deniz hukuku

gemilere ve deniz yolu
taşımacılığına ilişkin hukuk sorunlarını düzenleyen
kurallar bütünü.
Denizyoluyla mal ve yolcu taşımacılığı,
tarihsel kayıtlarda yer alan en eski ticari
uğraşlardan biridir. Günümüze ulaşmış eski
belgelerde deniz seferlerini düzenleyen kurallara
ilişkin, birbiriyle bağlantısız çeşitli
değinmeler bulunmaktadır. Iustinianus Yasa
Derlemesi olarak bilinen 6. yüzyıla ait
Bizans yasa derlemesi, bu tür kurallarla
ilgili bölümler de içermektedir. Buradaki
bazı başvuru kaynakları, Rodos Adasında
daha eski bir tarihte etkili bir deniz yasasının
geliştirilmiş olduğunu göstermektedir.
Bu yasadaki kurallardan geniş bir biçimde
yararlandığı anlaşılan Roma’nm da katkılanyla,
bütün Akdeniz bölgesinde geçerli
plan bir deniz hukuku ortaya çıktı. Bazı
İtalyan kentlerinin zamanla kendi deniz
yasalannı oluşturmalan, bu alandaki birörnekliğin
bir süre kesintiye uğramasına yol
açtı, ikinci önemli deniz yasaları bütünü 13.
yüzyılda Barselona’da derlenen Deniz Konsolosluğu
Kitabidir (bak. Consolat de Mar,
libre del) oldu. Bu kapsamlı deniz yasalarının
çok geçmeden Akdeniz’in öteki bölgelerinde
de benimsenmesiyle, birörneklik belirli
bir ölçüde de olsa yeniden sağlandı.
Deniz taşımacılığının daha yaygınlaşması
ve bu arada milliyetçiliğin giderek yükselmesi,
Rönesans döneminin sonlarında deniz
hukukunun bir farklılaşma sürecine girmesi
sonucunu doğurdu. İsveç’te (1667), Fransa’da
(1681) ve Danimarka’da (1683) ayrı
deniz yasaları çıkanldı. İngiltere’de ilk deniz
hukuku mahkemesi 1360’larda kuruldu.
Jürisiz yargılama yapan bugünkü İngiliz
deniz hukuku mahkemeleri, çatma ve gemi
kurtarmayla ilgili davalara bakmaya yetkilidirDenizdeki olaylarla ilgili öteki davalar
ise genellikle Ticaret Mahkemesinde görülür.
Benzer mahkemelerin bulunmadığı
ABD’de deniz hukukuyla ilgili davalar federal
bölge mahkemelerinin yargı yetkisi
içine girer. Ayrıca davalının aynı eyaletin
yurttaşı olması koşuluyla eyalet mahkemelerinde
de dava açılabilir.
Deniz hukukunu öteki hukuk dallanndan
ayıran bazı önemli özellikler vardır. Bunlardan
biri, bazı durumlarda teminat olarak
gemi ve yükün ihtiyati haciz altına almabilmesidir.
Sözleşmenin yerine getirilmemesi,
zarar verme, hasar ya da kurtarma hizmeti
gibi nedenlerden kaynaklanan alacakların
çoğunda ihtiyati haciz yoluna gidilir. Deniz
hukukunda alacak davaları şahsi dava (in
personam) ya da ayni dava (in rem) biçiminde
açılır. Şahsi davalarda genellikle gemi
sahibi olan bireylere karşı bir yaptmm
öngörülür. Deniz hukukunda daha sık rastlanan
ayni davalarda ise gemi ya da yüke
yönelik bir yaptırım söz konusu olur. Deniz
hukukundaki ihtiyati haciz hakkı, hatanın
deniz ulaşımındaki bir aksaklıktan, gemi
personelinin ihmalinden ya da geminin
denize çıkmaya elverişsiz olmasından kaynaklanmasına
bakılmaksızın, geminin kanştığı
her türlü olayda gündeme gelir.
Deniz hukukunun bir başka ayırt edici
özelliği de, çoğu durumlarda gemi sahibinin,
sorumluluğunu geminin değeriyle sınırlamasına
olanak tanınmasıdır. Kökleri çok
eskiye dayanan sınırlı sorumluluk kavramının
sigortanın ortaya çıkmasından çok önce
geliştiği sanılmaktadır. Sınırlı sorumluluğun
temelinde büyük olasılıkla gemi sahibini
deniz taşımacılığının banndırdığı aşırı risklere
karşı koruma düşüncesi yatıyordu.
Çünkü sorumluluğun bütünüyle gemi sahibine
yüklenmesi, deniz taşımacılığının göze
alınamaması gibi tehlikeli bir sonuç doğurabilirdiBunu önlemek için gemi sahiplerine
gemisini ve yükü davacıya devrederek sorumluluğunu
yerine getirme hakkı tanınırdı.
Bu yüzden geminin bir enkaz durumunda
olması, davacının gerçekte hiçbir şey elde
edememesine neden olabilirdi. Günümüz
deniz yasalarında sınırlı sorumluluk kavramında
bazı değişiklikler yapılmıştır.
Deniz hukukunun ilgili olduğu bir konu da
çatma’dır(*). Başka bir gemi ya da yapıya
çarpan bir gemi, ancak kazanın kendi
ihmal, kasıt ya da hatasından kaynaklanması
durumunda, zarardan sorumlu tutulabilir.
Hareket halindeki bir geminin duran bir
nesne ya da gemiyle çarpışması gibi belirli
durumlarda, kusur karinesi söz konusu
olur. Çarpışan gemilerin ortaklaşa sorumlu
oldukları durumlarda tazminatın nasıl belirleneceği
konusuna çeşitli ülkelerin yasalannda
değişik çözümler getirilmiştir.
Deniz hukukunun ilgi alanına giren bir
başka önemli konu gemi kurtarmadır(*).
Bir kaza ya da batma durumunda bir malı
denizden kurtaran kişi, ödüle hak kazanır.
Bu ödülün miktarı bir dizi etkene bağlıdır.
Bu konuya ilişkin önemli bir kavram Iustinianus
Yasa Derlemesi’nde de değinilen
“müşterek avarya”dır (bak. avarya). Buna
göre bir tehlike durumunda gemiyi ve yükü
kurtarmak amacıyla yükün bir bölümü denize
atıldığında, ortaya çıkan zarar kurtarılan
malın sahibiyle paylaşılır.
Sigortanın bilinen en eski biçimlerinden
biri olan deniz sigortası(*), deniz taşımacılığında
çok önemli bir rol oynar ve deniz
hukukunun en karmaşık bir bölümünü oluşturur.
Gemi sahipleri gemilerine gelebilecek
zararlara karşı genellikle tekne sigortası
yaptırma yoluna giderler. Ayrıca üçüncü
kişilerin iddialarına karşı koruma ve kefalet
sigortası yaptırabilirler.Deniz hukukunun öteki hukuk dallarına
göre özgün bir konumu vardır. Deniz
hukuku bazı bakımlardan karşılaştırmalı
hukukun bir bölümü olarak ele alınabilir.
Çünkü deniz hukukuyla ilgili bir davada
kararsızlığa düşen bir mahkemenin, yol
göstericilik açısından, başka ülkelerdeki
uygulamaya bakması sık görülen bir durumdur.
Deniz hukuku aynı zamanda büyük
ölçüde yerleşmiş geleneklere dayanması
açısından da öteki hukuk dallarından ayrılır.
Deniz hukukunun gelişmesinde gerekçesi
tam anlamıyla açık olmayan bazı uygulamalar
olduğu gibi korunmuştur. Öte yandan
birçok ülkenin kendi deniz hukuku
yasalarını çıkarma yoluna gitmiş olmasına
karşın, bu yasalarda birömeklik sağlama
yönünde giderek güçlenen bir eğilim söz
konusudur. Özellikle 20. yüzyılda deniz
hukukunun bazı özel sorunlarını çözüme
kavuşturmak üzere birçok uluslararası konferans
toplanmıştır. Deniz hukuku alanındaki
uygulamalarla ilgili başlıca uluslararası
örgüt, çeşitli ülkelerin deniz hukuku kurumlanndan
oluşan Uluslararası Denizcilik Komitesidir
Ayrıca bak. Birleşmiş Milletler
Deniz Hukuku Konferansı, uluslararası denizhukuku.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)