosentez sürecinin olup olmamasına
bağlıdır. Derin deniz suları litre başına
birkaç santimetre küp çözünmüş oksijen
içerir. Bunun nedeni, seyrek durumdaki
hayvan topluluklarının kullandığı oksijen
miktarının, derin deniz bölgesine giren
oksijen miktarından az olmasıdır. Derin
deniz yaşamı çok alt kesimlerde yoğunlaşmıştır.
Bu nedenle derin deniz bölgesinin
deniz tabanına en yakın kesimlerinde oksijen
hemen tümüyle tükenmiş olabilir. Derin
deniz bölgesi, okyanus yüzeyini altüst eden
fırtınalar gibi hareketli olgulardan uzak, son
derece sakin bir ortamdır. Devinimin bu
denli düşük olması, derin deniz tortullarının
yapısına da yansımıştır. Karaya yakın tortullar,
önemli miktarlarda kara kökenli, iri
taneli malzemeler içerebilir. Derin deniz
bölgelerinin, karadan daha da uzak kesimlerinde
ise tortullar, üzerlerindeki sularda
bulunan besin zincirinden türeyen mikroskopik
plankton artıklarından oluşur. Ekvator
ile ılıman bölgeler arasındaki kesimlerde,
4.000 m’den daha sığ sulardaki derin
deniz tortulları, temel olarak, deliklilerden
oluşan plankton hayvanlarının kalkerli kabuklarını
ve kokolitoforlar gibi bitki planktonlarını içerir. 4.000 m’nin altında, kalsiyum
karbonat çözünmeye başlar. Bu derinliklerdeki
başlıca tortul bileşenleri, kahverengi
killer ile ışınlılardan oluşan hayvan
planktonlarının ve diyatomelerden oluşan
bitki planktonlarının silisli artıklarıdır.
Yüksek enlem bölgelerinde de yaygın olarak
bulunan ışınlılar ve diyatomeler, Antarktika’da
ve Büyük Okyanusun kuzey
ucunda derin deniz birikintilerine egemen
durumundadır. Derin deniz faunası, çok
seyrek olmasına ve yalnızca birkaç tür
içermesine karşın, tüm büyük denizlerin
yaygın örnekleri olan omurgasızlarla bazı
balık türlerini içine alır. Bu hayvanlar,
günlük ve mevsimlik değişmelerin yokluğu,
yüksek basınç, karanlık, sakin su ve yumuşak
tortullu taban koşullarıyla belirlenmiş
bir çevreye tümüyle uyum sağlamışlardır.
Derin deniz hayvanları çoğunlukla, gri ya
da siyah renkli, ince yapılı ve çizgisizdir.
Hareket edebilen hayvanların uzun bacakları
vardır; tabanda yaşayan hayvanların,
oksijenin çok az olduğu tabana yakın su
katmanlarının üzerine yükselmelerine olanak
veren ince uzantıları bulunur. Derin
deniz kabukluları ve balıklar genellikle
kördür. Derinliğin artmasıyla birlikte, çamur
ve asılı maddelerle beslenen hayvanlar,
et ve artık yiyerek yaşayanlardan daha sık
görülür. Derin deniz hayvanlarının çok
yavaş çoğaldığı sanılmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)