Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

deniz tortulu

suda erimeyen birikinti
maddesi. Deniz tortulları, rüzgâr, buzullarve akarsular tarafından denizlere ve okyanuslara
taşman kayaç ve toprak parçacıklan
ile deniz organizmaları artıklarının, denizaltı
yanardağ püskürüklerinin, deniz suyundan
kimyasal olarak çökelen malzemelerin
ve göktaşı gibi uzaydan gelen maddelerin
deniz tabanında birikmesiyle oluşur.
Derin okyanus tortullannm sistemli biçimde
incelenmesine, “HMS Challenger”m
1872-76 arasındaki bilimsel seferiyle başlanmış
olmakla birlikte, bunu izleyen yaklaşık
100 yıl boyunca fazlaca bir araştırma gerçekleştirilmedi.
1968’den başlayarak ABD’
fi bilim adamları, İngiltere, Sovyetler Birliği
ve çeşitli ülkelerden öteki bilim adamlanyla
işbirliği içinde, “Glomar Challenger” adlı
derin deniz sondaj gemisi aracılığıyla Atlas
Okyanusu ile Büyük Okyanustan çok sayıda
tortul örneği topladılar.
Kıtaların yakınında biriken deniz tortullan,
deniz tabanının yaklaşık yüzde 25’ini
kapsar ve bunlar tüm tortul hacminin yaklaşık
yüzde 90’ını oluşturur. Denizaltı kanyonları,
kıta sahanlıklanndan ve yamaçlanndan
derin deniz tabanının üstüne doğru
hareket eden tortullar için başlıca yolu
oluşturur. Kanyonun başında toplanan ağır
tortullar, çoğunlukla bir depremin etkisiyle
çökmeye başlarlar ve harekete geçerler.
Deniz suyuyla karışan tortullar, yoğun bir
sıvı kütle oluştururlar ve kanyondan aşağıya
doğru, saatte onlarca km’lik hızlara ulaşan
bir yoğunluk akıntısına yol açarlar. Tortul
yüklü kütle, kıta yamacının tabanına ulaştıktan
sonra yamaç tabanındaki kıta yükseltisinin
üzerine çıkar. Bulanık akıntılardan
(asılı durumdaki tortul derişkilerinin neden
olduğu kısa ömürlü yoğunluk akıntıları)
kaynaklanan çökeller, okyanus tabanında
dışa doğru yayılarak yüzlerce ve kimi zaman
binlerce kilometreyi bulan yapılar oluştururAtlas Okyanusunun, bulanık akıntıların
kıta tabanından Orta Atlas Sırtına
ulaştığı bölümlerinde, geniş tortul düzlükleri
oluşur.
Bulanık akıntıların biriktirdiği çökellerin
çoğu, kum ve mil içerir. Bazılarında da çakıl
bulunur. Bulanıklık olarak da adlandırılan
bulanık akıntılar, birbirinden belirgin bir
sınırla ayrılan iki bölümden oluşur. Bu
bölümlerin her biri, ayrı bir akıntı tarafından
oluşturulur ve çoğu kez tabandaki en
kaba tanelerden tepedeki en ince parçacıklara
doğru sistemli bir değişim gösteren
taneli yapı özelliği taşır. Bulanıklığın belirgin
bir özelliği, çeşitli derin su organizmalarıyla
karışmış durumda sığ su organizmaları
kalıntıları içermesidir. Sığ su organizmaları,
yoğunluk akıntılarının kaynaklandığı alanlardan
gelir. Oysa derin su organizmaları,
akıntının geçtiği ya da yükünü sonunda
bıraktığı alanda bulunur.
Kıta sahanlıkları ve sırtları üzerinde toplanan
ve çoğunlukla yan derin deniz tortulu
olarak adlandırılan tortullar, genellikle çok
hızlı biriktiğinden, deniz suyuyla kimyasaltepkimeye girecek zaman bulamazlar. Bu
nedenle de çoğu durumda, tanecikler, oluştukları
bölgede kazandıkları özellikleri korurlar.
Sığ tropik sulardaki mercan resifleri
çevresinde biriken tortullar, çok miktarda
karbonatlı madde içerir. Örneğin, resif
kökenli kalkerli çamurlar, Hawaii Adaları
zincirinin kuzeydoğu ucunda bulunan mercanadalarının
çevresinde oluşur. Yanardağ
yakınlarındaki tortullar ise, soda camı ve
ince volkanik kayaç parçacıkları gibi çeşitli
küller içerir.
Derin deniz tabanının yaklaşık yüzde 75’i,
yavaş yavaş biriken ve derin deniz tortulu
olarak bilinen çökellerle kaplıdır. Bulanık
akıntılar ve bunların taşıdığı iri taneli tortullar,
kıtalardan çok uzak olan derin deniz
düzlüklerine (abisal düzlükler) ulaşamaz.
Ayrıca, silikat minerali ve kayaç parçacıkları
içeren kara kökenli tortulların ancak çok
az bir bölümü okyanus tabanına ulaştığından,
buradaki tortullar görece daha fazla
organik malzeme (deniz organizmalarının
iskelet kalıntıları) içerir. Yüzey sularınır
verimli olduğu alanlarda, diyatomemi ile
ışınlılardan opal ve delikliler, kokoiıder ve
deniz kelebeği gibi organizmalardan da
kalsiyum karbonat gelir ve tortulların bileşimine
girer. Eğer biyolojik öğeler hacmin
yüzde 30’unu aşarsa, o zaman derin okyanus
tortulları organik bileşiklerine göre
sınıflandırılır. Örneğin, bir çamurun yüzde
30’u deliklilerin sert kabuklarından oluşuyorsa
o tortul, delikliler çamuru ya da derin
deniz bataklığı olarak adlandırılır. Belirli
bir cins egemen durumda olduğu zaman,
tortul genellikle o cinsin genel adıyla (örn.
Globigerina bataklığı) anılır. Diyatomeler
ve ışınlılar içeren çamurlar da aynı biçimde
adlandırılır. Organik unsur bileşiminin toplamın
yüzde 30’undan daha az olduğuyerlerde tortullar, derin deniz kili, kahverengi
çamur ya da kırmızı kil gibi adlarla
nitelendirilir.
Derin okyanus tabanı, deniz dibi yayılması
olayının (bak. deniz dibi yayılması kuramı)
etkisiyle sürekli yemlenmektedir. Okyanus
kabuğu, büyük olasılıkla, bir yanardağ etkinliği
sonucunda ortaya çıkar, okyanus
sırtlarında oluşur ve üzerini örten tortullarla
birlikte açıklara doğru hareket eder. Zamanla,
kabuk ve ona eşlik eden tortul
maddeler okyanus çukurlarında dağılıp yok
olmaya yüz tutar. “Glomar Challenger”
tarafından deniz dibinden toplanan tortul
örnekleri, deniz tabanı yayılması kuramını
desteklemektedir. 150 milyon yıldan daha
yaşlı derin deniz tortulunun bulunmayışı,
deniz tabanının görece genç olduğunu göstermektedir.
Ayrıca, tortulların sırt tepelerinden
olan uzaklıkları arttıkça yaşlan ve
kalınlıkları da artar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.