Kısa anlamlı hikaye

iyi bir analiz

Ünlü avukat Petroçelli’nin kaybettiği tek dava. Ünlü bir futbolcu karisini öldürmekle suçlanıyordu. Futbolcu yakalanmıştı. Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu: “Sayın jüri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksınız. Neden mi? Bakın, şimdi 1’den 10’a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü ...

Devamını Oku »

Kıssadan Hisse

Hoca Cuma vaazında; “Bismillah diyerek yürürseniz, suyun üzerinden batmadan geçebilirsiniz.” der. Bu söze inanan bir köylü, artık kayık yerine nehirden geçmektedir. Bir gün hocayı evine davet eder. ‘ Daveti Kabul eden hocayla birlikte giderken, karşılarına nehir çıkar ve adam nehrin üzerinden yürüyerek geçer. Ama hoca suya girmeye cesaret edemez. Şaşkın köylü: “Hocam hani siz “Bismillah diyerek yürürseniz, suyun üzerinden batmadan ...

Devamını Oku »

3 Yaşındaki cocuğun “anne cennette yemek varmı “anne varsa ölelim karnımız doyar DEDİĞİ BİR DÜNYADAYIZ.

3 Yaşındaki cocuğun “anne cennette yemek varmı “anne varsa ölelim karnımız doyar DEDİĞİ BİR DÜNYADAYIZ.

Devamını Oku »

Hayatta Aslında Canını Acıtmış Olduğu Acılar Büyütür İnsanı Yaşın Manada Anlamı Saygıdır

Devamını Oku »

En iyisini sonraya saklamayın. Yarının ne getireceğini bilemezsiniz.

Devamını Oku »

Babam Okulun En Çalışkanı

Babam Okulun En Çalışkanı kitabı okudum Herkeze tavsiye ederim arkadaşlar, Kitapta çok ilginç bir şekilde baba ile oğlu yer değiştiriyorlar ve oğlu pek çalışkan olmadı için babası onun yerine çocuk oldu için okula gitmek zoruna ve okulun en çalışkanı oluyo oğluda babasının yerinde oldu için işe gidiyor babasını daha önce hazırladığı çizimleri o işyerinde sunuyor ve bedenleri düzelincede oğlu okulun ...

Devamını Oku »

İnsan

Bak kendine. Sen bir insansın. Bana bak bir de. Ben de insanım. Şöyle çevir gözlerini etrafına. Şu hayatın hay huyunda koşuş turanlar da birer insan. Çoluğu çocuğu, eşi, dostu, akrabası, ataları ve torunları da birer insan… Yaratan, insan olarak var etmiş bizleri. Toprağı damar damar, insanı da çeşit çeşit var etmiş. Herkese ayrı bir cevher lütfetmiş, herkesi ayrı bir dünya ...

Devamını Oku »

KARINCALAR

KARINCALAR Kırlarda, Hermes’in oğlu Pan, dolaşıyordu. Binlerce yıldan beri gelip geçen binlerce Temmuz aylarından biriydi. Zaten yüzyıllarca önce, İmparator Tiberius’e, “Büyük Tanrı Pan öldü!” diyenler, yalan söylemiştir. O, tanrısal Ege’nin mavi kıyılarında, yeşil ormanlarında, bereketli topraklarında, kendisinden kaçıp, durgun sularda saza dönen peri kızı Simikis’i hâlâ arar durur. Onun saz olan bedeninden yaptığı flü­ tünü üflemekten yorulmaz. Bugün de Pan, ...

Devamını Oku »

“— Varsın ağır olsun. Meraklıyım ben.”

“— Varsın ağır olsun. Meraklıyım ben.” “— Sabır ister bizim işimiz. Beş saat, altı saat yatakları dolaşacaksın. Sandalda gözleri görmiyen bir adamla bulunmayı göze alırsan.” İri yarı adamın içi burkuldu birden. Derin bir acı oluşuverdi: “— İstersen sabahlarız.” dedi. “— Sabahlarız.” “— İçer misin ?…” “— İçerdim, yoksulluk çöktü, tadını bile unuttum.” “— Öyleyse içki de alırız yanımıza, mangal da.” ...

Devamını Oku »

Oysa, kocaman elleri nasırlıydı.

Oysa, kocaman elleri nasırlıydı. “— Balık mı tutarsın ahbap?” Balık.” “— Elinde kertenez olmadığına göre, balık yataklarını nasıl bulursun ?…” Hafifçe gülümsedi: “— Kıyıya vuran suyun sesinden.” dedi. “— Nasıl yâni, anlamadım. Bağışla, seni işinden alıkoyuyorum ama, merak ettim. Sonra, ben de yardım edebilirim sana.” Gene gülümsedi: “— Bu, sizlere vergi iş değil, dedi. Sizin elleriniz nazik olmalı.” İri yarı ...

Devamını Oku »

IRIP

I R I P İri yan, güçlü adam, ağzında cıgara, dalgın dalgın, kıyıya yürüdü. Gün bitiyordu, ortabk sıpsıcacıktı. Kıyıdaki kumlukta, pantalon paçalarını dizkapaklarına kadar sıvamış balıkçılar, ağ onarıyorlardı. İğler, usta parmaklarda gidip geliyordu. Gergef işlercesine, kahverengi ağlar onarılıyordu. Uzun ağlar, kıyı şeridi boyunca kumsala serilmiş, daha küçükleri, iki direk arasına asılmıştı. Kimi ayakta, kimi onardığı ağın üstüne çökmüş, abanmış, çalışıyordu. ...

Devamını Oku »

GIYBET

GIYBET O iîiam-ı Gazali (Kuddise sirrühû) der ki: H — Bir gün îsâ Aleyhisselâm Şeytan’a. rast gelir. Bir .eHnde bal, diğer elinde de kül tutmakta olan Şeytan’â sorar:. — Ey aduvellah! Bu bal vö kül ile ne yapıyorsun? iblis cevap verir: — Külü fakirlerin, yetimlerin üzerine serpiyorum- Tâ ki zenginlerin gözlerine çirkin gözüksün de yardım etmek, fikrinden vaz geçsinler. — ...

Devamını Oku »

ÖRNEK, ÂLÎM

S eksen tarihinde doğup yüz elli tarihinde ikinci. Abbasi Halifesi Mansur zamanında vefat et-‘ miş olan mezhep sahibimiz İmam-ı A’zam Haz- retlerinfe en’ ağır baskıyı günün Halifesi Mansur yapmış,. ondan arzularına uygun fetva alabilmek için Ölümüne sebebiyet verecek derecede işkenceye bile maruz, bırakmıştır. Ancak, tarihlerin bizlere intikal ettirdiği vesikalara bakacak olursak, İmam-ı A’zam Hazretlerinin, bu baskı ve işkencelere karşı kendinden ...

Devamını Oku »

ÖYLE BABADAN BÖYLE ÇOCUK

Sabit küçük yaştan beri abdestini, namazını ihmal etmezdi. Bir gün ‘bahçesinin içinden geçen bir derenin kenarında yine abdest almakta iken, önüne kırmızı bir elma geldi. îştihasını çeken bu elmayı, âdeta gayr-ı ihtiyari bir şekilde alıp ısırdı. Henüz elmanın suyu boğazından aşağı inerken bunun haram olduğunu, sahibinin müsaadesi olmadan nasıl olup da haram elmayı ısırdığını düşündü. Birden aklı başına gelen Sabit, ...

Devamını Oku »

FİTNECİLER

Öyle kimseler var ki, işleri güçleri pislik eşeleyip fitne çıkarmak; her şeyin iyisi, güzeli, müsbeti dururken ille de kötüsünü, fenasını dikkate vermek itiyadmdadırlar. Bunlar daima ayrılık, münakaşa, kıtal hasreti içinde yanıp tutuşurlar; fitne ve fesaddan yılanın zehirden gıda aldığı gibi gıdalanır. zevk alırlar.Bu sebeple huzur Ve sükûnun tek müessisi Reşûlül- lah Hazretleri: ( — Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lanet ...

Devamını Oku »

NİMETİN ESERİ GÖRÜLMELİ

if rat ve tefrit iki aşın uçtur. II Yanİış anlaşılmasın, itikat ve ideolojiden bah- seden aşın uçları kasdetmiyörum. Sadece giyimde, kuşamdaki ifrat ve tefritten söz ediyor, ifrat ve tefritin yalnız giyimimize tealluk eden hususunu bahis mevzuu etmek istiyorum Benim bu mevzua girmeme sebep, bir kötü giyimli kimseyi göstermeleridir. Üzerindeki elbise, kendisine acındıracaik dereceye yakın bir solukluk ve eskiükte görünüyordu. Hatta ...

Devamını Oku »

KAHRAMAN SAFİYYE VE HUZEYFE

Bildiğiniz gibi, Medine’nin yakınma kadar gelmiş olan Mekke kâfirleri, Uhud eivannda karar- gâhlarını kurdular. Hazret-i Resulüllah ise (ye- diyüz) kadar Ashabiyle bunları karşıladı. Aradaki fark çok büyüktü. (Yediyüz) silâhsız Müslümana karşı (üç bin) silâhlı müşrik mevzi almışlardı. îslâmın en dehşetli cihadı burada cereyan etti. Ibn-i Kâmi’e denen imansız biri, çarpışma sırasında Zat-ı Risaletpenahi’ye kadar yaklaşabilmiş, bu arada elindeki kılıncıyla Resulüllah ...

Devamını Oku »

sui zan

Eski Müalümanlar lalamın bir çok hükümlerini İr-» biliyor, Müslümanın, İslama muhalif fiil ve ha- reketinin Islâmdan değil, kendi nefsî arzusundan doğduğunu anlıyorlardı. Bugün kahir ekseriyet İslâmî bilmiyor, bilmediği gibi onu tedkik ihtiyacını da duymuyor. Sadece Müs- lümanlarda gördüğü yaşayış ve tavırdan İslâmiyet hakkında bir hükme varıyor. İslâmî Islâmdan değil Müs- lümandan öğreniyor, Müslümanın istikametindeki doğruluktan dolayı bir kanaata varıyor. Bu ...

Devamını Oku »

CEZA

H azret-i îsa Aleyhisselâm geçmekte olduğu yo-> • 1un kenarındaki çukurda bir gencin ak sakallı bir ihtiyarı sürükleyerek tekmelediğini görünce mani olmak istedi. İhtiyar: — Dokunmayın, dokunmayın, diye ricada bulundu ve sebebini de şöyle anlattı: — Ben de babamı burada aynı şekilde şu ilerideki tepeye kadar sürüklemiştim. Bu benim oğlum da bana aynını yapıyor, babama ettiğimin intikamını alıyor! Evet, insanlar ...

Devamını Oku »

MÜSLÜMAN ZENGİNLE MEOÛSÎ ZENGİN

H er nimetin kendine göre bir külfeti vardır. Zenginlik de bir nimet-i İlâhidir ki, bunun külfeti ve mükellefiyeti de, muhtaçlara yardım etmek, perişan kimselerin dertlerine deva olmaktır. Şunu kat’i olarak ifade edebiliriz ki, eğer zenginler îslâmın kendilerini mecbur tkıttujğu mükellefiyetlerini yerine getirmiş olsalar, memlekette; ne sosyal adâlet işetiyoruz, teraneleri kalır, ne de sosyalizm palavrası ile fakirler aldatılabilirDinî mükellefiyetlerini yerine getirmedikleri ...

Devamını Oku »