Dalgaların oluşmasına

Dalgaların oluşmasına

Dalgaların oluşmasına

genellikle rüzgarlar neden olur. Bir dalga derin suda yolaiırken. su tanecikleri
aşağı yukarı değil de. dairesel olarak hareket ederler. Derinlik arttıkça su tanecikleri-
nin dönmeleri azalır. Denizaltıların şiddetli fırtınalardan etkilenmemelerinin nedeni budur.
4- 51 Yer kaymalarının *
[1], yanardağların [21. yada depremlerin [31 neden olduğu Esunamiler [A] kara yakınlarında büyük yüksekliklere ulaşır. Büyük Okyanus’taki uyarma merkezlerinde [B] dalga detektörleri [C] kullanılır. Detektör, yarısına kadar deniz suyuna batırılmış bir kabın [4] içindeki hava dolu bir tüpten [5] oluşur. Dalga, basıncı arttırdığında, cıva zorlanır [6] ve alarm çalışır.
7) Gelgitlerin yüksekliği güneş ve aym dünyaya göre olan durumlarına bağlıdır.
Ay ilk (Al ve son [C] dördündeyken, ay, dünya ve güneş bir dik acı oluştururlar. Yerçekimleri böylelik-
le karşılaşır ve kabarma ile alçalma arasındaki fark en aza iner. Dolunay [B] ve yeni ayda [D] ay, dünya ve güneş aynı doğrultu üstündedir. Bu nedenle kabarma artar, alçalma azalır. Süre-
durum ve sürtünmeden dolayı gelgitler ayın belirli durumlara gelmesinden iki gün sonra ortaya çıkar. Şemada bir ay süresince oluşan gelgitlerin sırası görülmektedir.
8) Alçalma sırasında
[A] deniz kıyılara doğru çekilir ve tepeyi ana karanın bir par çası haline getirir. Kabarmada tepe [B] yeniden denizle çevrelenerek üda haline gelir.
► Ortalama yerçekimi Gerçek yerçekimi
► Gelgit’e neden olan kuvvet
6) Ay’ın yerçekimi
dünyanın {A] yakın bölgelerindeki suları çeker, uzaktakileri iter. Bu gelgitlerin yakın [1] ve uzak noktalarda [2] kabarmasına (3] ve ,[4]’deki gelgit akıntıları ile orta noktalardaki [5] alçalmalara neden olur. Bu harekete yol-açan kuvvet, (kırmızı oklar) ayın gerçek yerçekimi ile (merkezkaç ile tam dengede olan) yerin merkezindeki [6] ortalama çekim arasındaki farktır.
Deniz yatağı
Derin okyanus dipleri insanları her zaman büyülemiştir. Ef-latun’un «Herakles sütunları karşısındaki» kayıp Atlantis kıtasına ilişkin efsanesi, günümüzde bile hayallerden silinmemiştir. Oysa Atlas okyanusu dibindeki dağ zincirinde, yani Azor adalarının güneyinde böyle bir kıtanın bulunduğuna ilişkin hiçbir yerbilimsel kanıt yoktur.
Deniz yatağı ile ilgili ilk bilgiler, bilinen adalar çevresindeki suya, ipe bağlı bir kurşun sarkıtılarak yapılan derinlik araştırmalarından öteye gitmez. Macellan, 370 m’ lik bir iple büyük okyanusun dibine ulaşmayı denedi ve doğal olarak başaramadı. İlk gerçek okyanus derinliği araştırması 1840 yılında James Clark Ross tarafından yapıldı ve iple yaklaşık 3700 m’ye varan derinlik ölçüldü.
Deniz Tabanının Araştırılması
Kraliyet gemisi «Challenger» ile 1872-1876 arasında yapılan efsanevi yolculuk, ilk gerçek derinlik araştırmasına yolaçtı. «Challenger» keşif grubu, deniz tabanını oluşturan maddelerden örnekler almak için, ucuna boruya benzer kaplar takılı iskandiller kullandılar. Böylece,
Jules Veme’in (1828-1905) «Deniz Altında Yirmi Bin Fersah»ı (1870) yazdığı yıllarda, insanoğlu okyanus dibindeki tortullara ilişkin ilk sistematik bilgiyi geliştirmeyi başardı. «Challenger» araştırmacılarından yerbilimi uzmanı John Murray (1841-1914) ve arkadaşları tarafından yapılmış olan tortul sınıflandırması, sonradan geliştirilmiş olmasına karşın, genellikle benimsenmiştir. Bununla birlikte, okyanus dibinin çeşitli balıklarla dolu ve orda burda bir iki ada ile binlerce mil uzunlukta kum artıklarından oluştuğuna ilişkin yaygın inanç yavaş yavaş unutulmaya başlandı. «Challenger» tarafından elde edilen ilk tortul örnekleri ve gerçekte Atlas okyanusu ortasındaki sıradağların haritasını çıkarmış olan derinlik ölçümleri, tortulların kalınlığı ve kapladığı alanla ilgili tam bir bilgi sağlayamadı. Ne tortul kalınlığındaki değişiklikleri açıklayacak bilimsel nedenler bulundu, ne de okyanus ortasındaki sıradağların, dünyanın bütün okyanuslarının da dibinden geçtiği kavranabildi.
Bu yüzyılda geliştirilmiş sondaj aygıtları, okyanus tortullarıyla ilgili bilgileri genişlettiler.
Okyanus tabanının gerçek topografyası, “ültrasonik sinyallerden
yararlanan yankı sondajıyla ortaya çıkarılmıştır. Bilim adamları, sinyalin gönderilişiyle yankının alınması arasında geçen süreyi saptayarak, suyun derinliğini bulabildiler. 1940’ lardan bu yana sismik yöntemler de kullanılmaktadır. Bunlar okyanus tabanının tepeler, yanardağlar, ada toplulukları ve ortalarındaki yarıklarda oluşum çöküntü koyağıyla, kırıklar bulunan büyük dağ zincirlerinden meydana geldiğini gösterdi.
Kıta Yaylası
Kıyıların kara tarafında bulunan çakıllar, denize doğru yerlerini kuma bırakır. Bu oldukça kaba tortul yada çamur ve mille kaplı olan kıta yaylasıdır (1,2). Kıta yaylası, çeşitli deniz bitkilerinin yanı-sıra, sayısız hayvanlar, mercanlar, deniz şakayıkları ve öteki sölente-reler, yeri oyan solucanlar ve kayalara kabuklarıyla tutunan minik hayvancıklar (Bryzoa) ile taraklar, midyeler, istridyeler ve başka yu-muşakçalarla doludur. Ayrıca deniz kestaneleri, deniz yıldızları, deniz hıyarları ve süngerler vardır. Yaldızlı pisi ve köpekdili balığı gibi
1) Deniz yatağı çeşitli
bölgelerden oluşur.
En sığ olanı, kıyıyla 200 m derinlik arasında uzanan kıta yaylasıdır. Kıta yaylası, deniz tabanının %7,5’ini kaplar ve kıta kabuğunun sular altındaki kısmıdır. Daha ötede, deniz tabanının %8,5’ini kaplayan kıta eğimi vardır. Bu alan denizaltı kanyonları ile kesilebilir. Kıta eğimi, kıta yamacı denen, yumuşak eğimlerde derin deniz tekneleriyle karşılaşır. 4000 m’lik derinliklerde bulunan teknelerde dağ zincirleri ve tepeler görülür.
Kıta yaylası
Kıta yamacı Deniz dibi kanyonu Tepe Dağ.
Orta-okyanus sıradağı —
2) Kıta yaylası karo
kütlesinden hemen sonra başlayan bölgelerdir. Avrupa ve Kuzey Amerika yaylalarının [A] kumlu tepeler ve engellerden oluşan hafif bir eğimi vardır. Kutuplara yakın yerlerde. buzullar kıta yaylasını aşındırır [BJ. Açık tropikal denizlerde. düz yayla Doğu Avustralya açıklarındaki Büyük Engel Kayalığı ndaki [C] gibi, mercan kayalık ları ile çevrilidir.
Okyanus çukuru
3) Deniz dibi kanyonları 1.5 km derinliğindeki Monterey (Kaliforniya} vadisi gibi [8], kıta eğimlerinde [A] bulunur. Kara, deniz yada çamurlarla kaplanmadan önce akarsu aşındırmaları
sonucu oluşmuş olabi lirler Nehir ağızlarından gelen çamur ve tortul yüklü su, çoğunlukla kıyı kayalarından ve tortullardan birikinti süpürüp götürür, resimde Büyük Kanyon [Cj ile deniz dibi kanyonlarının karşılaştırılması görülmektedir.
diDte yaşıyan balıklar da kıta yaylasında bulunurlar.
Burası kum yataklarının ve kum dalgalarının (denizaltı kumulları) bulunduğu bölgedir. Kuzey denizindeki kum dalgaları, tıpkı çöl kumullarının oluşması gibi akıntılarla harekete geçirilen kum kütleleri tarafından ortaya çıkartılır. Burada da geniş petrol ve gaz yatakları bulunur. Bu yataklara bazen Meksika körfezinde olduğu gibi, tuz tepeleriyle birlikte, yüzeyin oldukça altındaki kayalıklarda ras-lanır. Kıta yaylasının kenarında yaklaşık 200 m derinlikte, deniz tabanı, dibe doğru önemli bir eğim kazanır: bu kıta eğiminin üst sinindir. Eğim, denizaltı kanyonları 11,3) ile bazı yerlerde kesintiye uğrar. Burada karışık akıntı olarak bilinen su altı toprak kaymaları, denizin ortasına kadar çamur, çakıl taşı ve kum taşır ve kıta yaylasının (1) 2000 m derinlikteki eteğine biriktirirler. Kıta eğim ve yamacındaki canlı sayısı oldukça azdır; büyük yumuşaklar, (ahtapot, kalamar, büyük mürekkep balığı gibi), deniz yıldızları, solucanlar ve garip balıklar burada bulunan türler arasındadır.
Kıta yamacı, derin ovalara doğru uzanır. Buraları çok garip ba-
lıklar, solucanlar deniz yıldızları ve yumuşakçalann yaşadığı; hemen hiçbir bitki bulunmayan geniş çukurlardır. Derin ovalardan dağ sıraları (1) yükselir. Su yüzeyinden derinlikleri 4000 m ile 1000 m arasında değişen bu dağ sıralarının yüksek tepeleri bazı yerlerde su üstüne çıkarak adaları oluşturur. Derin ovalardan ayrıca deniz dağları da (5) yükselir. Bunlar bazen Büyük Okyanustaki Hawaii-İmparator adalar dizisinde olduğu gibi, bu zincirlerin bir parçası olur, ama çoğunlukla tek başına görülürler. Hemen hemen hepsi volkaniktir ve yüzeye yakın tepeleri mercanlarla kaplıdır.
Deniz Yatağı Haritaları
Bundan sonraki sayfalarda beş okyanus tabanının haritaları bulunmaktadır. Bu haritaların hazırlanı-şında deniz alanlarının, karaya oranla daha büyük kısmını gösterebilecek bir izdüşüm kullanılmıştır. Renkler deniz yatağındaki değişiklikleri yansıtmaktadır. Karasal tortulardan oluşan kıta yaylaları grimsi yeşille belirtilirken, daha derin bölgelerin kireç tortuları da soluk griler ve sarımsı renklerle gösterilmiştir.
ayrıca bak: 76 Denizbilim araş- 10 Dünyanın Oluşumu
tırmaları 78 İnsanoğlu Deniz
70 Atlas Okyanusu 72 Büyük Okyanüs 74 Hint Okyanusu ve Kutup Denizleri altında
Derin okyanus tabanında yuvarlak manganez parçalarının varlığı «Chailenger» araştırmaları sırasında bulunmuştur. Hem büyüklük. hem de biçim atışından
patatese benzeyen bu yuvarlakların nasıl oluştuğu araştırılmış, ama kesin bir sonuca varılamamıştır. Bir taş çekirdeği saran maden oksiti tabakalarından
meydana gelirler. Bu maden parçaları, dün-/a gereksemesini binlerce yıl karşılayacak miktarda bakır, kobalt, nikel ve manganez içerdiklerinden büyük önem taşırlar.
4) Bazalt, deniz tabanında en cok bulunan kaya türüdür. Bazalt deniz dağlarını ve sıradağları oluşturan bir lavdır ve derin ovalarda tortulların altını kaplarlar. Denizaltı lav püskürmeleri, yastık biçiminde (yastık lavlar) donmuş bazalt parçaları oluştururlar. Burada, mikroskopla büyütülmüş deniz bazaltı görülmektedir. Resimde küçük kristaller, camsı parcacıklar acıkca belli olmaktadır.
5) Deniz dağları, çevrelerinden en az 1100 m yükselen denizdibi dağlarıdır. Hemen hemen hepsi yanardağdır. Masadağlar yada guyotlar diye adlandırılan bazı deniz dağlarının 2500 m derinliklere
kadar uzanan düz tepeleri vardır.
Bu tepeler cok büyüktür. Bu yüzden tortullarla dolmuş eski kraterler oldukları söylenemez. Guyotların bir zamanlar deniz düzeyinden yüksek yanardağlar [A] oldukları,
m
söndükten sonra dalgalarla aşınıp düzleştikleri [B] ve deniz düzeyi yükseldiğinde yada deniz yatağı-çök-tüğünde [C] suya battıkları ileri sürülmüştür. Kıyılardaki cakıl-taşlarınm yapısı bu savı doğrular.
7) Deniz tortulları,
mikroorganizmalar, deniz yatağında oluşan madenler ve kilden oluşur. Calocyc-
I Karasal tortu
İGlobigeFin çamuru
I Pteropod çamuru
r~~ı
Diyatome çamuru
Işıns^ar çamuru
6) Derin deniz tortul»
ları Yüzey suyu sıcaklığına, derinliğe ve karadan uzaklığa bağlıdır. Kayaların aşınması sonucu, ortaya çıkan birikinti akarsu ve rüzgarlarla denize taşınır ve kıyılara yakın yerlerde bulunur. Derin deniz tabanı mikroskopik hayvanlar
ve yosunlardan oluşan sulu çamurla örtülüdür. Glo-bigerin ve radiolarian, (ışınsılar çamuru) kireçli ve silisli iskeleti olan tekhücreli hayvanların artıklarından oluşur Bazen yumuşakçalann kabukları ve küçük yüzen yumuşakçalar, çamuru
oluştururlar.
Soğuk denizlerde silis iskefetli mikroskopik yosunlar ve otlar deniz otu çökertisini oluştururlar. Mikroskopik hayvanların ve otların yaşamadığı karadan uzak bölgelerde atmosferdeki toz suya çökerek derinlerde kırmızı bir kil tabakası oluşturur.
letta virginis [A] gibi radiolarianiar silis iskeleti! tek hücreli hayvanlardır. Globi-gerina nepenthes [B], ve Globigerinoides ruber [C] gibi Forami-nifera’lar kireç iskeleti! tek hücreli hayvanlardır. Coccolitler [F] diye bilinen flagellate-terden gelen silisli otlara [E] ve kalkerli plakalara da sık ras-lanır. Philipsite [D] derin sularda bulunan tipik bir madendir
Denizbilim araştırmaları
Deniz dibi topografyasını, Ay’ ın dünyadan görünmeyen yüzünden daha ayrıntılı bir biçimde bildiğimizi söyleyemeyiz. Gezegenimizin denizlerle kaplı üçte ikisi konusunda, daha fazla bilgi edinmemiz gerekiyor. Öte yandan, denizbilimşel araştırmalar sadece bilimsel merakımızı gidermeye yönelmiş değildir. İnsanoğlu, denizlerdeki uçsuz bucaksız ve el değmemiş besin, maden ve enerji kaynağının farkına varıp, bundan yararlanmaya yönelmiştir.
İlk Gözlemler
Aristoteles, denizlere ilişkin ilk gözlemleri saptayıp, 180 canlı türünü tanıtan kişidir. Denizlere ve deniz akıntılarına ilişkin coğrafya bilgisinin ilerlemesini sağlavan buluşların gerçekleştirildiği XV. ve XVI. yüzyıllara kadar, bu alanda oldukça az ilerleme görüldü. 1670’te, İr-landa’lı Robert Boyle (1627-1691), Observations and Experiments on the Saltiness of the Sea (Denizin Tuzluluğu Üzerine Gözlemler ve Deneyimler) adlı kitabını yayımladı ve denizdeki tuzun, toprağın aşınmasından kaynaklandığını doğ ru olarak ileri sürdü. Deniz suyun-daki klorürü ölçmek için gümüş
nitrat testini uyguladı. Bu yöntem, günümüzde de kullanılmaktadır.
Boyle’un çağdaşı olan İtalyan kontu Luigi Marsigli (1658-1730) bitkileri, hayvanları ve akıntılarıyla denizi çeşitli yanlarıyla incelediği için ilk denizbilimci adını hak etmiştir. Marsigli, akıntı ölçer pervaneyi icat etti ve İstanbul Boğazında ters bir dip akıntısı bulunduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca bu olayı, Karadeniz ile Akdeniz arasındaki tuzluluk farkıyla doğru bir biçimde açıkladı. (Karadeniz, ırmaklardan, buharlaşma yoluyla kaybettiğinden daha fazla su almakta ve yüzdeki ana akıntı, Akdenize yönelmektedir) .
XVIII. yüzyılda, Amerikalı Benjamin Franklin (1703-1790), Gulf Stream’i gösteren bir deniz haritası yaptı ve Kuzey Amerika ile İngiltere arasındaki ilişkiyi sağlayan posta gemilerinin yolculuk süresini başarılı bir biçimde kısalttı. James Cook (1723-1779), ünlü seyahatlerinde (1768’den 1779’a kadar sürmüştür), 1243 metreye varan sondajlar vaparak, Büyük Okyanusun güneyinde bir güney kıtası bulunduğu konusundaki efsaneyi kökünden çürüttü.
XIX. yüzyılın ilk yıllarında, Alman Alexander von Humboldt (1769
1859), Ant kıyılarından Galapagos Adalarına ulaşan soğuk akıntıyı açıkladı. İngiliz doğa bilgini Charles Darwin (1809-1882), Beagle’la dünya turu yaparken bu adalara da uğradı. Darwin, planktonlara (denizde yaşayan mikroskopik canlılar) ve denize ilişkin birçok gözlem yaptı. Darwin, ayrıca mercan kayalarının kökenini açıklayan bir kuram ortaya attı. Uzun bir tartışmaya yolaçan bu kuramın doğruluğu, Eniwetok mercanadasında yapılan araştırma 1952 yılında kanıtlanmıştır. ABD Deniz Kuvvetlerinde görev yapmış olan Teğmen Matthew Fontaine Maury (1803-1873), gemilerdeki seyir defterlerinden yararlanarak düzenlediği ilk kılavuz haritalarını Wind and Current Charts (Rüzgâr ve Akıntı Haritaları) adıyla yayımladı.
Chailenger’ın Araştırma Gezisi
Daha önceki bilginlerin bulguları ve ortaya attıkları cevaplandırılmamış sorular, İngiliz hükümetinin, 1872’de, deniz yoluyla dünyayı dolaşarak bir bilimsel araştırma gezisi yapılmasını sağlamak üzere harekete geçmesine yol açtı. Kraliyet Deniz Kuvvetleri, bu gezi için Challenger adlı gemiyi verdi.
1) Chalienger’deki doğa bilimi laboratuvarı, denizlerin, kuşların ve adalardaki yaşamın incelenmesi amacıyla düzenlenmişti. İlk gerçek denizbilim gemisi
olan Challenger, aslında. eski bir savaş gemisiydi ve bu labora-tuvar, savaş güvertesine yerleştirildiği gibi ışığı da bir top lombarından alıyordu
2) Tarama işlemi, ağır
ve kasvetli bir işti. Bunun için, gemi-personeli, tarama-yo. angaryo diyor ve bilim adamlarının coşkusunu
paylaşmıyordu.
Torba ağ, bir palamarın ucuna bağlanmıştı ve palamar üzerindeki ağırlığın yerinin ayarlanmasıyla farklı derinliklere indiriliyordu.
3 A
3) Challenger’de kullanılan araçlar arasında, önceden belirlenen bir derinliğe indirilen ve hangi yöne gittiği su yüzündeki şamandıradan anlaşılan göstericisi [A] de bulunuyordu. Baillıe sondaj aracı [8). derinliği ölçüyor ve tortu örnekleri topluyordu
Su daldırma sişesi, fC), dip suyu örneklerini toplamakta kullanılıyordu.
4) Bu torba ağ, Chal-lengerde. deniz dibinden canlı örnekleri toplanmasını soglı-yordu.
5) Deniz dibi tortularına ilişkin ilk dünya haritası. Challenger araştırma gezisinden sonra yapıldı Böylece. geniş deniz dibi alanlarının. ölü tek hücreli canlılarlo (başlı-çaları delikliler ve ışınlılardır) ve suyo-sunlarıyla (diyatome
6) Challenger gemisiyle yapılan araştırma sırasında planktondaki medüzler (A] ve kabuklular [B) gibi canlı türleri de incelemiştir
7) Plankton ağı ince
muslinden yapılmış bir konidir. Ağzı madeni bir halkayla açık tutulur. Ucunda ise planktonun toplandığı bir kavanoz vardır
ler) kaplı olduğu anlaşıldı Globigerina digitata fAj gibi deliklerin kabukları kireçli olduğu halde Panartus tetrathalamus (Bj gibi ışınlıların kabukları silislidir Challenger araştırma gezisinde, ışınlıların 3508 yeni türü bulundu
8) Nansen şişesi derin
su örnekleri toplamak için kullanılır. Şişeler, hidrografik tele (1) gerekli oralarla bağlanmıştır İstenilen derinliğe ulaşılınca, en üstteki şişenin mandalına |3) çarpacak olan bir ağırlık (2j aşağı kaydırılır. Çarpmadan sonra valfları |4) kapayorak ve termometreleri (5j boşlayarak alt bağlantısı çevresinde döner Ağırlık, tel üzerinde daha da aşağıya kayar (6| ve mandalı |7j
açarak bir sonraki şişeyi harekete ge-
çirecek olon yeni bir ağırlığı boşlar
Challenger, Charles Wyville Thomson’m (1830-1882) bilimsel başkanlığında, 1872 ile 1876 arasında CB000 deniz millik bir gezi yaptı. Çeşitli gözlemlerin yanı sıra, deniz dipleri ve yüzdeki akıntılar ölçüldü; çözümlemeden geçirilmek üzere su örnekleri alındı (3) ve deniz dibinden yada su altından canlılar toplandı (2,4). Gemide laboratuvar-lar da bulunuyordu (l). Challcn-ger’in bu araştırma gezisi sonunda, deniz dibi ve dip tortularının özellikleri konusunda temel bilgiler edinildi ve 4417 yeni hayvan ve bitki türü bulundu. Ayrıca, en büyük derinliklerde bile canlıların yaşadığı ortaya çıktı. Böylece, modern de-nizbilimi başlamış oluyordu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*