İslam

EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN

2. Kul ile Allah arasında vasıtaya lüzum yoktur. Allah kullarına kendilerinden daha yakındır; O’nun izni olmadan kimse kimseye şefaat edemez. Allah’dan başkasına dua edilmez. 3. Hz. Peygamber en yakınlarına dahi faydası olamayacağını, insanı kendi iman ve amelinin kurtaracağını ifade etmiştir. 4. Herkes kendi yaptığından mes’uldür…(57) Buna karşı îslâm ulemasının cumhurunun (ekseriyetinin) inanç ve reyi şöyledir: Allah’dan istenecek bir şeyin ölü ...

Devamını Oku »

B — Tevessül:

Kabir ziyaretinden maksad ve faydanın ne olduğuna yukarıda temas etmiştik. Bunlardan biri de «ruhlara inşirah, yüce duygulara bereket sağlaması, yapılan duaların kabulüne vesile olması» idi. «Tevessül» de vesile ve vasıta kılmak demektir. Kabirde yatanı aracı kılarak Allah Teâlâ’dan birşey dilemek tevessülün istilâhi manâsıdır. Bilhassa İbn Teymiyye’- den beri (v. 728/1327) bu mesele şiddetli münakaşa ve ihtilâflara yol açmış, üzerinde uzun ...

Devamını Oku »

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

Bazı müctehidlere göre ziyaretin tek faydası ibret ve hatırlamadan ibarettir. 2 — Adabı: Ziyaretçi, ölünün yüzüne doğru döner, selâm verir, dua eder. Ziyaret esnasında sükûnet içerisinde ağlamakta bir mahzur yoktur. Hz. Âişe’nin «ne diyeyim?» sorusu üzerine Rasûl-i Ekrem: «Müslümanlar, ey iman ehli! Esselâmü aleyküm! Allah evvel giden ve geride kalanlarımıza rahmet eylesin! Allah isterse biz de aranıza katılacağız» de buyurmuştur. ...

Devamını Oku »

A — Kabir Ziyareti :

Hz. Peygamber Cs.a.) önceleri kabir ziyaretini yasaklamıştı. Bunun sebebi câhiliyye devrinden yeni çıkan müslümanlarm kabir ziyareti sebebiyle birtakım bâtıl inanç ve âdetleri hatırlamalannı, hataya düşmelerini önlemekti. İslâm gönüllere yerleşince kabir ziyaretine izin verdi ve bunu «âhireti hatırlama» hikmetine bağladı. «Sizi kabirleri ziyaretten menetmiştim; artık şimdi onlan ziyaret ediniz, çünkü bu size âhireti hatırlatır. (Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî…) Bu emir dışında ...

Devamını Oku »

IV — ÖLÜLERE FAYDALI OLAN İŞLER VE DAVRANIŞLAR

Bundan önceki bahislerde farz, vacib, müstehab, sünnet olarak, ölen din kardeşlerimize karşı vazifelerimizi arzettik. Şüphesiz bunların da ölüye ve onların yakınlarına maddî, manevî faydalan vardır. Burada arzetmek istediğimiz husus, vefatın vukubulduğu güne mahsus olmadan, yapabileceğimiz ne gibi işlerin ölülerimize faydalı olacağı, Allah’ın onlara af, rahmet ve ikram ile muamele buyurmasına vesile teşkil edeceğidir. Bu cümleden olarak kabir ziyareti, tevessül, çeşitli ...

Devamını Oku »

v13 — Ölünün Ailesine Ziyafet:

Hz. Ca’fer (r.a.) şehid olunca Rasûlullah (s.a.) yakınlarına: «Ca’fer ailesine yemek yapm çünkü onların başına -yeme içmeye bakamayacakları- büyük bir iş geldi,» demiştir. (52) Akraba ve komşuların, ölüm felâketi geçiren aileye bir günlük yemek hazırlayıp götürmesi müstehabdır. Fakat ölünün kendi ailesinin yemek hazırlayıp başkalarına ikram etmeleri hem cahiliye devri âdetlerinden olduğu, hem de zamansız bir külfet teşkil ettiği için İslâm ...

Devamını Oku »

Yakınını kaybeden ailenin ferdlerini ta’ziye etmek müstehâbdır. Hz. Peygamber ta’ziyede bulunmuş ve buna teşvik eylemiştir. Ta’ziye memleketimizde «başın sağolsun, Allah geride kalanlara ömür versin!» gibi sözlerle ifade edilmektedir. Kelimenin lügat mânası, «sabrettirmek, sabra teşvik etmek» dir. Musî

Devamını Oku »

a) Y as:

Câhiliyye devrinde kocası ölen kadın bir yıl mağaramsı bir kulübeye kapatılır, kimseyle temas etmez, yıkanmaz, saçlarını taramaz, tırnaklarını kesmezdi. Ölüye böyle yas tutmayı Hz. Peygamber menetmiş, sadece ölenin hâtırasına hürmeten yakın akraba için üç gün, koca için dört ay on gün bir nevi yas tutmayı meşrû kılmıştır. Bunlardan birincisi kocanın iznine bağlı olarak caiz, İkincisi ise gereklidir. Yas esnâsında kadın ...

Devamını Oku »

11 — Definden Sonra Duâ Etmek ve Kur’ân Okumak:

Hz. Peygamber (s.a.) definden sonra kabrin başında birmüddet durur ve etrafındakilere şöyle derdi: «Kardeşiniz içinAllah’dan mağfiret dileyin ve sorguyu şaşırmadan cevaplandırmasınıisteyin; çünkü o şu anda sorguya çekilmektedir.» (48)47) Bu hükümleri delil ve münakaşalarıyla beraber şu eserlerde görmekmümkündür: Buhâri, ag. esr, bab: 181; İbn Kudâme, ag. 17Ayni ag. esr. C: IV, s. 149, 168.EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN 63Bu hadis-i şerife ve sahabe ...

Devamını Oku »

b) İsrâf Bakımından:

İslâm birçok âyet ve hadiste israfı yasaklamıştır. İsrâf malın lüzumsuz yere ve ölçüsüz harcanması, sarfedilmesi demektir. Aç, çıplak, ilâçsız, tahsilsiz, eşsiz, işsiz, muhtaç müslümanlara yardım etmek varken binlerce lira sarfedilerek heybetli, süslü ve masraflı kabirlerin bina edilmesi isrâf hududu içine girmektedir.

Devamını Oku »

a) Tevhidi Korumak Bakımından:

Umumî kültürü ve dinî bilgisi zayıf kişilerin aklını çeler, ma’bedle mezarı birbirine karıştırmalarına, mezarda yatanın fevka’l-beşer bir varlık olduğuna inanmalarına sebep olur korkusuyla kabirlerin mescid gibi yapılması ve mescid haline getirilmesi şiddetle yasak edilmiş, kireç, mermer, taş ve benzeri ile yapılması da aynı sebeple menedilmiştir.

Devamını Oku »

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

ya kaderden şikâyet edici sözler yazılmasının memnû olduğun da ittifak etmiş, çoğu bunların haram olduğu neticesine varmışlardır. Bütün bunları nehyeden sahih hadisler mevcuttur. Buna mukabil kabrin yerden bir – iki karış yükselmesi, şeklinin deve hörgücü gibi olması, kerpiçle yapılması tecviz edilmiştir. İmam Şâfiî ise kabrin üstünün kemerli değil, düz olmasını tercih eylemiştir. (47) Okuduklarımızdan bizde hasıl olan kanâate göre bu ...

Devamını Oku »

10 — Kabir:

Kabrin dış şekli üzerinde titizlikle durulmuş, bununla alâkalı yasaklar konmuştur. Buhâri’deki bir rivâyetten anlaşıldığına göre bunun tek sebebi tevhidi (yalnız Allah’a ibâdet esasını) korumaktır. Hz. Âişe Rasûlullâh’m (s.a.) son hastalığında şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: Allah yahudi ve hıristiyanlara lânet etsin ki peygamberlerinin kabrini mâbed haline getirdiler. Hz. Âişe diyor ki, «Eğer bundan korkulmasaydı Hz. Peygamberin kabri dışardan belli olacak şekilde ...

Devamını Oku »

EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN

Nevevî, İbn Hazm, Ebû İshâk eş-Şirâzî, kalkmayı tercih edenler arasındadır. Kalkmanın meşrû olduğunu fakat zarurî olmadığını söylemek mümkündür. (43) İhtiyaç olunca cenazeyi vasıta ile taşımak tecviz edilmiştir. (44)

Devamını Oku »

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

b) Ebû Hureyre’nin rivâyet ettiğine göre Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur: «Namaz kılmıncaya kadar cenazenin yanında bulunana bir kırât; defnedilinceye kadar hazır bulunana iki kırât ecir vardır.» İki kırât nedir? diye sorulunca «iki büyük dağ gibidir.» buyurdular. (381 İbn Kudâme cenazeye iştirâk ve ittibâ’nm üç derecesi olduğunu, bunların birincisini yapanın da vazifesini yapmış bulunacağını, ancak üçüncüsüne kadar devamın daha ecirli olduğunu ...

Devamını Oku »

8 — Musâllâdan Kabre:

Cenaze namazı kılındıktan sonra onu kabre kadar taşımak vazifesi vardır. Bir de taşımaya iştirak etmeyenlerin cenazeyi görünce ayağa kalkıp kalkmamaları mevzuu münakâşa edilmiştir. Önce hadisleri görelim:

Devamını Oku »

EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN

tiba bırakan, kötülüğü söylenen ölülerin de cezayı hak edeceklerini ifade etmektedir. Buradaki şahidlik, tanımadan, bilmeden, kafadan atarak «iyi idi» diyenlerin şahidliği değil; iyi bilip iyi diyenlerin doğru şahidliğidr. Dördüncü hadis yaptıkları kötülük yüzünden ölülerin arkasından kötü söz söylemek ve sövüp saymanın caiz olmadığını ifade etmektedir. Ancak ulemâ-i İslâm Kitab ve Sünnet’in umumatım gözönüne alarak şöyle demişlerdir: Ahlâksızlık, fısk ve bid’atı ...

Devamını Oku »

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

Bu âdetler karşısında önce naslara, sonra da İslâm alimlerinin açıklamalarına bakalım: a) Zeyd b. Sâbit rivayet ediyor: Osman b. Maz’un, Ansâr’- daıı Ummu’l-alâ isimli hanımın evinde vefat etmişti. Rasûlullâh (s.a.) ölünün yanma geldi. Ümmü’l-alâ anlatıyor: — Ey Ebû Sâbih (Osman b. Maz’un) Allah sana rahmet eylesin. Ben üzerine şahidlik ederim ki Allah sana ikram eylemiştir. Dedim. Rasûlullâh: — Allah’ın ona ...

Devamını Oku »

7. Tezkiye, Şâhidlik ve Ölünün Ardından Konuşmak:

Bizdeki adete göre cenaze namazı kılınınca imam «ey cemaat bu kişiyi nasıl bilirdiniz?» diye sorar; cemaat de» iyi bilirdik, Allah rahmet eylesin!» derler. Büyült şehirlerde rastladığımız bir âdet daha var: Namazdan sonra imam cenazenin başında nutuk çekiyor, onun iyiliklerinden bahsediyor, duâ edip cemaatin tezkiyesini alıyor.

Devamını Oku »

g) Kabir Üzerine Namaz :

Şafii ve Ahmed b. Hanbel bu mevzuda rivayet edilen sahih hadislere dayanarak definden sonra kabirdeki cenaze üzerine namaz kılmanın caiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. İbn Hanbel bunu azami bir ay ile kayıtlamış, daha sonra kılınmaz demiştir. Daha önce kılınmış olması bu hükme tesir etmemektedir. Hanefılere göre ya daha önce namazı kılınmamış olmak ya da salâhiyetsiz birisinin kıldırmış olması gibi mazeret bulunmadıkça ...

Devamını Oku »