BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI. SONRASI EDEBİYATI

1920’li yılların Amerikan edebiyatı, idealler, ve hatta uygarlığın kendisi nedeniyle uğranan hayal kırıklığıyla tanımlanabilir. «Yitik kuşak» denen kuşağın yazarları, savaşa karşı düş kırıklığı tepkisi göstererek, The Waste Land’in kederli tonunu benimsediler. Genç şair E.E. Cummings, romanı The Benormous Room’u (Koca Oda, 1922) kendi savaş deneyiminin temeline oturttu, John Dos Passos ve William Faulkner de aynı yolu izlediler. Ne var ki Ernest Hemingway, savaş deneyimi ile kayıp duygusunu, Paris’teki hayal kırıklığına uğramış bir 412 ABD (EDEBİYAT) William Faulkner ( 1897-1962). Ernest Flemingway ( 1899-1961). grubun deneyimini deşen ilk romanı The Sun Also Rises (Güneş de Doğar, 1926), ve A Fadewell to Arms (Silahlara Veda, 1929) ile en berrak biçimiyle yakaladı. Amerikalı yazarlar, kısmen kasaba ahlakı ve Amerikan kültü­ rünün sığlığı olarak baktıkları şeylerden kaçmak için 1920lerde Paris’te toplandılar. Bunların arasından ABD’de en fazla başarıya ulaşan yazar F. Scott Fitzgerqld oldu. Başyapıtı The Great Gatsby (Muhteşem Gatsby, 1925), «gürültülü Yirmili yıllar»’ın, şık kızlar çağının ve caz çağının imgesini yaratmaya yardımcı oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nde bir grup yazar, kasaba Amerika’sından kaçışlarını yazarak, bu tür yerlerin ikiyüzlülüğünü gözler önüne serdiler. Sherwood Anderson, kendi kenti Clyde (Ohio) üzerine yazdığı Winesburg, Ohio{^9^9) ile diğerlerine esin kaynağı oldu. Sinclair Lewis, Main Streefte (Ana Cadde, (1920)taşralılığa hücum etti ve Babbitti 1922) ile dile “düşünmeyen konformist” anlamına yeni bir kelime ekledi. H.İ. Mencken denemelerjyazdı.jSpor öyküleriyle Ring Lardner ve 1920’li yılların sonunda otobiyografik romanı Look Homeward Angel {Bu Melek Satılık Değil, 1929) ile Thomas Wolfe da aynı şeyi yaptılar. Avrupa modernizmi Amerika Birleşik Devletleri’ne bu dönemde erişti. Getrude Stein’ın daha önce Paris’te geliştirilen, Amerikan dilinin kelimeleriyle ve konuşma kalıpları ile yaptığı deneyler, Hemingway’i de, başka birçok yazarı da etkiledi. Marianne Moore Dial dergisinin editörlüğünü yaparak, onlarca yıl boyunca disiplinli, çoğu kez sıradışı şiirleriyle Amerikan şiirini etkiledi. Hart Crane, Amerikan epik yapıtı The Bridge (Köprü, 1930) ile, Eliot’ın daha az yerli modernizmine bir alternatif oluşturma çabasında bulundu. William Faulkner «bilim|akımı romanı» tekniğini James Joyce’un Ulysseslnden özümledi ve The Sound and The Fu r/de (Ses ve Öfke, 1929) bundan yararlandı. Modernizm öğretileri Criterion, D/a/ve Hound and Horn gibi küçük dergilerde savunuldu. Bu arada Amerikan edebiyatı da eleş­ tirel araştırmalara konu oluyordu. D.H. Lawrence’in Studies in Classic American Literature’mı (Klasik Amerikan Edebiyatı Üzerine Çalışmalar,r 1923), William Carlos Williams’in İn the American Grain’\ (Amerikan Do­ ğasına uygun, 1925) ve V.L. Parrington’ın Main Currents in American Thoughtu (Amerikan Düşüncesinde Başlıca Akımlar, 1927-30) izledi. Bu dönem boyunca, Amerikan tiyatro oyunu sanatı, öncelikle Eugene O’Neil’in oyunları sayesinde seçkin hale geldi. The Emperor Jones (İmparator Jones, 1920), Mourning Becomes Electra (Elektra’ya Yas Yaraşır, 1931 ) ve daha sonra yazdığı, şiirsel bir biçimde otobiyografik başyapıtı Long Day’s Journey into Night (GünEugene O’Neill (1888-1953). den Geceye, 1956) gibi ürkütücü, sembolik ve son de rece psikolojik yapıtlarıyla, O’Neill, Amerikan oyun ya zarları için yeni bir standart koydu. Aralarında Maxwell Anderaon, Philip Barry, Lillian Hennman, Elmer Rice, Thornton Wilder ve daha sonra da Edward Albee, Arthur Miller ve Tennessee Williams’in bulunduğu çok sayıda yetenekli oyun yazarı ona katıldı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)