ÇİN

CİN
DEVLETİN ADI…………..Çin Halk Cumhûriyeti
BAŞŞEHRİ………… ……………………………….Pekin
NÜFÛSU……………………… …………1.149.667.000
YÜZÖLÇÜMÜ………………………. 9.572.900 km2
RESMÎ DİLİ…………………………………………Çince
DÎNİ…..Konfüçyonist, Budist, Taoist, İslâmiyet
PARA BİRİMİ ………………………………………Yuan
Yüzölçümü îtibâriyle dünyânın üçüncü, nüfus
îtibâriyle en büyük Güney Doğu Asya ülkesi. Doğusunda
Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında
Rusya, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda
Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan,
Nepal, Bütan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam,
doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrilidir.
Târihi
Eski devirlere âit yapılan araştırmalar Çin
hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi
yöneten ilk hânedân olarak Hya ve Şang sülâleleri
bilinmektedir. Hya sülâlesi hakkında bilinen
tek bilgi hükümdârların isimleridir. Şang sülâlesinin,
yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık
olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına
hâkim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-
220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla
Çov Sülâlesi yönetmiştir. Şang Sülâlesini yıkarak
başa geçen Çov Sülâlesi, M.Ö. 1050-771 seneleri
arasında feodal bir idâre kurdular. Ülkede,
feodal devletler bağımsız devletler hâlinde gelişmeye
başladı. Bu durum hükümdârın gücünün
azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebeb
oldu. Batıdan gelen Türk ve Moğollar, ülkenin
büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin
eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını
Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli
feodal devletlerden biri oldu.
M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi
aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu
savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da
kral şanını alarak Çov Sülâlesinden ayrıldılar.
M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde
Tsin’in feodal devleti üç devlete bölündü.
M.Ö. 221-206 aralarında Tsin’in Sülâlesi memleketi
mutlakiyetle idâre etti. Tekerlek dingillerinin
standartlaştırılması ve bâzı ölçü birimlerinin
kullanılmaya başlaması Çin târihinin bu safhasına
âit önemli hâdiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan
(Hun saldırıları) korunmak için Çin Şeddinin
ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin
bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren
savaşlara sebebiyet verdi ve bu savaşlar sonunda
Han Sülâlesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet
sonra idâre değişti. M.Ö. 206 yılında yönetimi,
küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek
Han Sülâlesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde
meydana gelen bir hükümet darbesi üzerine
220 senesine kadar devâm eden iç savaşlar devri
başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı.
Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde
Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280),
güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.
Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülâlesinin (265-
316) başa geçerek, parçalanan Çin’i birleştirmeleri
de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri
ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin
savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan
Hyung-nu’lar (Hunlar) 303’te yeni bir devlet (Han)
kurdular. Bu sülâle Çin İmparatorunu iki defâ esir
almış ve 317’den başlayarak bütün Kuzey Çin’de
hâkimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerineTsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülâlesini
(317-419) kurdu.
Güney Çin’de 580 senesine kadar çeşitli sülâlelerin
kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy
Sülâlesi (581-618) Çin’i birleştirmeye muvaffak oldu.
Bu kısa ömürlü hânedan zamânında Çin, Vietnam’ın
kuzey ve güneyini ve Tibet’in kuzeyini ele
geçirdi. Çin’in nüfûzunu tekrar Orta Asya’da hissettirdi.
Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki
ticârî münâsebetleri kolaylaştırmak için kanallar
açıldı. Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan
yardım istenmesi Suy Sülâlesinin sonu
oldu. T’ang Sülâlesi (618-907) işbaşına geldi.
Bu hânedân devrinde (664) toprakların yeniden
taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman
Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin’in elinden
çıktı.
Bundan sonra Türkler devlet idâresinde önemli
mevkilere yerleştiler ve sık sık vukû bulan ihtilâllerde
önemli rol oynadılar. T’ang Hânedânının
düşüşünden sonra 960 târihine kadar 5 küçük hânedân
iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney
Çin’de küçük eyâletler şeklinde devletler meydana
çıkmıştı. 960 târihinde iş basma geçen Sung Hânedânı
zamânında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden
tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak
olunamamıştır. Bu hânedân devrinde birçok
şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı.
Mîmârî, târih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte
çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan
târihî dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine
delil teşkil etmektedir.
Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin’i işgâl
etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin
kuzey tarafındaki bölgede hâkimiyeti ele geçirdiler.
1271 târihinde Kubilay Han, imparatorluğunu
îlân etti. Böylece Yüan Hânedânının (1260-1368)
ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla
berâber Yüan Hânedânı bütün Çin’i fethederek
hâkimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar
Çin kültürünün etkisi altına girerek, din,
örf ve âdetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf
ve âdetlerini benimsediler.
Chu Yüan Chang, Yüan Hânedânı yerine Ming
Hânedânmı (1368-1644) kurdu. Bu hânedân zamânında
Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına
sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu.
Yine bu devirde Avrupalılar Çin’e ulaştılar.
Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve
İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler.
Ming Hânedânından sonra işbaşına geçen
Ch’ing Hânedânı (1644-1912) zamânında, Avrupalı
tüccarlar, Çin’in önemli kaynaklarını yıllarca batıya
aktarıp, bundan istifâde ettiler.
Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin’in batıya
açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Buyıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticârî,
siyâsî münâsebetler başladı. Bunlardan İngilizler,
Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve
ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticâreti
engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak
afyon ithâlini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun
üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar
başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin gâlibiyeti
ile sona erdi (1842). Yapılan anlaşma sonunda
İngilizler daha geniş haklara sâhip oldular. Bunun
neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı
ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu
savaşlara “Afyon Savaşı” adı verildi. Daha sonra
yapılan anlaşmalarla ABD ve Fransa’ya aynı haklar
tanındı.
Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı.
Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı.
Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri
vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular.
Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında
ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar
yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858
yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni
haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler
ABD ve Rusya’ya da tanındı. Bu olaylardan
sonra, Çin’de bir sükûnet dönemi başladı.
Çin-Japon savaşları: Çin’in Kore üzerinde
hâkimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk
savaş başladı. Kore’de çıkan ayaklanmayı bastırmak
üzere her iki ülke de Kore’ye asker gönderdi.
Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke
birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda
Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş
sona erdi ve Çin, Kore’nin bağımsızlığını tanıdı,
ayrıca Formoza Adasını da Japonya’ya vermek
mecbûriyetinde kaldı.
1911’den sonra başa geçen Yuan Şi-K’ay monarşik
bir idâre kurmaya başlamışsa da muvaffak
olmayarak 1916 ‘da öldü. Bu arada 1917’de sembolik
olarak Birinci Dünyâ Savaşma girmiş ancakbir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından
işgâl edilmiştir.
1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank
Kay şek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara
karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu
arada Şanghay tekrar ele geçirildi.
Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu
ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir
çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan
Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu
ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihâyet
1927’de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung,
Çu Enlay ve Çu Di’ ile komünist partisi güçlenerek
ülke çapında teşkilâtlanmaya, hükümet kuvvetleri
ile çarpışmaya başladı. İkinci Dünyâ Savaşı
sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa
– kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist
birlikleri ülkeye hâkim oldular. ABD milliyetçilere
yardım eder göründü. ABD’nin Çin’e gönderdiği
diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış,
onların komünistlerin eline geçmesine sebeb olmuşlardır.
Yönetim tamâmen komünistlerin eline geçince,
Milliyetçi Çin hükümeti, Formoza (Tay-Van)
Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye
ayrıldı: Çin Halk Cumhûriyeti ve Milliyetçi
Çin Cumhûriyeti.
1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung’un başkanlığında
Çin Halk Cumhûriyeti kurulmuş oldu.
Böylece Çin’in Asya kıtasındaki bütün toprakları
Çin Halk Cumhûriyeti’nin eline geçti. Milliyetçi
Çin Cumhûriyeti de Formoza Adasına çekildi ve
orada hükümet kurdu. Mao, 1976’da öldü. Mao’nun
ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid
edilmeye başlandı. Çin idârecileri ABD ve Japonya
ile ekonomik iş birliği yaptı. Mareşal Ye Cienying,
Mao’nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyâsî yönde yumuşama
başladı. Çin kapıları yabancı sermâyeye
açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri
kanlı bir şekilde bastırıldı.
Fizikî Yapı
9.572. 900 km2lik yüzölçüme sâhip olan Çin,
fizikî yapı îtibâriyle genellikle doğu, batı olmak
üzere iki bölüme ayrılır. Ülkenin batısı; güneybatı
ve kuzeybatıda iki farklı yapıya sâhiptir. Güneybatı
Hindistan ve Bagnladeş ile olan sınırlarını,
dünyânın en yüksek tepesine sâhip olan Himalaya
Sıradağları teşkil eder. Himalayaların kuzeyinde
yer alan 1 milyon km2 yüzölçüme ve ortalama
3900 m yüksekliğine sahip olan Tibet Yaylası,
kuzeyden Astin Tagh ve Nam Şam sıradağlarıyla
çevrilidir. Bu dağlarla Himalayalar ülkenin
batısında birleşirler. Ülkenin kuzeybatısını teşkil
eden Astin Tagh Dağlarının kuzeyi, Doğu Türkistan’ın
tarım havzasıdır. Ülkenin kuzeybatı bölgesinde,
Tiemşan Dağları, Moğolistan sınırını
meydana getiren Altay Dağları, batıda Torbagatay
ve Çungarski Alatau ile çevrili geniş Çungarya
düzlüğü yer alır.
Ülkenin kuzeyini Gobi Çölünün güney kısmı
kaplar. Doğusunda yüksekliği batıya göre fazla
olmayan tepeler bulunur. Bu tepeler ülkenin kuzeydoğusundan,
güneybatısına doğru uzanarak
dağlık bölgeyle birleşirler. Kıngan, Çangpai ve
Çangvansai dağlarıyla çevrili olan kuzey doğu
bölgesi Mancurya olarak isimlendirilir.
Doğu Çin’in kuzey kısmı Hai Ho, Hvang Ho ve
Kuai Ho nehirlerinin havzalarından meydana gelen
düzlüklerden, güney kısmı ise Kuzey Burma ve
Çin Hindi yarımadası sınırında yükselen yaylalardan
meydana gelir. Bu iki bölge arasında ülkenin
en bereketli ovalarının bulunduğu ve nüfûsun
en kalabalık olduğu kesimdir. Toplam sınır uzunluğu
42.500 km olan Çin’in bu sınır uzunluklarının
22.500 kilometresi Büyük Okyanus iledir. Kıyıları
Liatoung ve Şantung yarımadalarında genellikle
yüksek, diğer kesimlerinde alçak ve alüvyonlu
ovalar hâlindedir.
Ülke topraklarının üçte biri dağlık, dörtte biri
yayla, beşte biri vâdi, onda biri tepeler, yüzde on
ikisi ise ovalıktır. Akarsuları doğu ve batıda farklı
özelliklere sâhiptir. Çöl ve yüksek yaylaların
bulunduğu batı kesimindeki akarsular, daha çok yeraltı
veya çorak havzalar hâlindedir. Doğu bölgelerindeki
akarsular ise genellikle Pasifik Okyanusuna
dökülür. Çin’deki zayıf akarsuların suladığı
topraklar yüzölçümünün beşte ikisini teşkil eder.
En önemli akarsular, Doğu Çin bölgelerinde bulunur.
Kuzey doğudaki Mançurya bölgesinde Sungari-
Lia Ho ve doğu bölgesinde Sarı Nehir (Huanghı),
orta kısımda Mâvi Nehir (Yang-tse kiang)
ve güneyde İnci Irmağı (Şi-kiang) en önemli nehirlerdir. Doğu bölgesindeki ırmaklar yön değiştirebilme
özelliğine sâhiptirler. Eriyen kar sularıyla
beslenmeler, buharlaşma, kat ettikleri yoldaki çöl
şartları bu nehirlerin debileri ve yönlerinin değişmesine
etki eden en büyük faktörlerdendir. Mâvi
Nehir (Yang-tse kiang) 5552 km uzunluğuna sâhib
olup, dünyânın dördüncü uzun nehridir.
Batı Çin’de seyrek rastlanan akarsular göl
havzalarında veya kıraç topraklarda yeraltı suları
halinde sona erer. Ülkenin iki büyük ırmağı
olan Huang-Ho (4845 km) ve Yang-tse kiang,
Tibet’te doğar. Kuzeyde Moğolistan kısmında
Huang-Ho Nehri ülkenin en önemli nehridir. Batıdaki
tarım havzasında birkaç küçük göl vardır.
Moğolistan’daki tuz gölleri, doğu bölgelerdeki
Tung-Ting, Pu-yang ve Tai gölleri en önemli gölleridir.
Ayrıca pekçok küçük göle (daha ziyâde doğuda)
sâhip olmasına rağmen, başka önemli gölü
yoktur.
İklim
Güney kesimlerinde muson iklimi hâkim olan
Çin’de, özellikle kuzeybatı kesimleri sert kara ikliminin
hüküm sürdüğü bölgelerdir. Kış mevsiminde
Orta Asya üzerinde bulunan soğuk, kuru ve
yüksek basınçlı hava, karalardan denizlere doğru
bir rüzgâra sebep olur. Yazın bu durum tam tersine
olarak meydana gelir. Denizlerden karalara
doğru esen rüzgârlar hâliyle nemli olurlar. Doğu
kesimleri bilhassa yaz aylarında musonlar sebebiyle
bol yağış alır. Batı kısımları yağış yönünden
son derece fakir bölgelerdir. Kuzeybatıda senelik
50 mm civarında olan yağış ortalaması, güneydoğu
kesimlerinde 3000 mm gibi çok yüksek bir
rakamı bulur. Mayıs ve ekim ayları arasında yağan
yağmur, senelik miktarın yaklaşık % 80’ini teşkil
eder. Kuzey bölgelerinde temmuz ve ağustos ayları
yağmur mevsimleridir.
Güneyde tropikal iklim sıcaklıklarına karşı
kuzeyde kara iklimine uygun sıcaklıklar görülür.
Yaz mevsiminde kuzey ve güney bölgeleri hemenhemen aynı sıcaklığa sâhipken, kış aylarında sıcaklık
farkı 35°C gibi büyük bir rakama ulaşır.
Kuzey bölgesi, kışın sert kara iklimi sebebiyle
soğuk bir kış mevsimi yaşarken, güneyde ılıman bir
ekvatoral iklim hüküm sürer. Güneydoğuda uzun
ve sıcak yazlar, özellikle Tibet ve Tsinghai platolarında
ise çok uzun ve sert kışlar hüküm sürer. Burada
yazlar aksine kısa ve sıcak geçer.
Tabiî Kaynakları
İklim ve fizikî yapısının tabiî neticesi olarak
doğu bölgeleri ormanlarla kaplı, batısı ise çayırlık,
geniş olarak da çöl bitkileri ile kaplıdır. Ormanların
kapladığı alan, toplam yüzölçümün yüzde onunu
teşkil eder. Güney kesimlerde tropikal ağaçların
teşkil ettiği ormanlar kuzeye gidildikçe yaprak
döken ağaçlardan meydana gelir. Biraz daha kuzeye
gidilince, ülkenin orta kesimlerine gelinir
ki, buralarda yaprak dökmeyen kozalaklı ağaçlar
mevcuttur.
Kuzeyde, step ve çöl bitkileri hâkimdir. Güneybatıdaki
Tibet soğuklarının bulundğu bölgede
nâdir rastlanan dağınık ve bodur bitkiler yetişir.
Dünyâdaki hayvanlardan kuş türlerinin % 12’si,
memeli hayvan türlerinin % 10’u, balık türlerinin
de % 9’u Çin’de yaşamaktadır. Pandalar ve semenderler
Çin’de yaşıyan ve dünyâda nesli tükenmekte
olan hayvanlardır.
Mâdenler bakımından pek fazla zengin olduğu
söylenemez. Mevcut zengin mâden yataklarının
pek çoğu ulaşım ve teknik imkânsızlıklar sebebiyle
işletilememektedir. Ülkenin özellikle kuzey ve
orta kısımları demir üretiminde dünyâda ilk sıralarda
yer almaktadır. Antimon ve tungsten üretiminde
de dünyâda ilk sırayı alan Çin, kalay üretiminde
ise dünyâda ikinci sırada bulunmaktadır.
Molibden, civa ve bizmuttan başka az miktarda bakır, çinko, kurşun ile krom ve nikel vardır. Kalsiyum
florür, grafit, mağnezit, talk, tuz mineralleri,
asbest ve baryum rezervlerinin yanısıra, kükürt
ve fosfat da kayda değer mâdenlerdendir.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Çin nüfus bakımından dünyânın en kalabalık
ülkesidir. Nüfûsun çoğu, sâhil bölgelerinde, delta
ve nehir vâdilerinde, Szechwan’in merkez platosundaki
münbit arâzilerde ve Kuzey Çin’in Büyük
Vâdisindeki ekilebilir arazide yerleşmişlerdir.
Bu bölgelerde nüfûsu iki milyonun üzerinde birçok
büyük şehir merkezleri bulunmaktadır. Hükümet
nüfus kontrolü ile ilgili tedbirler almasına rağmen,
yıllık nüfus artışı 15 milyonun üzerindedir.
Ülkenin tabiat şartları, nüfûsun, ülkenin her yanına
eşit olarak dağılımını engellemektedir. Nüfus
yoğunluğu ortalaması 109’dur. Fakat bu ortalama
yoğunluk olup, batıya doğru yoğunluk azalır ve bir
kilometre kareye bir kişiden daha az düşer. Çin’in
nüfus yoğunluğu bakımından en kalabalık bölgesi,
büyük şehirlerin yığıldığı kuzey doğu bölgesidir.
Bu bölge Çin topraklarının % 40’ını teşkil ettiği
halde, nüfûsun % 90’ını barındırmaktadır. Burada
nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 450 kişidir.
Nüfûsun geri kalanı arâzinin % 60’lık birbölümünde yaşarlar. Bu bölgelerin başında Çinlilerin
“Yeni Arâzi” (Sömürge) dedikleri Doğu Türkistan
ile Tibet gelmektedir. Komünist idâre başa
geçtikten sonra doğudan birçok Çinli bu bölgelere
yerleştirilmiştir. Bilhassa çok kalabalık olan
şehirlerde geçim sıkıntısı sebebiyle kırsal bölgelere
göçler yapılmaktadır. Komünist idâre 1960 yılından
beri doğum kontrolü, âile planlaması, kırsal
bölgelere teşvik vb. tedbirler alınmasına rağmen
nüfus hızla artmakta ve nüfus problemi çözülemeyecek
hâle gelmektedir.
Çin’in büyük nüfus artışı yeni bir mesele değildir.
M.Ö birinci asırda Çin’in nüfûsu 50 milyon
civârındaydı. M.S. 1200 yıllarında 100 milyona
çıkmıştı. 1368’de 65 milyona düşen nüfus, 1600
yıllarında 150 milyona, 1800 yıllarında 430 milyona
fırlıyordu. Bugün 1 milyarın üzerine çıkmış
durumdadır. Dünyâ nüfusunun dörtte birini teşkil
etmektedir. Ülkede senede 10 milyondan fazla evlilik
olmaktadır. Bu kadar büyük nüfûsu olan
Çin’de 56 etnik grup vardır. Bu etnik grupların %
94’ünü Hanlılar teşkil etmektedir. Hanlılar asıl
Çinliler demektir. Türkçedeki Han Kağan ile alâkası
yoktur. M.Ö. 202-220 yılları arasındaki Hun
Hânedânından adını almaktadır. Diğer 55 etnik
grup da azınlıkları teşkil etmektedir. Başlıcaları:
Türkler: Çinlilerin işgâl ederek buradaki Türk
devletinin varlığına son verdikleri Doğu Türkistan’da
oturmaktadırlar. Çoğunluğu Uygur Türkleri
olup, Kazak, Özbek, Kırgız Türkleri burada bulunmakdadır.
Nüfûsu yaklaşık 19-20 milyondur. Bu
bölge 1867 yılında kesin olarak Çin’in sömürgesi
olmuştur. îslâm dîni ve Türk gelenekleri yasaklanmış,
câmiler ve medreseler kapatılmıştır. (Bkz.
Türkistan)
Türklerden sonra gelen başlıca azınlıklar: Şuanglar,
Hueiler, Tibetliler ve Moğollardır. Şuangların
nüfûsu 10 milyon kadar olup, Orta Çin’in
güney kesimlerinde, Kuang-si Şuang eyâletinde yaşamaktadırlar.Tibetliler: Nüfûsü 4 milyon kadar olup, Yüksek
Tibet yaylalarında dağınık bir şekilde yaşamaktadırlar.
Huei’ler: Ning-hsia-huei eyâletinde yaşamaktadırlar.
5 milyon civârında nüfusları vardır.
Moğollar: İç Moğolistan’da yaşamakta olup,
iki milyon civârında nüfusları vardır.
Çin’de Sina-Tibet dil âilesine bağlı çeşitli lehçeler
konuşulur. Ancak resmî dil Kuzey Çin’in konuştuğu
Mandarin lehçesidir. Bölgelere göre lehçeler
değişmekte ve farklı telaffuzlar ile mânâ bozulmaktadır.
Ancak kullanılan yazı dili herkes tarafından
anlaşılmaktadır. Çincede harfler heceyi
gösterdiğinden dolayı, 4 binden fazla harf vardır.
Son zamanlarda bu sayı indirilmeye çalışılmaktadır.
Azınlıklar ise kendi aralarında kendi dillerini kullanmaktadırlar.
Çin’in resmî bir dîni yoktur. Ancak
halk Taoizm, Konfüçyonizm, Budizm, İslâm, az
miktarda Hıristiyan dînine mensupturlar.
Halkın başlıca gıdâları arasında kuzeyde buğday,
güneyde pirinç ve çeşitli sebzeler ile balık başta
gelir. Halk yakın zamâna kadar geleneksel âile
düzenini muhâfaza etmekteydi. Aileler birçok akrâbaları
ile berâber yaşamaktadırlar. Komünist
idâre bunları komünlere dönüştürmektedir. Halkın
eğlencelerinin başında uçurtma uçurtmak, millî
geçit törenlerinde yapılan ateş oyunları ve kukla ejderler ile güreş başta gelmektedir. Son senelerde
dünyâya yayılan Kung-fu sporu da buradan çıkmıştır.
Çin son zamanlarda milletlerarası spor müsâbakalarına
katılmaktadır. Haberleşme tamâmen
komünist idârenin kontrolü altındadır.
Çin eski târihlerde birçok önemli teknolojiye
beşiklik yapmıştır. Bunların başında porselen, kâğıt
yapımı, demir dökümü, blok baskı, barut ve
mağnetik âletleri sayabiliriz. Günümüzde ise Çinüçüncü süper güç hâline gelmiş bulunmaktadır.
Bloksuz ülkeler safında yer alır. –
Eğitim, komünist idâre tarafından rejimin
maksadına uygun olarak düzenlenmektedir. Diğer
komünist ülkelerden farklı olarak iş okulları da
kurulmuştur. Önemli şehirleri: Pekin, (başşehir),
Şanghay, Tientsin, Kanton, Shenyan, Wu-han,
Urumçi’dir.
Siyası Hayat
20 Eylül 1954 târihli bir anayasa ile komünizm
idâresi kurulmuştur. İktidara ülkenin tek siyâsî
partisi olan Komünist Parti hâkimdir. Ülkede yaşama
ve yönetim 1227 üyeli senede bir defa toplanan
Milli Halk Kongresinin elindedir. Seçmen
yaşı 18’dir. Senede bir gün toplanan Millî Halk
Kongresinin yürütme meclisi olan Dâimî Komisyon
veya Devlet Meclisi, Kongre üyeleri tarafından
kendi aralarından seçilen bir başkan, 13 temsilci,
bir genel sekreter ve 65 milletvekilinden teşekkül
eder. Yürütme yetkisi başbakan, 12 temsilci,
32 bakan veya bakan seviyesindeki komisyon başkanları
ve genel sekreterden teşekkül eden hükümete
âittir. Yürütmenin bir kolu olan devlet başkanı
kongre tarafından dört yıl için seçilir. Îdârî bakımdan
28 eyâlete ayrılmış olup, bunların 5’ini
muhtar eyâlet, 21’ini eyâlet ve 2’sini de birer şehir
olan iller teşkil eder.
Ekonomi
Tarım: Ekonomik bakımdan az gelişmiş, fakir
ve dolayısıyla refah seviyesi çok düşük bir ülkedir.
Çin için büyük sıfatı, nüfusunun ve topraklarının
çokluğu sebebiyle kullanılmaktadır. Ekonomisi
esas itbâriyle tanma dayalı olan ülkede, komünizm
idârelerinin her yerde uyguladığı gibi,
arâzi, tarım araçları, fabrika, işletmeler tamâmen
devlete âittir. Ülke yüzölçümüne nisbeten az olan
ekime elverişli topraklarda ürettiği besin miktarı
bakımından dünyâda başta gelen ülkelerden olmasına
rağmen kendi ihtiyâcını karşılayamaz. Yetişen
önemli tarım ürünlerinden pirinç, mısır, arpa,
darı, soya fasulyesi, susam, fıstık, ceviz, şekerkamışı,
tütün başta gelmektedir. Her çeşit meyvenin
yetiştirildiği ülkede pamuk, kenevir, kayda
değer tarım ürünlerindendir.
Ormancılık: Orman ürünleri oldukça fazla
olup, bu hususta dünyânın önde gelen ülkelerindendir.
Dünyâ devletlerine nisbeten üretim çok
olmasına rağmen, kendi ihtiyâcını karşılamaya
yetmez. Bu sebepten köylerde kereste yerine bambu
ağaçlar 1 kullanılmaktadır.
Hayvancılık: Kuzey ve kuzeybatıdaki step
bölgelerde daha yaygındır. Küçük ve büyükbaş
hayvanlardan, at, deve, eşek en çok yetiştirilen
hayvanlardandır. Doğu Türkistan, Şing-Hay ve İç
Moğolistan’daki halkın geçim kaynağı hayvancılıktır.Çin denizlerinde 1500’den fazla balık çeşidi
bulunur. Senede ortalama 8.5 milyon ton civârındaki
balık, ülke hakinin en önemli protein kaynağıdır.
P
ek fazla zengin olmayan mâden kaynakları
çok iptidâî olan teknoloji sebebiyle yeteri kadar işletilememektedir.
Ürettiği petrol, ülke ihtiyâcını
karşıladığı gibi ihraç da edilir. Halkının refah seviyesi,
son derece düşük olmasına rağmen, yapılan
yatırımlar, nükleer bomba, sun’î peyk, bilgisayar,
askerî araç ve gereç îmâli yönünde yapılmaktadır.
Bu yöndeki sanâyi yatırımlarında büyük
ölçüde dış yardım kullanılmaktadır. El sanatları
dünyâca meşhur olan bir ülkedir. Bilhassa ipekçilik,
porselencilik, oymacılık ve benzeri el sanatları
son derece ileridedir.
Ticâretinde, ithâlâtı ihrâcatından daha önemlidir.
Pamuk, çay, ipek, porselen ihraç ettiği ürünlerin
başında gelir. İthal ettiği malların başında
ise makina ve sanâyi mâmülleri ile buğday ve diğer
gıdâ maddeleri yer alır.
Ulaşım: Çin’de kara ve demiryolu ulaşımına
büyük önem verilmiştir. 982.243 km’yi bulan karayolunun
% 83’ü asfalttır. Küçük üretim birimlerine
bağlanan yerel hatlarla birlikte demiryollarının
uzunluğu 64.960 km’yi bulmaktadır. Akarsuların
büyük bir kısmında ulaşım yapılabilmektedir.
En işlek akarsuları Yongtzo, X’i Huai ve Huang ırmaklarıdır.
Uzun bir deniz kıyısı olan Çin’in 20 kadar
açık deniz limanı vardır. Engebeli bir arâziye
sâhip olan Çin’de en uygun ulaşım hava yoludur.
Ülke çapında 80 hava alanı vardır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)