CLAUDE BERNARD

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Doğumu ve çocukluğu:
Claude Bernard, Fransa’da Ron vilâyetinin Saint – Julien köyünde 13 Temmuz 1813 de doğdu. Babası küçük bir bağın sahibiydi. Ailesini geçindirmek için çok uğraşıyor, didiniyor; buna rağmen yoksulluktan bir türlü yakasını sıyıramıyordu. Bir aralık şarap ticareti yapmağı denemiş, büyük borçlara girmiş, sonunda başarısızlığa uğrıya- rak çekilmişti. Nihayet, oğlu Claude üzerinde hiçbir etki yapmadaü hayata gözlerini yummuştu. Çocuğun iç varlığı ve zekâsı iyi kalbli, güçlü kuvvetli bir köylü kadını olan anasının devamlı uğraşmalariyle gelişmiştir. Anasından gördüğü sevgi belki de onun hayatında rastladığı en derin ve başlıca sevgi olmuştur. Okulda çalışkan ve iyi bir öğrenci olduğu için köyün papazı onu kilise korosuna alıp biraz Lâtince öğretti. Sonraları da papaz kolejine yazdırdı. Claude 16 yaşma kadar burada okudu. Hayatını kendi emeği ile kazanması gerektiğinden Lyon şehrinin kenar mahallerinde bir eczaneye çırak olarak girdi. Eczanece kendisine yatacak yer ve yiyecek veriliyordu. Eczanenin sahibi, yakındaki Veteriner Okulunun hasta hayvanlara ait ilâçlarını Claude Bernard ile gönderiyordu. Claude daha o çağda çevresindeki canlı, cansız şeylere merak ve dikkatle bakmaya başlamıştı. Patronu çocuğun bu derin anlayışı, zekâsı ve işlerini noksansız yapışı karşısında saygı duyuyor, onu «Mösyö Claude» diye çağırıyordu. Boş zamanlarında Claude Bernard; hayatına ancak kendisinin şekil ve yön verebileceğini düşünür, çeşitli 4asarılar kurardı. O za

manlar kendisi için en uygun meslek olarak düşündüğü «Tiyatro» idi. Tiyatroya karşı büyük bir sevgi duyuyordu. Bu sevgisi ona «Rose du Rhöne» adlı bir vodvil yazdırmıştı. Bunu Lyon’un küçük bir sahnesinde temsil ettirerek 100 frank kazanmıştı. Kazandığı başarıdan cesaretlenerek «Arthur de Bretagne» adlı 5 perdelik bir dram yazdı. Elinde, o zamanın meşhur sanat tenkidcisi Saint – Mare Girardin’e verilecek bir tanıtma mektubu olduğu halde Paris’e gitti. Claude, sıcak karşılanacağını umuyordu. Fakat umduğu gibi olmadı: Saint-M are Girardin ona, her şeyden önce hayatını kazanmak için tıp tahsili yapmasını, ancak boş saatlerinde edebiyat ve tiyatro ile uğraşmasını öğütlüyordu.
Claude Bemard’m tıp hayatı:
Claude Bernard bu öğüdü tutarak, piyes yazmaktan vazgeçti; tıp ajanında ciddî çalışmaya koyuldu. Yüksek tahsil hayatının başlangıcında Profesör Magendie’nin yanında stajyer olarak çalıştı. Sonra hastaneye yatısız olarak kabul edildi. 26 yaşında «1839«, 29 kişi arasında yapılan sınavda 26 ncı gelerek aynı hastaneye yatılı doktor oldu. Profesör Magendie, hem yüksek bir zekâ sahibi, hem de insanlık duyguları bakımından olgun bir bilgindi. Claude Bernard üzerindeki etkisi her bakımdan büyük olmuştur. Profesör deneyden başka hiçbir şeye inanmıyordu. Sonuçları bir tarafa yazıyor, fakat bunlardan kesin bir sonuç çıkarmağı daima reddediyordu. Magendie 1831 den beri College de Franc’da profesördü. Bir gün anatomi dersinde Claude Bernard’ın çalışmasını görerek beğendi ve dedi k i: «Bana baksanıza! Sizi College de Franc’da yardımcı olarak yanıma alıyorum.» Böyleee Claude Bernard bu ilim yuvasına girdi. Sonraları oranın en yüksek üstadlarmdan biri olacaktı. Claude Bernard, daima Magendie ile çalışıyor, her derste profesörün deneylerini düzenliyordu. Zamanla ustalığı erişilmez bir dereceyi bulmuştu. Bir gün derste, Magendie kendisine şöyle söyledi: «Doğrusu sen benden daha ustasın.»
İlk kitapları:
1843 de Claude Bernard’m «Kulak zarı veteri üzerinde anato

mik ve fizyolojik araştırmalar» adlı ilk kitabı çıktı. Aynı yıl «Mide usaresi ve bunun beslenmedeki rolü» konulu tezi basıldı. Artık lâbo- ratuar düşkünü olmuştu. 1845 de serbest bir fizyoloji lâboratuvarı açtı. Kazandıkları para, deneylerde kullanılan tavşan ve kobayların masrafını bile karşılamıyordu. Olaylar, devletin yardımı olmadıkça iyi niyet ve dehâ gibi şeylerin iyi bir sonuca varmakta yeter olamıyacağım gösterdiğinden, bu iş de başarısızlıkla sona ““erdi. Bundan sonra kendisini yalnız ilmî araştırmalara verdi. Ömrünün sonuna kadar süren ilmî çalışmaları çok verimli olmuştur. İlimler Akademisine, Tıp Akademisine, Biyoloji Kurumuna gönderdiği raporlarda yepyeni olaylar ve önemli buluşlarını haber veriyordu.
tüm yolunda ilerleyiş:
1854 de karaciğerin glikojenik ödevini bulunca, İlimler Akademisi ona kapılarını açtı. Aynı yıl Sorbon’da yeni kurulan Genel Fizyoloji kürsüsünü idare etti. Profesör Magendie, 1855 Ekiminde öldü. Zaten birkaç yıldır «College de Franc» dâ ona vekâlet ediyordu. Onun yerine geçerek 14 yıl hem Sorbon’da hem «College de Franc» da ders okuttu. Claude Bernard, sürekli ve yorucu çalışmalarına rağmen 1865’e kadar çok sağlam kalmıştı. Bu tarihte ağır bir hastalığa tutularak çalışmalarını durdurmak zorunda kaldı. Bir aralık çok fenalaştı ise de büyük bir gayretle ölümden kurtuldu. İstirahat süresi tam 18 ay sürdü. Rahatsızlanınca Paris’den ayrılmış, Saint – Julien’deki evine yerleşmişti. «Denel Tıbbın İncelenmesine Giriş» adlı büyük kitabım bu sırada bitirmiştir. Bu eser ilim çevrelerinde büyük bir şaşkınlık ve hayranlık yaratmıştı. Pasteur, güzel bir makale ile eseri tanıtıyor ve şöyle yazıyordu: «Dehâ sahiplerinin eserlerini okumak ne hoş! Devamlı ilerlemelerin gözlerimin önünden geçtiğini gördükçe, daima, ilmin kutsal ateşinin kalbimde tutuşup kor haline geldiğini duyarım. Bu çalışmalar o kadar sağlam bir metodla yapılmışlar ki daha mükemmeli düşünülemez.» Makalesinde Claude Bernard’ın buluşlarını uzun uzun anlatan Pasteur yazısına şöyle devam ediyordu : «Bilgin’i anlattım. Bemard’ın

zayıf bir tarafını arıyor fakat bulamıyorum. İnceliği, yüzünün asîl güzelliği, tatlı anlatışı ilk rastlayışta kendini insana sevdiriyor. Onda hiçbir lâfebeliği, hiçbir kusur yok. Eski devirlerden kalma bir sadelik, her türlü yapmacıktan uzak, yerinde ve derin fikirlerle besili bir konuşma tarzı, onun dış üstünlüklerinden ancak bir kaçıdır.» 1868 de Claude Bernard, Museum’de «Karşılaştırmalı Fizyoloji» kürsüsünü kabul ve hayat olayları üzerindeki araştırmalarına burada devam etti. Sorbon’daki kürsüsünü değeri! öğrencisi Paul Bert’e bırakıyordu. 1868 de Fransız Akademisine, 1869 da İmparatorun emriyle Âyan Meclisine seçilerek en yüksek mevkilere erişti.
Claude Bernard- ısı aile durumu:
Claude Bernard 1852 de Parisli bir doktorun Martine adındaki kıziyle evlenmişti. Bu bayan kocasının ilmî araştırmalarından ve dehâsından bir şey anlamıyor, kendisinin kaprislerini paylaşmıyor diye ona kin besliyordu. Hırçın huylu, asık yüzlü ve hasis tabiatlı idi. Devamlı çekişme ve kavgalarla geçen aile hayatı en nihayet, 1869 da ayrılma ile sona erdi. İkisi kız, ikisi erkek 4 çocukları dünyaya gelmişti. Erkek çocukların ikisi de küçük yaşta ölmüşler, kızları ise duygusuzlukta analarına çekmişlerdi. Üç kadın elele vererek büyük fizyolojistin canlı varlıklar üzerinde deneme yapmasına savaş açtılar. Hattâ küçük kızı köpekleri bilgin babasının zalim elinden kurtarmak için bir köpek koruma evi bile açtı. Hayatının sonuna doğru, Claude Bernard, bütün yabancı ilim akademilerinin üyesi oldu. Artık şeref şahikasmın en ucuna erişmiş bulunuyordu. Kendisinden söz edilirken «Fransız bilginlerinin en ünlüsü», «Büyük fizyolojistimiz» deniliyordu. Lâboratuvarlarda araştırma yapanlar, kimyacılar, fizikçiler, matematikçiler, edebiyatçılar, daha doğrusu bütün Fransa onun adını söylerken övünç duyuyordu.*
Ölümü:
1877 yılı tatilinde, her yılki gibi Saint – Julien’e gitti. İstirahat etmesi gerekirken çalıştı. Paris’e gelince öğrencilerinden birine «güzel çalıştım» dedi. Fakat Aralık ayında, College de Franc’m kendisine lâboratuvar

hizmeti gören loş ve rutubetli odasında soğuk aldı. Bunu şiddetli bir nöbet kovaladı. Belirtiler hastalığın ağırlığı hakkında kendisinde de kuşku bırakmıyordu. 10 Şubat 1878 de; 65 yaşında, yanında kızlarından biri ve öğrencileri olduğu halde hayata gözlerini yumdu. Ölümünden birkaç gün önce başladığı, fakat artık bitiremiye- ceği çalışmalarını hatırlıyarak son dakikalarında : «Ne kadar yazık! Bitirsem ne kadar iyi olurdu.» demişti. Gambetta’nın isteği üzerine kendisine millî cenaze töreni yapıdı. ★ Claude Bernard; uzun boyluydu. Geniş bir alnı, büyük yuvalar içine gömülü iri gözleri vardı. Yüzü derin düşünce ve ağırbaşlılık anlatırdı. İyiliksever bir karakterdeydi. Hakikat aşkı benliğine işlemişti. Kendini herkese sevdirmişti. Hayranları çoktu. Büyük kimyacı J. B. Dumas onun hakkında şöyle demişti: «Claude Bernard hayat ilmini kurmuştur. O, bir fizyolojist değil, fizyolojinin ta kendisidir.»
Bugün; College de Franc’ın önünde, Saint – Julien’de ve Lyon’da onun heykelleri dikili durmakta ve hâtırasını yaşatmaktadır…


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.