İslam

F — Mevlid:

Doğmak, doğum zamanı ve yeri manâsına gelen mevlid kelimesi önceleri «Hz. Peygamber’in doğum gecesi» için kullanılmış, daha sonra O’nun doğumunu, vasıflarını ve husûsiyetlerini işleyen manzumelere de «mevlid kasidesi» veya kısaca «mevlid» denmiştir. Hz. Peygamber (s.a.)’in doğum gecesi, merâsim ve şenlik yapma âdeti hicri dördüncü asırda, Fâtımîler’de başlamıştır. Fâtımîler bunun yanında Hz. Ali, Fâtıma, Haşan, Hüseyin ve halifeleri için de mevlid ...

Devamını Oku »

EBEDİYET y o l c u s u n u u ğ u r l a r k e n

bunlar sonradan uydurulmuş bid’atlardır. Yapılması fayda yerine zarar getirir, bid’atlann yayılıp yaşamasını sağlar. Allah ve Resûlü’nün tâyin ettiği gün ve gecelerden başka bir gün ve geceyi, muayyen bir ibâdet için tâyin ve tahsis etmek bid’attır, yasaklanmıştır. Muayyen bir gün ve gece bahis mevzûu olmadan müslümanın, geçmişleri için yapacağı, sünnete uygun pek çok ibâdet ve hayırlar vardır. Muayyen gün ve gecelerde ...

Devamını Oku »

E — Muayyen Günler ve Geceler:

Daha çok gezgin kitapçıların sattığı en’âm, duâ ve bazı ilmihâl kitaplarında «üçüncü, kırkıncı, elliikinci geceler» den, bu gecelerde yapılacak duâlardan bahsedilmektedir. Ayrıca halk muayyen günlerde bazı kabirlerin etrafında toplanmayı orada yiyip içmeyi, mesire ve duâ yapmayı âdet haline getirmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde böyle gün ve gecelerden, bu gecelerde yapılacak duâlardan bahsedilmemiştir. Şu halde

Devamını Oku »

2. Devir:

Fakih Ebû-leys es-Semerkandi’nin (v. H. 373) en-Nevâzil isimli kitâbma atfen şöyle bir fetvâ nakledilmiştir: Ölü ıskat için gereken malı bırakmamışsa bir miktar mal (meselâ para) ödünç alınır, bir fakire «filâna vekâleten bu meblağı onun şu kadar namazımn fidyesi olarak sana veriyorum» denir ve verilir o da «bunu ona vekaleten sana bağışlıyorum» der, bu alıp verme işi ıskat bitinceye kadar devam ...

Devamını Oku »

EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN

1. Iskat: Yaptığım araştırmalarda namaz için ödemek suretiyle yapılacak ıskata hicri ikinci asrın sonlarından önce, devir suretiyle ıskata ise beşinci asra kadar cevaz veren bir fakihe rastlamadım: Naslar, mazereti dolayısıyla oruç tutamayan kimsenin fidye verebileceğini ifâde etmektedir. Fukahânın cumhûru mazeretsiz olarak oruç yemiş ve vefat etmiş kimse namına veresenin fidye verebileceğine hükmetmişlerdir. Müteveffa vasiyet etmiş ise bu kıyâs hükmü daha ...

Devamını Oku »

D — Iskat ve Devir:

Namaz, oruç, kurban, adak, kefâret gibi ibâdet ve borçları ifâ etmeden vefat etmiş bir kimseyi bu borçlardan kurtarmak için fukaraya nakdi bedellerini vermeye «ıskat» denir. Nakdi bedeli vermek yerine muayyen bir miktan bir beze çıkılayıp fukaraya hibe etmek sonra hibe yoluyla ondan geri almak ve borç bitinceye kadar bu işe devam etmeye de «devir» denir; bu yolla ölüden, mezkûr borçların ...

Devamını Oku »

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

Allah rızası bahis mevzuu olmadığına göre sevabı da yoktur; olmayan şey satılamaz… Kıyâs: Kur’ân okumak namaz, oruç gibi bedeni bir ibâdettir, bunlan para mukâbilinde yaptırmak caiz olmadığı gibi onu da yaptırmak caiz değildir.» Cs. 181-182) «Menfaat karşılığı okuyan menedilir, alan ve veren günahkârdır.» Cs. 180) «Zamanımızda yaygın hâle gelen ücret karşılığı cüz okumak (hatim okumak) caiz değildir. Çünkü bunda ecir ...

Devamını Oku »

EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN

böyle bir zaruret yoktur. Her müslüman bildiğini okur ve duâ edebilir. Bu mevzuda müstakil bir eser yazan mütebahhir hanefi fakihi İbn Abidin elli kadar kitap mütâlâa etmiş ve yukardaki neticelere varmıştır. «Şifâu’l-alıl ve bellü’l-ğâlîl fî hukmi’l-vasıyyeti bi’l-hatemâti ve’t-tehâlîl» ismini taşıyan mezkûr eserden (74) bazı kısımları terceme ve nakletmekte fayda görüyoruz: «Kur’ân-ı Kerim’i okumak ibâdettir. Bir ibâdetin gerçekten ibâdet olabilmesi ve ...

Devamını Oku »

C — Ücretle Kur’ân Okumak ve Okutmak:

Ölüye faydası dokunan ibâdetlerimizden birinin de Kur’ân okumak olduğunu görmüştük. Namaz, oruç, hac, zekât, sadaka, duâ, içtimâi hizmetler, hayırlar ve tesisler… ölü namına yapılacak en iyi hediyeler olduğu halde bunlar zamanla unutulmuş, bunların yerini hatim, devir ve mevlid almıştır. Evet bir kimse hiçbir maddî menfaat beklemeden ve almadan Kur’- ân-ı Kerim’i okur ve bunun sevabını ölüye bağışlarsa cumhûra göre yaptığı ...

Devamını Oku »

Hadisler

1. Allah yahûdilere lâ’net etsin! Peygamberlerinin kabirlerini mescid (mabed) haline getirdiler. (Buhârî, Müslim). 2. İbn Abbâs Rasûlullâh (s.a.)’ın -uygunsuz bir şekildekabir ziyaret eden kadınlan, kabirlere mescid yapan ve ışık

Devamını Oku »

B — Kabirlerde Mescid, Namaz, Işık ve Kurban:

Kabule şâyan olur niyetiyle kabir yanında namaz kılmak, kabirlerin üzerine mescid yapmak ve kabir civarını mescid haline getirmek, kabirlere mum ve ışık yakmak kısmen câhiliye devri âdetlerinden olduğu, kısmen de tevhid inancına ve tasarruf prensibine aykırı olduğu için yasaklanmıştır:

Devamını Oku »

EBEDİYET YOLCUSUNU UĞURLARKEN

İmdi bu sünneti terkedip onun yerine «Ey filân oğlu veya kızı filân, dünyayı terkettiğin zaman ve durumu hatırla…» şeklindeki sözlerle imamın telkin vermesi sünnet değildir. Bunu Rasûlullâh’ın yaptığına veya yapm dediğine dair sahih bir hadis yoktur. Büyük müctehid ve hadis bilgini Ahmed b. Hanbel’e telkini sorduklarında şu cevabı vermiştir: «Ebû’l-Muğîre vefat edince Şamlılar bunu yaptılar, bunlardan başka mezkûr telkini yapan ...

Devamını Oku »

A — Kabirde Telkin:

Cenazeyi defnettikten sonra Rasûlullâh (s.a.)’m kabirde bir müddet kaldığını, cemâate: «kardeşiniz için istiğfar edin ve iman üzerine sebatını dileyin; çünkü o şu anda sorguya çekilmektedir,» buyurduğunu daha önce zikretmiştik. Buna göre sünnet olan definden sonra kabrin başında bir müddet kalmak, Allah Teâlâ’ya, din kardeşimizin affı ve mağfireti için duâ etmektir. Kur’an-ı Kerîm’den bazı kısımlann okunmasının da sünnet ve faydalı olduğunu ...

Devamını Oku »

V — BİD’ATLAR ve YASAKLAR

İslâm dini, mensuplarına, vefat eden din kardeşleri için neler yapacaklarını en küçük teferruatına kadar açıklamış, hiçbir hususu karanlıkta bırakmamıştır. Ayrıca Hz. Peygamber’in ve örnek nesillerin (sahâbe, tâbiûn ve tebeu’t-tâbiîn) tatbikatı da yolumuza ışık tutmaktadır. Bütün bunlara rağmen bilgisizlik, menfaat temini ve bâtıl âdetlere uyma alışkanlığı gibi sebepler müslümanları yanlış yola itmiş, bid’atlan işlemelerine, yasaklan çiğnemelerine âmil olmuştur. Bilindiği üzere «bid’at,» ...

Devamını Oku »

b) Sadaka:

Bazı sahâbîler, ölmüş yakınlan adına tasaddukta bulunmalarının, onlara fayda verip vermiyeceğini Hz. Peygamber (s.a.)’dan sormuşlar ve müsbet cevap almışlardır. Sâ’d b. Ubâde anası namına yapacağı hangi sadakanın daha hayırlı olduğunu sormuş Rasûlullâh da «su getirmek» buyurmuştur. (Ahmed, Nesâî) Nakdi sadakanın, cenazenin defni ve teçhizi sırasında ve kabirde verilmesi mekruh sayılmıştır.

Devamını Oku »

a) Duâ ve İstiğfar :

«Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi yarlığa…» (68) gibi âyetler, diri ve ölü mü’minlere duâ edildiğini, edilmesi gerektiğini ifade eden naslar ve cenaze namazı, duâ ve istiğfarın ölülere fayda vereceğini isbat etmektedir.

Devamını Oku »

2. Başkalarının Onun Namına Yaptıkları:

Geride kalanların ölüleri için yaptığı ibâdet ve hayırların faydasını iki bakımdan ele almak gerekir: Birincisi: Müteveffanın borçtan kurtulup kurtulmaması: Bir kimse üzerinde namaz, oruç, hac, zekât, adak, kul borcu gibi borçlar bulunarak âhirete intikâl etmiş ise geride kalanların -ölünün vasiyeti olsun, olmasın- bunları edâ etmeleriyle borçtan kurtulur mu? Fukahâ bu bakımdan ibâdetleri üçe ayırmışlardır: a) Namaz, oruç gibi bedeni ibâdetler: ...

Devamını Oku »

C — Ölü için Yapılan ibâdetler, Hayırlar ve Dualar:

1. Kendi Yaptıkları ve Sebep Oldukları: Kitâb ve sünnet müslümaııları hayatta ve sıhhati yerinde iken ibâdet ve hayır yapmaya teşvik etmiş, bunun hastalık halinde veya vasiyet ile yapılan hayırdan daha üstün olduğunu bildirmiştir. (63) Hadislere göre amel defteri ölümle kapanır; ancak açılan çığır, sebep olunan iyilik veya kötülük, devam eden hayırlar bu defterin işlemesini temin eder. Bazı hadisler: «insan oğlu ...

Devamını Oku »

Netice

İbn Teymiyye -biraz da muâsırlarmın davranışları sebebiyle- bu meselede ifrata düşmüştür. Tevhid inancını korumak gibi iyi ve yüce bir niyeti vardır; bununla me’cur olabilir. Onun karşısındakiler de zaman zaman sert ve insafsız davranmışlar, neticede İslâm’ın menettiği tefrika doğmuştur. Şu çizgide birleşmek mümkündür: Ölüler ile tevessülün lüzum ve zarûretine dair bir nass yoktur. Bunu inkâr eden ehl-i sünnet câmiasmdan çıkmaz. Allah’a ...

Devamını Oku »

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

Muhalifler bu hadisi kabul ediyor, «hayatında Hz. Peygamber ile, gene sağlıklarında ehl-i beyti ile tevessül caizdir, fakat ölümden sonra caiz değildir» diyorlar. 3. Hz. Ömer’in hilâfeti devrinde Mâlik b. Iyâz (ed-dâr) Rasûlullah’ın kabrine gelmiş ve «Ya Rasülallah ümmetin mahvoluyor, onlar için Allah’dan yağmur iste» demiştir. Bu hadisi Beyhaki, Sübki, Buhâri (Tarih’inde) İbn Ebî – Heyseme, İbn Ebi-Şeybe rivâyet etmişlerdir. 4. ...

Devamını Oku »