Cimabue

Cimabue, asıl adı b e n c i v i e n i d i p e p o ya da
b e n v e n u t o d i g i u s e p p e (d. 1251’den önce –
ö. 1302), ressam ve mozaik ustası. İtalya’da
erken dönem ortaçağ resmine egemen olan
Bizans üslubunun son büyük temsilcisidir.
Günümüze ulaşan yapıtları arasında “Sta.
Trinita Madonnası” (y. 1290, Uffizi Galerisi,
Floransa) ile Assisi’deki S. Francesco
Kilisesi’nin üst ve alt bölümlerindeki Yeni
“Sta. Trinita Madonnası”,
Cimabue’nun ahşap pano resmi y.1290;
Uffizi Galerisi, Floransa
Alinari-Art Reso u rc e / EB Inc.
Ahit konulu freskler ve “Tahtta Oturan
Madonna, Aziz Francesco ile Birlikte”
(y. 1290-95) sayılabilir.
Cimabue’nun üslubu 14. yüzyılda, Giotto
ve Duccio’nun sanatlanna sağlam bir temel
hazırladı. İkisini de etkilemiş ve belki de
eğitmişti, ama onlar daha sağlığında ustalannı
aştılar. Cimabue’nun önemini kavrayan
çağdaşı Dante onu İtalyan sanatçıları arasında
ilk sıraya koydu. Giorgio Vasari
1550’de yazdığı Le Vite de’ piû eccellenti,
pittori, e scultori italiani (Ünlü İtalyan
Mimar, Ressam ve Heykelcilerin Yaşamlan)
adlı yapıtına onun yaşamöyküsüyle başladı.
Sanatı ve mesleki gelişimi 14. yüzyıldan
bu yana sanat tarihçilerince Batı Avrupa
resminde eski ve yeni gelenek arasındaki
dönüm noktası olarak kabul edilmiştir.
Vasari, Cimabue’nun 1240’ta doğduğunu
ve 1300’de öldüğünü belirtir, ama 1302’de
Piza’da çalıştığı belgelerle saptandığına göre
bü tarihler yalnızca tahmini olabilir. Yaşamına
ilişkin ikinci belge ise 1272’de Roma’
da imzalanan bir anlaşmadır. Anlaşmada
şahit ve usta ressam olarak adı geçen
Cimabue’nun bu tarihte en az 21 yaşında
olduğu sonucuna vanlabilir. Gene belgelere
göre Bencivieni di Pepo (çağdaş İtalyancada
Benvenuto di Giuseppe) adıyla vaftiz
edilmiştir. Kendisine takılan Cimabue adı
bir yanlışlık sonucu soyadma dönüşmüştür.
, İlk eğitimi hakkında bilgi yoktur. Vasari
İtalya’da yaşayan Bizanslı ressamların yanında
yetiştiğini ileri sürerse de bu hem
üslubunu, hem böyle bir dehanın birdenbire
ortaya çıkışını açıklama çabasına bağlanabilir.
Cimabue’nun İtalyan-Bizans kökenli Giunta
Pisano ile Coppo di Marcovaldo’nun
etkisinde kaldığı kesindir. Coppa’ya çıraklık
ettiği de sanılır.
“Dikbaşlı” anlamına gelen Cimabue adı
onun karakterini de’yansıtır. Adı bilinmeyen
bir yazar Dante’nin bir yapıtıyla ilgili
1333-34 tarihli bir metninde, kendisi ya da
bir başkası herhangi bir kusur bulacak olsa
ne kadar değerli olursa olsun, Cimabue’nun
o yapıtı hemen yok edecek kadar kusursuzluk
düşkünü ve gururlu olduğunu söyler.
Dante’nin İlahi Komedya’sında da Cimabue
“Purgatorio”daki (Araf) gururlular arasındadır;
şair dünyasal ünün geçiciliğini örneklemek
içinse “Cimabue resimde en başta
geldiğini sanıyordu, oysa bugün sesi çıkan
Giotto’dur,” der. Ama gururu ve kusursuzluk
anlayışı Cimabue’yu adı bilinmeyen
ortaçağ sanatçılarından ayıran bir özellik de
olmuştur.
Piza Katedralindeki “İncil Yazarı Aziz
Yuhanna” adlı mozaiği son ve kesin olarak
tarihlenen (1301-02) tek yapıtıdır. Arezzo
kentindeki S. Domenico Kilisesi’nde bulunan
büyük boyutlu “Çarmıha Geriliş”in
1272’den önce yapıldığı ve ilk çalışması
olduğu kabul edilir. S. Francesco Kilisesi’
nin üst bölümündeki freskler 1288-90 arasında
yapılmış olmalıdır. 1290-95 arasında
ise Floransa Sta. Croce Kilisesi’ndeki büyük
boyutlu “Çarmıha Geriliş”i, “Sta. Trinita
Madonnası”nı ve S. Francesco Kilisesi’nin
alt bölümündeki “Tahtta Oturan Madonna
Aziz Francesco’yla Birlikte” adlı yapıtını
gerçekleştirmiştir. Bunlardan ilki 1966’daki
selde çok büyük hasar görmüş, ama onarım
tamamlanmıştır.
Cimabue’nun günümüze kalan az sayıdaki
yapıtı haklı bir ün kazandığını göstermeye
yeter. Çarmıha Geriliş sahneleri ve altar
panoları gibi “resmî” çalışmalannda Bizans
geleneğine bağlı kaldığı, ama bu soyut ya da
stilize biçimlere yeni bir duygusal içerik
kattığı görülür. Fransiskenler Cimabue’dan
bu yana dramatik ve duygusal anlatımlı
yapıtlar ısmarlamaya başladığı için Assisi’de
gerçekleştirdiği fresk dizisinde sanatını kabul
etmeye hazır bir patron bulmuştu.
Cimabue hem insan biçimini stilize etme
geleneğine uymuş, hem doğayı yakından
inceleyenlerin ilklerinden olmuştur. “Sta.
Trinita Madonnası” gibi biçimselliğin ağır
bastığı altar panosunda, tahtın tabanına
yerleştirdiği dört peygamberi ışık ve gölge
etkileri kullanarak heykelsi bir anlayışla
hacimlendirdiği görülür; sanatçı bu uygulamayla
çağını aşmıştır. Mimariyi betimlemenin
taşıdığı gizilgücü de ilk fark edenlerdendir.
Resimlerindeki mimari öğeler aracılığıyla
olayların geçtiği mekânı belirtmeyi ve
üç boyutluluk izlenimini güçlendirmeyi
amaçlar. Assisi’deki kilisenin çapraz tonozunda
yer alan “Dört İncil Yazarı” adh
fresk de heykelsi bir yaklaşımla biçimlendirilmiştir,
ama her figüre eşlik eden pırıl pırıl
kent görünümleri yapıtın kütlesel ve üç
boyutlu etkisini artırır. Örneğin, Aziz Markos’a
eşlik eden Roma görünümü bu kentin
ilk betimlemelerinden biridir. Ayrıca binaların
kütlesel olarak verildiği ve birbirinden
belirgin biçimde ayrıldığı ilk örneklerdendir.
Cimabue öncesi ortaçağ resminde mekân
yanılsamasına ve üç boyutlu biçimlere
ilgi gösterildiğine çok ender rastlanır; Cimabue’nun
öğrencisi ve rakibi Giotto’nun
yapıtlarında ise bu çok tipik bir özelliktir.
Cimabue biçimsel yapıtlarında geleneğe
bağlı kalmış, ama bu geleneğe dramatik bir
yan da katmıştır. Bizans resminin İtalya’daki
son temsilcisi olmuş, bu yalnızca yeni bir
üslubun doğmasından değil, Cimabue’nun
Bizans geleneğini tüketmesinden de kaynaklanmıştır.
Daha teklifsiz, resmî olmayan
çalışmalannda ise, Bizans geleneğini de
banndırdığı ama tam olarak geliştirmediği
öyküselciliğe yer verdi. Ayrıca İtalyan resmine
yeni bir mekân ve heykelsi bir biçim
anlayışı kazandırdı. Cimabue kişiliği ve
resme katkıları ile Vassari’nin, Floransa’nın
ve “çağdaş” zamanların ilk ressamı nitelemesini
hak etti.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)