DDT

tam adı dîklorodîfenİltrİkloretan,
l,l,l-TRİKLORO-2,2-BIS(/?-KLOROFENİL) ETAN olarak
da bilinir, organik halojenler grubundan,
pek çok böcek türü üzerinde zehirleyici
etkisi olan bireşimsel (sentetik) böcek ilacı.
Temas yoluyla böceklerin sinir sistemini
bozarak etki gösterir
Kloral ile klorobenzenin sülfürik asit eşliğinde
tepkimeye girmesiyle elde edilen
DDT ilk kez 1874’te üretilmiş, ama böcek
öldürücü özelliği ancak 1939’da İsviçreli
kimyacı Paul Hermann Müller(*) tarafından
keşfedilmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında ve
sonraki yıllarda DDT’nin hem tifüs, veba,
sıtma, sarıhumma gibi hastalıkların taşıyıcısı
olan bit, pire ve sivrisineklere, hem de
patates böceği, süngerören (zikzak kelebeği)
gibi tanm zararlısı böceklere karşı etkili
olduğu anlaşılmıştır.
Böceklerin çoğu DDT’ye karşı hızla bağışıklık
kazandığı gibi son derece kararlı olan
bu bileşik böceklerin vücudunda birikerek,bu böcekleri yiyen hayvanlarda, özellikle
bazı kuşlarda ve balıklarda dolaylı olarak
zehirlenmelere yol açar. Bu iki önemli
sakıncası nedeniyle 1960’larda DDT böcek
ilacı olarak önemini yitirmiş ve 1970’lerde
birçok ülke bu ilacın kullanımını kısıtlamış
ya da tümüyle yasaklamıştır.
Katışıksız DDT, 109°C’de eriyen renksiz,
kristalsi bir katıdır; ticari amaçla kullanılan
ürün ise benzer maddelerle karıştırılmış,
genellikle yüzde 65-80 oranında etken bileşik
içeren ve erime noktası daha düşük olan
amorf bir tozdur. Bu toz ya olduğu gibi
serpilerek kullanılır ya da sulandırılarak
püskürtülür.
de (özel adlarda), aşağıdaki başlıkların dışındaki
girişler için “de”den sonra gelen asıl
sözcüğe bakınız (örn. Gaulle, Charles de).

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)