BİLİM ve TEKNİK

BİLİM ve TEKNİK

ler içine girmişler ve hatta “Bilgi ¡Teknolojisi Bakanlıkları” ihdas etmişlerdir. AET ülkeleri birlikte, “telematiği” tarımdan sonra bir numaralı konu olarak ele almışlar ve benim de-küçük de olsa-katkım ile bir “Bilim Teknoloji ve ¡Uygulamaları” stratejisi geliştirmişlerdir. Müştereken, bütün Avrupa’yı kaplayan uydu ve optik kablolarda donatılmış, dijital ve tümleşik servisli haberleşme şebekeleri oluşturmakta ve tarımdan tutun kütüphane ve kitap basımına kadar, abartmasız her ekonomik faaliyet alanında bilişim sistemleri geliştirme gayreti içine girmişlerdir, AET, bürokraside randımanı artırmak ve yönetimi etkin hale getirmek için “ofis otomasyonu” veya bürotik alanında milyar dolarlık yatırımlar yapmaktadır. Bütün bu gayretler Avrupa ekonomisi ve endüstriyel performansını müspet etkiliyecek ve bu şekilde Avrupa endüstrileri Amerikan ve Japon endüstrileri ile dünya pazarlarında daha iyi rekabet etme olanağını bulacaklar ve böylece Avrupa halklarının refahının devamı garanti altına alınacaktır.
Bizler gibi gelişmekte olan ülkelerin bu yeni çağda izafi durumları, gelişmiş ülkelere göre acaba nasıl olacaktır? Bu biç şüphesiz en başta kendi tutumumuza bağlıdır. Dünya konjonktürünü iyi takip eder ve doğru yorumlayabilirsek ve bir de her yeni devrimin değişimlerden kaynaklanan güçlük ve problemleri yanında yeni fırsatlar da doğurduğunu kabul edersek, bundan sonra yapılması lüzumlu işler için iyi bir tutum içerisindeyiz demektir.
Biz millet olarak değişimleri diğer ülkelere nispetle daha kolay ve çabuk kabul ederiz. Belki bundan sonra daha iyi yapmaya özen göstermemiz lazım gelen husus, değişimlerin yönetiminde akılcı ve bilimsel yöntemieri-buna biz sistem analizi de diyebilirizjkullanmamızdır. Bilimsel olmanın belki de ilk şartı, sadece bilim hakkında iyi laflar etmek değil ve fakat örneğin hiçbir önemli problemin bir veya eşgüdümsüz birkaç kişi ile, el yordamı ile ve hesapsız kitapsız yapılacak kadar basit olmadığına inanmaktır.
Toplumumuzun reorganize edildiği şu zamanda, bilim teknolojilerinde cereyan etmekte olan ve bu yazımızda kısaca izaha çalıştığımız, çok önemli gelişmeler ve bunların yarattığı fır-
ULTRA SAF CİPLER

 
M
• Silikon çiplerde kalıntı maddeleri tespit etmek saman yığınlarında toplu iğneyi bulmaya benzer. Ancak yine de içlerinde çok küçük oranda da olsa istenmeyen metaller yer alır. Bu kalıntı maddelerin silikon içinde yüz milyonda bir oranından daha fazla miktarlarda bulunması, mikroçiplerin güç üretim yeteneklerini azaltır.
Bu sorunu çözmek için, silikon içindeki bakır, demir ve diğer istenmeyen metallerin varlığını ortaya çıkaran bir teknik geliştirildi. Bu yönteme göre; silikon tabakaları elektrik akımına maruz bırakıldığında, akım normalden daha hızlı yavaşlarsa silikonun içinde, elektronları tutan metaller mevcut demektir. Bu kalıntı maddeler, tabakalar çip haline getirilmek üzere kesilmeden önce, yeniden ısıtılarak azaltılır.
şatları iyi değerlendirip göz önünde tutarak, ileriye yönelik politikamızı da; yani “değişimlerin yönetimini” dikkatle ve planlı olarak geliştirmemiz lazımdır.
Bu değişimlerin ne kadar yaygın olabileceğini göstermesi bakımından, birkaç yıl evvel başıma gelen ¡bir olayı anlatarak yazıma son vereceğim.
Bavulumda, geliştirilmesi 2 milyon dolar kadar tutan ve çok değerli veriler ihtiva eden bir yığın bilgisayar “delikli kartlar” (punohed card)’la, şimdi ismini söyleyemeyeceğim bir ülkeden diğerine giderken gümrükten geçiyordum. Gümrük memuru ile karşılaşınca, ne olacağını bilmeden ve birazda korkarak “yanımda sadece bilgisayar kartları var‘‘dedim ; gümrük memuru kartlan büyük bir dikkatle inceledikten sonra kararını verdi: “Kartlardaki deliklerden belli ki bunlar kullanılmış; onun için gümrük ödemeye lüzum yok” dedi! ■
Ateşe ateşle karşılık verenlerin ellerinde kalan, genellikle küldür. Abigal Von BUREN
Ekim 1984

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)