Demircihöyük

Eskişehir Bozüyük arasındaki
eski yolun kuzeyinde Söğüt sapağının
batısında Geç Kalkolitik (İÖ 4000-
3500), İlk ve Orta Tunç (İÖ 3500-1900)
çağları yerleşmesi. 1937’de ara verildikten
sonra 1975’te İstanbul Alman Arkeoloji
Enstitüsü adına gene Kurt Bittel tarafından
başlatılan kazılar 1979’da sona ermiştir.Demircihöyük’te saptanan yapı katları
aşağıdan yukarıya doğru A’dan P’ye kadar
adlandırılmıştır. Ama bunlardan ancak C’ye
kadar inilerek 17 tanesi kazılmıştır. İki ara
kata bölünen E katında yangın izleri vardır.
Üç ara kattan oluşan F katıyla G katında
yerleşme daire planlı bir surla çevrilidir.
Yer yer zikzak çizgiler halindedir. Bu sur F
katında yapılmış, G katında yükseltilerek at
nalı biçiminde burçlarla sağlamlaştırılmıştır.
Yaklaşık 4 m yüksekliğindeki sur duvarının
üst bölümleri belirgin bir biçimde eğimlidir.
Höyüğün kuzeyinde ve doğusunda birbirine
benzeyen anıtsal iki giriş bulunmuş, taş
döşeli kuzey kapı geçidinin 20 m uzunluğa
eriştiği saptanmıştır. Bu kapı geçitlerinden
höyüğün merkezine doğru uzanan yollar
birbirleriyle yaklaşık dik bir açı oluşturarak
birleşir. Surların içindeki yapılar E katına
kadar daha çok ahşaptan yapılmış, ahşap
dikmeler çamurla sıvanmıştır. E katında
sonra en içteki yapıların çoğu ahşaptan, dış
halkadakiler ise taş temeller üstüne kerpiçten
yapılmıştır. H katında çıktığı izlenen
büyük yangından sonra içteki yapıların da
taştan yapılmış olduğu görülür.
Kj katında kuzey kapının yanındaki yapı
yangından korunmuştur. Bu yapı taş temelleri,
üç odası, ahşap dikmeleri ve ilk kez
görülen ante(*) ile dikkati çeken bir megarondur(*).
K2 katında bu tipte en az 3
megaron vardır. Demircihöyük’teki çoğu
odanın sol arka köşesinde kubbeli bir fırın
görülür. Bazı odalarda ortalama 1 m çapında
bir daire biçiminde, kenarları bilezik gibi
yükseltilmiş, sıvalı ocaklar bulunur. Bunlar
hep odanın ortasında, çok ender olarak da
kubbeli fırının yanında yer alır. Yapıların iç
duvarları beyaz, yeşil ve pembe renktebadanalanmıştır.
Demircihöyük’te bulunan kırmızı, kahverengi
ve siyah açkılı çanak çömlekler üstün
nitelikleriyle dikkati çeker. Tabaklar ve
ağız kenarından yükselen ilmek kulplu yassı
kâseler en yaygın çanak çömlek tipleridir.
Çanak çömleklerden bazısının Hacılar(*),
Fikirtepe(*), Bulgaristan’da Karanova I, II
ve Romanya’da Dudeşti kazılarında çıkanlara
benzediği görülür. Bu nedenle Demircihöyük
kültürünün Anadolu, Bulgaristan
ve Romanya kültürlerinin bir karışımı olduğu
ileri sürülebilir.
Demircihöyük yerleşmesinde ele geçen
buluntuların en dikkat çekici olanları çok
sayıdaki kadın idolleridir. Kilden hayvan
figürleri, özellikle öküz betimlemeleri de
oldukça yaygındır. Çakmaktaşından uzun,
geniş bıçaklar, taş orak sapları, iri bir boğa
başı, haç biçimli ağırlıklar, boynuzdan sap
bağlaçları ve kemikten kaşıklar, ördek biçimli
çok süslü bir kap, balta, keser, çekiç,
açkı taşları ve maden işçiliğinin varlığını
kanıtlayan bir balta kalıbı öbür küçük
buluntulardır. Metal buluntuların sayıca
azlığı dikkati çeker. Bir banyo kabı ilebirlikte bulunmuş inciler, ağırşaklar, fırça
sapları, minyatür kaplar, paletler, küçük
havan elleri vb eşyanın bir tuvalet takımını
oluşturduğu sanılır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)