Demokrat Parti

(DP), 1950-60 arasında
iktidar olan Türk siyasal partisi. II. Dünya
Savaşı’nın ardından basında ve mecliste tek
parti yönetimine karşı çok partili, liberal
siyasal sistemi savunan bir muhalefet oluşurken,
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)genel başkanı ve cumhurbaşkanı İsmet İnönü
de 19 Mayıs 1945’te yaptığı bir konuşmayla
siyasetin liberalleşmesi gereğini vurguladı.
Bu arada Adnan Menderes 14
Mayıs’ta mecliste görüşülmeye başlanan
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarısını
eleştiren bir konuşma yaptı. 21 Mayıs’ta
başlayan bütçe görüşmeleri sırasında da
mecliste güçlü bir muhalefetin varlığı ortaya
çıktı. Adnan Menderes, Feridun Fikri Düşünsel,
Yusuf Hikmet Bayur, Emin Sazak
gibi bazı milletvekilleri hükümetin uygulamalarını
eleştirdiler. 29 Mayıs’taki bütçe
oylamasında ise Celal Bayar, Adnan Menderes,
Refik Koraltan, Fuad Köprülü ve
Emin Sazak karşı oy kullandılar. 11 Haziran’da
mecliste kabul edilen, ama daha
sonra uygulanma olanağı bulamayan Çiftçiyi
Topraklandırma Kanunu, CHP içindeki
muhalefetin güçlenmesine yol açtı. Bu yasanın
görüşüldüğü sırada Celal Bayar, Adnan
Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan,
parti Meclis Grubu’na Dörtlü Takrir(*)
olarak bilinen bir önerge verdiler. Gerekülke, gerek parti yönetiminde liberal düzenlemeler
yapılmasını isteyen bu önerge,
12 Haziran’da reddedildi. Bu gelişmeden
sonra da parti içinde muhalefeti sürdüren
Menderes, Köprülü ve Koraltan partiden
çıkarıldı. Bayar ise önce milletvekilliğinden,
sonra da partiden aynldı. İnönü, 1 Kasım
1945’te TBMM’yi açış konuşmasında ülkede
ciddi ve inanılır bir muhalefet partisinin
kurulmasını isterken, tek dereceli seçim
sisteminin getirileceğini, demokrasiye aykın
bazı kanunların değiştirileceğini söyledi.
DP, 7 Ocak 1946’da Dörtlü Takrir’e imza
koyanlar tarafından kuruldu. Parti genel
başkanlığına Bayar getirildi. DP’nin programı,
ekonomide ve siyasette liberal düzenlemeler
öngörüyordu. Türkiye’de siyasal sistemin
demokratikleşmesi, temel hak ve
özgürlüklerin sağlanması amaçlanıyor, ekonomide
liberalizmin önemi vurgulanıyordu.
DP’nin kuruluşu iktidar taralından önce
olumlu karşılandı. Ama partinin hızlı gelişmesi,
bu tavrın değişmesine ve baskıların
yoğunlaşmasına yol açtı. Daha ilk dönemde
iktidar ile muhalefet arasında sert siyasal
çatışmalar görüldü. İktidar muhalefeti ihtilalcilikle
suçlarken, DP de iktidan tek parti
özlemcisi olarak niteledi. Muhalefetin demokratik
olmayan yasaların değiştirilmesi
ve seçim güvenliğini sağlayacak bir seçim
yasası yapılması konusundaki isteğinin hükümetçe
yerine getirilmemesi, çatışmanın
boyutunu artırdı.
DP, 21 Temmuz 1946’da yapılan genel
seçimlerde 465 milletvekilliğinin ancak
66’smı kazanınca seçime hile karıştırıldığını
ileri sürerek, bu durumu protesto etmek
için miting ve yayınlara girişti; ama bu tür
etkinlikleri sıkıyönetimce yasaklandı. Muhalefetin
hileli olduğunu iddia ettiği seçim
üzerine yapılan tartışmalar uzun süre siyasal
gündemin ‘ilk maddesini oluşturdu. DP, 7
Ocak 1947’de topladığı 1. Büyük Kongre’de
kabul edilen ve Hürriyet Misakı(*) olarak
bilinen komisyon raporunda demokratik
olmayan ve anayasaya aykırı yasaların kaldırılmasını;
seçimleri devlet memurlarının
değil, yargının denetlemesini; cumhurbaşkanlığı
makamının parti liderliğinden aynlmasmı
istedi.
Öte yandan DP’nin içinde de çatışmalar ve
anlaşmazlıklar çıktı. İktidara karşı daha sert
ve uzlaşmaz bir muhalefetten yana olanlar,
parti yönetimini pasiflikle, hatta muvazaa
ile suçladılar. İnönü’nün 1947’de yayımlanan
12 Temmuz Beyannamesi ile iktidar ile
muhalefet arasındaki ilişkilerin yumuşaması
ve iktidar-muhalefet diyalogunun başlaması,
sertlik yanlısı grubu harekete geçirdi.
Parti içindeki tartışmalar sonucunda Fevzi
Çakmak, Yusuf Hikmet Bayur, Kenan
Öner, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan ve
Yusuf Kemal Tengirşenk öncülüğünde bir
grup milletvekili DP’den ayrılarak, 20 Temmuz
1948’de Millet Partisi’ni (MP) kurdu.
DP, 17 Ekim 1948’de yapılan ara seçimlere,
seçime güven duymadığı gerekçesiyle
MP ile birlikte katılmadı. Seçimi protesto
eden bu tavrını 16 Ekim 1949 ara seçimlerinde
de sürdürdü. 16 Şubat 1950’de gizli
oy, açık tasnif ve yargı denetimini kabul
eden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden
oluşan bir Yüksek Seçim Kurulu’nu öngören
seçim yasasının kabul edilmesinden
sonra, 14 Mayıs 1950’de yapılan genel
seçimlerde DP, oyların yüzde 53,35’ini alarak487 milletvekilliğinin 408’ini kazandı. 22
Mayıs 1950’de Menderes başkanlığında ilk
DP hükümeti kuruldu ve Bayar cumhurbaşkanı
seçilerek genel başkanlıktan ayrıldı.
DP Genel İdare Kurulu 9 Haziran’da Menderes’i
genel başkanlığa seçti. Menderes bu
görevi partinin kapatıldığı 1960’a değin
sürdürdü.DP’nin birinci iktidar döneminde (1950-
54) ekonominin liberalleştirilmesi konusunda
önemli adımlar atıldı. 1 Ağustos 1951’de
Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu
çıkarılarak sanayi, enerji, maden,
ulaştırma ve turizm alanında yabancı yatırımlar
desteklendi. Siyasal planda ise laiklik
sorunu gündeme geldi. Ezanın Arapça
okunması kabul edildi, radyoda dini program
yasağı kaldırıldı ve okullara zorunlu din
dersi kondu. Öte yandan, laiklikten uzaklaştığı
gerekçesiyle 1954’te Millet Partisi
kapatıldı. DP dış politikada Batı yanlısı bir
siyaset izlemeye başladı. Kore Savaşı’na
asker gönderilmesinden sonra 1952’de
NATO’ya girildi. Türkiye 1953’te Balkan Paktı’na,
1955’te de Bağdat Paktı’na katıldı.
Kuruluş ve gelişme yıllarında demokrasinin
savunuculuğunu yapan ve özgürlükler vaat
eden, bu tutumu nedeniyle sol kesim ve
basın tarafından da desteklenen DP, iktidara
geldikten sonra özgürlükleri kısıtlamaya,
basma ağır cezalar ve sansür uygulamaya,
sol kesime karşı tutuklama kampanyası
sürdürmeye başladı. DP’nin basın ve sol
kesim üzerindeki baskıcı tutumu 10 yıllık
iktidarı boyunca sürdü.
2 Mayıs 1954 genel seçimlerinde yüzde
56,61 oranında oy alan DP, 541 milletvekilliğinin
503’ünü kazandı. DP’nin ikinci iktidar
döneminde (1954-57), iktidar ile muhalefet
arasındaki ilişkiler gerginleşti. Ekonomide
de olumsuz gelişmeler görüldü. Toplumsal
muhalefetin belirginleşmesi üzerine
iktidar, baskı önlemlerini daha da artırdı.
Parti içinde baş gösteren anlaşmazlıklar
DP’nin bölünmesi ve 20 Aralık 1955’te
Hürriyet Partisi’nin kurulmasıyla sonuçlandı.
27 Ekim 1957 genel seçimlerinde DPoyların yüzde 47,70’ini alarak 610 milletvekilliğinin
424’ünü kazandı. Bu seçimde muhalefet
partilerinin toplam oyları ilk kez
iktidar partisininkinin üzerine çıkmıştı.
DP’nin üçüncü ve son iktidar dönemi
(1957-60), iktidar ile muhalefetin yer yer
sokağa taşan sert çatışmaları ile sürdü.
Muhalefetin gücünü kırmak ve etkinliklerini
kısıtlamak için DP iktidarı çeşitli baskı
önlemleri alırken, ekonomideki çıkmazı
giderebilmek için de 4 Ağustos Kararları(*)
olarak bilinen önlemleri almak zorunda
kaldı. Vatan Cephesi(*) kurularak partinin
gücü ülke çapında kanıtlanmaya çalışıldı.
Muhalefetin etkinliklerinin soruşturulması
amacı ile TBMM içinde bir Tahkikat Komisyonu^)
kuruldu. Komisyon, partilerin tüm
siyasal etkinliklerini ve toplantılarını, örgüt
kurmayı yasakladı.
Yoğun baskılar karşısında 28-29 Nisan
1960’ta Ankara ve İstanbul’da üniversite
öğrencilerinin olaylı protesto gösterilerini
27 Mayıs 1960’ta ordunun müdahalesi izledi.
DP milletvekilleri ve parti yöneticileri
tutuklandılar. Milli Birlik Komitesi’nce
oluşturulan Yüksek Adalet Divam’nca yargılandılar.
Bir yıla yakın süren yargılamalar
sonucunda 15 kişi idama, 31 kişi ömür boyu
hapse, 418 kişi değişik hapis cezalarına
çarptırılırken 123 kişi de aklandı. Milli
Birlik Komitesi’nin onayı ile üç kişi, Adnan
Menderes, Haşan Polatkan ve Fatın Rüştü
Zorlu idam edildi. Bayar ve Koraltan ile
birlikte 11 kişinin idam cezası ömür boyu
hapse çevrildi. DP, parti üyesi Cemal
Özbey’in başvurusu üzerine, zamanında
kongresini yapmadığı için mahkeme karanile kapatıldı (29 Eylül 1960). DP’nin siyasal
mirasını paylaşma çabaları 1960 sonrası
dönemin siyasal gündeminde hayli etkili
olmuştur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)