Canlandırmacılık üslupları.

Klasikçilik tarzında en önemli mimarlar Latrobe ve Bulfinch’ti. Onları izleyen kuşak, Yunan biçimlerini, Roma biçimlerini tercih etti ve Yunan canlandırmacılığını üretti. Yunan canlandırmacılığının|bu|üsluba^ellibaşlı katkısı, konutlarla kamu binaları için ilk Yunan tapınaklarındaki üslubun bir deği­ şime uğratılmasıydı. Üslubun etki alanı hızla kuzey, gü­ ney ve batıya yayıldı. Bugüne gelen başlıca örnekleri, William Strickland’ın Philadelphia Ticaret Borsası (1832-34) ile Alexander Jackson Davis’in New York’taki La Grange (Lafayette) terasıdır (1932-36). 1850’li yıllara kadar, klasik canlandırmacı üsluplar, Amerikan mimarisinde bir daha asla bu boyutlara ulaşamayacak bir birlik yarattı. Ama Amerikalı mimarlar, 1810’dan önce bile İngiliz çağdaşlarının yolunda ilerleyerek, Amerika’ya rakip bir üslubu sunmaya başlamışlardı: Gotik canlandırmacılık. İngiltere’de romantizmin yükselişiyle birlikte ortaya çı­ kan bu akımın, kuruluştan sonraki ilk|ente!ektüel gelişimini romantizmi çok iyi tanıyan bir ülke tarafından devralınması, duruma uygundu. Gene bu üslübun en doğal olarak kilise mimarasine uymasına da şaşmamak gerekir. Çok yapıt vermiş bir kilise mimarı olan Richard Upjohn, New York’ta yaptığı Trinity Kilisesi’ni (1839-46), Gotik Canlandırmacılık kiliselerinin modeli haline getirdi. Üslup kolej binalarında da yaygın biçimde uygulanarak bu kurumlar prestij sahibi İngiliz Üniversiteleri Oxford ve Cambridge ile özdeşleştirildi. İç Savaş’tan önce, Roman, Mısır ve İtalyan villa üslubu gibi başka canlandırmacı üsluplar da denendi ama, bunlar daha az uygulama alanı buldular. Andrew Jackson Dowming’in savunduğu, orta sınıf için dağ evi mimarisi daha yaygındı. Makul fiyatlı ve iyi inşa edilmiş olan bu Downing tasarımları, hem inşaat hem de dekorasyon malzemesi olarak tahtanın olanaklarını sonuna kadar kullanıyordu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)