Demokritos

(d. y. İÖ 460 – ö. y. 370),
evrenin yapısına ilişkin atomcu kuramın
gelişmesinde önemli bir yeri olan Eski
Yunanlı filozof.
Demokritos’un yaşamıyla ilgili bilgilerin
çoğu, güvenilirliği zayıf kaynaklara dayanır.
Trakya’daki Abdera (bugün Avdhira, Yunanistan)
kentinin varlıklı yurttaşları arasında
olduğu, Doğu’da birçok yolculuğa
çıktığı söylenir. Diogenes Laertios’a (ü. 3.
yy) göre Demokritos’un insan bilgisinin
neredeyse bütün alanlarını konu alan yapıtlarınınsayısı 73’e ulaşır. Çoğunlukla etik
üzerine incelemelerinden kalan, ancak birkaç
yüz parça günümüze ulaşmıştır.
Demokritos’un fizik ve kozmoloji öğretileri,
öğretmeni Leukippos’un görüşlerinin
daha gelişmiş ve sistemleştirilmiş biçimidir.
Demokritos, gerçekliğin (Varlık) öncesiz ve
sonrasız, ayrımlaşmamış bir bütün olduğu
konusunda Elea Okulu filozoflarıyla aynı
görüştedir; ama varlığın tekliği ve devinimsizliği
savını yadsır. Dünya üzerindeki değişken
fiziksel olayları açıklarken, Varlık’ın
yanında uzayın da (Boşluk) aynı ölçüde var
olduğunun dikkate alınması gerektiğini savunur.
Ona göre Boşluk, Varlık’ı (fiziksel
dünya) oluşturan sonsuz sayıda atomun
devindiği sonsuz bir uzaydır. Bu görünmez
atomlar öncesiz ve sonrasızdır; daha da
küçültülemeyecek kadar küçüktür (Yunanca
atomon: “bölünemez”). Atomlar bütünüyle
doludur; delikleri olmadığı ve kapladıkları
uzayı bütünüyle doldurdukları için
atomları sıkıştırmak olanaksızdır. Atomlar
yalnız biçimleri, düzenlenişleri, konumları
ve büyüklükleri bakımından birbirinden
farklıdır. Atomlar arasında yalnızca nicelik
farkı olduğu için, doğadaki nitelik farkları
yalnızca görünüştedir ve atomların farklı
bileşimlerinin duyularımız üzerinde yarattığı
izlenimlerden kaynaklanır. Bir şeyin
sıcak ya da soğuk, tatlı ya da acı, sert ya da
yumuşak oluşu uzlaşıma bağlıdır; gerçekten
var olan yalnızca atomlar ve Boşluk’tur.
Örneğin suyun ve demirin atomları özdeştir
ama pürüzsüz ve yuvarlak olan su atomları
birbiriyle kenetlenmeden küçük küreler gibi
yuvarlanıp gider. Oysa demir atomları pürüzlü
ve çıkıntılı olduğu için birbirine kenetlenerekkatı bir cisim oluşturur. Bütün
fiziksel varlıklar aynı öncesiz ve sonrasız
atomlardan oluştuğuna göre, mutlak anlamda
hiçbir şeyin yoktan var olmadığı ve
hiçbir şeyin varken yok olmadığı söylenebilir.
Bir nesnenin ortaya çıkışı ya da kayboluşu,
“doğuşu” ve “ölüşü” atom bileşimlerinin
çoğalıp azalmasıyla açıklanabilir.
Nasıl atomlar herhangi bir nedenin sonucu
değilse, öncesiz ve sonrasız birer nesne ise,
devinim de öyledir. Demokritos, devindirici
bir ilke (örn. Empedokles’te Sevgi ve
Kavga, Anaksagoras’ta nous: “zihin” ya da
“us”) yerine, belirli bir amaca yönelik
bilinçli bir nedene yer bırakmayan bütünüyle
makanik bir sistemin değişmez ve “zorunlu”
yasalarından söz eder. Demokritos
evrenin kökenini de şöyle açıklar: Başlangıçta
atomlar her yönde devinmektedir; bu
bir tür “titreşim”dir. Böylece atomlar birbirleriyle
çarpışmaya ve giderek hızla dönmeye
başlamış, bu arada benzer atomlar bir
araya gelerek daha büyük cisimleri ve
dünyaları oluşturmuştur. Bu, herhangi bir
amacın ya da modelin değil, yalnızca bir
“zorunluluğun”, yani atomların kendi niteliğinin
olağan sonucudur. Atomlar sayıca
sonsuz, Boşluk da uzamda sınırsız olduğuna
ve devinim hiç sona ermediğine göre,
evrende her zaman gelişmenin ya da gerilemenin
çeşitli evrelerindeki benzer atomlardan
oluşan sonsuz sayıda dünya var
olmuştur.
Demokritos, algı ve bilgi sorunlarıyla da
ilgilendi. Ona göre duyumlar, başka nesnelerin
yaydığı ve ruha çarpan atomların ruhta
oluşturduğu değişikliklerdi. Ruhun atomları
ancak başka atomların değişinden etkilenebilirdiAma tatlılık ve acılık gibi duyumlar,
yayılan atomlann içerdiği özellikler değildi;
bunlar yalnızca atomların büyüklüğünün ve
biçiminin sonucuydu. Örneğin tatlılık duyumuna
çok küçük olmayan yuvarlak atomlar
yol açıyordu. Renkleri açıklama girişimi de
ilk kez Demokritos’tan geldi. Renk de
kendi başına nesnel bir nitelik değil, atomlannbiçimlerinden çok “konumlarına” bağlı
bir özellikti. Örneğin, beyazlık duyumunu,
gölge düşürmeyecek biçimde pürüzsüz
ve yassı atomlar oluşturuyordu; siyahlık
duyumu ise pürüzlü, çıkıntılı atomlann
sonucuydu.
Demokritos, halkın tannlara olan inancını,
olağanüstü olaylan (örn. gökgürültüsü, şimşek,
deprem) insanüstü güçlerle açıklama
arzusuna bağlar. Kuramsal değil kılgısal bir
temele dayanan etik sistemine göre sonul iyi
olan “neşe”, ruhun korkudan ve boş inanlardan
etkilenmeden barış ve dinginlik içinde
yaşamasıdır.
Demokritosun bilinen önemli yapıtlan
arasında Peri eutumies (Neşe Üzerine),
Megas diakosmos (Büyük Evren İçin), Mikros
diakosmos (Küçük Evren İçin), peri nou
(Zihin Üzerine), peri aistesion (Duyum
Üzerine), Kraîunteria (Doğrulamalar), peri
logikon kanon (Mantığın Kuralları Üzerine)
sayılabilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)