wiki

wiki

imâm-ı a’zam ebû hanîfe

imâm-ı a’zam ebû hanîfe; Tâbiînden. İslâm âleminde Eshâb-ı kirâmdan sonra yetişen evliyanın ve âlimlerin en büyüklerinden. Ehl-i sünnetin reisi ve Hanefî mezhebinin kurucusudur. İsmi, Nûmân bin Sâbit bin Zûtâ’dır. Ebû Hanîfe künyesiyle ve İmâm-ı A’zam lakabıyla meşhûr olmuştur. Kûfe’de doğduğu için Kûfî nisbesiyle bilinir. 699 (H.80) senesinde Kûfe’de doğdu, 767 (H.150) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Kabri Bağdat’ta olup, ziyâret yeridir. ...

Devamını Oku »

ÂYET-İ KÜRSÎ’NİN TEFSİRİNDE VÂRİDOLAN SAHÎH HADÎSLER VE BU HUSUSTA İMAMLARIN SÖZLERİ

Bilmiş ol ki, ilim biri zahirî, diğeri batmî olmak üzere iki kısma ayrılır. Bunlardan her biri bütün dallarıyla birlikte Kur an ve Hadîs’ten alınmadır. Böylece Kur’ân ile Hadîs ilimleri sanki Havz-ı Kevser’den dökülüp gelen iki ırmak gibidir. Bu ırmaklardan birçok kanallar ayrılır. Bir taraftan çalışmakla elde edilen ilimler, bir taraftan da Allah tarafından kalbde doğan vehbî ilimler meydana gelir. Vehbî ...

Devamını Oku »

KUR’ÂN-I HATMETTİKTEN SONRA DUÂ OKUMAK SÜNNETTİR

Kur’ân-ı Kerîm’i hatmedince hemen arkasından duâ etmek sünnettir. Yapılan sahîh rivâyette Peygamber (SA.V.) Efendimiz buyurdular ki: «Kur’ân’ı hatmeden kimsenin kabul olunan bir duâsı vardır.» eş-Şa’b’de Enes bin Mâlik (R.A.) Hazretleri nin rivâyet ettiği hadîste buyuruluyor ki: «Her hatimle birlikte kabul olunan bir duâ vardır.» Diğer bir hadîste ise şöyle deniliyor : «Kim Kur’ân okur, Allah’a hamdeder, Peygamber’e (S.A. V.) salâvat ...

Devamını Oku »

DUANIN ÂDÂBI VE ŞARTLARI HAKKINDA VÂRİD OLAN SAHİH HADÎSLER VE BU HUSUSTA İMAMLARIN SÖZLERİ

Bilmiş ol ki: Duânın birtakım âdâb ve şeraiti vardır ki duâ ancak onlarla makbul olur. Tıpkı namaz gibi; o da ancak birtakım şartlarla gerçekleşip kabul olunur.Duânm şartları : 1) îç âlemimizi helâl lokma ile düzeltmek. Bunun için denilmiş ki: Duâ göklerin anahtarıdır. O anahtarın dişleri (şifreleri) helâl lokmadır. 2) Duânm en son şartı İhlâs’tır. Yâni duânın gösterişten uzak sırf İlâhi ...

Devamını Oku »

DUANIN ÖZELLİKLERİ VE FAZİLETLERİ HAKKINDA NÂZİL OLAN ÂYETLER VE RİVÂYET OLUNAN SAHÎH HADÎSLER

«Rabbiniz: Bana dua edip kullukta bulunun ki size karşılığını vereyim.»*** «Allah’a korkarak ve umut bağlayarak duâ edin (yalvarın) Doğrusu Allah’ın rahmeti iyi davrananlara yakındır.»<î:* «Rabbinize gönülden ve gizlice duâ edip (yalvarın). Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez.»SM «Ey Muhammed! Kullarım sana beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben. şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, duâ ettiğinde duâsmı kabul ederim. Artık onlar da dâvetimi kabul ...

Devamını Oku »

BEŞ VAKİT NAMAZDAN SONRA YAPILACAK OLAN TESBÎH, TAHMÎD VE TEKBİRLER HAKKINDA VÂRİD OLAN SAHÎH HADÎSLER

Bilinmiş .olsun ki, beş vakit namazı müteakip yapılan tesbîh, tahmîd ve tekbîrden her biri otuz üç defa tekrarlanır. Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr ile yüz tamamlanmış olur. Bu teşbihleri yapmak hem imâma, hem de ona uyanlara müste- habdır. Aynı zamanda hataların bağışlanmasına vesiledir. İsterse bu hatalar deniz ...

Devamını Oku »

HER FARZ NAMAZDAN SONRA ÂYET-İ KÜRSÎ OKUMAK

Bu, hem imama, hem de ona uyanlara müstehabdır. Çünkü bu konuda birçok sahih hadîsler vârid olmuştur. Tâki namazdan sonra Âyet-i Kürsî’yi okuyan o eşref-i vakitte büyük beşarete ve cennetin yüksek derecelerine erişmiş ola… el-Bur- han adlı kitapta da bu husus belirtilmiştir. Meşâyihdan bir kısmı Âyet-i Kürsî’yi namazı müteakip aşikâr okumayı mekrûh, gizli okumayı vâcib saymışlardır. Aynı zamanda her ferdin okumasını ...

Devamını Oku »

FARZ NAMAZLARDAN HEMEN SONRA ÂYET-İ KÜRSÎ OKUMAK HAKKINDA VÂRİD OLAN SAHÎH HADÎSLER VE BUNUN FAZİLETİ HAKKINDA İMAMLARIN GÖRÜŞLERİ

Fıkıh kitaplarının tesbitine göre farz namazlardan sonra Âyet-i Kürsî okumak her namaz kılana müstehabdır. Nitekimyapılan rivâyete göre, Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz bu hususta buyurdular ki: «Cenâb-ı Hak beyaz bir inci yarattı. Onun içinde gri renkte amber meydana getirdi. Âyet-i Kürsî’yi o amber ile yazdı ve izzet ü celâline yemin ederek buyurdu ki: Kim bu âyeti farz namazdan sonra okursa kendisine cennetin ...

Devamını Oku »

KARDEŞİN HIZIR’IN SELÂMI…

KARDEŞİN HIZIR’IN SELÂMI… İbrâhim-i Havvâs hazretleri, Medine’ye Peygamber efendimizin Kabr-i şerîfini ziyârete gidiyordu. Çölde hayvanlar susamışlar, ölme derecesine gelmişlerdi. Yanında bulunan bir kayaya eli ile vurdu ve Allahü teâlânın ihsânıyla oradan su fışkırdı. Bütün hayvanlar oraya gelip su içtiler. Yanına bir zât gelip sordu: “Nereye gidiyorsun?” İbrâhim-i Havvâs da, “Resûlullah efendimizin kabrini ziyâret etmeye” dedi. Gelen kimse; “Bizden de selâm ...

Devamını Oku »

KAYSERİN KIZI

KAYSERİN KIZI İbrâhim-i Havvâs hazretleri anlatır: “Bir sene, hacca gitmeye niyet ederek yola çıktım. Ne zaman Kâbe-i şerif tarafına gitmek istedimse, gayri ihtiyârî ters istikâmete doğru gidiyordum. Allahü teâlânın irâdesi beni bu tarafa çekiyordu. En sonunda İstanbul tarafına gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapısı önünde, bir kısım insanlar toplanmıştı. Yaklaşarak; “Niçin toplandınız?” diye sordum. Onlar da; ...

Devamını Oku »

ibrâhim i havvâs

ibrâhim i havvâs; Evliyanın büyüklerinden. İsmi, İbrâhim bin İsmâil el-Havvâs, künyesi Ebû İshak’tır. Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinden olup, Ebû Câfer Huldî ve Sirevânî-i Kebîr’in hocasıdır. Yük sek makam ve kerâmet- ler sâhibiydi. Bağdatlıdır. 903 (H.291) yılında Rey Câmii’nde vefât etti. Gasl ve tekfînini Yûsuf bin el-Hüseyin yaptı. Havvâs, hurma yaprağından zenbil örücü demektir. Herkes tarafından medhedilmiş, kendisine tevekkül edenlerin reisi ...

Devamını Oku »

ibrâhim bin ali el- a’zeb

ibrâhim bin ali el- a’zeb; Evliyanın büyüklerinden ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Künyesi Ebû İshâk ve Ebû Muhammed olup, lakabı Şemsüddîn’dir. (H.557) senesinde doğdu. 1213 (H.610) senesinde Ümm-i Ubeyde köyünde vefât etti. Baba ve dedesinin bulunduğu türbeye defnedildi. İbrâhim bin Ali doğunca, babası ona Abdurrah- mân ismini koydu. Babası, o gece rüyâsında Resûlullah efendimizi gördü. Resûl-i ekrem, oğluna İbrâhim adını koymasını ...

Devamını Oku »

ibrâhim bin ali el-a’zeb

ibrâhim bin ali el-a’zeb Kendisi “İlk tasnif ve telif ettiğim eser, on üç yaşındayken Kur’ân-ı kerîm ilimleri ve Kur’ân-ı kerîm ilimleriyle ilgili tasniflerin tesbiti kitabıdır” demektedir. Bilinen eserlerinin bâ- zıları şunlardır: 1) Zâd-ül-Mesîr fî İlm- it-Tefsîr: Dört cildlik bir eserdir. 2) Teysîr-ül-Be- yân fî Tefsîr-il-Kur’ân, 3) Teysîr-ül-Beyân fî Tefsîr- il-Garîh, 4) Garîb-ül-Ga- rîb, 5) Nüzhet-ül-Uyûn, 6) El-İşâretü ilel Kırâat-il- Muhtâre, ...

Devamını Oku »

KIZI O’NUN NİKAHI ALTINDA BULUNANDIR

KIZI O’NUN NİKAHI ALTINDA BULUNANDIR. Bağdat’ta Ehl-i sünnet ile bid’at fırkaları arasında mücâdele çıktı. Hangi tarafın haklı olduğu hak- kındaki konuşma uzadı. Aralarında kavga çıkacaktı. İki taraf da İbn-i Cevzî’nin cevâbına râzı olup, hükmünü, geçmişi kapatacak bir belge olarak kabûl edeceklerdi. İçlerinden birisi İbn-i Cev- zî’ye; “Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resûlullah efendimizden sonra, insanların, yâni ümmetin en üstünü kimdir?” diye ...

Devamını Oku »

ibn-i cevzî

ibn-i cevzî; Tefsîr, hadîs, târih ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi, büyük velî. Künyesi, Ebü’l-Ferec; ismi, Abdur- rahmân; babasınınki Ali’dir. Nesebi Hazreti Ebû Bekr’e ulaşır. Ebü’l-Ferec, büyük dedesi Câfer-ül- Cevzî’ye âit “El-Cevzî” lakabından dolayı, “İbn-i Cevzî” diye meşhûr oldu. El-Kuraşî, Et-Teymî, El- Bekrî, El-Bağdâdî nisbet- leri de kendisine isnâd olunan sıfatlardandır. İbn-i Cevzî’yi, İbn-i Teymiyye’nin talebesi olan İbn-i Kayyim el-Cev- ziyye ...

Devamını Oku »

ibn-i atâ

ibn-i atâ; Evliyanın büyüklerinden. İsmi Ahmed bin Muhammed bin Sehl bin Atâ, künyesi Ebü’l-Ab- bâs’tır. Aslen Bağdatlıdır. İbn-i Atâ, zamânın büyük âlimlerinden ilim öğrenmiş ve hadîs-i şerîf dinle miştir. Vaktini, ilim öğrenmek ve öğretmekle, ibâdet ve Kur’ân-ı kerîm okumakla geçiren İbn-i Atâ, 923 (H.311) veya 931 (H.319) yılında vefât etti. İbn-i Atâ, Yûsuf bin Mûsâ el-Kattân, Fadl bin Ziyâd, Cüneyd-i Bağdâdî, ...

Devamını Oku »

ŞU ANDA NAMAZ VAKTİDİR

ŞU ANDA NAMAZ VAKTİDİR Ebü’l-Hüseyin Mâlik şöyle anlatıyor: “Hayr-ün- nessâc vefât ettiği zaman yanında idim. Akşam namazı vaktiydi. Vefât edeceği zaman kapıya doğru işâret ederek; “Allahü teâlâ sana, benim canımı almayı, bana da namaz kılmayı emretti. Şu anda namaz vaktidir. Ben, bana emrolunanı yapayım. Ondan sonra da sen, sana emrolunanı yaparsın” buyurdu. O zaman biz, Hayr-ün-nesâc Azrâil aleyhisselâm ile konuştuğunu ...

Devamını Oku »

hayr-ün-nessâc

hayr-ün-nessâc; Evliyanın büyüklerinden. Babasının ismi İsmâ- il’dir. Hayr-ün-nessâc lakabı ile meşhûr olup ismi Muhammed, künyesi Ebü’l-Hasan’dır. Aslen, Samarrâ şehrinden olup, Bağdat’ta ikâmet ederdi. Sırrî-yi Sekatî’nin talebesi, Cüneyd-i Bağdâdî ve Ebü’l-Hüseyin Nûrî’nin akrânı idi. Ebû Hamza Bağdâdî ve başka zâtlarla görüşüp sohbet etti. Ebü’l-Abbâs ibni Atâ, Ebû Muhammed Cerîrî ve başka zâtlar kendisinden ilim öğrendiler. İbrâhim-i Hav- vâs, Ebû Bekr Şiblî ...

Devamını Oku »

DAĞ ELMASI

(Salvia triloba), Aim. Holzapfel (m), Fr. Pomme (f) sauvage, İng. Crab apple. Familyası: Ballıbabagiller (labiatae). Türkiye’de yetiştiği yer: Ege Bölgesi. 0,5-1,5 m boyunda, morumsu çiçekli, çok senelik otsu bir bitki, Elma otu olarak da tanınır. Bitkinin yaprakları uzunca ve mızraksı olup, 2-5 cm uzunluğunda ve tüylüdür. Yaprağın tabanında genellikle iki küçük kulakçık bulunur. Çiçek durumu 15 cm. kadar uzunlukta ve ...

Devamını Oku »

DAĞCILIK

Aim. Bergsteigerıjn), Bergsport, Alpirıismus (m), Fr. Alpinism (m), İng. Mountaineering, Alpinism. İnsanoğlunun erişilmesi zor olan zivreleıe çıkma arzusundan doğan bir çeşit spor. Bu arzu insanı en zor şartlarda bile yılmadan başarıya ulaştırmaya zorlar. İşte dağcılık insanların tabiata karşı gücünü isbat etme duygusunun bir ifadesidir. Bu sebeplerdir ki, gerek deney ve gerekse araçların yardımıyla günümüzde başlı başına bir spor olmuştur. Ağır ...

Devamını Oku »
bool(false)