Dede Korkut Kitabı

asıl adı kîtab-i
DEDEM KORKUD ALÂ LİSAN I TAİFE-İ OGUZAN,
Oğuz boyları arasında oluşmuş destansı
öyküler derlemesi. Yapıta adını veren ve
kitapta Dedem Korkut, Dede Sultan, Korkut
Ata gibi adlarla anılan Dede Korkut’un
yaşadığı dönemle ilgili kesin bilgiler yoktur.
Bilinenlerin çoğu söylentilere dayanır. Buna
göre Bayat boyundan Kara Hoca’nın
oğludur. 100 ya da 295 yıl yaşadığı söylenir.
Öykülerden, Oğuzların akıl hocası, bilge bir
kişi olduğu anlaşılmaktadır. Her öykünün
sonunda kopuzuyla ortaya çıkarak Oğuz
beylerine, boylarına dualar okur, şiirlersöyler.Dede Korkut Kitabı’nın bugüne değin
Dresden ve Vatikan’da iki yazma nüshası
bulunabilmiştir. Dresden yazması, kısa bir
giriş ile 12 öyküyü içerir, girişin öykülerle
bir ilişkisi yoktur. Öyküler sırasıyla şunlardır:
1) Dirse Han Oğlu Boğaç Han, 2) Salur
Kazan’ın Evi Yağmalanması, 3) Kam Büre
Bey Oğlu Bamsı Beyrek, 4) Kazan Bey
Oğlu Uruz’un Tutsak Olması, 5) Duha
Koca Oğlu Deli Dumrul, 6) Kanlı Koca
Oğlu Kanturalı, 7) Kazılık Koca Oğlu
Yegenek, 8) Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi,
9) Begin Oğlu Emren, 10) Uşun Koca Oğlu
Segrek, 11) Salur Kazanın Tutsak Olup
Oğlu Uruz’un Çıkarması, 12) İç Oğuz’a Taş
Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü. Vatikan
yasmasında da giriş ile altı öykü yer almaktadır.
Öyküler sırasıyla şunlardır: 1) Hikâyet-
i Han Oğlu Boğaç Han, 2) Hikâyeti-i
Bamsı Beyrek, 3) Hikâyet-i Salur Kazan’ın
Evi Yağmalanduğudur, 4) Hikâyet-i Kazan
Begün Oğlu Uruz Han Tutsak Olduğudur,
5) Hikâyet-i Kazılık Koca Oğlu Yegenek
Bey, 6) Hikâyet-i Taş Oğuz İç Oğuz’a Asi
Olup Beyrek Vefatı.
Yazmaların üstünde, ne zaman, kimin
tarafından yazıya geçirildiklerine ilişkin
herhangi bir bilgi yoktur. Uzmanlar Dede
Korkut öykülerinin 15. yüzyılda yazıya
geçirildiği konusunda görüş birliğine varmışlardır.
Öykülerin içeriği. Dede Korkut öyküleri,
Bayındır Han soyundan geldiklerine inanan
Akkoyunluların egemen olduğu Kuzeydoğu
Anadolu bölgesindeki olayları, Akkoyunlulann
dedeleri Oğuzların yaşamını anlatır.
Öykülerin tarihsel olaylarla ilgisi üzerinde
duran araştırmacılar, bu destansı öykülerde
iki tarihsel katmanın bulunduğunu belirtirler.
Birinci katmanda Oğuzların eski yurtları
Sıirderya (Seyhun) bölgesindeki komşularıyla
(Peçenekler ve Kıpçaklar) ilişkileri ve
savaşları yer alır. İkinci katmanda, Oğuzlar
Doğu Anadolu’ya göç ettikten sonra olaylar
bu yöredeki komşularına (örn. Gürcüler)
uyarlanmıştır.
Her ne kadar öykülerde Oğuz beylerinin
serüvenleri ayrı ayrı anlatılır, her öykü
başlıbaşına bir bütün oluşturursa da, çoğunda
aynı kişilerin yer alması nedeniyle birbirleriyle
ilişkili olduğu söylenebilir. Başka bir
özellik de, öykülerin hanın da bulunduğu
bir toplantıda anlatılmasıdır (öyküler “hanım
hey” diye başlamaktadır).
Dede Korkut öykülerinde kahramanların
bazısı olağanüstü güce sahiptir. Örneğin
Kanturalı ve Selcen Hatun, sayıları 600’e
varan düşmanı bozguna birlikte uğratırlar;
Karaçuk Çoban, sapanıyla her kezinde 12
batman ağırlığında taşlar atar; Uşun Koca
Oğlu Segrek, ilk kezinde 60 demir-donlu
kâfiri, ikinci kezinde 100 kâfiri kırıp geçirir;
Dirse Han Oğlu Boğaç, 15 yaşındayken
azgın bir boğayı yenip başını keser; Direk
Tekür, 60 batman ağırlığında bir gürz sallar.
Bazı kahramanların vücut yapıları normal
boyutların üstündedir. Örneğin Kazılık Koca
Oğlu Yegenek öyküsünde Karadeniz
kıyısında Düzmürd Kalesi’nin beyi kâfir
Direk Tekür’ün boyu 60 arşındır. Bazı
öykülerde gerçeküstü olaylar geçer, doğaüstü
yaratıklar anlatılır. Örneğin Duha Kocaoğlu
Deli Dumrul, Azrail’i kılıcıyla öldürmeye
kalkışır; bir çobanın bir periyle çiftleşmesinden
doğan Tepegöz, Oğuz’un başına
bela olan bir devdir, yalnızca gözü ettendir,
anasının parmağına geçirdiği bir yüzük sayesindevücuduna ok, kılıç işlemez.
Bazı kahramanlar tanrısal güçle kerametler
gösterirler. Örneğin Bamsı Beyrek öyküsünde
kız kardeşi Banı Çiçek’i istemeye
geleni öldüren Deli Karçar, Dede Korkut’a
da kılıç çeker, ama Dede Korkut “çalarsanelin kurusun” diye beddua edince Karçar’ın
eli havada asılı kalır.
Gelenekler, görenekler. Dede Korkut öykülerinde,
gerek eski Türk yaşamından,
gerek İslam din ve kültüründen gelen
motiflere rastlanmaktadır. Eski Türk dini
Şamanlıktan kalma motifler arasında su,
dağ ve ağaç kültleri, uğurlu ya da uğursuz
olduğuna inanılan 3, 7, 9, 40 gibi sayılar
belirtilebilir. Örneğin Dirse Han’ın hatunu,
oğlunun yarası için Hızır’ın verdiği öğüde
dayanarak 7 dağ çiçeği toplar ve onu sütüyle
karıştırarak merhem yapar. İslami motifler
arasında da Kuran’dan alman dualar, Allah’ın
adları (örn. Aziz, Cebbar, Kadir,
Kahhar, Gani), kelime-i şehadet getirmek,
namaz kılmak, ezan^okumak, hac, sadaka,
bazı kıssalar (örn. Adem ile Şeytan, İbrahim,
Nemrut, Firavun), İslam uluları (Hz.
Muhammed, üç halife: Hz.Ebubekir,
Hz.Osman, Hz. Ali) özellikle anılabilir.
Dede Korkut öykülerinde, eski Türklerin
devlet anlayışı (hanlık düzeni, 4’lü ve 24’lü
örgütlenme), insan tipi (dışa dönük, inançlı,
cesur, ahlak sahibi, yiğit), töresel olguları
(yağma geleneği, ad verme geleneği, avlar,
güreşler), yarı göçebe yaşama biçimi, sevgi,
saygı ve bağlılığa dayanan aile kurumu
öykülerin dokusuna sindirilmiş olarak görülür.
Öykülerde ayrıca eski Türklerin kullandıkları
halk çalgıları (kopuz, yelteme), gündelik
giyecekler (börk, cüppe, kaftan, yaşmak),
yiyecek ve içecekler (at, deve ve
koyun eti, yahni, kaymak, süt, ayran,
kımız, şarap) konusunda da ilginç bilgilervardır.
Biçim, dil ve anlatım özellikleri. Dede
Korkut öyküleri, bazı destan özellikleri
taşısa da, tam bir destan olarak kabul
edilmemektedir. Uzmanlar bu öykülerin
destansı öykü türüne girdiği görüşündedir.
Derlemedeki öykülerin, halk arasında çok
eski zamandan beri yaşamakta olduğu,
okuryazar biri tarafından halk ağzından
derlendiği ya da öykücü bir ozan tarafından
kaleme alındığı kabul edilmektedir. Öyküler
nesir-nazım karışık olarak yazıya geçirilmiştir.
Anlatıcının ağzından söylenen bölümler
düzyazıyladır, “soy soyladı” ya da
“soylamış” sözüyle başlayan manzum parçalar,
dramatik gerilimi oluşturan duygusal
konuşmaları içerir. Bu manzum parçalarda
çoğunlukla on ikili (4-4-4) ya da sekizli (4-4,
3-5), daha az olarak da yedili (4-3) ve on
birli (4-4-3) hece kalıpları kullanılmıştır.
Anlatımın etkisini artırmak için de kimi
parçalar değişik hece kalıplarıyla yazılmıştır.
Dede Korkut öykülerinin dili, Azeri
Türkçesinin bazı özelliklerini taşır. Bununla
birlikte 13-15. yüzyıl Anadolu Türkçesiyle
yazılmış kitapların diliyle de büyük benzerlikler
gösterir. Öyküler halk ağzından derlendiği
için, doğal olarak konuşma diline
dayanmaktadır. Bu nedenle içlerinde pek
çok deyim ve atasözü geçmektedir. Anlatım
ve biçim yönünden de eski öykü anlatma
geleneğinin izlerini taşımakta, kimi uzmanlar
bunların destandan romana geçen halk
öykülerinin ilk basamağını oluşturduğunu
ileri sürmektedir. Dede Korkut öykülerinde
yalın bir anlatım göze çarpar; konuşma
dilinin dinamizmi ve estetiği içinde kısa veyalın tümceler çoğunluktadır. Öykülerde
yer yer seci kullanılması, öykülerin epik
niteliğinden kaynaklanmaktadır. Öyküler,
masallarda ve meddah öykülerinde görüldüğü
gibi kalıplaşmış sözlerle başlar ve gene
kalıplaşmış dualarla biter. Kurgusunda dramatik
öğe her zaman göz önüne alınmış,
doğa betimlemelerine özel bir yer verilmiştir.
Araştırmacılar Dede Korkut öyküleriyle
Yunan mitolojisindeki bazı kişi ve olaylar
arasında (örn. Bamsı Beyrek ile Odysseuszalimce bir yönetim başlatan decemviri üyeleri
görevlerinden çekilmek zorunda kaldılar.
Decemviri litibus iudicandis ise, kişilerin
özgür yurttaş mı, köle mi olduklarına karar
veren bir hukuk mahkemesiydi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)