Bir Hüzünlü Geçmiş Yemen

Bir Hüzünlü Geçmiş Yemen

Yemen denilince hüznün, acıların, hasretin kokusu hissedilir; bir sızı girer bağrımıza. Asırlarca hüküm sürmüş bir medeniyetin, binlerce şehidimizin kalp atışları vardır Yemen’de… Günümüzde Yemen sokaklarının aynı ruhu hâlâ taşımakta olduğunu görebilirsiniz. Bu sebeple, Yemen’in başşehri Sana’nın surlar içindeki yerleşim merkezi, dünya kültür mirası kabul edilerek koruma altına alınmıştır. Ne gariptir ki, bizde Yemen’e isyanlar ve savaşlar cephesinden bakılmış, genellikle bu mevzular üzerinden ilişkilerimiz gündeme gelmiştir. Oysa Osmanlı-Yemen ilişkileri aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin, sınırlarının en uç noktasındaki her bir ferdi ne kadar önemsediğini gösterir. Binlerce kilometre uzakta bulunan öğrencilerin eğitiminden sağlığına kadar en ince detaylarla ilgilenilmesi; iktisadi veya kültürel bir sömürü mantığıyla değil, insana kıymet veren bir yaklaşımla faaliyetlerde bulunulması bu durumun en önemli numunesini teşkil etmektedir… Bu ay Yemen’in sosyal ve kültürel yönlerine dikkat çekerken, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Yemen’de gerçekleştirdiği eğitim seferberliğine, arşiv belgeleri ışığında daha yakından bakacağız. Mayıs ayı, İstanbul’un fethinin sene-i devriyesi olması hasebiyle fetih konulu konferansların verildiği, programların tertiplendiği bir ay olagelmiştir. Bu vesile ile okuyucularımıza fethi tasvir eden en meşhur resimleri hediye ediyoruz. Fetih mevzubahis olunca hemen her defasında mücadelenin büyüklüğü dile getirilir. Şüphesiz, dünya tarihinin dönüm noktalarından biri olan İstanbul’un fethi, zekânın ve tekniğin bir araya gelmesiyle meydana çıkan kıvılcımın bir eseridir. Ancak, devrin en kuvvetli ordusuna hükmeden Fatih Sultan Mehmed Han, leş- ker-i gazânın leşker-i duâsız olamayacağını da çok iyi bilmektedir. Büyük işlerin başarılmasında olmazsa olmaz şartı; devletler ve milletler için bedende can mesabesinde olan maneviyat ve ruh bütünlüğünü göz ardı etmemiştir. Bugün şu kesindir ki; tarihimizin en büyük zaferi olan fethin merkezinde manevi güç bulunmaktadır. Yüzyıllar öncesinden Peygamberimiz tarafından verilen müjde; fetih esnasında Akşemseddin Hazretleri, Şeyh Vefa, Şeyh Sinan, Molla Güranî, Molla Hüsrev gibi evliya ve ulema zümresinden pek çok büyük zatın manevi teşvikleri; Ebû Eyyub el-Ensârî (r.a.) Hazretlerinin kabrinin bulunması gibi birçok durum, Osmanlı askerini sonsuz bir neşeye gark etmiş, ordunun maneviyatını son dereceye yükseltmiştir. Tüm bunların yanında, fethin manevi yönünü ortaya koyan ve en sağlam tarihi kaynaklarda yer alan mühim bir hadise daha vardır. Silsile-i Nakşibendiyye’nin büyüklerinden Ubeydullah Ahrar (k.s.) Hazretlerinin fetih esnasında daralan Fatih’e yardımını konu alan bu hadiseyi tüm yönleriyle okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)