Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

İslam

İSLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

s a h i b i d e o n a z a r û r e t h a l i n d e m u h t a ç b u l u n m a s ı n . B u n u n i ç i n ­ d i r k i H z . ...

Devamını Oku »

CUMA GÜNÜ VE NAMAZI

Allâh ile beraber kılar sonra yetişirim» demişti. Hz. Peygamber namaz kılınca onu gördü ve sordu: — Sabahtan arkadaşlarınla beraber niçin gitmedin? — Cumayı seninle kılmak, sonra arkalarından yetişmek istedim. — Yeryüzünün bütün varlığını Allah yolunda harcasan onların sabahtan çıkışlarının sevabını elde edemezsin!» (Ahmed, Tirmizi) 8. Hz. Ömer, sefer kıyafetine bürünmüş bir kimseyi görmüş ve «bugün cuma olmasaydı yola çıkacaktım», dediğim ...

Devamını Oku »

ISLÂM’IN IŞIĞINDA GÜNÜN MESELELERİ

1. İbn Mes’ûd’dan, Hz. Peygamberin (s.a.) cumayı kılmayan kimseler için şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Vallahi cemâate namaz kıldırmak üzere birisine emir verip sonra, cumaya gelmeyenlerin içinde bulundukları evleri yakasım gelir.» (Müslim, İbn Hanbel). 2. Ebû-Hüreyre ve İbn Ömer’den, Rasûlullâh’m (s.a.) minberinden şöyle hitâbettiğini duydukları rivayet edilmiştir: «Bazı kimseler ya cumayı terketmekten kesin olarak vazgeçerler yahut da Allah onlann kalplerini mühürleyecek ...

Devamını Oku »

CUMA GÜNÜ ve NAMAZI

Hicretin birinci asrından bu yana İslâm âleminde büyük bir ihtimamla toplu halde edâ edilegelen cuma namazının ve Allah’ın müstesnâ nimetlerine zarf teşkil eden cuma gününün İslâm’da çok önemli bir yeri vardır. Hayatı boyunca Hz. Peygamber (s.a.) Medine’de bu namazı bizzat kıldırmış, sonra Hulefâ-i Râşidin devlet başkanlığı yanında cuma imamlığını da yürütmüşlerdir. Daha sonraki devirlerde de cuma imamlığı ya halifenin, yahut ...

Devamını Oku »

Af Dilemekten Çekinmeyin

Af Dilemekten Çekinmeyin

HİÇ BİR GÜNAH Af dilemekten çekinmeyin, Çünki hiç bir günah ALLAH’ın Rahmetinden büyük değildir.

Devamını Oku »

NECAŞÎ’NİN HUZURUNDA HAK İLE BÂTIL HESAPLAŞIYOR

NECAŞÎ’NİN HUZURUNDA HAK İLE BÂTIL HESAPLAŞIYOR PEYGAMBERLİĞİN (5)’inci senesinde ilk Habeşistan kafilesi yola çıkmış; ilk Müslümanlar dinleri için evlerini, barklarını terkederek gurbet ellerine yerleşmeyi göze almaya mecbur kalmışlardı. Bu kafilenin gidişinden hemen sonra İslâm’la müşerref olan Hazret-i Ömer, mü’minlere büyük bir kuvvet ve destek olmuşsa da, müşrikler işin gittikçe büyüdüğünü düşünmeleri üzerine zulümlerini daha da arttırmaya başlamışlardı. Bu yüzden peygamberliğin ...

Devamını Oku »

MÜŞRİKİN HİMÂYESİNİ REDDEDİP ALLAH’IN HİMAYESİNİ SEÇEN ZÂHİD SAHABÎ

MÜŞRİKİN HİMÂYESİNİ REDDEDİP ALLAH’IN HİMAYESİNİ SEÇEN ZÂHİD SAHABÎ: OSMAN BİN MAZ’UN VE İKİNCİ HABEŞİSTAN KAFİLESİ HAMZA’dan sonra en güçlü adamlan Ömer’in de İslâm’a girdiğini gören müşrikler, işin gittikçe aleyhlerine geliştiğini anlayınca baskılarını arttırıp, zulümlerini çoğaltmaya başladılar. Nitekim Resûlüllah’ın bulunduğu mahalleye gidiş gelişleri önlüyor, orada alım-satımı yasaklıyor, toplanmış olan Müslümanları dağıtmak ve caydırmak için plânlar kuruyorlardı. Halbuki iman, onların sandığı gibi ...

Devamını Oku »

HAZRET-İ ÖMER’İN PEYGAMBERİMİZİN DUASIYLA İSLÂM’A GİRİŞİ

MÜŞRİK ZULMÜNDEN BÂZI MÜSLÜMANLAR HABEŞİSTAN’A GÖÇME ZORUNDA KALIRKEN. HAZRET-İ ÖMER’İN PEYGAMBERİMİZİN DUASIYLA İSLÂM’A GİRİŞİ RESÛLÜLLAH Hazretleri tebliğ ve ta’limiyle muvazzaf bulunduğu İslâm’ı tam beş senedir ilân ediyor, ancak iman edenlerin sayısında ise göze çarpacak nisbette bir çokluk görülmüyordu. Nitekim beş sene boyunca yapılan tebliğ neticesinde Müslüman sayısı henüz kırka bile varamamıştı. Demek ki, senede on kişiden az insan kazanılı­ yordu. ...

Devamını Oku »

İSLÂM’IN HİZMETİNE VERİLEN İLK EVİN SÂHİBİ

İSLÂM’IN HİZMETİNE VERİLEN İLK EVİN SÂHİBİ: ERKÂM’IN MÜSLÜMAN OLUŞU MİLÂDÎ takvim 610’u gösteriyordu. İsa Aleyhisselâm’dan sonra tam altı asır geçmiş, İlâhî emir ve irşadlardan bütün bütüne mahrum kalmış olan Mekke müşrikleri işi iyice azıtmışlardı. Kendi öz yavrularını götürüp çölün ortasında diri diri toprağa gömme vahşetine kapıldıkları­ nı hatırlamak bile, onların içine düştüğü vahşeti tahmine kâfi gelir. İşte böyle bâtıl anlayışların ...

Devamını Oku »

Artık bana düşen, güzelce sabretmek.

Devamını Oku »

İmam Gazalinin TEKRAR TEDRİS HAYÂTINA DÖNÜŞÜ

İmam Gazalinin TEKRAR TEDRİS HAYÂTINA DÖNÜŞÜ : Hicrî 499 (1105-<J/ yılında, Nizâmü’l-Mülk’ün oğlu ve Selçuklu sultanı Sancar’ın veziri olan Fahrü’l-Mülk İmâm Gazâlî’ye, tekrar tedris hayâtına dönmesi için İsrarlı ricâlarda bulundu. Zâten o da inzivâyı terk etmek, vaaz ve irşâd vazifesine başlamak kararını vermişti. Bir sene sonra hicrî 6 ncı asır başlayacaktı. Birçok sâdık riiyâ- lar görülmüş, meşhur lıadîs-i şerifte «her ...

Devamını Oku »

İmam Gazali nin DOLAŞTIĞI ZİYÂRET ETTİĞİ YERLER

DOLAŞTIĞI ZİYÂRET ETTİĞİ YERLER : Şam’da iki sene kaldıktan sonra Kudüs’e geçti. Orada Kubbe- tü’s-sab.ra’ya gider, o mübârek yere kapanır ve mücâhedesine devâm ederdi. Beyt-i Makdis’i, Halilü’r-Rahman’da İbrâhim aleyhisselârnm ve diğer peygamberlerin (onlara selâm olsan) kabirlerini ziyârel etti. Hazret-i Isâ aleyhisselâm’ın doğduğa yere uğradı. İbrâhim aleyhisselârnm makamında, şu aç mes’ele hakkında nefsiyle ahd etti: (1) Padişahların huzuruna gitrniyeceğim. (2) Onların hediye ...

Devamını Oku »

NEFS-İ MÜLKİME VE DİĞER MAKAMLAR

NEFS-İ MÜLKİME VE DİĞER MAKAMLAR : 3 — NEFS-1 MÜLHİME: Kişi nefs-i emmâre hâlinden, pişmanlık duyup nefs-i levvâme katma yükselir, tevbe, istiğfar, zikir, ibâdet, mâsivadan kaçmak, mürşidinin terbiyesini kabullenmek ve uzun nefs mücâhedeleriyle üçüncü dereceye yükselir. Bu derecedeki kişiye ilhâmlar gelir, esintiler olur. İmân hakikatleri kalbinde inkişâf eder. İlim, aşk, mârifet ehli olur. Ancak bu ilhâm ve esintiler gurur sebebi ...

Devamını Oku »

NEFS İ LEVVÂME DERECESİ

NEFS İ LEVVÂME DERECESİ : NEFS-Î LEVVÂME. Levvâme «çok kötüleyen, kendini çok kötüleyici» mânâsına gelir. Nefs-i emmâre seviyesindeki kişi kötülüklere, haramlara, rezilliklere —tâbir câizse— dört nala, istekle koşar. Nefs-i levvâme seviyesinde ise, nefsinin kötülüğünü bilit, nefsini çok kötüler, yaptığı kötülüklerden vicdan azabı ve pişmanlık [nedâmet] duyar. Âyet-i kerîmede «Ve lâ uksimu bin-nefs-il-levvâ- tne = Kendini alabildiğine kınayan nefse yemin ederim ...

Devamını Oku »

İMÂM GAZÂLÎ — HAYÂTI,   NEFS-Î EMMÂRE

İMÂM GAZÂLÎ — HAYÂTI, NEFS-Î EMMÂRE: Bu, en aşağı ve kötü derecedir. Kötülükle emr eder. Bu seviyedeki inşân şehvetinin esiri olur, Şeytan’a itaat eder. Akıllı bir mü’rfiin nefs-i emmâresiyle devâmlı savaş hâlinde olmalıdır. Nefs-i emmâre, insana ebedî âhiret saâdetini, şu yalan ve geçici dünyânın beş dakikalık şehvet lezzetine sattırır; kişiyi âlâ-yı illiyyinden esfel-i sâfilîne attırır. İslâm büyüklerinden «Ebû Sâbii Muhammed ...

Devamını Oku »

İmam Gazali DOĞUM TARİHİ, BABASI, TAHSİLE BAŞLAYIŞI

İmam Gazali  DOĞUM TARİHİ, BABASI, TAHSİLE BAŞLAYIŞI : İmâm [din önderi mânâsına] hazretleri hicri 450, milâdî 1058 tarihinde Tûs’da doğdular. [Brockelmann’a göre 451 lıicrî, 1059 milâdî yılında doğmuştur.] Rivâyete göre fakir ve tahsilsiz bir zâtın oğludur. Talısîl sâhibi olmamakla berâber, pederi ilini ve irfânın değerini bilen, dindar ve uyanık bir.zât idi. Gençliğinde okuyup âlim olamadığına çok üzülürdü. İki oğlunu, Muhammed ...

Devamını Oku »

İMÂM GAZALİ İSMİ, LÂKABLARI, KÜNYESİ

İMÂM GAZALİ İSMİ, LÂKABLARI, KÜNYESİ : İslâm tarihinin bu büyük ve şerefli şahsiyetinin ismi, ilim kitâb- larında şu şekilde anılır: Hüccetü’l-lslâm Zeynü’d-Dîn Ebû Hâmid Muhammed İbn Muhammed el-Gazâlî [yahut el-Gazzâlî] et-Tûsı eş-Şâfiî. Hüccetü’l-lslâm [İslâm’ın hücceti; senedi, delili; isbatlayıcısı], Zeynü’d-Dîn [Dînin süsü] terkibleri onun lâkablarıdır, yâni kendi isminden başka, sonradan takılan adlarıdır. Müşârünileyhin [adıge- çen bu yüce zâtın] başka lâkablan da ...

Devamını Oku »

Hayırlı Cumalar

Devamını Oku »

Yemek Yemenin Adabı

Hamd Allah’a mahsûstur. O Allah ki, yeri ve gökleri yoktan var etti. Bütün canlıların rızıklannı te’mîn ve kullarının helâl nafaka ile gâlih amellerde bulunmalarını kolaylaştırmak için, bulutlardan indirdiği yağmurla topraktan yiyecek ve bütün bitkileri çıkarmak sû- retiyle kâinatı en güzel bir şekilde idâre etti. Salât ve selâm, kâinât var olduğu müddetçe, açık mûcizelere sâ- hib olan Muhammed (S.A.V.) ve O’nun ...

Devamını Oku »

ÂLİMLERİN KANI ZEHİRDİR

ÂLİMLERİN KANI ZEHİRDİR İmâm-ı A’zam talebeleri arasında bulunduğu bir sırada vücûdunu bir akrep soktu ve yere düştü. Talebeleri akrebi öldürmek isteyince; “Onu öldürmeyiniz, kendimi onunla tecrübe etmek istiyorum, bakalım haklarında hadîs-i şerifte; “Âlimlerin kanı zehirdir” buyrulan âlimlere dâhil miyim?” dedi. Talebeleri akrebe baktılar, kıvrandı, büzüldü ve hemen öldü.

Devamını Oku »