wiki

wiki

DEDE EFENDİ

Türk mûsikîsinin en büyük bestekârlarından. Dede Efendi aynı zamanda şair, edip ve hattattır. Yazdığı çeşitli şiirlerin içinde çok değerli ve güzel olanları vardır. Şiirlerinde Türkçe’den başka Farsça da kullanmıştır. Tabiatıyla kendi şiirlerini bestesiz bırakmamıştır veya diğer bir deyişle şiirlerini bestelemek için yazmıştır. 1804 yılında 27 yaşında bulunduğu sıralarda çok saydığı şeyhi Ali Nutkî Dede’yi kaybettiği zaman, pek çok üzüldü. Aynı ...

Devamını Oku »

DECCÂL,

Kıyamete yakın bir zamanda çıkacağı bildirilen kötü yaradılışlı bir kimse. İslâm dininin kaynaklarında bildirildiğine göre Deccâl, yalancı, hileci, aldatıcı demektir. Peygamber olduğunu iddia edecek ve harikulâde şeyler gösterecektir. Herkesin imanını bozmağa uğraşacak ve kendisine inanmayanlara zarar vereceğini söyleyerek onları korkutmaya çalışacaktır. Hadis-i şeriflerde Deccâl’ın kızılca renkli, kıvırcık saçlı, iri cüsseli, ka’ın boyunlu ve bir gözü kör olduğu bildirilmiştir. Mekke ve ...

Devamını Oku »

D EB Y E P ET ER J.,

Fizikokimyanın yapısı üzerinde önemli katkılarda bulunan kimyager. Başarılı araştırmaları, kendisine birçok memleketin bilim ödüilerini şeref unvanlarını kazandırdı ve tabiatın daha derinden anlaşılması için emek verenler arasında derin bir saygının doğmasına yol açtı. Hollanda’nın Maastrecht şehrinde 1884’de doğdu ve elektrik mühendisliği eğitimi gördü. İlk araştırmalarını teorik fizik alanında yaptı ve Münih Üniversitesinden doktorasını 1908 yılında aldı. Üç yıl sonra, henüz 27 ...

Devamını Oku »

DEBRİYAJ,

Aim. Kuçplurıg, Schaltung (f), Fr. Debrayage, embrayage (m), İng. Clutch pedal. Makinalarda motorun tahrik mili ile enerjiyi kullanan elemanın mili arasındaki bağlantıyı sağlayan kavramayı istenildiği zaman devreye so k u p -ç ık a rak h arek et iletimine kumanda eden sistem. Çoğunlukla motorlu araçlarda kullanılmakla beraber endüstride dc kullanılan tipleri de vardır. Debriyajlarda genellikle m otor mili ile döndürülen ...

Devamını Oku »

DDT

Aim. DDT (n). Fr. D.D.T (m), İng. D.D.T. Kimyevî yapısı “ dikloro difenil trikloretan” olan böcek öldürücü bir zehir. İlk defa 1874’deOthmarZeidlersentezlemişse de üstün nitelikte bir böcek öldürücü (insektisid) olduğu 1939’da Paul Müller tarafından belirlenmiştir. D D T ’ nin birçok izomerleri vardır. Saf halde iken beyazımsı (renksiz), kokusuz kristaller halindedir. Teknik DDT beyaz, hoş kokulu bir vasıfta olup, suda ...

Devamını Oku »

DAVUL,

Aim. Grosse Trommel, Pauke (f), Fr. Grosse caisse (f), İng. Drum. Türklerin kullandıkları eski bir çalgı. Bugün kullanılanların çok çeşitleri vardır. Davulda, tahta bir çember üzerine işlenmiş kuzu derisi gerilmiştir. T ah ta çember, deri ile alt ve üst tabanlardan gergince sarılarak içeride hava sıkıştırılmıştır. Sağ eldeki tokmak, sol eldeki ince çubuk olan değnekle her iki taraftan gergin derilere vurularak ...

Devamını Oku »

DAVUD PAŞA (Koca yahud Derviş),

Sultan İkinci Bâyezid devri sadrazamlarından. Arnavud asıllı devşirme olup gençliğinde devşirilmişti. İslâmiyetle ş e re fle n d ik te n s o n r a k a b iliy e tli g ö rü ld ü ğ ü n d e n Enderun’a alınıp yetiştirilmişti. Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinde çok hizmetleri görüldü ve ilerledi. Sonra Rumeli Beylerbeyliğine tayin ...

Devamını Oku »

DAVUD-I TÂÎ,

Hanefi mezhebinin kurucusu olan İmam-ı A’zam’ın talebelerinden. Doğum tarihi kesin olarak belli olmayıp, 781 yılında vefât etti. Evliyanın en önde gidenlerinden, h a ram la rd a n , şüphe lile rden, mübahların fazlasından sakınan, bir çok ilimlere sahip bir zâttı. Yirmi sene İmam-ı A’zam’ın talebeliğini yaptı ve fıkıh ilmine ait çok şeyler öğrendi. O zamanın büyük âlimlerinden, evliyâsından olan ...

Devamını Oku »

DAVUD-İ KA Y S ER Î

Osmanlı âlim ve velilerinden. Asıl adı Şerefüddin bin Mahmud’dur. Kayseri’de doğdu, doğum tarihi bilinmemektedir. Din ve fen bilimlerinde ilk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Mısır’a gitti ve oranın ileri gleen âlimlerinden de ders aldı. Fıkıh hadis ve tasavvuf gibi yüksek İslâmî ilimlerde olgunlaştı. Aynı zamanda fen ilimlerinde de yüksek bir mertebeye erişti. Büyük İslâm âlimi Sadrüddin Konevi’ den ders aldı. Bu ...

Devamını Oku »

DÂVUO EFENDİ

Bursa’daki Evliyâ’mn büyüklerinden Emîr Sultân hazretlerinin dördüncü halîfesi. Önceleri Bursa’daki Muhammed Hân medresesinde ilim tahsîli ile meşgul iken. Emîr Sultân hazretlerinin halîfelerinden Lûtfullâh Efendi’nin üstün hâllerini görerek hemen hizmet ve derslerine koştu. Lûtfullâh Efendi’ nin derslerinde yetişerek, ilmen, ahlâken, amelen kemâle erdi. Bu durumu gören eski talebeler. (Biz ondan çok önce hizmet ve sohbete kavuşmuş iken bu ne iştir? Dâvud ...

Devamını Oku »

D A VUD (A .S .) ,

Peygamber ve Sultan. Milâttan önce1086 yılında Kudüs’te doğdu. Yine orada M.Ö. 1016’da vefât etti. Benî-İsrail’den bir ordunun, Amalika ordusu ile karsılasmasında, Amalikalılarm reisleri Câlût’yenip öldürmesi ile büyük şöhrete kavuştu. İsmail (a.s.) vefât edince, Benî-İsrail Hazret-i Davud’a büyükmuhabbetle bağlandılar. Hükümdar olan Talût,Hazret-i Davud’a gösterilen yakınlıktan kıskançlığa kapıldı. Fakat. Amalika ile yapılan muharebede öldüderüldü. Yerine oğlu geçti. Benî-İsrail halkı arasında lık görüldü. Lâkin ...

Devamını Oku »

D A V E N P O R T , JO H N ,

Şark ilimleri ile uğraşanİngiliz bilim adamı. Ondokuzuncu asrın sonunda yaşa-mış olan Lord Jo h n Davenport “Hazret-i Muham- med ve Kur’ân-ı Kerîm” adındaki İngilizce kitabı ilemeşhurdur. Bu kitab önce Londra’da, sonra birkaç kere Hindistan’da basılmış, 1928’de Türkçesi yayınlan-mıştır. Bu kitabında: “Ahlâk üzerinde son derece titizli-ğidir ki, Müslümanlığın a z z am an d a süratleyayılmasına sebeb olmuştur. Müslümanlar muhare- bede ...

Devamını Oku »

DA’VA

Aim. Gerıchtliche Klage (f). Prozess (m), Fr. Proces (m); demande (I), İng. Suit: claim. Bir hakkın, deylet kanalıyla (Devletin organları olan mahkemeleri vasıtasıyla) aranması.talep hakkının mahkemeler vasıtasıyla kullanılması. Dâva, aslî (Başlıbaşına bir iddia olup, başka bir dâva ile ilgil’si bulunmayan) ve fer’î (asıl dâvanın teferruatından olarak, diğer bir şey hakkında hüküm verilmesinin istenilmesi) olur. İhtilaflı ve ihtilafsız veya ceza davası, ...

Devamını Oku »

DAUDET, ALPHONSE

Fransız yazarı. 1840 yılında Fransa’nın güney bölgesinde yer alan Nimes’de doğmuştur. Oldukça başıboş ve sefâlet içinde geçen renkli gençlik yıllarından sonra hayâtını kazanmak endişesi içinde gezdi. Alais Kolleji’nde belletici oldu. Kardeşi Ernest D aude t’nin yardımını gördü. Paris’e gitti. 1868 yılında Le Petit Chose = (Küçük Şey) adlı ve hayâtının ilk zamanlarını anlatan eseri ile romancılık sâhasına girmiştir. Bir kısım ...

Devamını Oku »

DARWlNlZM

Hayatın ve canlı varlıkların tesadüfen meydana geldiğini ileri süren “ faraziye” . “ Evrim teorisi” adıyla da bilinir. Bu teoriyi savunanlara göre, “ canlı varlıklar, önce inorganik maddelerden organik maddeler teşekkül ederek ve sonra bu organik maddeler de biyolojik varlıklar haline dönüşerek m eydana gelmiştir. Biyolojik varlıklardan da birçok canlı türü ortaya çıkmış, bu türler birbirine dönüşmüş ve bütün bunlar ...

Devamını Oku »

DÂRÜ’S -SA’ÂDS AĞASI

Kızlar ağası olarak da bilinen ve Osmanlı sarayında bütün Enderûn ve harem ağalarının en büyüğüne verilen isim. Teşrifatta rütbesi, kapı ağası ve sonradan rütbesi yükselen silahdar ağadan yüksekti. Derecesi sadrazam ve şeyhülislâmdan sonra idi. Dârü’s-saâde ağasını esas vazifesi Topkapı Sarayının harem kısmını idare etmekti. Bu vazifesini emri altındaki zenci ağalar vasıtasıyla yerine getirirdi. Hareme gelen zenciler enaşağı rütbesiyle hizmete başlardı. ...

Devamını Oku »

DÂRÜ’L-HADİS

Hadis ilminin öğretildiği medreselere verilen isim. İlk d a rü ’l-hadis medresesi, Selçuklu Atabeği Nureddin tarafından Şam’da açılmıştır. Böylelikle hadis öğrenimi camilerden medreselere geçmeye başladı. Sonradan d a rü ’l-hadis medreselerinde Kur’an-ı Kerim’e ait ilimler de okutulmağa başlandığından, bu medreselere D arü ’l-Kur’ân ve’l-hadis ismi verilmiştir. Anadolu’da ilk d a rü ’l-hadis, İlhanlı veziri Şemseddin Cüneynî’nin Sivas’ta kurduğu medresedir. Osmanlı ...

Devamını Oku »

DÂRÜL-FÜNÛN,

Aim. Üniversitât (1), Fr. Üniversite (t), İng. university. Türkiye’de, üniversiteye 1933 senesine kadar verilen isim. İlk kuruluş yıllarında modern mânâda bir üniversite eğitiminden çok lise seviyesinde eğitim veren bu müessese, sonradan değerli ilim adamlarının çalışmaları ile yüksek bir ilim yuvası haline gelmiştir. 1845’de toplanan Maarif Komisyonu’nun kararı ile devlet dairelerine memur yetiştirmek gayesiyle bir d â rü ’ 1-fünûn açılması ...

Devamını Oku »

DÂRÜLBEDAYİ,

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun ilk şekli ve adı. Türk tiyatro tarihinde, tiyatronun kuruluş ve gelişmesinde Dârülbedayi’ topluluğu öncülük etmiştir. Teşkilatın ilk adı Dârülbedayi-i Osmani’dir. Türkiye’de ilk düzenli bir tiyatro kurulması ve sahne sanatçılarının yetiştirilmesi fikri 1914 yılında Şehremini, Operatör Cemil Topuzlu tarafından ortaya atılmıştır. Bu fikrin gayesi, Türk halkına tiyatroyu sevdirmekti. Meşrutiyet devri öncesi yurdumuzda, sahne hayatı ve sanatı, Ermeni ve ...

Devamını Oku »

DÂRÜLACEZE

Aim. Armenhaus (n), Fr. Asile (m) des pauvres, İng. Poorhouse. Kadın-erkek, yoksul, sakat ve kimsesiz çocukları korumak için, Sultan II Abdülhamid Han devrinde yaptırılarak hizmete sunulan düşkünler yurdu. Dârülaceze’nin temeli 7 Kasım 1892 tarihinde Kâğıthane’de, atış alanı sırtlarında atılmıştır. Devrin Sadrazamı Halil Rıfat Paşa, Dârülacezenin yapılmasında önderlik etmiştir. Yapıldığı de.virde (28 O cak 1895 yılında) çıkarılan kararnamelere göre: Yurdun yöne-timi, ...

Devamını Oku »
bool(false)