dayak,

eskiden suçluları cezalandırmak ve
evde, okulda, orduda ve hapishanelerde
disiplini sağlamak amacıyla uygulanan yaygın
bir yöntem. Musa yasalannda dayak
suçlulara karşı bir ceza olarak yer alıyordu.
Köle sayısının yeterinden çok fazla olduğu
ve kölelerin pek bir değer taşımadığı Antik
Çağda köleler sık sık öldürülünceye kadar
dövülürdü. ABD’de İç Savaş’tan önce, Güney
eyaletlerinde Siyah kölelere sık sık
dayak atılırdı; ama köleler çok değerli
olduğundan dayak seyrek olarak öldürme
noktasına varırdı. Suçları cezalandırmaya
yönelik bedensel ceza(*) 19. yüzyılda yerini
giderek hapis cezasına bıraktı. Bununla
birlikte mahkemelerin ırza tecavüz suçundan
mahkûm olan birinin kamçılanmasına
karar verme gibi yetkileri sürdü. Birleşik
Krallık’ta 1948’de çıkarılan Ceza Adaleti
Yasası’yla birçok suç için kırbaç cezası
kaldırılmış olmasına karşın, mahkemeler
İskoçya dışında, isyan, isyana teşvik ve
erkek mahkûmların hapishane görevlilerine
karşı kaba şiddete başvurması gibi durumlarda
bedensel cezalara karar vermeye yetkilidir.
20. yüzyılın ikinci yarısında Kanada,
bazı Avrupa ve Asya ülkeleri ve ABD’nin
Delaware eyaleti yasalarında, hâlâ belirli
bazı suçlar için dayak cezası öngörülmektedir.
ABD’nin Delaware eyaletinde mahkemeler,
25 ayrı suç için halkın gözü önünde
kamçılanma cezası verebilir.
İslam hukukunda zina ve haram edilen
içkilerden birinin içilmesi gibi eylemler için
dayak cezası öngörülmüştür. Ayrıca ulû’lemre
(meşru yönetim) verilmiş olan tazîr
yetkisi dolayısıyla, cezası Kuran’da ve hadiste
belirlenmemiş olan bazı suçlarda dayak
cezası uygulanabilir.Osmanlı Devleti’nde
İslam ceza hukuku esaslanmn yürürlükte
olduğu dönemde geniş ölçüde uygulanan
dayak cezası, 1851 tarihli Kanun-ı Cedid’dehakaret, sarhoşluk, kumarbazlık, noksan
dirhemle mal satma ve ihtikâr gibi suçlar
için üç kezden 79 keze kadar değnek vurulması
biçiminde sınırlandırıldı. 1858 tarihli
Ceza Kanunname-i Hümayunu’nda dayak
cezasına yer verilmedi. Bugün yürürlükte
olan 13 Mart 1926 tarihli ve 765 sayılı Türk
Ceza Kanunu’nda da dayak cezası öngörülmemiştir.
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra
26 Nisan 1909’da çıkarılan, şüpheli kişiler
ve serseriler için kamçı cezasını öngören
Serseri ve Mazanne-i Su’ Olan Eşhas Hakkında
Kanun daha sonra uygulamadan kaldırılmıştır.
Tarih boyunca dayak atmada çeşitli araç ve
yöntemler kullanılmıştır. Evde ve okulda
disiplini sağlamak için sopa, falaka değneği,
kayış, kamçı ve başka araçlarla dayak atılırdı.
Bazı yerlerde özel olarak düzenlenmiş
dayak araçları vardı. Bunların en ünlülerinden
biri olan dokuz kamçılı kırbaç, bir sapa
tutturulan, ham deriden yapılmış dokuz
düğümlü kaytan ya da sırımdan oluşurdu.
Kurutulmuş ve sertleştirilmiş ham deri sınmlardan
yapılan Rus kamçısı daha çok acı
verir ve öldürücü bir nitelik taşırdı; bu
kamçının sırımları vurulduğunda eti yarması
için çoğu kez çengel biçiminde bükülmüş ve
keskinleştirilmiş tellerle örülürdü. Aynı ölçüde
öldürücü olmamakla birlikte, dayanılmaz
acı veren bir dayak türü de Doğu’da
yaygın olarak uygulanan falakaydı(*). Falaka
hafif bir değnek, düğümlü bir kayış ya da
kamçı ile ayak tabanlarına vurulması biçi29minde uygulanırdı. Dayak atma geçmişte
çoğu kez bir vahşet düzeyine çıkardı. Örneğin
kırbaçlama sırasında mahkûmların sırtı
yaralandığında, acıyı artırmak için yaralara
tuz basılırdı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)