Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

BİLİM VE TEKNİK

BİLİM VE TEKNİK

Eski kaynaklarda Şerafeddin’le İlgili bilgilere rastlanmamasının nedeni eserlerinde o dönemde bilimsel ve teknik kitapların yazıldığı dil olan Arapçayı kullanmaması ve Türkçe’yi tercih etmesine ve devrinin diğer hekimleri gibi öteki bilim dallarına ilgisiz kalması ve sadece tıbbi alanda eserler vermesine bağlanabilir.
Elimizdeki kaynaklara göre, Sabuncuoğlu’nun bilim alemine ilk defa tanıtılması 1920 yılında İKDAM gazetesinde Rus-cuklu Doktor Hakkı Uzel tarafından yayınlanan bir makale ile yapılmıştır. Daha sonra, Bursalı Mehmet Tahir (1925), Dr. Osman Şevki Uludağ (1926), Ali Canip Yöntem (1927), Süheyl Ünver (1930) yılında bu konuda araştırmalar yapmışlardı. Şerafeddin’in eserlerinin tam metin halinde yayınlanması ise henüz yapılmamıştır.
Şerafeddin’in günümüzde de örnek alınması gereken meziyetleri vardır. Şimdi biraz da bu özelliklerinden sözedelim.
Türk tıp tarihinde, kendi denediği ilaç ve tedavi metotlarını derleyen ilk eser Şerafeddin tarafından yazılmıştır. Mü-cerrebname adını alan bu eserden iki deneyi kısaca anlatalım. Aktaracağımız ilk deney yılan sokmasına karşı kendi hazırladığı antidotu kendisinde denemesine ilişkindir. Önce tiryak adını verdiği bu antidotu içmiş sonra sol elinin orta parmağını yılana ısırtmıştır. Kendi deyişine göre “Ne parmağı şişmiş ne de vücudunda bir belirti gözlenmiştir.” İkinci deney de, Türk tıp literatürünün en eski ve İlginç örnekleri sayılır. Bu deney de yılan zehirinin etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun için bir horoz deney hayvanı olarak seçilmiş, hayvanın bir budunun tüyleri yolunarak çok çok zehirli bir yılana çıplak derisinden ısırtılmıştır. Sonra, daha önce hazırlanan ve zehirin etkisini yok eden tiryak horoza ¡girilerek hayvan kontrol altına alınmıştır. Ertesi gün deride ye-şilimtrak bir yara görülmüş ve yeniden tiryak verilmiştir, ikinci gün bu belirti de kaybolmuş ve hayvan eşleriyle birlikte gezinir halde bulunmuştur.
Şerafeddin orijinal gözlem ve deneylere cerrahi eserin-
Sabuncuoğlu, yılan zehirine karşı hazırladığı ilacın etkisini deney hayvanında araştırıyor (Dr.1. UZEL tarafından çizilmiştir).
Bronşitin dağlama ile tedavisi (Cerahiyet al-Haniye, Fatih Millet Küt., Ali Emiri Kit., No. 70, 1. Kitap, 24. bölüm).
de de yer vermiştir. Bunlardan diş ağrısında akupunktur kullanması, trakeotomili bir hastada yaptığı estetik cerrahi girişimi ve boğaza kaçan cisim çıkarılması hakkındaki yöntem en ilginçlerindendir.
Şerafeddin Sabuncuoğlu eserlerinde tedavi metodlarını en ince ayrıntılarına kadar anlatır. Cerrahi teknikleri çok açık bir dille herkesin anlayacağı şekilde açıklar ve alet şekillerini verir. Ona göre tedavi başarısız olursa cerrahi yol denenmelidir. Ayrıca ameliyat sonrası bakıma da çok önem verir. Denediği ilaçlarda görülebilecek yan etkileri belirtmiştir.
Gerçekten iyi bir derleyici, öğretici ve aktarıcı olan, eser verebilecek düzeyde hekimler yetiştiren Şerafeddin, doğunun bilim dilleri olan Arapça ve Farsça’yı bildiği halde, Cerrahi-yet al-Haniye’nin önsözünde “Bu kitabı Türkçe yazdım, şu nedenle ki Anadolu halkı Türkçe konuşur, zamanımızın cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmezler, bilenler de ancak Türkçe yazılmış kitapları okuyabilirler” demektedir.
Akrabadin’in önsözünde ise: …“Otuzüçüncü babda kitaptaki terimler için bir sözlük hazırladım, çünkü eğer yalnız Türkçe yazacak olursam Türkçe kısır bir dil olduğundan kelimelerin ahengi kalmaz ve tıp dili bozulur” demektedir. Yani eserlerini Türkçe yazarken Türk dilinden çok Türk ulusunu
Cerrahiyet al-Haniye’deyer alan bu resim, nefes darlığının dağlama ile tedavisini açıklamaktadır. (Fatih Millet Küt., Ali Emiri No. 70, 1. kitap, 23. bölüm).
HAZİRAN 1986
43
SAĞ ELİN
■ ■ ■■ II w ■■
USTUNLUGU NE ZAMAN KURULDU?
Roger LEVIN
Günümüzde, insanların yüzde 90 ’/ sağ ellerini kullanıyorlar. Bu, bizi, sağ ve sol elini aynı oranda kullanan ve insana en yakın tür kabul edilen cüsseli Ape (bir cins kuyruksuz maymun)’dan ayıran önemli bir özelliktir. Antropologlar, bu konuya ilişkin iki soruya yanıt arıyorlar. Tercihli el kullanma alışkanlığı neden ve ne zaman ortaya çıktı? Antropoloji literatüründe, neden sorusuna henüz doyurucu bir yanıt yok. Ancak, ne zaman sorusuna artık daha kesin yanıt verilebiliyor, ilk insanların taş aletlerini hangi elle yonttuklarına ilişkin tarih öncesi buluntular, bu soruya açıklık getirmektedir.
Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi ve insanın Kökenini Araştırma Enstitüsü’nden Nicholas Toth’un, ilk insanların yaptığı biçimde taşları yontarak gerçekleştirdiği deneylerden elde ettiğ ¡sonuçlar, tercihli el kullanımının ne zaman ortaya çıktığını sürpriz bir şekilde ortaya
koymaktadır. Bu konudaki ipucu, ilk insanların taşları yontarken dökülen parçaların biçiminde yatmaktadır. Sağ elini kullanan insanların kırarak oluşturdukları taş parçalarının çoğunda, hilal şeklindeki kırılma yüzeyi taşın sağ tarafında yer almaktadır. Bu doğal bir sonuçtur. Çünkü, sağ elini kullanan kişi, alet yapacağı taşı, daha pasif olan sol eliyle kavrayarak bir seri parça kırdığında, kas uyumunu sağlamak için el, şekilde de görüldüğü gibi saat yönünde sürekli döner. Solak kişi bunun tersini yapar. Bu olayın içyüzü Toth ‘un yaptığı deneylerle anlaşılmıştır.
Herhangi bir arkeolojik sitede yaşamış ilkel insanların hangi ellerini daha çok kullandığını anlamak için yapılacak iş, yontulan taşın dış yüzeylerini de muhafaza eden taş yongalarını toplamak ve yarım ayın en çok hangi tarafta olduğunu saptamaktan ibarettir. Sayımda, orijinal dış yüzeylere sahip parçalar dikkate alınmaktadır. Toth bu işlemi, Kuzey Kenya’daki Turkana Gölü’nün doğusunda bulunan 1.5 ve 2 milyon yıl eski 7 arkeolojik sitede ve ispaya’-da 250.000 yıl eskiye giden bir yerleşme bölgesinde gerçekleştirdi. Bunların hepsinde, sağ el kullanma eğilimi baskın çıktı. Kenya’daki parçalar % 57’ye % 43, ispanya’dakiler ise % 61’e % 39 sağ el lehinde sonuç
a
veriyor. Sağ elini kullanan Toth -un kendi deneyleri sonunda ortaya çıkan 1569 uygun parçada yaptığı sayım, % 56’ya % 44 eğilimini yansıtmıştır. Toth, bu oranın, bundan daha fazla küçülemeyeceğini, çünkü alet yapımına yönelik taş kırmanın beceri isteyen bir iş olduğunu ve amaca uygun parçaların ender olarak art arda kırılabildiği-ni, dolayısıyle bu konuda hünerli olan ilk insanların bu oranı daha da yükseltebildiğini savunmaktadır.
Bu durumda, 2 milyon yıl önce yaşamış olan İlkel insanların (olasılıkla Homo habilis) yonttuğu taşlar, günümüz insanı ile (Toth) aynı şekli göstermektedir. Buradan gidilerek, sağ elin daha üstün olarak kullanıldığı gerçeğinin, çok önceleri gelişmiş bir topluluk özelliği olduğu ortaya çıkarılmaktadır.
Science’den çeviren: F.SANCAR OZANER
düşünmüştür. Yıllardan beri birikimini taşıdığı Arapça ve Farsça’dan ve onların kültüründen bilerek ve isteyerek sıyrılmış, bilimsel eserlerinin kolayca anlaşılabilmesi için yaşayan halk dilini kullanmıştır.
Şerafeddin’in kendi eliyle yazdığı eserleri elimizde olduğu için, onun yalnızca bilimsel ve kültürel içeriğini değil hat ve resim sanatı açısından da değerini irdeleyebilmekteyiz. Ce-rahiyet al-Haniye’de, “…Benden hat dersi alan bir medrese öğrencisi vardır. Sağ yanağında bir uru vardı, yardım çıkardım’’ demesinden onun bir yazı hocası olduğunu anlıyoruz.
Türk tıp tarihinin tespit edebildiğimiz ilk deneysel çalışmalarını yapan, eserlerini Türkçe kaleme alan, böylece halkına ve meslektaşlarına hizmet amacını güden Şerafeddin,
44
• Türkçe de tıp dilimizin yerleşmesine çalışmıştır.
• Tıp dışındaki diğer bilimlerle ilgilenmediği için bu alanda derinleşmiş ve kalıcı nitelikte eserler vermiştir.
• İlk Türkçe cerrahi eseri o kaleme almıştır. Üstelik bu eser taşıdığı özellikler nedeniyle tıp ve bilim tarihi açısından büyük ilgi uyandırmıştır.
• Meslektaşlarıyla olan ilişkilerde örnek bir aydın olarak görülmüştür.
“Bir işi hor görüp adının kötüye çıkmasına neden olmamalısın. Paraya tamah edip kendini halk katında saygın iken aşağılatmamalısın. İnsafının, hırsından ve rağbetinden fazla olması gerekir.” Cerrahiyet al-Haniye’de yer alan bu sözler, onun tıbbi deontolojiyi ne güzel anladığını gösteriyor. □
BİLİM VE TEKNİK
BİLİM
DAMLALARI
Doç.Dr. Selçuk ALSAN

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.