Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

BATIYA NELER ÖĞRETTİK?

BATIYA NELER ÖĞRETTİK?

Vehbi BELGİL
Batıya ve Batı yoluyla bütün insanlığa öğrettiklerimizin başında, kuşkusuz, “Çiçek Aşısı” gelmektedir. Fakat, bize okullarda, çiçek aşısını İngiliz bilgini Edward Jenner’in (1749-1823) bulunduğunu o kadar çok söylemişlerdir ki, biz, bu ‘konuda başka bir gerçeğin olabileceğini aklımızın ucundan bile geçirmeyiz. Esasen, çiçek aşısı sayesinde çiçek hastalığı salgını diye bir şey kalmadığı için, 20. yüzyıl insanları olan bizler, çiçeğin önemli bir hastalık olmadığı ‘duygusuna kapılmışsızdır. Oysa, , çiçek, en az veba veya kolera kadar korkunç bir hastalaıktır. İngiltere’nin en büyük operatörlerinden ve tıp tarihçilerinden biri olan Kenneth Walker’in ilk kez 1954’te yayınladığı Tıpp Tarihi (The Story of Medicine) adlı yapıtında belirtildiğine göre, 18. yüzyıl Avrupası’nda çiçek salgınından 60 milyon kişi ölmüştür. O dönemde, her ül’kede halkın %80’inin er geç çiçeğe yakalandığı ve halkın dörtte birinin çiçekten öldüğü, kör olduğu ya da çiçek bozuğu olduğu hesaplanmıştır.
Yine aynı yapıta göre, İngiliz tarihçisi Macauley, bu âfet hakkında söyle yazmıştır: “Çiçek, ölüm meleklerinin en korkuncu idi. Veba âfeti son derece hızla yayılıyordu. Fakat, bu hastalık, bir insanın ömrü içinde kıyılarımıza bir veya iki kez geliyordu. Çiçek ise her an vardı. Bu âfet mezarlıkları dolduruyor, henüz vurmadıklarını dehşetten titretiyordu.
Çiçek, Amerikalılar tarafından,- Kızılderililerle savaşımda tarihin ilk mikrop savaşma örnek oluşturacak biçimde kullanılıyordu: Çiçekten yatan Amerikalıların mendilleri, yorgan ları zavallı yerlilere bırakılıyor, böy-lece yaratılan kitle salgını, her şey-
den habersiz zavallıların, topraklarım gereği gibi savunamamalarına yol açıyordu.
BİR UYANIKLIK
Böyle bir hastalığa karşı bir çok önlemler denenmiş, fakat, sonuç alınmamıştır. Sonuç, Üçüncü Ahmet (1703- 1730) zamanında İngiltere’nin İstanbul Büyükelçiliği ni yapmış olan Wort!ey Montagii’nun karısı Mary Montagu tarafından alınmıştır. Monta gu ailesi İstanbul’a mayıs 1717’de varmış, 1718 temmuzuna kadar kalmıştı. Yani, başkentimizde 15 ay kalmıştı.
Sefire, diplomatik faaliyetlerde, kocasının sağ kolu durumunda idi. Türk kadınları gibi giyiniyor, Türk mahallelerine giriyor, her sınıftan Türk kadını ile ahbaplık kuruyordu. Türkiye’de kamuoyunun durumunu bu yolla öğrenip hemen kocasına iletiyordu. Lady uyanık bir kadın olduğu için sadece siyasî söylentilerle değil, halkın gündelik yaşamı ile de ilgileniyordu. İşte Lady Montagu, çiçek aşısının ülkemizde nasıl uygulandığını böyle öğrendi. Sözün bundan aşağısını ze’lci Lady’ve bırakalım:
AŞILANMA BAYRAMLARI
“Hastalıklar konusunda, size, muhakkik burada bulunmanızı isteyecek bir şey anlatacağım. İngiltere için bir felaket olan çiçek hastalığı “aşı” diye bir buluş sayesinde, burada hiç kimseye zarar vermiyor. Aşı, anlatacağım yönteme verilen bir ad.
Bir çok ihtiyar kadın, her yıl eylül avında, büyük sıcaklar sona erince, halkı aşılamayı iş edinmişler. Halk, birbirine haber göndererek, aileleri I-çinde çiçeğe yakalanmak isteyenlerin bulunup bulunmadığını öğreniyor. Sonra, bu amaçla eğlentiler düzenleniyor.
8
Genellikle 15-16 kadın bir araya iop-nınca, ihtiyar kadın, elinde bir ceviz kabuğu dolusu çiçek hastalığı maddesiyle geliyor ve hangi damarınızın a-çılmasım istediğinizi soruyor. İhtiyar gösterdiğiniz damarınızı büyük bir iğne ile hemen açıyor. Bu açma size, bir sıyrığın vereceği kadar acı veriyor. Kadın, sonra, bir iğnenin ucunun alabileceği kadar aşı maddesini (ze-hiri, diyor Lady) damara koyuyor ve küçük yarayı sert kabuklu bir yemişin boş kabuğu ile kapatıyor. Kadın, bu biçimde 4-5 damar açıyor… Çocuklar veya genç hastalar günün geri kalan kısmını bir arada oynayarak geçiriyorlar. Bu hal aşının sekizinci gününe kadar böyle gidiyor. Sekizinci gün ateş yükseliyor. O zaman iki gün, çok az durumlarda üç gün, yatakta yatıyorlar. Yüzlerindeki yara sayısı çok az durumlarda 20 veya 30’un üstüne çıkıyor. Fakat, bu yaralar yüzde hiç bir iz bırakmıyor. Sekiz gün sonra da hastalanmadan önceki durumların dan daha iyi duruma geliyorlar… Vatanımı çok sevdiğim için bu yararlı buluşun İngiltere’de de yayılmasını istiyorum.
ÖRNEĞİ KENDİ VERİYOR
Lady Montagu oğlunu İstanbul’da, kızını da Londra’ya dönüşünde aşılatıyor. Hatta, dönemin İngiliz veli ahularının aşılanmasına yardımcı oluyor.
Fakat, geri kafalılar Büyük elçinin eşine karşı harekete geçmekte gecikmediler. Bunların başında da, Tıp Fa-kültesi’nin hocaları geliyordu. Papazlar, çiçek aşısının, Tanrı’nın işlerine karışmak olduğunu söylüyorlardı. Çünkü aşı, günahkârların Tanrı tarafından çiçek hastalığı ile cezalandırılmasını önlüyordu.
Çiçek aşısının büyük yığınlara yayılması Sutton adlı bir İngiliz sayesinde oldu. Sutton doktor değildi, fakat, bu durumu, onun bir “Aşı Evi” açmasını önlemedi. Halk aşıya büyük ilgi gösterdi. İki oğlunu yardımcı olarak yanına alan Sutton kısa sürede 18 bin
kişiyi aşıladı. Bunların sadece 5 tanesi ölmüştü. Başarı çok büyüktü.
Aşı, Cotton Mather, adlı biri tarafından Amerika’ya da götürüldü. Aşıya düşmanlık orada daha büyük boyutlarda oldu, hatta Mather’in çalıştığı odaya bir el bombası atıldı. Bereket versin Mather o sırada içerde değildi.
Zabadiel Booylstton adlı Bostonlu doktor da, yine aşı yüzünden halk tarafından az kaldı linç ediliyordu.
Fakat, kör inançların savunucuları, sonunda yenilmiş, aşı yüze çıkmıştır.
EDWARD JENNER’İN ROLÜ
Yazımızın bu noktasında, çiçek aşısının uygulanmasında Edward Jenner’ in ne rolü olduğu sorulabilir.
Jenner 1749’da doğmuştur. Yani, aşının Türkiye’den götürülmesinden taht adaylarının aşılanmasından, Sut-ton’un on binlerce kişiyi aşılamasından ve yine aşının Mather ve Boyls-ton tarafından Amerika’da geniş ölçüde uygulanmaya başlamasından 30 küsur yıl sonra, 30 yıl da Jenner’in yetişme dönemine ayırırsak, demek, çiçek aşısının dünyaya yayılmasından 60 küsur yıl sonra Jenner çiçek aşısı ile uğraşmıştır. Mesieği doktorluk o-lan Edward Jenner’in bütün bu gelişmelerden hiç haberi yokmuş gibi bir sav asla geçerli olamaz.
Durum böyle olmakla birlikte, yukarıda adını ve yapıtının adın; verdiğim tıp tarihçisi Kenneth Walker, ö-zet olarak yukarıda anlattıklarımızın hemen arkasından Jenner’in çiçek aşısı konusundaki buluşunu anlatmakta, arada hiç bir bağlantı kurmamaktadır.
Kanımızca, Jenner bu işi bilimsel olarak ilk ele alan ve bu konuda ilk yapıt veren bir araştırmacıdır. Bilginin bu işle ilgili yaptının adı Çiçek Aşısının Nedeni ve Etkileri Üzerinde Bir Araştırma (Inquiry Into the Cause and Effects of the Variolae Vaccinae)’ dır ve Ladv Montagu’nün savaşımlarından 80 yıl sonra yayınlanmışştır. yani 1798’de.
9
Ancak 80 yıl içindeki gelişmelere karşın Jenner de kör inançlarla savaşmak zorunda kalmıştır. Kimileri, böyle yapay olarak yaratılan hastalığın salgılarına yol açacağını, kimileri, aşı olanların inekte olduğu gibi boynuz ve kuyruklarının çıkacağını ileri sürmüşlerdir. Hatta Jenner’in kitabının yayınlandığı 1798 yılında bir de Aşı Düşmanlan Derneği (Anti – Vaccination Society) kurulmuştur. Derneğin a-macı Jenner’le savaşım idi.
Voltaire ne diyor?: Voltaire “Fel-sefiî Mektuplar” adlı yapıtındaki 11. mektubu bu çiçek aşısı konusuna ayırmıştır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.