deraşa

İbranicede “söylev” ya da “vaaz”),
çoğul d er a şot, sinagogda genellikle hahamın
verdiği vaaz ya da dinsel öğüt. Geniş
anlamda Yahudi tarihinin ilk vaizleri olan
peygamberlerin, şeriat hükümlerini yorumlamak
gibi resmî bir yetkisi yoktu; ayrıca
peygamberler belirli kurallara göre örgütlenmiş
bir cemaate de seslenmiyordu. İO 5.
yüzyılda Tora metinlerinin halka yerel dilde
açıklanarak okunmasının yararını sezen Ezra,
deraşa olarak nitelenebilecek vaazlar
veren ilk Yahudi önderiydi. Hıristiyanlıktan
çok önce bu tür söylevler Yahudi ayinlerinin
ayrılmaz bir parçası oldu. Deraşa’nin
biçim ve içeriği zamanla değişti. Bazı vaizler
şeriatın didaktik açıklamalarını sunarken,
bir bölümü de alegorilere, mesellere, anekdotlara
ve halk öykülerine başvuruyordu.
Hahamlar için deraşa’nin işlevi, cemaati
esinlendirmek, yüreklendirmek, bazen de
uyarmaktı. Bu ilk dönemden kalma birçok
deraşa Talmud’un şeriat dışı bölümlerinde
korunmuştur; bunlar Midraş’ın (hahamlarca
kaleme alınmış tefsir metinleri) önemli
bir bölümünü oluşturur. Bazen toplumsal
eleştiri ve reform amacıyla, bazen de belagat
ve bilgi gösterisi olarak eğlendirici ve
öğretici bir üslupla, deraşa türü söylevler
verilirdi. Gene de deraşa’nin temelini her
zaman ahlaki yönlendirme oluşturdu.
Bugün de deraşa biçim ve içerik bakımından
esnekliğini korumaktadır; ama eski
kaynaklara ve geleneklere dayanması deraşa’ya
Yahudiliğe özgü bir nitelik kazandırır.
Tipik deraşa, kutsal metinlerin belirli bir
bölümüne dayalı eğitici, bir söylevdir

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.