Davies, Arthur B(owen)

(d. 26 Eylül
1862, Utica, New York, ABD – ö. 24 Ekim
1928, Floransa), ABD’li ressam, oymabaskı
ustası ve duvar halısı tasarımcısı. Özellikle
Romantik üslupta gerçekleştirdiği kır yaşamına
ilişkin fantezileriyle tanınmıştır. Çağdaş
Avrupa resim üsluplarının 20. yüzyıl
başında Amerika’da tanıtılmasında da öncülük
etmiştir.
Utica, New York kenti ve Chicago’da
eğitim gördü. Önceleri romantik bir tarzda
atmosfer etkili manzara resimleri yaptı.olarak adlandırılan ve genellikle de David’
in başyapıtı sayılan bu resim, içten duyguların
baskısı altında Yeni-Klasik anlatımın
nasıl trajik bir gerçekçiliğe dönüştüğünü
gösterir.
Geç dönemi: 1794-1825. David 1794’te,
arkadaşı Robespierre’in giyotine gönderilmesinden
sonra tutuklandı. Lüksemburg
Sarayı’nda önce 4 ay, ertesi yıl da 2 ay
oldukça rahat koşullarda hapis yattı. Hapisteyken
resim yapmasına izin verildi. Pencereden
bakarak yaptığı “Lüksemburg Bahçeleri’ne
Bakış” (1794, Louvre Müzesi, Paris)
adlı tek manzara resmiyle, bitiremediği
“Kendi Portresi” (1794, Louvre Müzesi,
Paris) bu dönem ürünleriydi. O tarihte 46
yaşında olan David bu resimde kahverengi
gözlü, dağınık saçlı, çocuksu bir genç adam
görünümündedir. Yanağındaki, yaşamı boyunca
onu rahatsız eden ve konuşmasını
etkilediği söylenen bir ur, yüzüne hafif bir
çarpıklık vermektedir.
David hapis yattığı dönemde bile Louvre’
daki üç atölyesini kapatmadı. 1795 affından
sonra kendini, devrimci politikayla uğraştığı
zamanlardaki enerjiyle bu kez resim öğretmeye
adadı. Avrupa’nın her yanından
gelen yüzlerce genç ressamın yetiştirilmesi
ve eğitilmesinde etkin rolü oldu. Bunlar
arasında Baron François Gerard, Antoine-
Jean Gros ve Jean-Auguste-Dominique
Ingres gibi geleceğin ustaları da vardı.
David’in eğitiminin başlangıç noktası sanatın
temeli olduğuna inandığı dış çizgiydi. Bu
nedenle 19. yüzyıl akademik Avrupa resminde
çizimin aşırı boyutlarda vurgulanması
biraz da David’in bu tutumuna bağlanabilir.
Ama David, yapıtlarında da görüldüğü gibi,
zengin renk etkilerine her zaman karşıdeğildi. 1860 gibi geç bir tarihte Delacroix
ayarında bir renkçi bile onu “bütün modern
okulun babası” olarak tanımlıyordu.
Çağdaş modeller antik heykellerin hem
evrenselliğinden, hem de çıplaklığından genellikle
yoksun olduğundan, Yeni-Klasik
anlayış kuramsal olarak portreciliğe sırt
çevirme eğilimindeydi. Oysa David, resme
başladığından beri kişinin psikolojik kimliğini
ve sağlam vücudunu betimlediği portreler
yapmıştı. Paris’te tıp profesörü olan
Alphonse Leroy’un (1782-83), kayınvalidesi
Madame Pecoul’ün (1784), kimyager Antoine-
Laurent Lavoisier ve eşinin (1788), güzel
ve zarif baldızı Madame Seriziat ile kocasının
(1795) portreleri bunlardan bazısıdır.
David bütün yaşamını ders vererek ve
portre yaparak geçirecek biri değildi.
1799’da “Sabin Kadınları” (1794-99, Louvre
Müzesi, Paris) adlı dev boyutlu bir tuvalle
yeniden görkemli bir çıkış yaptı. Genellikle
yanlış olarak “Sabin Kadınlarının Kaçırılışı”
olarak anılan bu resim, gerçekte efsanevi
kaçırılıştan birkaç yıl sonrasını, yaşamlarından
hoşnut olan kadınların, Romalı kocalarıyla,
istemedikleri halde onları kurtarmaya
gelen Sabin erkekleri arasına girmelerini
canlandırıyordu. Dövüşen kalabalığın tam
ortasında duran Sabin kadını Hersilia bir
koluyla Romalı Romulus’u, öbürüyle de
sakallı Sabin Tatius’u durdurmaya çalışmaktaydı.
David’in söylediğine göre bu resimdeki
amacı “Horatius Kardeşlerin Yemini”nin
kaba Romalı havasından uzaklaşarak daha
zarif olan Yunan biçimlerine ulaşmaktı.
Fransa’daki 10 yıllık kanlı dönemin ardından
onun barışı amaçladığına inananlar da
bu resmi olumlu karşıladılar. Ama resmin
asıl ilgi çeken yanı, savaşçıların çıplaklığı
oldu. Böylece “resmin Robespierre’i” olmaktan
çıkan David’e radikal Cumhuriyetçilerin yani “sans-culotte’\arm Raffaello’
su” adı takıldı.
“Sabin Kadınları”na hayran kalan Napoleon,
David’in yeteneğini, kendisini yüceltecek
bir yönde kullanabileceğini anlamıştı.
Böylece David siyasal bir görev verilmeden
hükümet ressamlığına getirildi. Konsüllük
dönemi ile başlayan bu görevini, 1804’ten
sonra imparatorluk sırasında da sürdürdü.
Ayrıca Jakoben solculuğundan gelerek Bonaparte’cı
sağcılığı benimseyen tek önemli
Fransız da David değildi. Kaldı ki o, tarihsel
kahramanlara karşı her zaman hayranlık
duymuştu. David’in Napoleon’la ilişkili en
önemli yapıtı, bazen “Napoleon İmparatoriçe
Josephine’e Taç Giydirirken” adıyla da
tanınan dev boyutlu “Taç Giyme Töreni”dir
(1805-07, Louvre Müzesi, Paris). Bu yapıtta
Yeni-Klasik üslup yerini, eski Fransız monarşisinin
resmî portre anlayışıyla İtalyan
Rönesans ustalarından izler taşıyan (hatta
yer yer bunları doğrudan taklit eden) bir
üsluba bırakmıştır. Bu resmi 1810’da büyük
boyutlu “Napoleon Kartalları Dağıtırken”
(Versailles ve Trianon Ulusal Müzesi),
1812’de de propaganda amacı çok belirgin
olmakla birlikte, keskin bir gözlem gücünü
yansıtan “Napoleon Çalışma Odasında”
(Ulusal Sanat Galerisi Washington, D.C.)
adlı yapıtlar izledi.
David, Napoleon’un 1815’te iktidardan düşüşünden
sonra, Brüksel’e sürgüne gönderildi
Yaşadığı büyük olayların coşkulu ve
harekete geçirici etkisinden uzaklaşınca, eski
enerjisini yitirmişti. Yaşamının sonuna
doğru, büyük bir olasılıkla Belçikalı öğrencisi
François-Joseph Navez’in yardımıyla,
en inandırıcı portrelerinden biri olan “Gentli
Üç Kadın”ı (Louvre Müzesi, Paris) gerçekleştirdi.
ÖNEMLİ YAPITLARI. “Mars ve Minerva’nın Kavgası”
(1771, Louvre Müzesi, Paris), “Seneca’nın Ölümü”
(1773, Petit Palais Müzesi, Paris), “Pierre
Desmaisons’un Portresi” (1782, Albright-Knox Sanat
Galerisi, Buffalo), “Charles-Pierre Pecoul’ün Portresi”
(1784, Louvre Müzesi, Paris), “Madame Pecoul’
ün Portresi” (1784, Louvre Müzesi, Paris), “Ugolino’nun
Ölümü” (1786, Güzel Sanatlar ve Doğa Tarihi
Müzesi, Valence), “Lavoisier ve Eşinin Portresi”
(1788, Rockefeller Üniversitesi, New York), “Devienne’ın
Portresi” (1792, Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar
Müzesi, Brüksel), “Madame Tnıdaine’in Portresi”
(1792, Louvre Müzesi, Paris), “Madame Seriziat’nın
Portresi” (1795, Louvre Müzesi, Paris), “Napoleon’un
Saint Bernard Dağını Aşması” (1800,
Versailles ve Trianon Ulusal Müzesi), “Papa VII.
Pius’un Portresi” (1805, Louvre Müzesi, Paris),
“Sappho ve Phaon” (1809, Ermitaj Müzesi, Leningrad),
“Leonidas Thermopyles” (1814, özel koleksiyon,
Paris), “Mars ve Venüs” (1824, Belçika Kraliyet
Güzel Sanatlar Müzesi, Brüksel).

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)