de Havilland, Olivia (Mary)

(d. 1 Temmuz
1916, Tokyo), ABD’li sinema oyuncusu.
Babası bir İngiliz patent avukatı, annesi ise
bir oyuncuydu. 1919’da annesi tarafından
kız kardeşi Joan Fontaine ile birlikte California’ya
götürüldü. Üniversite öğrenciliği
sırasında California’da yerel bir tiyatroda
sahnelenen A Midsummer Night’s Dream
(Bir Yaz Gecesi Rüyası) oyununda rol aldı
ve oyunun 1935 tarihli sinema uyarlamasında
Hermia rolünü oynamak üzere seçildi.
1930’lar ve 40’larda birçok kostümlü serüven
filminde Errol Flynn’in çapkın âşık
tipinin karşısında iyi huylu güzel kadını
oynadı. Bunlar arasında Captain Blood
(1935; Kanlı Kaptan), The Charge of the
Light Brigade (1936; Hafif Süvari Alayının
Hücumu), The Adventures of Robin Hood
(1938; Ormanlar Kralı Robin Hood) ve
They Died with Their Boots On (1941; Sayılı
Kahramanlar) sayılabilir. Ayrıca Strawberry
Blonde (1941), Hold Back the Dawn (1941;
Sabah Olmasın!Şafakla Beraber) ve The
Male Animal (1942) gibi filmlerde romantik
başrollerde oynadı, Gone with the Wind’de
(1939; Rüzgâr Gibi Geçti) Melanie rolünü
üstlendi.
1945’te Warner Brothers şirketine karşı,
şirket tarafından yedi yıllık sözleşmesine
eklenen altı aylık bir yükümlülükten kendisini
kurtaran ve emsal oluşturan bir dava
kazandı. Bundan sonra daha iddialı rollerde
oynadı; To Each His Own (1946; Günah
Çocuğu) ve The Heiress (1949; Miras) filmleriyle
iki kez Oscar kazandı. The Snake Pit
(1948; Talihsizler Yuvası) ile de Oscar’a
aday gösterildi. 1955’te Fransa’ya yerleşti ve
bundan sonra az sayıda filmde rol aldı.
Bunlar arasında en önemlileri, The Light indelphia Sanat Müzesi) ve “Bir Sokağın
Gizem ve Hüznü” (1914, Stanley R. Resor
Koleksiyonu, New Canaan, Connectiut) gibi
resimleri bu döneminin ürünleridir.
1915’te İtalya’ya döndükten sonra askere
alınan de Chirico, Ferrara’ya gönderildi.
Orada yaptığı resimlerde daha önceki döneme
oranla daha yoğun ve daha rasgele
düzenlenmiş biçimlere yer verdi. 1917’de
geçirdiği bir bunalım üzerine Ferrara’da
yatırıldığı askeri hastanede Carrâ ile karşılaştı.
İki sanatçı, Morandi’nin de katılmasıyla
Metafizik Resmi geliştirmeye koyuldular.
De Chirico bu dönemde “Görkemli Metafizik
İç Mekân”la (1917) “Bilici” (1915, J. T.
Soby Koleksiyonu, New Canaan, Connecticut)
gibi resimler gerçekleştirdi. Bu yapıtlarında
daha parlak renkler kullanmış, terzi
mankenleri, bisküviler, resim sehpaları gibi
çeşitli yeni imgeler geliştirmişti.
1920 dolaylarında grup dağıldı. 1925’te
yeniden Paris’e giden de Chirico, orada
gerçeküstücüler tarafından coşkuyla karşılandı.
Ama gerçeküstücüler onun bir süre
sonra özgün üslubundan uzaklaşarak daha
gerçekçi ve romantik bir yola yönelmesine
tepki gösterdiler. De Chirico 1930’larda eski
dostlarıyla ilişkilerini kesti. Resimleri git
gide daha ayrıntılı ve teknik açıdan daha
özenli hale gelirken, içerik açısından yüzeyselleşiyordu.
1929’da Hebdomeros adlı bir
roman, 1962’de de Memorie della Mia Vita
(Yaşamımdan Anılar) adlı bir otobiyografi
yazdı. Bazı eleştirmenler onu üstün bir deha
olmakla birlikte bu niteliğini hiçbir zaman
fark etmeyen bir sanatçı olarak anarlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)