deniz biyolojisi

denizde yaşayan hayvanları
ve bitkileri konu alan bilim dalı.
Havada ya da karada yaşadıkları halde
besinlerini ve öbür yaşamsal gereksinimlerini
karşılayabilmek için doğrudan doğruya
denize ve deniz canlılarına bağımlı olan
bütün bitki ve hayvanlar da bu bilim dalının
araştırma alanına girer. Kısacası, deniz
biyolojisi, yeryüzünün bütün deniz ve okyanuslarına
dağılmış sayısız canlıya ilişkin
yaşam olgularını tanımlamaya çalışır; bu
arada, doğa tarihi, taksonomi, embriyoloji,
morfoloji, fizyoloji, ekoloji ve coğrafi dağılım
gibi özel alanlarda uzmanlaşmış altdallara
ayrılır. Okyanus ve denizlerin fiziksel
özellikleri bu su ortamlarında yaşayan canlılarla
ilişkili olduğu için, deniz biyolojisi ile
okyanusbilim arasında yakın bir bağlantı
vardır. Deniz biyolojisi ayrıca, iskeletleri
deniz tabanına çökelen ya da tropik denizlerdeki
dev mercan resiflerini oluşturan
canlılar üzerinde incelemeler yaparak deniz
jeolojisine de katkıda bulunur.
Deniz biyolojisinin temel amaçlarından
biri, okyanus ve denizlerdeki olayların canlıların
dağılımını nasıl yönlendirdiğini saptamaktır.
Deniz biyologları bu amaçla, deniz
suyunun çeşitli kimyasal ve fiziksel özelliklerine,
okyanustaki akıntı ve hareketlere,
değişik derinliklerdeki ışık yoğunluğuna ve
deniz tabınım oluşturan sert yüzeylere bazı
canlıların nasıl uyum sağladığını araştırır,
başta beslenme zinciri ve av-avcı ilişkileri
olmak üzere, deniz ekosistemindeki belirleyici
öğelerin incelenmesine özel bir önem
verirler. Deniz biyolojisinin balık ve kabuklu
deniz hayvanlarının dağılımı konusunda
derlediği bilgiler balıkçılık açısından da
büyük önem taşır. Bu bilim dalı ayrıca,
karadan denize ulaşan böcek ilaçlarının ve
yapay gübrelerin, tankerlerden sızan petrolün,
kıyılardaki dolgu ve inşaat çalışmalarının
yol açtığı çevre kirlenmesinin denizlerdeki
hayvan ve bitki yaşamı üzerinde ne gibi
etkiler yaptığını araştırır.
19. yüzyılın ikinci yarısında, deniz canlılarından
örnekler toplayıp bu canlıları sınıflandırma
konusu önem kazanınca, deniz
biyolojisi de bütün yöntemlerini örnek toplamaya
ve toplanan örnekleri korumaya
seferber etmişti. Bu amaçla, deniz dibindeki
örnekleri toplayabilmek için çeşitli sürütme,
torba ve trol ağları, yüzeye yakın
örnekler için de değişik büyüklükte kepçeler
ve çevirme ağları kullanılmaya başlandı.
Ayrıca, denizlerin fiziksel özelliklerini belirlemek
için, istenilen derinlikteki su sıcaklığını
ölçen termometreler ve otomatik olarak
kapanarak değişik derinliklerden su
örnekleri almayı sağlayan kaplar gibi yeniölçüm aletleri geliştirildi. Öte yandan, deniz
suyunun tuz, oksijen, besleyici tuzlar ve
bitkisel pigmentler gibi bileşenlerini araştırma
gemisinde anında saptama olanağı veren
yeni çözümleme yöntemleri ve değişik derinliklerdeki
ışık değerini ölçen fotoelektrik
aygıtlar ile dip tortullarından örnekler almaya
yarayan sondaj makineleri de deniz
biyolojisinin gelişmesine yardımcı oldu. Sualtıkameraları ve televizyonları, çok gelişmiş
dalış takımları, çok derinlere inebilen
batiskaf gibi dalış araçları ve denizaltılar da
deniz canlılarını doğal yaşama ortamlarında
doğrudan inceleme olanağı sağladı.
Deniz canlılarına ilişkin morfoloji ve taksonomi
araştırmaları genellikle müze ve
üniversitelerde saklanan cansız örnekler
üzerinde yapılırken, canlı örneklerin kullanılmasını
gerektiren fizyoloji ve embriyoloji
araştırmaları daha çok biyoloji araştırma
merkezlerince yürütülür. Deniz kıyısında
kurulmuş olan bu merkezlerde, denizden
toplanan örnekler hemen laboratuvara iletilir
ve sürekli tazelenen deniz suyuyla doldurulmuş
bölmelerde canlı olarak saklanır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)